سورة هود
11.Hûd Suresi
"Hud"
123 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hûd 11:1
الٓر ۚ
كِتَـٰبٌ
أُحْكِمَتْ
ءَايَـٰتُهُ
ثُمَّ
فُصِّلَتْ
مِن
لَّدُنْ
حَكِيمٍ
خَبِيرٍ
Elif, Lam, Ra. Bu, Yasa Sahibi, Her Şeyden Haberdar Olan tarafından, ayetleri sağlamlaştırılmış ve ayrıntılı olarak açıklanmış bir Kitap'tır.
Elif lam ra kitabun uhkimet ayatuhu summe fussılet min ledun hakimin habir.
Hûd 11:3
وَأَنِ
ٱسْتَغْفِرُوا۟
رَبَّكُمْ
ثُمَّ
تُوبُوٓا۟
إِلَيْهِ
يُمَتِّعْكُم
مَّتَـٰعًا
حَسَنًا
إِلَىٰٓ
أَجَلٍ
مُّسَمًّى
وَيُؤْتِ
كُلَّ
ذِى
فَضْلٍ
فَضْلَهُ ۖ
وَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَإِنِّىٓ
أَخَافُ
عَلَيْكُمْ
عَذَابَ
يَوْمٍ
كَبِيرٍ
Ve Rabb'inizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tevbe[1] edin ki belirli bir süreye kadar sizi iyi nimetlerden yararlandırsın. Fazilet[2] sahibine, faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin için büyük günün azabından korkarım.
Ve enistagfiru rabbekum summe tubu ileyhi yumetti'kum metaan hasenen ila ecelin musemmen ve yu'ti kulle zi fadlin fadleh, ve in tevellev fe inni ehafu aleykum azabe yevmin kebir.
Hûd 11:4
إِلَى
ٱللَّهِ
مَرْجِعُكُمْ ۖ
وَهُوَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
قَدِيرٌ
Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun Gücü Her Şeye Yeter.
İlallahi merciukum, ve huve ala kulli şey'in kadir.
Hûd 11:5
أَلَآ
إِنَّهُمْ
يَثْنُونَ
صُدُورَهُمْ
لِيَسْتَخْفُوا۟
مِنْهُ ۚ
أَلَا
حِينَ
يَسْتَغْشُونَ
ثِيَابَهُمْ
يَعْلَمُ
مَا
يُسِرُّونَ
وَمَا
يُعْلِنُونَ ۚ
إِنَّهُ
عَلِيمٌ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
İyi bilin ki! Onlar, O'ndan düşmanlıklarını gizlemek için iki büklüm olurlar. Yine iyi bilin ki! Onlar, örtülerine büründükleri[1] zaman, O, neyi gizleyip neyi açığa çıkardıklarını bilir. O, göğüslerde olanı en iyi bilendir.
E la innehum yesnune sudurehum li yestahfu minh, e la hine yestagşune siyabehum ya'lemu ma yusirrune ve ma yu'linun, innehu alimun bi zatis sudur.
Hûd 11:6
وَمَا
مِن
دَآبَّةٍ
فِى
ٱلْأَرْضِ
إِلَّا
عَلَى
ٱللَّهِ
رِزْقُهَا
وَيَعْلَمُ
مُسْتَقَرَّهَا
وَمُسْتَوْدَعَهَا ۚ
كُلٌّ
فِى
كِتَـٰبٍ
مُّبِينٍ
Yeryüzünde yaşayan hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah'a ait olmasın. O, onun karar kıldığı yeri ve geçici durduğu yeri bilir.[1] Bunların tamamı apaçık bir Kitap'tadır.[2]
Ve ma min dabbetin fil ardı illa alallahi rızkuha ve ya'lemu mustekarreha ve mustevdeaha, kullun fi kitabin mubin.
Hûd 11:7
وَهُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
فِى
سِتَّةِ
أَيَّامٍ
وَكَانَ
عَرْشُهُ
عَلَى
ٱلْمَآءِ
لِيَبْلُوَكُمْ
أَيُّكُمْ
أَحْسَنُ
عَمَلًا ۗ
وَلَئِن
قُلْتَ
إِنَّكُم
مَّبْعُوثُونَ
مِن
بَعْدِ
ٱلْمَوْتِ
لَيَقُولَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّا
سِحْرٌ
مُّبِينٌ
Gökleri ve yeri altı günde[1] yaratan O'dur. Daha önce arşı[2] su üzerindeydi. Sizi yaratması, hanginizin iyi şeyler yapacağını sınav yapmak içindir. Eğer Kafirlere: "Gerçekten siz, öldükten sonra diriltilecekseniz." desen, "Bu ancak apaçık bir büyüdür." diyecekler.
Ve huvellezi halakas semavati vel arda fi sitteti eyyamin ve kane arşuhu alel mai li yebluvekum eyyukum ahsenu amela, ve le in kulte innekum meb'usune min ba'dil mevti le yekulennellezine keferu in haza illa sihrun mubin.
Hûd 11:8
وَلَئِنْ
أَخَّرْنَا
عَنْهُمُ
ٱلْعَذَابَ
إِلَىٰٓ
أُمَّةٍ
مَّعْدُودَةٍ
لَّيَقُولُنَّ
مَا
يَحْبِسُهُٓ ۗ
أَلَا
يَوْمَ
يَأْتِيهِمْ
لَيْسَ
مَصْرُوفًا
عَنْهُمْ
وَحَاقَ
بِهِم
مَّا
كَانُوا۟
بِهِ
يَسْتَهْزِءُونَ
Eğer, bir ümmet[1] için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, "Bunu engelleyen şey nedir ki?" derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşatır.
Ve le in ahharna anhumul azabe ila ummetin ma'dudetin le yekulunne ma yahbisuh, e la yevme ye'tihim leyse masrufen anhum ve haka bi him ma kanu bihi yestehziun.
Hûd 11:9
وَلَئِنْ
أَذَقْنَا
ٱلْإِنسَـٰنَ
مِنَّا
رَحْمَةً
ثُمَّ
نَزَعْنَـٰهَا
مِنْهُ
إِنَّهُ
لَيَـُٔوسٌ
كَفُورٌ
Eğer insana, tarafımızdan bir rahmet tattırsak, sonra da onu geri alsak, ümitsizliğe kapılır ve küfreder.[1]
Ve le in ezaknal insane minna rahmeten summe neza'naha minh, innehu le yeusun kefur.
Hûd 11:10
وَلَئِنْ
أَذَقْنَـٰهُ
نَعْمَآءَ
بَعْدَ
ضَرَّآءَ
مَسَّتْهُ
لَيَقُولَنَّ
ذَهَبَ
ٱلسَّيِّـَٔاتُ
عَنِّىٓ ۚ
إِنَّهُ
لَفَرِحٌ
فَخُورٌ
Eğer, kendisine dokunan bir zarardan sonra, ona bir nimet tattırsak, "Kötülüklerden kurtuldum." diye[1] böbürlenir ve şımarmaya başlar.
Ve le in ezaknahu na'mae ba'de darrae messethu le yekulenne zehebes seyyiatu anni, innehu le ferihun fahur.
Hûd 11:11
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
صَبَرُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُم
مَّغْفِرَةٌ
وَأَجْرٌ
كَبِيرٌ
Ancak sabredenler ve salihatı[1] yapanlar hariç. İşte onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır.
İllellezine saberu ve amilus salihat, ulaike lehum magfiretun ve ecrun kebir.
Hûd 11:12
فَلَعَلَّكَ
تَارِكٌ
بَعْضَ
مَا
يُوحَىٰٓ
إِلَيْكَ
وَضَآئِقٌ
بِهِ
صَدْرُكَ
أَن
يَقُولُوا۟
لَوْلَآ
أُنزِلَ
عَلَيْهِ
كَنزٌ
أَوْ
جَآءَ
مَعَهُ
مَلَكٌ ۚ
إِنَّمَآ
أَنتَ
نَذِيرٌ ۚ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
وَكِيلٌ
O halde sen, "Ona bir hazine indirilmeli veya onunla bir melek gelmeli değil miydi?" dedikleri için göğsün daralıp; sana vahyolunanın bir kısmını tebliğ etmekten vaz mı geçeceksin? Sen yalnızca bir uyarıcısın.[1] Allah ise her şeye vekildir.[2]
Fe lealleke tarikun ba'da ma yuha ileyke ve daikun bihi sadruke en yekulu lev la unzile aleyhi kenzun ev cae meahu melek, innema ente nezir, vallahu ala kulli şey'in vekil.
Hûd 11:13
أَمْ
يَقُولُونَ
افْتَرَاهُ ۖ
قُلْ
فَأْتُوا۟
بِعَشْرِ
سُوَرٍ
مِّثْلِهِ
مُفْتَرَيَـٰتٍ
وَٱدْعُوا۟
مَنِ
ٱسْتَطَعْتُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Yoksa "Onu uydurdu." mu diyorlar? De ki: "Eğer, doğru söylüyorsanız haydi onun benzeri on sure[1] getirin. Allah'tan başka çağırabileceklerinizi de çağırın."
Em yekulunefterah, kul fe'tu bi aşri suverin mislihi muftereyatin ved'u menisteta'tum min dunillahi in kuntum sadikin.
Hûd 11:14
فَإِلَّمْ
يَسْتَجِيبُوا۟
لَكُمْ
فَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّمَآ
أُنزِلَ
بِعِلْمِ
ٱللَّهِ
وَأَن
لَّآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ ۖ
فَهَلْ
أَنتُم
مُّسْلِمُونَ
Eğer, size cevap veremezlerse; iyi bilin ki, bu ancak Allah'ın ilmiyle indirilmiştir. O'ndan başka ilah yoktur. Hala müslim[1] olmayacak mısınız?
Fe illem yestecibu lekum fa'lemu ennema unzile bi ilmillahi ve en la ilahe illa hu, fe hel entum muslimun.
Hûd 11:15
مَن
كَانَ
يُرِيدُ
ٱلْحَيَوٰةَ
ٱلدُّنْيَا
وَزِينَتَهَا
نُوَفِّ
إِلَيْهِمْ
أَعْمَـٰلَهُمْ
فِيهَا
وَهُمْ
فِيهَا
لَا
يُبْخَسُونَ
Kim sadece dünya hayatını ve onun ziynetini[1] isterse, onlara yaptıklarının karşılığını eksiksiz veririz. Bu hususta onlara hiçbir haksızlık yapılmaz.
Men kane yuridul hayated dunya ve zineteha nuveffi ileyhim a'malehum fiha ve hum fiha la yubhasun.
Hûd 11:16
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
لَيْسَ
لَهُمْ
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
إِلَّا
ٱلنَّارُ ۖ
وَحَبِطَ
مَا
صَنَعُوا۟
فِيهَا
وَبَـٰطِلٌ
مَّا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
İşte bu kimselere, ahirette ateşten başka bir şey yoktur. Burada yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları bütün işleri geçersizdir.
Ulaikellezine leyse lehum fil ahıreti illen nar ve habita ma sanau fiha ve batılun ma kanu ya'melun.
Hûd 11:17
أَفَمَن
كَانَ
عَلَىٰ
بَيِّنَةٍ
مِّن
رَّبِّهِ
وَيَتْلُوهُ
شَاهِدٌ
مِّنْهُ
وَمِن
قَبْلِهِ
كِتَـٰبُ
مُوسَىٰٓ
إِمَامًا
وَرَحْمَةً ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
يُؤْمِنُونَ
بِهِ ۚ
وَمَن
يَكْفُرْ
بِهِ
مِنَ
ٱلْأَحْزَابِ
فَٱلنَّارُ
مَوْعِدُهُ ۚ
فَلَا
تَكُ
فِى
مِرْيَةٍ
مِّنْهُ ۚ
إِنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّكَ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Rabb'inden, kanıt içeren bir bilgi üzerinde olan kimse ile böyle olmayan kimse bir olur mu? Bunu Rabb'inden bir tanık ve bir de ondan önce rehber ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı desteklemektedir. İşte bunlar, ona iman ederler. Hangi grup onu küfr ederse, varacağı yer ateştir. Ondan kuşkun olmasın. Kuşkusuz o Rabb'inden bir gerçektir. Fakat insanların çoğu iman etmezler.
E fe men kane ala beyyinetin min rabbihi ve yetluhu şahidun minhu ve min kablihi kitabu musa imamen ve rahmeh, ulaike yu'minune bih, ve men yekfur bihi minel ahzabi fen naru mev'ıduh, fe la teku fi miryetin minhu innehul hakku min rabbike ve lakinne ekseren nasi la yu'minun.
Hûd 11:18
وَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّنِ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
يُعْرَضُونَ
عَلَىٰ
رَبِّهِمْ
وَيَقُولُ
ٱلْأَشْهَـٰدُ
هَـٰٓؤُلَآءِ
ٱلَّذِينَ
كَذَبُوا۟
عَلَىٰ
رَبِّهِمْ ۚ
أَلَا
لَعْنَةُ
ٱللَّهِ
عَلَى
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Uydurduğu yalanı Allah'a dayandırandan[1] daha zalim kim olabilir? Onlar, Rabb'lerinin huzuruna çıkarılacaklar ve tanıklar da: "Rabb'lerine karşı yalan uyduranlar işte bunlardır." diyeceklerdir. İyi bilin ki Allah'ın laneti zalimlerin üzerinedir.
Ve men ezlemu mimmeniftera alallahi keziba, ulaike yu'radune ala rabbihim ve yekulul eşhadu haulaillezine kezebu ala rabbihim, e la la'netullahi alaz zalimin.
Hûd 11:19
ٱلَّذِينَ
يَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَيَبْغُونَهَا
عِوَجًا
وَهُم
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
هُمْ
كَـٰفِرُونَ
O kimseler, Allah'ın yolundan alıkoyarlar. Ve o yolu eğri göstermeye çalışırlar. Ve onlar, ahiret hayatını yok sayarlar.
Ellezine yasuddune an sebilillahi ve yebguneha iveca, ve hum bil ahıreti hum kafirun.
Hûd 11:20
أُو۟لَـٰٓئِكَ
لَمْ
يَكُونُوا۟
مُعْجِزِينَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَمَا
كَانَ
لَهُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
مِنْ
أَوْلِيَآءَ ۘ
يُضَـٰعَفُ
لَهُمُ
ٱلْعَذَابُ ۚ
مَا
كَانُوا۟
يَسْتَطِيعُونَ
ٱلسَّمْعَ
وَمَا
كَانُوا۟
يُبْصِرُونَ
Onlar, yeryüzünde Allah'ı aciz bırakabilecek değillerdir. Kendilerini, Allah'a karşı koruyacak bir yardımcı da bulamayacaklardır. Onların azapları kat kat olacaktır. Onlar, gerçeği duymaya ve görmeye tahammül edemiyorlardı.
Ulaike lem yekunu mu'cizine fil ardı ve ma kane lehum min dunillahi min evliya, yudaafu lehumul azab, ma kanu yestetiunes sem'a ve ma kanu yubsirun.