سورة يونس
10. Yûnus suresi
109 Ayet
21
وَإِذَآ
أَذَقْنَا
ٱلنَّاسَ
رَحْمَةًۭ
مِّنۢ
بَعْدِ
ضَرَّآءَ
مَسَّتْهُمْ
إِذَا
لَهُم
مَّكْرٌۭ
فِىٓ
ءَايَاتِنَا ۚ
قُلِ
ٱللَّهُ
أَسْرَعُ
مَكْرًا ۚ
إِنَّ
رُسُلَنَا
يَكْتُبُونَ
مَا
تَمْكُرُونَ
İnsanlara dokunan bir sıkıntıdan sonra, bir rahmet tattırdığımız zaman, ayetlerimize karşı hemen plan yapmaya kalkışırlar. De ki: "Plan yapmada Allah daha seridir." Elçilerimiz, yaptığınız tüm planları kaydetmektedirler.
Detay ve Kelime Analizi
22
هُوَ
ٱلَّذِى
يُسَيِّرُكُمْ
فِى
ٱلْبَرِّ
وَٱلْبَحْرِ ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
كُنتُمْ
فِى
ٱلْفُلْكِ
وَجَرَيْنَ
بِهِم
بِرِيحٍۢ
طَيِّبَةٍۢ
وَفَرِحُوا۟
بِهَا
جَآءَتْهَا
رِيحٌ
عَاصِفٌۭ
وَجَآءَهُمُ
ٱلْمَوْجُ
مِن
كُلِّ
مَكَانٍۢ
وَظَنُّوٓا۟
أَنَّهُمْ
أُحِيطَ
بِهِمْ ۙ
دَعَوُا۟
ٱللَّهَ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ
لَئِنْ
أَنجَيْتَنَا
مِنْ
هَـٰذِهِۦ
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلشَّـٰكِرِينَ
Sizi karada ve denizde yürüten O'dur. Öyle ki siz gemideyken ve güzel bir rüzgarla akıp giderken, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada, birden şiddetli bir kasırga gelip çatar ve her yönden dalgaların onları sarıp kuşattığı anda, dini Allah'a has kılarak: "Ant olsun, eğer bizi kurtarırsan mutlaka şükredenlerden olacağız." diye dua ederler.
Detay ve Kelime Analizi
23
فَلَمَّآ
أَنجَىٰهُمْ
إِذَا
هُمْ
يَبْغُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ ۗ
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
إِنَّمَا
بَغْيُكُمْ
عَلَىٰٓ
أَنفُسِكُم ۖ
مَّتَـٰعَ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
ثُمَّ
إِلَيْنَا
مَرْجِعُكُمْ
فَنُنَبِّئُكُم
بِمَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ
Ama onları kurtarınca, yeryüzünde haksız yere taşkınlık yaparlar. Ey insanlar! Sizin azgınlığınız ancak kendiniz içindir. Dünya hayatı bir geçimliktir. Sonunda bize döneceksiniz. Yaptıklarınızı size haber veririz.
Detay ve Kelime Analizi
24
إِنَّمَا
مَثَلُ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
كَمَآءٍ
أَنزَلْنَـٰهُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
فَٱخْتَلَطَ
بِهِۦ
نَبَاتُ
ٱلْأَرْضِ
مِمَّا
يَأْكُلُ
ٱلنَّاسُ
وَٱلْأَنْعَـٰمُ
حَتَّىٰٓ
إِذَآ
أَخَذَتِ
ٱلْأَرْضُ
زُخْرُفَهَا
وَٱزَّيَّنَتْ
وَظَنَّ
أَهْلُهَآ
أَنَّهُمْ
قَـٰدِرُونَ
عَلَيْهَآ
أَتَىٰهَآ
أَمْرُنَا
لَيْلًا
أَوْ
نَهَارًۭا
فَجَعَلْنَـٰهَا
حَصِيدًۭا
كَأَن
لَّمْ
تَغْنَ
بِٱلْأَمْسِ ۚ
كَذَٰلِكَ
نُفَصِّلُ
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لِقَوْمٍۢ
يَتَفَكَّرُونَ
Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz yağmurla hayat bulup yeşeren, insanların ve hayvanların yararlandıkları yeryüzü bitkileri gibidir. Öyle ki yeryüzü bütün süslerini ve güzelliğini kuşandığı ve sahipleri de onu elde edecek güce sahip olduklarını sandıkları bir sırada; geceleyin veya güpegündüz ona emrimiz geliverir de bunları sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir halk için ayetlerimizi böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
Detay ve Kelime Analizi
25
وَٱللَّهُ
يَدْعُوٓا۟
إِلَىٰ
دَارِ
ٱلسَّلَـٰمِ
وَيَهْدِى
مَن
يَشَآءُ
إِلَىٰ
صِرَٰطٍۢ
مُّسْتَقِيمٍۢ
Allah, selam[1] diyarına çağırır. Hak edeni[2] dosdoğru yola iletir.
Detay ve Kelime Analizi
26
لِّلَّذِينَ
أَحْسَنُوا۟
ٱلْحُسْنَىٰ
وَزِيَادَةٌۭ ۖ
وَلَا
يَرْهَقُ
وُجُوهَهُمْ
قَتَرٌۭ
وَلَا
ذِلَّةٌ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلْجَنَّةِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
İyi ve güzel davrananlar için daha güzeli ve fazlası var. Onların, yüzleri ne kararır ne de hor görülmekten kızarır. Onlar, Cennet halkıdır. Orada sürekli kalıcıdırlar.
Detay ve Kelime Analizi
27
وَٱلَّذِينَ
كَسَبُوا۟
ٱلسَّيِّـَٔاتِ
جَزَآءُ
سَيِّئَةٍۭ
بِمِثْلِهَا
وَتَرْهَقُهُمْ
ذِلَّةٌۭ ۖ
مَّا
لَهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِنْ
عَاصِمٍۢ ۖ
كَأَنَّمَآ
أُغْشِيَتْ
وُجُوهُهُمْ
قِطَعًۭا
مِّنَ
ٱلَّيْلِ
مُظْلِمًا ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلنَّارِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
Kötülük yapanların cezaları, yaptıkları kötülük kadardır. Onları her yönden zillet kaplayacaktır. Onları Allah'ın cezasından kurtaracak hiç kimse yoktur. Yüzleri geceden daha kara bir parçayla örtülmüş gibidir. İşte onlar ateş halkıdır. Orada sürekli kalacaklardır.
Detay ve Kelime Analizi
28
وَيَوْمَ
نَحْشُرُهُمْ
جَمِيعًۭا
ثُمَّ
نَقُولُ
لِلَّذِينَ
أَشْرَكُوا۟
مَكَانَكُمْ
أَنتُمْ
وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ
فَزَيَّلْنَا
بَيْنَهُمْ ۖ
وَقَالَ
شُرَكَآؤُهُم
مَّا
كُنتُمْ
إِيَّانَا
تَعْبُدُونَ
O Gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk[1] koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun." diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz."
Detay ve Kelime Analizi
29
فَكَفَىٰ
بِٱللَّهِ
شَهِيدًۢا
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكُمْ
إِن
كُنَّا
عَنْ
عِبَادَتِكُمْ
لَغَـٰفِلِينَ
"Sizinle bizim aramızda tanık olarak Allah yeter. Doğrusu, sizin bize kulluğunuzdan haberimiz yoktu."
Detay ve Kelime Analizi
30
هُنَالِكَ
تَبْلُوا۟
كُلُّ
نَفْسٍۢ
مَّآ
أَسْلَفَتْ ۚ
وَرُدُّوٓا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
مَوْلَىٰهُمُ
ٱلْحَقِّ ۖ
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
İşte orada, herkes ne yapmışsa onu bulur. Gerçek mevlaları[1] olan Allah'a döndürülmüş olarak. Uydurdukları şeyler ise kendilerinden uzaklaşıp kaybolurlar.
Detay ve Kelime Analizi
31
قُلْ
مَن
يَرْزُقُكُم
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ
أَمَّن
يَمْلِكُ
ٱلسَّمْعَ
وَٱلْأَبْصَـٰرَ
وَمَن
يُخْرِجُ
ٱلْحَىَّ
مِنَ
ٱلْمَيِّتِ
وَيُخْرِجُ
ٱلْمَيِّتَ
مِنَ
ٱلْحَىِّ
وَمَن
يُدَبِّرُ
ٱلْأَمْرَ ۚ
فَسَيَقُولُونَ
ٱللَّهُ ۚ
فَقُلْ
أَفَلَا
تَتَّقُونَ
De ki: "Sizleri gökten ve yerden rızıklandıran kimdir? İşitme ve görme gücünü veren kimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kimdir? Bütün işleri düzenleyen kimdir?[1]" Diyecekler ki: "Allah'tır." O halde, "O'na karşı takvalı olmayacak mısınız?" de.
Detay ve Kelime Analizi
32
فَذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمُ
ٱلْحَقُّ ۖ
فَمَاذَا
بَعْدَ
ٱلْحَقِّ
إِلَّا
ٱلضَّلَـٰلُ ۖ
فَأَنَّىٰ
تُصْرَفُونَ
İşte bu gerçek Rabb'iniz Allah'tır. Hakikatten sonra sapkınlıktan başka ne vardır? Öyleyse nasıl çevriliyorsunuz?
Detay ve Kelime Analizi
33
كَذَٰلِكَ
حَقَّتْ
كَلِمَتُ
رَبِّكَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
فَسَقُوٓا۟
أَنَّهُمْ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Böylece, Rabb'inin fasıklar hakkındaki kelimesi[1] gerçekleşmiş oldu. Onlar iman etmezler.
Detay ve Kelime Analizi
34
قُلْ
هَلْ
مِن
شُرَكَآئِكُم
مَّن
يَبْدَؤُا۟
ٱلْخَلْقَ
ثُمَّ
يُعِيدُهُۥ ۚ
قُلِ
ٱللَّهُ
يَبْدَؤُا۟
ٱلْخَلْقَ
ثُمَّ
يُعِيدُهُۥ ۖ
فَأَنَّىٰ
تُؤْفَكُونَ
De ki: "Ortak koştuklarınızdan ilk kez yaratıp sonra tekrar diriltecek var mıdır?" De ki: "Allah, ilk olarak yaratır, sonra diriltir. Nasıl da çevriliyorsunuz?"
Detay ve Kelime Analizi
35
قُلْ
هَلْ
مِن
شُرَكَآئِكُم
مَّن
يَهْدِىٓ
إِلَى
ٱلْحَقِّ ۚ
قُلِ
ٱللَّهُ
يَهْدِى
لِلْحَقِّ ۗ
أَفَمَن
يَهْدِىٓ
إِلَى
ٱلْحَقِّ
أَحَقُّ
أَن
يُتَّبَعَ
أَمَّن
لَّا
يَهِدِّىٓ
إِلَّآ
أَن
يُهْدَىٰ ۖ
فَمَا
لَكُمْ
كَيْفَ
تَحْكُمُونَ
De ki: "Ortak koştuklarınızdan, gerçeğe iletebilecek kimse var mı?" De ki: "Allah gerçeğe iletir. Gerçeğe ileten mi, yoksa kendisi iletilmedikçe doğru yolu bulamayan mı uyulmaya daha layıktır? Ne oluyor size, nasıl karar veriyorsunuz?"
Detay ve Kelime Analizi
36
وَمَا
يَتَّبِعُ
أَكْثَرُهُمْ
إِلَّا
ظَنًّا ۚ
إِنَّ
ٱلظَّنَّ
لَا
يُغْنِى
مِنَ
ٱلْحَقِّ
شَيْـًٔا ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلِيمٌۢ
بِمَا
يَفْعَلُونَ
Onların çoğu, ancak zanna[1] uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi
37
وَمَا
كَانَ
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانُ
أَن
يُفْتَرَىٰ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
وَلَـٰكِن
تَصْدِيقَ
ٱلَّذِى
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَتَفْصِيلَ
ٱلْكِتَـٰبِ
لَا
رَيْبَ
فِيهِ
مِن
رَّبِّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Bu Kur'an, Allah'tandır; başkası tarafından uydurulmuş değildir. Aynı zamanda kendinden önceki Kitapları tasdik eder ve Kitap'ı[1] ayrıntılı olarak açıklar. Alemlerin Rabb'inden olduğu mutlak bir gerçektir.
Detay ve Kelime Analizi
38
أَمْ
يَقُولُونَ
ٱفْتَرَىٰهُ ۖ
قُلْ
فَأْتُوا۟
بِسُورَةٍۢ
مِّثْلِهِۦ
وَٱدْعُوا۟
مَنِ
ٱسْتَطَعْتُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Allah'tan başka kim varsa çağırın da onun benzeri bir sure[1] meydana getirin; eğer doğru söyleyenlerdenseniz."
Detay ve Kelime Analizi
39
بَلْ
كَذَّبُوا۟
بِمَا
لَمْ
يُحِيطُوا۟
بِعِلْمِهِۦ
وَلَمَّا
يَأْتِهِمْ
تَأْوِيلُهُۥ ۚ
كَذَٰلِكَ
كَذَّبَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Hayır! Onlar, bilgisini kavrayamadıkları ve kendilerine asıl anlamı açıklanmamış bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bak!
Detay ve Kelime Analizi
40
وَمِنْهُم
مَّن
يُؤْمِنُ
بِهِۦ
وَمِنْهُم
مَّن
لَّا
يُؤْمِنُ
بِهِۦ ۚ
وَرَبُّكَ
أَعْلَمُ
بِٱلْمُفْسِدِينَ
Onlardan kimi ona iman eder, kimi de ona iman etmez. Rabb'in bozgunculuk edenleri en iyi bilendir.
Detay ve Kelime Analizi