سورة لقمان
31.Lokmân Suresi
"Lokman"
34 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Lokmân 31:2
تِلْكَ
ءَايَـٰتُ
ٱلْكِتَـٰبِ
ٱلْحَكِيمِ
İşte bunlar, hakim olan Kitap'ın ayetleridir.
Tilke ayatul kitabil hakim.
Lokmân 31:3
هُدًى
وَرَحْمَةً
لِّلْمُحْسِنِينَ
İyiler için yol gösterici ve rahmettir.
Huden ve rahmeten lil muhsinin.
Lokmân 31:5
أُو۟لَـٰٓئِكَ
عَلَىٰ
هُدًى
مِّن
رَّبِّهِمْ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
İşte onlar, Rabb'leri tarafından doğru yol üzerindedirler. Onlar kurtuluşa erenlerdir.
Ulaike ala huden min rabbihim ve ulaike humul muflihun.
Lokmân 31:6
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَشْتَرِى
لَهْوَ
ٱلْحَدِيثِ
لِيُضِلَّ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَيَتَّخِذَهَا
هُزُوًا ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
مُّهِينٌ
İnsanlardan, bilgisi olmadığı halde; Allah'ın yolundan saptırmak ve onu alay konusu edinmek için gerçeği boş hadislerle[1] değiştirenler vardır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.
Ve minen nasi men yeşteri lehvel hadisi li yudılle an sebilillahi bi gayri ilmin ve yettehızeha huzuva, ulaike lehum azabun muhin.
Lokmân 31:7
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِ
ءَايَـٰتُنَا
وَلَّىٰ
مُسْتَكْبِرًا
كَأَن
لَّمْ
يَسْمَعْهَا
كَأَنَّ
فِىٓ
أُذُنَيْهِ
وَقْرًا ۖ
فَبَشِّرْهُ
بِعَذَابٍ
أَلِيمٍ
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları duymamış, sanki kulakları sağırmış gibi, küstahça umursamazlıktan gelir. Öyleyse onu, çok acı veren bir azaptan haberdar et.
Ve iza tutla aleyhi ayatuna vella mustekbiren ke en lem yesma'ha ke enne fi uzuneyhi vakra, fe beşşirhu bi azabin elim.
Lokmân 31:9
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا ۖ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقًّا ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Orada sürekli kalırlar. Allah'ın vaadi gerçektir. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Halidine fiha, va'dallahi hakka, ve huvel azizul hakim.
Lokmân 31:10
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
بِغَيْرِ
عَمَدٍ
تَرَوْنَهَا ۖ
وَأَلْقَىٰ
فِى
ٱلْأَرْضِ
رَوَٰسِىَ
أَن
تَمِيدَ
بِكُمْ
وَبَثَّ
فِيهَا
مِن
كُلِّ
دَآبَّةٍ ۚ
وَأَنزَلْنَا
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
فَأَنبَتْنَا
فِيهَا
مِن
كُلِّ
زَوْجٍ
كَرِيمٍ
Gördüğünüz gibi gökleri direksiz yarattı. Yeryüzüne de sizi sarsmaması için ağır baskılar yerleştirdi. Orada her türlü canlıyı yaydı. Gökten su indirip, orada her kerim[1] çiftten bitki bitirdi.
Halakas semavati bi gayri amedin terevneha ve elka fil ardı revasiye en temide bikum ve besse fiha min kulli dabbeh, ve enzelna mines semai maen fe enbetna fiha min kulli zevcin kerim.
Lokmân 31:11
هَـٰذَا
خَلْقُ
ٱللَّهِ
فَأَرُونِى
مَاذَا
خَلَقَ
ٱلَّذِينَ
مِن
دُونِهِ ۚ
بَلِ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
فِى
ضَلَـٰلٍ
مُّبِينٍ
Bu Allah'ın yaratmasıdır. Haydi, bana O'ndan başkasının ne yarattığını gösterin. Hayır! Zalimler apaçık bir sapkınlık içindedirler.
Haza halkullahi fe eruni maza halakallezine min dunih, beliz zalimune fi dalalin mubin.
Lokmân 31:12
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
لُقْمَـٰنَ
ٱلْحِكْمَةَ
أَنِ
ٱشْكُرْ
لِلَّهِ ۚ
وَمَن
يَشْكُرْ
فَإِنَّمَا
يَشْكُرُ
لِنَفْسِهِ ۖ
وَمَن
كَفَرَ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَنِىٌّ
حَمِيدٌ
Ant olsun ki, "Allah'a şükret." diye, Lokman'a hikmet[1] verdik. Kim şükrederse[2] kendisi için şükreder. Kim de nankörlük ederse bilsin ki Allah kimsenin şükrüne muhtaç değildir. Bütün övgüler O'nadır.
Ve lekad ateyna lukmanel hikmete enişkur lillah, ve men yeşkur fe innema yeşkuru li nefsih, ve men kefere fe innellahe ganiyyun hamid.
Lokmân 31:13
وَإِذْ
قَالَ
لُقْمَـٰنُ
لِٱبْنِهِ
وَهُوَ
يَعِظُهُ
يَـٰبُنَىَّ
لَا
تُشْرِكْ
بِٱللَّهِ ۖ
إِنَّ
ٱلشِّرْكَ
لَظُلْمٌ
عَظِيمٌ
Vaktiyle Lokman oğluna öğüt vererek: "Ey yavrucuğum! Allah'a şirk[1] koşma, kuşkusuz şirk koşmak çok büyük bir zulümdür.[2]" demişti.
Ve iz kale lukmanu libnihi ve huve yaızuhu ya buneyye la tuşrik billah, inneş şirke le zulmun azim.
Lokmân 31:14
وَوَصَّيْنَا
ٱلْإِنسَـٰنَ
بِوَٰلِدَيْهِ
حَمَلَتْهُ
أُمُّهُ
وَهْنًا
عَلَىٰ
وَهْنٍ
وَفِصَـٰلُهُ
فِى
عَامَيْنِ
أَنِ
ٱشْكُرْ
لِى
وَلِوَٰلِدَيْكَ
إِلَىَّ
ٱلْمَصِيرُ
İnsana, anne ve babasını vasiyet ettik. Onu, annesi zorluk üzerine zorluk içinde taşıdı. İki yıl boyunca ona süt verdi. Bana, anne ve babana şükret![1] Dönüş Bana'dır.
Ve vassaynel insane bi valideyh, hamelethu ummuhu vehnen ala vehnin ve fisaluhu fi ameyni enişkurli ve li valideyk, ileyyel masir.
Lokmân 31:15
وَإِن
جَـٰهَدَاكَ
عَلَىٰٓ
أَن
تُشْرِكَ
بِى
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِهِ
عِلْمٌ
فَلَا
تُطِعْهُمَا ۖ
وَصَاحِبْهُمَا
فِى
ٱلدُّنْيَا
مَعْرُوفًا ۖ
وَٱتَّبِعْ
سَبِيلَ
مَنْ
أَنَابَ
إِلَىَّ ۚ
ثُمَّ
إِلَىَّ
مَرْجِعُكُمْ
فَأُنَبِّئُكُم
بِمَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
Eğer o ikisi, hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için seninle cihad[1] ederlerse, o zaman sakın onlara itaat etme. Dünyada onlarla güzel geçin. Bana yönelen kimselerin yoluna uy. Sonra dönüşünüz Bana'dır. O zaman yaptığınız şeyleri size haber vereceğim.
Ve in cahedake ala en tuşrike bi ma leyse leke bihi ilmun fe la tutı'huma ve sahibhuma fid dunya magrufen vettebi' sebile men enabe ileyy, summe ileyye merciukum fe unebbiukum bi ma kuntum ta'melun.
Lokmân 31:16
يَـٰبُنَىَّ
إِنَّهَآ
إِن
تَكُ
مِثْقَالَ
حَبَّةٍ
مِّنْ
خَرْدَلٍ
فَتَكُن
فِى
صَخْرَةٍ
أَوْ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
أَوْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
يَأْتِ
بِهَا
ٱللَّهُ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَطِيفٌ
خَبِيرٌ
"Ey oğulcuğum! Yaptıkların bir hardal tanesi kadar olup da bir kayanın içinde veya gökyüzünde veya yer altında bile olsa, Allah onu meydana çıkarır. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır."
Ya buneyye inneha in teku miskale habbetin min hardalin fe tekun fi sahretin ev fis semavati ev fil ardı ye'ti bihallah, innellahe latifun habir.
Lokmân 31:17
يَـٰبُنَىَّ
أَقِمِ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَأْمُرْ
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَٱنْهَ
عَنِ
ٱلْمُنكَرِ
وَٱصْبِرْ
عَلَىٰ
مَآ
أَصَابَكَ ۖ
إِنَّ
ذَٰلِكَ
مِنْ
عَزْمِ
ٱلْأُمُورِ
"Ey oğulcuğum! Salatı ikame et[1], ma'ruf[2] olanı yap, münker olandan sakındır.[2] Karşılaştığın zorluklara sabret.[3] Bunlar kararlılık göstermen gereken şeylerdir."
Ya buneyye ekımıs salate ve'mur bil ma'rufi venhe anil munkeri vasbir ala ma esabek, inne zalike min azmil umur.
Lokmân 31:18
وَلَا
تُصَعِّرْ
خَدَّكَ
لِلنَّاسِ
وَلَا
تَمْشِ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَرَحًا ۖ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
مُخْتَالٍ
فَخُورٍ
"Kibirli bir tavırla insanları küçümseyerek onlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Kuşkusuz Allah, kendisini beğenen ve övünüp duranları sevmez."
Ve la tusa'ir haddeke lin nasi ve la temşi fil ardı meraha innellahe la yuhıbbu kulle muhtalin fehur.
Lokmân 31:19
وَٱقْصِدْ
فِى
مَشْيِكَ
وَٱغْضُضْ
مِن
صَوْتِكَ ۚ
إِنَّ
أَنكَرَ
ٱلْأَصْوَٰتِ
لَصَوْتُ
ٱلْحَمِيرِ
"Yürüyüşünde ölçülü ol; sesini alçalt. Seslerin en çirkini, eşeklerin sesidir."
Vaksid fi meşyike vagdud min savtik, inne enkerel asvati le savtul hamir.
Lokmân 31:20
أَلَمْ
تَرَوْا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
سَخَّرَ
لَكُم
مَّا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَأَسْبَغَ
عَلَيْكُمْ
نِعَمَهُ
ظَـٰهِرَةً
وَبَاطِنَةً ۗ
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يُجَـٰدِلُ
فِى
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَلَا
هُدًى
وَلَا
كِتَـٰبٍ
مُّنِيرٍ
Allah'ın, göklerde ve yerde olan her şeyi sizin hizmetinize sunduğunu, görünen görünmeyen[1] nimetleri sizin için bollaştırdığını görmüyor musunuz?[2] Yine de kimi insanlar; bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.
EE lem terev ennellahe sehhare lekum ma fis semavati ve ma fil ardı ve esbega aleykum niamehu zahireten ve batıneh, ve minen nasi men yucadilu fillahi bi gayri ilmin ve la huden ve la kitabin munir.
Lokmân 31:21
وَإِذَا
قِيلَ
لَهُمُ
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
قَالُوا۟
بَلْ
نَتَّبِعُ
مَا
وَجَدْنَا
عَلَيْهِ
ءَابَآءَنَآ ۚ
أَوَلَوْ
كَانَ
ٱلشَّيْطَـٰنُ
يَدْعُوهُمْ
إِلَىٰ
عَذَابِ
ٱلسَّعِيرِ
Onlara, "Allah'ın indirdiği şeye uyun." dendiği zaman: "Hayır! Biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." dediler. Peki! Ya şeytan onları alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?
Ve iza kile lehumuttebiu ma enzelallahu kalu bel nettebiu ma vecedna aleyhi abaena, e ve lev kaneş şeytanu yed'uhum ila azabis sair.
Lokmân 31:22
وَمَن
يُسْلِمْ
وَجْهَهُٓ
إِلَى
ٱللَّهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌ
فَقَدِ
ٱسْتَمْسَكَ
بِٱلْعُرْوَةِ
ٱلْوُثْقَىٰ ۗ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْأُمُورِ
Kim muhsin[1] olarak, tüm varlığı ile Allah'a yönelirse, işte o, gerçekten en sağlam tutamağa tutunmuştur. İşlerin sonucu yalnızca Allah'a aittir.
Ve men yuslim vechehu ilallahi ve huve muhsinun fe kadistemseke bil urvetil vuska, ve ilallahi akibetul umur.
Lokmân 31:23
وَمَن
كَفَرَ
فَلَا
يَحْزُنكَ
كُفْرُهُٓ ۚ
إِلَيْنَا
مَرْجِعُهُمْ
فَنُنَبِّئُهُم
بِمَا
عَمِلُوٓا۟ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلِيمٌ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
Kim de Kafirlik ederse, artık onun Küfrü seni üzmesin. Onların dönüşü yalnızca Biz'edir. Yaptıkları şeyleri haber vereceğiz. Kuşkusuz Allah, sinelerde olanı en iyi bilendir.
Ve men kefere fe la yahzunke kufruh, ileyna merciuhum fe nunebbiuhum bi ma amil, innallahe alimun bi zatis sudur.
Lokmân 31:25
وَلَئِن
سَأَلْتَهُم
مَّنْ
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
لَيَقُولُنَّ
ٱللَّهُ ۚ
قُلِ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ ۚ
بَلْ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Eğer onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, kesinlikle "Allah." diyecekler. De ki: "Bütün övgüler Allah'a layıktır." Hayır, çokları bunu idrak etmezler.
Ve le in seeltehum men halakas semavati vel arda le yekulunnellah, kulil hamdulillah, bel ekseruhum la ya'lemun.
Lokmân 31:26
لِلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْغَنِىُّ
ٱلْحَمِيدُ
Göklerde ve yerde olanlar, Allah'ındır. Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Lillahi ma fis semavati vel ard, innallahe huvel ganiyyul hamid.
Lokmân 31:27
وَلَوْ
أَنَّمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
مِن
شَجَرَةٍ
أَقْلَـٰمٌ
وَٱلْبَحْرُ
يَمُدُّهُ
مِن
بَعْدِهِ
سَبْعَةُ
أَبْحُرٍ
مَّا
نَفِدَتْ
كَلِمَـٰتُ
ٱللَّهِ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌ
Eğer yeryüzünde bulunan ağaçlar kalem olsaydı; deniz ve yedi[1] deniz[2] daha ilave edilseydi, Allah'ın kelimeleri[3] tükenmezdi. Kuşkusuz Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir
Ve lev enne ma fil ardı min şeceretin aklamun vel bahru yemudduhu min ba'dihi seb'atu ebhurin ma nefidet kelimatullah, innellahe azizun hakim.
Lokmân 31:28
مَّا
خَلْقُكُمْ
وَلَا
بَعْثُكُمْ
إِلَّا
كَنَفْسٍ
وَٰحِدَةٍ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
بَصِيرٌ
Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra diriltilmeniz Allah için bir kişiyi yaratmak ve diriltmek kadar kolaydır. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Ma halkukum ve la ba'sukum illa ke nefsin vahıdeh, innallahe semiun basir.
Lokmân 31:29
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يُولِجُ
ٱلَّيْلَ
فِى
ٱلنَّهَارِ
وَيُولِجُ
ٱلنَّهَارَ
فِى
ٱلَّيْلِ
وَسَخَّرَ
ٱلشَّمْسَ
وَٱلْقَمَرَ
كُلٌّ
يَجْرِىٓ
إِلَىٰٓ
أَجَلٍ
مُّسَمًّى
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرٌ
Allah'ın; geceyi gündüze, gündüzü de geceye çevirdiğini görmüyor musun?[1] Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına aldı. Her biri belirlenmiş bir süreye kadar hareketini sürdürüyor. Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
E lem tere ennallahe yulicul leyle fin nehari ve yulicun nehare fil leyli, ve sehhareş şemse vel kamere kullun yecri ila ecelin musemmen ve ennallahe bi ma ta'melune habir.
Lokmân 31:30
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْحَقُّ
وَأَنَّ
مَا
يَدْعُونَ
مِن
دُونِهِ
ٱلْبَـٰطِلُ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْعَلِىُّ
ٱلْكَبِيرُ
Çünkü Allah gerçekliğin ta kendisidir. Ve onların, O'nun yanı sıra yakardıkları ise kesinlikle gerçek dışıdır. Kuşkusuz Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Zalike bi ennellahe huvel hakku ve enne ma yed'une min dunihil batılu ve ennallahe huvel aliyyul kebir.
Lokmân 31:31
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱلْفُلْكَ
تَجْرِى
فِى
ٱلْبَحْرِ
بِنِعْمَتِ
ٱللَّهِ
لِيُرِيَكُم
مِّنْ
ءَايَـٰتِهِٓ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّكُلِّ
صَبَّارٍ
شَكُورٍ
Allah'ın nimeti[1] ile denizde yüzen gemileri görmüyor musunuz? Allah, bununla size ayetlerinden[2] göstermektedir. Kuşkusuz bunda sabreden[3] ve şükredenler için dersler vardır.
E lem tere ennel fulke tecri fil bahri bi ni'metillahi li yuriyekum min ayatih inne fi zalike le ayatin li kulli sabbarin şekur.
Lokmân 31:32
وَإِذَا
غَشِيَهُم
مَّوْجٌ
كَٱلظُّلَلِ
دَعَوُا۟
ٱللَّهَ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ
فَلَمَّا
نَجَّىٰهُمْ
إِلَى
ٱلْبَرِّ
فَمِنْهُم
مُّقْتَصِدٌ ۚ
وَمَا
يَجْحَدُ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
إِلَّا
كُلُّ
خَتَّارٍ
كَفُورٍ
Ve karanlık gölgeler gibi dalgalar onları sardığı zaman, dini O'na has kılarak Allah'a yalvarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtardığı zaman, onlardan bir kısmı orta bir yol tutar. Ve Biz'im ayetlerimize ancak, tam hain ve tam nankör olanlardan başkası bile bile ilgisiz kalmaz.
Ve iza gaşiyehum mevcun kez zuleli deavullahe muhlisine lehud din, fe lemma neccahum ilel berri fe minhum muktesıd, ve ma yechadu bi ayatina illa kullu hattarin kefur.
Lokmân 31:33
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
ٱتَّقُوا۟
رَبَّكُمْ
وَٱخْشَوْا۟
يَوْمًا
لَّا
يَجْزِى
وَالِدٌ
عَن
وَلَدِهِ
وَلَا
مَوْلُودٌ
هُوَ
جَازٍ
عَن
وَالِدِهِ
شَيْـًٔا ۚ
إِنَّ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقٌّ ۖ
فَلَا
تَغُرَّنَّكُمُ
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
وَلَا
يَغُرَّنَّكُم
بِٱللَّهِ
ٱلْغَرُورُ
Ey insanlar! Rabb'inize takvalı olun. Ve babanın çocuğuna hiçbir yarar sağlayamadığı, çocuğun da babasına hiçbir şey ile yarar sağlayamadığı günden sakının. Allah'ın sözü gerçektir. Öyleyse, dünya hayatı sizi aldatmasın![1] Sakın aldatıcı[2] sizi Allah ile aldatmasın.[3]
Ya eyyuhen nasutteku rabbekum vahşev yevmen la yeczi validun an veledihi ve la mevludun huve cazin an validihi şey'a inne va'dallahi hakkun fe la tegurrennekumul hayatud dunya, ve la yagurrennekum billahil garur.
Lokmân 31:34
إِنَّ
ٱللَّهَ
عِندَهُ
عِلْمُ
ٱلسَّاعَةِ
وَيُنَزِّلُ
ٱلْغَيْثَ
وَيَعْلَمُ
مَا
فِى
ٱلْأَرْحَامِ ۖ
وَمَا
تَدْرِى
نَفْسٌ
مَّاذَا
تَكْسِبُ
غَدًا ۖ
وَمَا
تَدْرِى
نَفْسٌ
بِأَىِّ
أَرْضٍ
تَمُوتُ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلِيمٌ
خَبِيرٌ
Sa'at'in[1] bilgisi, Allah'ın yanındadır. Ve O, yağmuru yağdırır, rahimde olanı bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Kimse nerede öleceğini de bilemez. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
İnnallahe indehu ilmus saah, ve yunezzilul gays, ve ya'lemu ma fil erham, ve ma tedri nefsun maza teksibu gada, ve ma tedri nefsun bi eyyi ardın temut, innallahe alimun habir.