سورة محمد

47.Muhammed

"Muhammed"
38 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Muhammed 47:1
ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ أَضَلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ
O kimseler ki küfrettiler ve alıkoydular yolundan Allahın boşa çıkmıştır yaptıkları
Ellezine keferu ve saddu an sebilillahi edalle a'malehum.
Muhammed 47:2
وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَءَامَنُوا۟ بِمَا نُزِّلَ عَلَىٰ مُحَمَّدٍ وَهُوَ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۙ كَفَّرَ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَأَصْلَحَ بَالَهُمْ
Ve o kimseler ki güvendiler ve yaptılar uzlaşma ve güvendiler ile indirilenin üzerine Muhammedin ve o gerçektir Rabblerinden kefaret eder kötülüklerini ve uzlaştırır dalgınlıklarını
Vellezine amenu ve amilus salihati ve amenu bi ma nuzzile ala muhammedin ve huvel hakku min rabbihim keffere anhum seyyiatihim ve asleha balehum.
Muhammed 47:3
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْبَـٰطِلَ وَأَنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّبَعُوا۟ ٱلْحَقَّ مِن رَّبِّهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ يَضْرِبُ ٱللَّهُ لِلنَّاسِ أَمْثَـٰلَهُمْ
İşte böyledir çünkü o kimseler ki küfür ettiler tabi oldular o batıla ve o kimseler ki iman ettiler tabi oldular o hakka Rablerinden bu şekilde vurur Allah Nas için emsalleri
Zalike bi ennellezine keferuttebeul batıle ve ennellezine amenuttebeul hakka min rabbihim, kezalike yadribullahu lin nasi emsalehum.
Muhammed 47:4
فَإِذَا لَقِيتُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَضَرْبَ ٱلرِّقَابِ حَتَّىٰٓ إِذَآ أَثْخَنتُمُوهُمْ فَشُدُّوا۟ ٱلْوَثَاقَ فَإِمَّا مَنًّا بَعْدُ وَإِمَّا فِدَآءً حَتَّىٰ تَضَعَ ٱلْحَرْبُ أَوْزَارَهَا ۚ ذَٰلِكَ وَلَوْ يَشَآءُ ٱللَّهُ لَٱنتَصَرَ مِنْهُمْ وَلَـٰكِن لِّيَبْلُوَا۟ بَعْضَكُم بِبَعْضٍ ۗ وَٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَلَن يُضِلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ
Olduğunda buldunuz onları o kimseler küfür ettiler vurmaktır o boyunlara ta ki oldu kalınlaştırdınız onlara hemen sıkılaştırın o verilen güveni artık ya salıverme sonrası ve yada bir bedel ta ki bırakır o savaş zırhları işte bu eğer tasarlarsa Allah zaferli getirtir onlara velakin denemek için bazınızı bazınızla o kimseler öldürülenler yolunda Allahın olmayacak boş yaptıkları onların
Fe iza lekitumullezine keferu fe darber rikab, hatta iza eshantumuhum fe şuddul vesak, fe imma mennen ba'du ve imma fidaen hatta tedaal harbu evzareha, zalik, ve lev yeşaullahu lentasara minhum ve lakin li yebluve ba'dakum bi ba'd, vellezine kutilu fi sebilillahi fe len yudille a'malehum.
Muhammed 47:5
سَيَهْدِيهِمْ وَيُصْلِحُ بَالَهُمْ
Hidayet eder onlara ve uzlaştırır dalgınlıklarını
Seyehdihim ve yuslihu balehum.
Muhammed 47:6
وَيُدْخِلُهُمُ ٱلْجَنَّةَ عَرَّفَهَا لَهُمْ
Ve yerleştirir onları o cennete tanımladığı onlara
Ve yudhıluhumul cennete arrefeha lehum.
Muhammed 47:7
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تَنصُرُوا۟ ٱللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ
O kimseler ki güvendiler eğer zafer ederseniz Allaha zaferlendirir sizi ve sabitler adımlarınızı
Ya eyyuhellezine amenu in tensurullahe yensurkum ve yusebbit akdamekum.
Muhammed 47:8
وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَتَعْسًا لَّهُمْ وَأَضَلَّ أَعْمَـٰلَهُمْ
Ve o kimseler ise küfür ettiler yüzüstü kapaklandılar ve boşa çıktı yaptıkları
Vellezine keferu fe tağsen lehumve edalle a'malehum.
Muhammed 47:9
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَرِهُوا۟ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَـٰلَهُمْ
İşte budur çünkü onlar nefret ettiler indirdiğine Allahın yararsız oldu yaptıkları
Zalike bi ennehum kerihu ma enzelallahu fe ahbeta a'malehum.
Muhammed 47:10
أَفَلَمْ يَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَيَنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ دَمَّرَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ ۖ وَلِلْكَـٰفِرِينَ أَمْثَـٰلُهَا
Değiller mi gitmekte olanlar o yeryüzünde görsünler nasıldı sonu o kimselerin onlardan öncekilerin yıktı Allah üzerlerine ve kâfirler için emsallerini
E fe lem yesiru fil ardı fe yenzuru keyfe kane akıbetullezine min kablihim, demmerallahu aleyhim ve lil kafirine emsaluha.
Muhammed 47:11
ذَٰلِكَ بِأَنَّ ٱللَّهَ مَوْلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَأَنَّ ٱلْكَـٰفِرِينَ لَا مَوْلَىٰ لَهُمْ
İşte budur çünkü Allah gözetendir o kimseleri güvenenler ve kuşkusuz o kâfirlerin yoktur gözeten onlar için
Zalike bi ennallahe mevlellezine amenu ve ennel kafirine la mevla lehum.
Muhammed 47:12
إِنَّ ٱللَّهَ يُدْخِلُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ وَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَتَمَتَّعُونَ وَيَأْكُلُونَ كَمَا تَأْكُلُ ٱلْأَنْعَـٰمُ وَٱلنَّارُ مَثْوًى لَّهُمْ
Hiç kuşkusuz Allah koyar o kimseleri iman edenler ve yaptılar o uzlaşmayı cennetler akar altından nehirler o kimseler ki küfür edenler faydalanıyorlar ve yiyorlar nasıl ki yiyorlar o hayvanlar ve o ateş konuttur onlar için
İnnallahe yudhılullezine amenu ve amilus salihati cennatin tecri min tahtihel enhar, vellezine keferu yetemetteune ve ye'kulune kema te'kulul en'amu ven naru mesven lehum.
Muhammed 47:13
وَكَأَيِّن مِّن قَرْيَةٍ هِىَ أَشَدُّ قُوَّةً مِّن قَرْيَتِكَ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَتْكَ أَهْلَكْنَـٰهُمْ فَلَا نَاصِرَ لَهُمْ
Ve nice yurttan daha şiddetli güçlü senin yurdundan o ki seni çıkaran helak ettik artık yoktur hiçbir yardımcı onlar için
Ve keeyyin min karyetin hiye eşeddu kuvveten min karyetikelleti ahrecetke, ehleknahum fe la nasıra lehum.
Muhammed 47:14
أَفَمَن كَانَ عَلَىٰ بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّهِ كَمَن زُيِّنَ لَهُ سُوٓءُ عَمَلِهِ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُم
Olan kimse mi üzerindedir bir belirginlik Rabbinden kimse gibi midir süslenmiş ona kötülük yaptığı ve uydu heveslerine
E fe men kane ala beyyinetin min rabbihi ke men zuyyine lehu suu amelihi vettebeu ehvaehum.
Muhammed 47:15
مَّثَلُ ٱلْجَنَّةِ ٱلَّتِى وُعِدَ ٱلْمُتَّقُونَ ۖ فِيهَآ أَنْهَـٰرٌ مِّن مَّآءٍ غَيْرِ ءَاسِنٍ وَأَنْهَـٰرٌ مِّن لَّبَنٍ لَّمْ يَتَغَيَّرْ طَعْمُهُ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ خَمْرٍ لَّذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ وَأَنْهَـٰرٌ مِّنْ عَسَلٍ مُّصَفًّى ۖ وَلَهُمْ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَمَغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ ۖ كَمَنْ هُوَ خَـٰلِدٌ فِى ٱلنَّارِ وَسُقُوا۟ مَآءً حَمِيمًا فَقَطَّعَ أَمْعَآءَهُمْ
Misali o cennetin o ki söz verildi korunanlar için içindedir ırmaklar sudan gayrı bozuk ve Irmaklar sütten değişmez tadı Irmaklar içecekten lezzetli içenler için ırmakları baldan çözülmüş onlar için arada her çeşit meyvelerden bir bağışlanmayı Rablerinden o kimse gibi midir o ki kalıcıdır ateşte ve içeri edilmişlerdir parçalar bağırsaklarına onların
Meselul cennetilleti vuidel muttekun, fiha enharun min main gayri asin, ve enharun min lebenin lem yetegayyer ta'muh, ve enharun min hamrin lezzetin liş şaribin, ve enharun min aselin musaffa, ve lehum fiha min kullis semerati ve magfiretun min rabbihim, ke men huve halidun fin nari ve suku maen hamimen fe kattaa em'aehum.
Muhammed 47:16
وَمِنْهُم مَّن يَسْتَمِعُ إِلَيْكَ حَتَّىٰٓ إِذَا خَرَجُوا۟ مِنْ عِندِكَ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ مَاذَا قَالَ ءَانِفًا ۚ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ طَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ
Vardır onlardan dinliyorlar seni ta ki ne zaman çıktıklarında senin yanından dediler ki o kimselere ilim verilenlere ne dedi demin işte onlar o kimselerdir ki mühürledi Allah üzerine kalpleri onların ve uydular heveslerine
Ve minhum men yestemiu ileyke, hatta iza harecu min indike kalu lillezine utul ilme maza kale anifa, ulaikellezine tabaallahu ala kulubihim vettebeu ehvaehum.
Muhammed 47:17
وَٱلَّذِينَ ٱهْتَدَوْا۟ زَادَهُمْ هُدًى وَءَاتَىٰهُمْ تَقْوَىٰهُمْ
Ve o kimseler ki sakinlikte olan arttırdı sakinliği ve verdi onlara korunmalarıdır
Vellezinehtedev zadehum huden ve atahum takvahum.
Muhammed 47:18
فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً ۖ فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا ۚ فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ
Artık gözlüyorlar sadece o Saatin gelmesini onlara ansızın muhakkak ki geldi onun şartları var mıdır onlar için geldiği onlara hatırlatıcıları
Fe hel yenzurune illes saate en te'tiyehum bagteh, fe kad cae eşratuha, fe enna lehum iza caethum zikrahum.
Muhammed 47:19
فَٱعْلَمْ أَنَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَٱسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مُتَقَلَّبَكُمْ وَمَثْوَىٰكُمْ
Bilinki kuşkusuz hayır ilaha ancak Allah’a ve bağışlanmayı dile günahın için ve mümin erkekler için ve mümin dişiler için ve Allah biliyor ters dönenleri sizden ve konutlarınızı
Fa'lem ennehu la ilahe illallahu vestagfir li zenbike ve lil mu'minine vel mu'minat, valla hu ya'lemu mutekallebekum ve mesvakum.
Muhammed 47:20
وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ ۖ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ ۙ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ ۖ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ
Ve derler ki o kimseler iman edenler neden öyle ki indirildi bir sure İndirildiğinde bir sure hüküm edici ve anıldı onda savaş görürsün o kimseleri ki kalplerinde hastalık olan bakıyorlar sana bakışı kaplanmış baygınlık üzerine ölümden yazıklar olsun onlara
Ve yekulullezine amenu lev la nuzzilet sureh, fe iza unzilet suretun muhkemetun ve zukire fi hel kıtalu re'eytellezine fi kulubihim maradun yanzurune ileyke nazaral magşiyyi aleyhi minel mevt, fe evla lehum.
Muhammed 47:21
طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ ۚ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ
İtaat ve sözün bilineni kesinleştiğinde o emir olsalardı ya sadık Allaha elbette olurdu daha iyi onlar için
Taatun ve kavlun ma'ruf, fe iza azemel emr, fe lev sadekullahe le kane hayran lehum.
Muhammed 47:22
فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِن تَوَلَّيْتُمْ أَن تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوٓا۟ أَرْحَامَكُمْ
Acaba sizden umulur mu eğer yüz çevirirseniz bozgunculuk yapmanız yeryüzünde ve koparmanız akrabalık bağlarınızı
Fe hel aseytum in tevelleytum en tufsidu fil ardı ve tukattıu erhamekum.
Muhammed 47:23
أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ لَعَنَهُمُ ٱللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَىٰٓ أَبْصَـٰرَهُمْ
İşte onlar o kimselerdir lanetlemiştir onları Allah böylece onları sağır etmiştir ve kör etmiştir onların gözlerini
Ulaikellezine leanehumullahu fe esammehum ve a'ma ebsarehum.
Muhammed 47:24
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ ٱلْقُرْءَانَ أَمْ عَلَىٰ قُلُوبٍ أَقْفَالُهَآ
Öyleyse tedebbür edemezler mi kuranı yoksa üzerine kalplerin kilitler mi var
E fe la yetedebberunel kur'ane em ala kulubin akfaluha.
Muhammed 47:25
إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱرْتَدُّوا۟ عَلَىٰٓ أَدْبَـٰرِهِم مِّن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَى ۙ ٱلشَّيْطَـٰنُ سَوَّلَ لَهُمْ وَأَمْلَىٰ لَهُمْ
Şüphesiz o kimseler döndüler arkalarına sonra apaçık ortaya çıktıktan kendilerine hidayet şeytan allayıp pulladı onlara ve ümit verdi onlara
İnnellezinerteddu ala edbarihim min ba'di ma tebeyyene lehumul hudeş şeytanu sevvele lehum ve emla lehum.
Muhammed 47:26
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لِلَّذِينَ كَرِهُوا۟ مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ سَنُطِيعُكُمْ فِى بَعْضِ ٱلْأَمْرِ ۖ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِسْرَارَهُمْ
İşte böyle çünkü onlar dediler o kimselere hoşlanmadılar indirdiği şeyden Allah'ın size itaat edeceğiz bir kısmında işin ve Allah bilir onların gizlediklerini
Zalike bi ennehum kalu lillezine kerihu ma nezzelallahu senutiukum fi ba'dil emr, vallahu ya'lemu israrehum.
Muhammed 47:27
فَكَيْفَ إِذَا تَوَفَّتْهُمُ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَأَدْبَـٰرَهُمْ
O halde nasıl olacak hani onların canlarını aldığı melekler vurarak yüzlerine ve arkalarına
Fe keyfe iza teveffethumul melaiketu yadribune vucuhehum ve edbarehum.
Muhammed 47:28
ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمُ ٱتَّبَعُوا۟ مَآ أَسْخَطَ ٱللَّهَ وَكَرِهُوا۟ رِضْوَٰنَهُ فَأَحْبَطَ أَعْمَـٰلَهُمْ
İşte bu şundan dolayıdır ki onlar uydular Allah'ı gazaplandıran şeye ve hoşlanmadılar O'nun rızasından bunun üzerine boşa çıkardı onların amellerini
Zalike bi ennehumuttebeu ma eshatallahe ve kerihu rıdvanehu fe ahbeta a'malehum.
Muhammed 47:29
أَمْ حَسِبَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ أَن لَّن يُخْرِجَ ٱللَّهُ أَضْغَـٰنَهُمْ
Yoksa sandı mı o kimseler içinde kalplerinin onların bir hastalık asla ortaya çıkarmayacak Allah onların kinlerini
Em hasibellezine fi kulubihim maradun en len yuhricallahu adganehum.
Muhammed 47:30
وَلَوْ نَشَآءُ لَأَرَيْنَـٰكَهُمْ فَلَعَرَفْتَهُم بِسِيمَـٰهُمْ ۚ وَلَتَعْرِفَنَّهُمْ فِى لَحْنِ ٱلْقَوْلِ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ أَعْمَـٰلَكُمْ
Ve eğer tasarlasaydık onları sana mutlaka gösterirdik böylece onları kesinlikle tanırdın onların yüz çizgilerinden; ve onları mutlaka tanırsın üslubundan sözün ve Allah bilir sizin amellerinizi
Ve lev neşau le ereynakehum fe le areftehum bi simahum ve le ta'rifennehum fi lahnil kavl, vallahu ya'lemu a'malekum.
Muhammed 47:31
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ حَتَّىٰ نَعْلَمَ ٱلْمُجَـٰهِدِينَ مِنكُمْ وَٱلصَّـٰبِرِينَ وَنَبْلُوَا۟ أَخْبَارَكُمْ
Ve deneyeceğiz sizi ta ki bilelim cihad edenleri sizden ve sabredenleri ve deneyeceğiz durumlarınızı
Ve le nebluvennekum hatta na'lemel mucahidine minkum ves sabirine ve nebluve ahbarekum.
Muhammed 47:32
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَشَآقُّوا۟ ٱلرَّسُولَ مِن بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ ٱلْهُدَىٰ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًٔا وَسَيُحْبِطُ أَعْمَـٰلَهُمْ
Şüphesiz o kimseler küfrettiler ve alıkoydular yolundan Allah'ın ve karşı geldiler o Resule sonrasında ne belirgin olduysa onlar için o hidayeti asla zarar veremezler Allah'a hiçbir şeyi ve boşa çıkaracaktır yaptıkları
İnnellezine keferu ve saddu an sebilillahi ve şakkur resule min ba'di ma tebeyyene lehumul huda len yedurrullahe şey'a, ve seyuhbitu a'malehum.
Muhammed 47:33
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَلَا تُبْطِلُوٓا۟ أَعْمَـٰلَكُمْ
Ey o kimseler ki iman ettiler itaat edin Allah’a ve itaat edin o Resule ve hayır batılılaştırmayın yaptıklarınızı
Ya eyyuhellezine amenu etiullahe ve etiur resule ve la tubtılu a'malekum.
Muhammed 47:34
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ مَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ
kuşkusuz o kimse erkek küfrettiler ve alıkoydular yolundan Allahın sonra da öldüler ve onlar kafir olarak artık bağışlamıycak Allah onları
İnnellezine keferu ve saddu an sebilillahi summe matu ve hum kuffarun fe len yagfirallahu lehum.
Muhammed 47:35
فَلَا تَهِنُوا۟ وَتَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلسَّلْمِ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ وَٱللَّهُ مَعَكُمْ وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَـٰلَكُمْ
Öyleyse gevşemeyin ve çağırmayın barışa halbuki siz en üstün olanlar ve Allah sizinle beraberdir ve asla eksiltmeyecektir yaptıklarınızı
Fe la tehinu ve ted'u iles selmi ve entumul a'levne vallahu meakum ve len yetirekum a'malekum.
Muhammed 47:36
إِنَّمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ يُؤْتِكُمْ أُجُورَكُمْ وَلَا يَسْـَٔلْكُمْ أَمْوَٰلَكُمْ
kuşkusuz ki zaten dünya hayatı oyundur ve eğlence eğer iman ederseniz ve korunursanız verir size ücretinizi ve hayır istemez sizden mallarınızı
İnnemel hayatud dunya laibun ve lehv, ve in tu'minu ve tetteku yu'tikum ucurekum ve la yes'elkum emvalekum.
Muhammed 47:37
إِن يَسْـَٔلْكُمُوهَا فَيُحْفِكُمْ تَبْخَلُوا۟ وَيُخْرِجْ أَضْغَـٰنَكُمْ
Eğer onu sizden isterse ve sizi zorlarsa cimrilik edersiniz ve ortaya çıkarır sizin kinlerinizi
İn yes'elkumuha fe yuhfikum tebhalu ve yuhric adganekum.
Muhammed 47:38
هَـٰٓأَنتُمْ هَـٰٓؤُلَآءِ تُدْعَوْنَ لِتُنفِقُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَمِنكُم مَّن يَبْخَلُ ۖ وَمَن يَبْخَلْ فَإِنَّمَا يَبْخَلُ عَن نَّفْسِهِ ۚ وَٱللَّهُ ٱلْغَنِىُّ وَأَنتُمُ ٱلْفُقَرَآءُ ۚ وَإِن تَتَوَلَّوْا۟ يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوٓا۟ أَمْثَـٰلَكُم
İşte sizler şunlarsınız çağrılıyorsunuz iyi harcama yapmanız için yolunda Allah'ın içinizden de vardır kimse cimrilik eden ve kim cimrilik ederse o ancak cimrilik eder benliğine karşı ve Allah zengindir ve sizler ise fakirlersiniz ve eğer yüz çevirirseniz değiştirir bir topluluk sizden başka sonra da olmazlar onlar sizin gibi
Ha entum haulai tud'avne li tunfiku fi sebilillah, fe minkum men yebhal, ve men yebhal fe innema yebhalu an nefsih, vallahul ganiyyu ve entumul fukarau, ve in tetevellev yestebdil kavmen gayrekum summe la yekunu emsalekum.