سورة يونس
10.Yûnus Suresi
"Yunus"
109 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Yûnus 10:1
الٓر ۚ
تِلْكَ
ءَايَـٰتُ
ٱلْكِتَـٰبِ
ٱلْحَكِيمِ
Alıf Laam Raı Böylesine Ayetleridir o Kitab o Egemen
Elif lam ra, tilke ayatul kitabil hakim.
Yûnus 10:2
أَكَانَ
لِلنَّاسِ
عَجَبًا
أَنْ
أَوْحَيْنَآ
إِلَىٰ
رَجُلٍ
مِّنْهُمْ
أَنْ
أَنذِرِ
ٱلنَّاسَ
وَبَشِّرِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَنَّ
لَهُمْ
قَدَمَ
صِدْقٍ
عِندَ
رَبِّهِمْ ۗ
قَالَ
ٱلْكَـٰفِرُونَ
إِنَّ
هَـٰذَا
لَسَـٰحِرٌ
مُّبِينٌ
Öyle miydi Nas için şaşırtıcı vahyi etmemiz bir adama onlardan uyarsın Nası ve müjdelesin güvenenleri şüphesiz onlar içindir öne geçme doğruluk İyeliğinde Rablerinin dediler ki o kafirler kesinlikle bu bir sihirbazdır açıkça
E kane linnasi aceben en evhayna ila reculin minhum en enzirin nase ve beşşirillezine amenu enne lehum kademe sıdkın inde rabbihim, kalel kafirune inne haza le sahırun mubin.
Yûnus 10:3
إِنَّ
رَبَّكُمُ
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
فِى
سِتَّةِ
أَيَّامٍ
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰ
عَلَى
ٱلْعَرْشِ ۖ
يُدَبِّرُ
ٱلْأَمْرَ ۖ
مَا
مِن
شَفِيعٍ
إِلَّا
مِن
بَعْدِ
إِذْنِهِ ۚ
ذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمْ
فَٱعْبُدُوهُ ۚ
أَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Kuşkusuz Rabbiniz Allah’tır O ki yarattı o gökleri ve yeri altı gün içerisinde sonra seviyelerde üzerinde Arşın yerine getirir işi yoktur bir katlayan ancak izninden sonra işte otur Allah Rabbiniz öylesi ona kulluk edin hiç mi düşünmüyorsunuz
İnne rabbekumullahullezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin summesteva alel arşi yudebbirul emr, ma min şefiin illa min ba'di iznih, zalikumullahu rabbukum fa'buduh, e fe la tezekkerun.
Yûnus 10:4
إِلَيْهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَمِيعًا ۖ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقًّا ۚ
إِنَّهُ
يَبْدَؤُا۟
ٱلْخَلْقَ
ثُمَّ
يُعِيدُهُ
لِيَجْزِىَ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
بِٱلْقِسْطِ ۚ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَهُمْ
شَرَابٌ
مِّنْ
حَمِيمٍ
وَعَذَابٌ
أَلِيمٌ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْفُرُونَ
Ona’dır dönüşünüz topluca Allah’ın vaadi gerçektir şüphesiz başlatır yaratmayı sonra döndürür karşılığını vermek için o kimselerin ki yaptılar uzlaşmayı adalet ile ve o kimseler ki küfür ettiler onlar için vardır bir içecek kaynar sudan ve azabın acıklısı yaptıkları küfürden dolayı
İleyhi merciukum cemia, va'dallahi hakka, innehu yebdeul halka summe yuiduhu li yecziyellezine amenu ve amilus salihati bil kıst, vellezine keferu lehum şerabun min hamimin ve azabun elimun bima kanu yekfurun.
Yûnus 10:5
هُوَ
ٱلَّذِى
جَعَلَ
ٱلشَّمْسَ
ضِيَآءً
وَٱلْقَمَرَ
نُورًا
وَقَدَّرَهُ
مَنَازِلَ
لِتَعْلَمُوا۟
عَدَدَ
ٱلسِّنِينَ
وَٱلْحِسَابَ ۚ
مَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
ذَٰلِكَ
إِلَّا
بِٱلْحَقِّ ۚ
يُفَصِّلُ
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
Odur kılan o güneşi bir parıltı ve o ayı bir aydınlık ve takdir etti onu menziller bilmeniz için sayısını senelerin ve hesabın yarattıklarında Allahın bunlar ancak hak ile ayrıştırılır ayetleri bilen bir kavim için
Huvellezi cealeş şemse dıyaen vel kamere nuren ve kadderehu menazile li ta'lemu adedes sinine vel hisab, ma halakallahu zalike illa bil hakk, yufassılul ayati li kavmin ya'lemun.
Yûnus 10:6
إِنَّ
فِى
ٱخْتِلَـٰفِ
ٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَمَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّقَوْمٍ
يَتَّقُونَ
Kuşkusuz ardınca gelen gece ve gündüzün ve yarattıklarında Allahın o göklerde ve o yerde ayetler vardır korunan bir kavim için
İnne fihtilafil leyli ven nehari ve ma halakallahu fis semavati vel ardı le ayatin li kavmin yettekun.
Yûnus 10:7
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَآءَنَا
وَرَضُوا۟
بِٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَٱطْمَأَنُّوا۟
بِهَا
وَٱلَّذِينَ
هُمْ
عَنْ
ءَايَـٰتِنَا
غَـٰفِلُونَ
kuşkusuz o kimseler ki ummuyorlar kavuşmayı bize ve razı oldular dünya hayatıyla ve tatmin oldular onunla ve o kimselerdir ki onlar ayetlerimizden gafletteler
İnnellezine la yercune likaena ve radu bil hayatid dunya vatme'ennu biha vellezine hum an ayatina gafilun.
Yûnus 10:8
أُو۟لَـٰٓئِكَ
مَأْوَىٰهُمُ
ٱلنَّارُ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
İşte şunların barınakları ateştir kazandıklarıyla
Ulaike me'vahumun naru bima kanu yeksibun.
Yûnus 10:9
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
يَهْدِيهِمْ
رَبُّهُم
بِإِيمَـٰنِهِمْ ۖ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهِمُ
ٱلْأَنْهَـٰرُ
فِى
جَنَّـٰتِ
ٱلنَّعِيمِ
kuşkusuz o kimseler ki iman ettiler ve yapanlar uzlaşmayı hidayet eder onu ara Rableri imanlarıyla akar altılarından nehirler bahçelerde
İnnellezine amenu ve amilus salihati yehdihim rabbuhum bi imanihim, tecri min tahtihimul enharu fi cennatin naim.
Yûnus 10:10
دَعْوَىٰهُمْ
فِيهَا
سُبْحَـٰنَكَ
ٱللَّهُمَّ
وَتَحِيَّتُهُمْ
فِيهَا
سَلَـٰمٌ ۚ
وَءَاخِرُ
دَعْوَىٰهُمْ
أَنِ
ٱلْحَمْدُ
لِلَّهِ
رَبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Dualari orada süphansın Allah’ımız tahyatları orada Selamdır ve sonu dualarının Elhamdülillahi Rabbül Alemin’dir
Da'vahum fiha subhanekellahumme ve tehiyyetuhum fiha selam, ve ahıru da'vahum enil hamdulillahi rabbil alemin.
Yûnus 10:11
وَلَوْ
يُعَجِّلُ
ٱللَّهُ
لِلنَّاسِ
ٱلشَّرَّ
ٱسْتِعْجَالَهُم
بِٱلْخَيْرِ
لَقُضِىَ
إِلَيْهِمْ
أَجَلُهُمْ ۖ
فَنَذَرُ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَآءَنَا
فِى
طُغْيَـٰنِهِمْ
يَعْمَهُونَ
Ve eğer acile getirseydi Allah nas için şerri aceleleri onların hayır ile yargıda bulunurdu onlara ecellerini öylesi öyle bırakırız o kimseler ki ummuyorlar bize kavuşmayı azgınlıkları içinde bocalıyorlar
Ve lev yuaccilullahu lin nasiş şerresti'calehum bil hayri le kudiye ileyhim eceluhum, fe nezerullezine la yercune likaena fi tugyanihim ya'mehun.
Yûnus 10:12
وَإِذَا
مَسَّ
ٱلْإِنسَـٰنَ
ٱلضُّرُّ
دَعَانَا
لِجَنبِهِٓ
أَوْ
قَاعِدًا
أَوْ
قَآئِمًا
فَلَمَّا
كَشَفْنَا
عَنْهُ
ضُرَّهُ
مَرَّ
كَأَن
لَّمْ
يَدْعُنَآ
إِلَىٰ
ضُرٍّ
مَّسَّهُ ۚ
كَذَٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْمُسْرِفِينَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Ve olduğunda bir dokunuş insana zarardan dua eder bize yanlarına ya da oturarak ya da ayakta ne zaman ki keşfedersek ondan zararını geçince olur etmez duayı bize zarardan ona dokunan işte böyle güzelleştiri müsrifleri için ne idi yaptıkları
Ve iza messel insaned durru deana li cenbihi ev kaiden ev kaima, fe lemma keşefna anhu durrehu merre ke'en lem yed'una ila durrin messeh, kezalike zuyyine lil musrifine ma kanu ya'melun.
Yûnus 10:13
وَلَقَدْ
أَهْلَكْنَا
ٱلْقُرُونَ
مِن
قَبْلِكُمْ
لَمَّا
ظَلَمُوا۟ ۙ
وَجَآءَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ
وَمَا
كَانُوا۟
لِيُؤْمِنُوا۟ ۚ
كَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلْمُجْرِمِينَ
Ant olsun Biz, sizden önce nice nesilleri, Resulleri kendilerine kanıt içeren; açıklayıcı, açığa çıkarıcı bilgi getirdiği halde iman etmeyip, haksızlık yaptıkları için yok ettik. İşte suçlu halkları böyle cezalandırırız.
Ve lekad ehleknel kurune min kablikum lemma zalemu ve caethum rusuluhum bil beyyinati ve ma kanu li yu'minu, kezalike neczil kavmel mucrimin.
Yûnus 10:15
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
ءَايَاتُنَا
بَيِّنَـٰتٍ ۙ
قَالَ
ٱلَّذِينَ
لَا
يَرْجُونَ
لِقَآءَنَا
ٱئْتِ
بِقُرْءَانٍ
غَيْرِ
هَـٰذَآ
أَوْ
بَدِّلْهُ ۚ
قُلْ
مَا
يَكُونُ
لِىٓ
أَنْ
أُبَدِّلَهُ
مِن
تِلْقَآئِ
نَفْسِىٓ ۖ
إِنْ
أَتَّبِعُ
إِلَّا
مَا
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ ۖ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
إِنْ
عَصَيْتُ
رَبِّى
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍ
Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine la yercune likaena'ti bi kur'anin gayri haza ev beddilh, kul ma yekunu li en ubeddilehu min tilkai nefsi, in ettebiu illa ma yuha ileyy, inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azim.
Yûnus 10:16
قُل
لَّوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
تَلَوْتُهُ
عَلَيْكُمْ
وَلَآ
أَدْرَىٰكُم
بِهِ ۖ
فَقَدْ
لَبِثْتُ
فِيكُمْ
عُمُرًا
مِّن
قَبْلِهِٓ ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
De ki: "Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım. Onu size hiç bildirmezdim. İçinizde bir ömür kaldım. Hala aklınızı kullanmayacak mısınız?"
Kul lev saallahu ma televtuhu aleykum ve la edrakum bihi, fe kad lebistu fikum umuren min kablih, e fe la ta'kilun.
Yûnus 10:17
فَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّنِ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
أَوْ
كَذَّبَ
بِـَٔايَـٰتِهِٓ ۚ
إِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
ٱلْمُجْرِمُونَ
Uydurduğu yalanı Allah'a dayandıran veya O'nun ayetlerini yalan sayandan daha zalim kim olabilir? O, mücrimleri[1] kurtuluşa erdirmez.[2]
Fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bi ayatih, innehu la yuflihul mucrimun.
Yûnus 10:18
وَيَعْبُدُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُمْ
وَلَا
يَنفَعُهُمْ
وَيَقُولُونَ
هَـٰٓؤُلَآءِ
شُفَعَـٰٓؤُنَا
عِندَ
ٱللَّهِ ۚ
قُلْ
أَتُنَبِّـُٔونَ
ٱللَّهَ
بِمَا
لَا
يَعْلَمُ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَلَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
سُبْحَـٰنَهُ
وَتَعَـٰلَىٰ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Onlar, Allah'ın yanı sıra bir de kendilerine ne bir zarar ne bir yarar sağlamayan şeylere kulluk ediyorlar ve "Bunlar, Allah'ın katında bizim şefaatçilerimizdir.[1]" diyorlar. De ki: "Allah'a, göklerde ve yerde kendisinin bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?" Allah, onların ortak koştuklarından Münezzeh'tir[2] ve Çok Yüce'dir.
Ve ya'budune min dunillahi ma la yedurruhum ve la yenfeuhum ve yekulune haulai şufeauna indallah, kul e tunebbiunallahe bima la ya'lemu fis semavati ve la fil ard, subhanehu ve teala amma yuşrikun.
Yûnus 10:19
وَمَا
كَانَ
ٱلنَّاسُ
إِلَّآ
أُمَّةً
وَٰحِدَةً
فَٱخْتَلَفُوا۟ ۚ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌ
سَبَقَتْ
مِن
رَّبِّكَ
لَقُضِىَ
بَيْنَهُمْ
فِيمَا
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ
İnsanlar, sadece tek bir ümmetti. Sonra anlaşmazlığa düştüler. Şayet Rabb'inin katında önceden verilmiş bir hüküm olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri konularda hemen karar verilirdi.
Ve ma kanen nasu illa ummeten vahideten fahtelefu, ve lev la kelimetun sebekat min rabbike le kudiye beynehum fima fihi yahtelifun.
Yûnus 10:20
وَيَقُولُونَ
لَوْلَآ
أُنزِلَ
عَلَيْهِ
ءَايَةٌ
مِّن
رَّبِّهِ ۖ
فَقُلْ
إِنَّمَا
ٱلْغَيْبُ
لِلَّهِ
فَٱنتَظِرُوٓا۟
إِنِّى
مَعَكُم
مِّنَ
ٱلْمُنتَظِرِينَ
"Ona Rabb'inden bir ayet[1] indirilmeli değil mi!" diyorlar. De ki: "Gayb yalnızca Allah'a aittir. Artık bekleyin, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."
Ve yekulune lev la unzile aleyhi ayetun min rabbih, fe kul innemel gaybu lillahi fenteziru, inni meakum minel muntazirin.