سورة هود
11. Hûd suresi
123 Ayet
101
وَمَا
ظَلَمْنَـٰهُمْ
وَلَـٰكِن
ظَلَمُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ ۖ
فَمَآ
أَغْنَتْ
عَنْهُمْ
ءَالِهَتُهُمُ
ٱلَّتِى
يَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
مِن
شَىْءٍۢ
لَّمَّا
جَآءَ
أَمْرُ
رَبِّكَ ۖ
وَمَا
زَادُوهُمْ
غَيْرَ
تَتْبِيبٍۢ
Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk[1] ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.
Detay ve Kelime Analizi
102
وَكَذَٰلِكَ
أَخْذُ
رَبِّكَ
إِذَآ
أَخَذَ
ٱلْقُرَىٰ
وَهِىَ
ظَـٰلِمَةٌ ۚ
إِنَّ
أَخْذَهُۥٓ
أَلِيمٌۭ
شَدِيدٌ
İşte Rabb'in, zulmeden kentleri cezalandırdığı zaman, böyle cezalandırır. O'nun cezası çok acı verici ve çok şiddetlidir.
Detay ve Kelime Analizi
103
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَةًۭ
لِّمَنْ
خَافَ
عَذَابَ
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
ذَٰلِكَ
يَوْمٌۭ
مَّجْمُوعٌۭ
لَّهُ
ٱلنَّاسُ
وَذَٰلِكَ
يَوْمٌۭ
مَّشْهُودٌۭ
Ahiret azabından korkanlar için, bunda bir ayet[1] vardır. O Gün, bütün insanların toplanacağı gündür. O mutlaka görülecek bir gündür.
Detay ve Kelime Analizi
104
وَمَا
نُؤَخِّرُهُۥٓ
إِلَّا
لِأَجَلٍۢ
مَّعْدُودٍۢ
Onu geciktirmemiz belli bir süreye kadardır.
Detay ve Kelime Analizi
105
يَوْمَ
يَأْتِ
لَا
تَكَلَّمُ
نَفْسٌ
إِلَّا
بِإِذْنِهِۦ ۚ
فَمِنْهُمْ
شَقِىٌّۭ
وَسَعِيدٌۭ
O Gün gelince, O'nun izni olmadan hiç kimse konuşamaz. Onlardan kimi mutsuz, kimi de mutludur.
Detay ve Kelime Analizi
106
فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
شَقُوا۟
فَفِى
ٱلنَّارِ
لَهُمْ
فِيهَا
زَفِيرٌۭ
وَشَهِيقٌ
Mutsuz olanlar ateştedir. Onlar, orada hıçkırırlar, inleyip dururlar.
Detay ve Kelime Analizi
107
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا
مَا
دَامَتِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
وَٱلْأَرْضُ
إِلَّا
مَا
شَآءَ
رَبُّكَ ۚ
إِنَّ
رَبَّكَ
فَعَّالٌۭ
لِّمَا
يُرِيدُ
Rabb'in, aksini dilemedikçe[1], gökler ve yer durdukça[2], orada sürekli kalacaklardır. Kuşkusuz Rabb'in, dilediğini yapandır.
Detay ve Kelime Analizi
108
وَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
سُعِدُوا۟
فَفِى
ٱلْجَنَّةِ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا
مَا
دَامَتِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتُ
وَٱلْأَرْضُ
إِلَّا
مَا
شَآءَ
رَبُّكَ ۖ
عَطَآءً
غَيْرَ
مَجْذُوذٍۢ
Mutlu olanlar ise, Cennet'tedirler. Rabb'in aksini dilemedikçe, gökler ve yer durdukça, orada sürekli kalacaklardır. Bu kesintisiz bir iyiliktir.
Detay ve Kelime Analizi
109
فَلَا
تَكُ
فِى
مِرْيَةٍۢ
مِّمَّا
يَعْبُدُ
هَـٰٓؤُلَآءِ ۚ
مَا
يَعْبُدُونَ
إِلَّا
كَمَا
يَعْبُدُ
ءَابَآؤُهُم
مِّن
قَبْلُ ۚ
وَإِنَّا
لَمُوَفُّوهُمْ
نَصِيبَهُمْ
غَيْرَ
مَنقُوصٍۢ
Onların kulluk ettikleri hakkında[1] hiç kuşkun olmasın. Daha önce atalarının kulluk ettikleri gibi kulluk ediyorlar. Elbette paylarına düşeni eksiksiz olarak vereceğiz.
Detay ve Kelime Analizi
110
وَلَقَدْ
ءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَـٰبَ
فَٱخْتُلِفَ
فِيهِ ۚ
وَلَوْلَا
كَلِمَةٌۭ
سَبَقَتْ
مِن
رَّبِّكَ
لَقُضِىَ
بَيْنَهُمْ ۚ
وَإِنَّهُمْ
لَفِى
شَكٍّۢ
مِّنْهُ
مُرِيبٍۢ
Ant olsun! Musa'ya Kitap'ı verdik de onda anlaşmazlığa düştüler. Rabb'in tarafından önceden takdir edilmiş bir karar olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlar[1] da bunun hakkında ikilem ve güvensizlik içindedirler.[2]
Detay ve Kelime Analizi
111
وَإِنَّ
كُلًّۭا
لَّمَّا
لَيُوَفِّيَنَّهُمْ
رَبُّكَ
أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ
إِنَّهُۥ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
خَبِيرٌۭ
Rabb'in onların yaptığı her şeyin karşılığını tam olarak verecektir. O, onların yaptıklarından haberdardır.
Detay ve Kelime Analizi
112
فَٱسْتَقِمْ
كَمَآ
أُمِرْتَ
وَمَن
تَابَ
مَعَكَ
وَلَا
تَطْغَوْا۟ ۚ
إِنَّهُۥ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌۭ
Sen ve tevbe edip seninle birlikte olanlar, emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun. Aşırı gitmeyin.[1] O, yaptığınız her şeyi görmektedir.
Detay ve Kelime Analizi
113
وَلَا
تَرْكَنُوٓا۟
إِلَى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
فَتَمَسَّكُمُ
ٱلنَّارُ
وَمَا
لَكُم
مِّن
دُونِ
ٱللَّهِ
مِنْ
أَوْلِيَآءَ
ثُمَّ
لَا
تُنصَرُونَ
Zulmedenlere eğilim göstermeyin. Sonra size de ateş dokunur. Allah'ın yanı sıra başka evliyanız[1] da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.
Detay ve Kelime Analizi
114
وَأَقِمِ
ٱلصَّلَوٰةَ
طَرَفَىِ
ٱلنَّهَارِ
وَزُلَفًۭا
مِّنَ
ٱلَّيْلِ ۚ
إِنَّ
ٱلْحَسَنَـٰتِ
يُذْهِبْنَ
ٱلسَّيِّـَٔاتِ ۚ
ذَٰلِكَ
ذِكْرَىٰ
لِلذَّٰكِرِينَ
Gündüzün iki tarafında[1] ve gecenin yakınlarında[2] salatı ikame et.[3] Çünkü iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt alanlar için bir öğüttür.
Detay ve Kelime Analizi
115
وَٱصْبِرْ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُضِيعُ
أَجْرَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Sabret! Kuşkusuz Allah, iyilerin iyiliklerini asla karşılıksız bırakmaz.
Detay ve Kelime Analizi
116
فَلَوْلَا
كَانَ
مِنَ
ٱلْقُرُونِ
مِن
قَبْلِكُمْ
أُو۟لُوا۟
بَقِيَّةٍۢ
يَنْهَوْنَ
عَنِ
ٱلْفَسَادِ
فِى
ٱلْأَرْضِ
إِلَّا
قَلِيلًۭا
مِّمَّنْ
أَنجَيْنَا
مِنْهُمْ ۗ
وَٱتَّبَعَ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مَآ
أُتْرِفُوا۟
فِيهِ
وَكَانُوا۟
مُجْرِمِينَ
Keşke sizden önceki nesillerde yeryüzünde fesatlığa karşı çıkan faziletli kimseler olmuş olsaydı. Onlardan ancak çok azını kurtuluşa erdirdik. Zulmedenler ise içinde bulundukları refaha dalıp böylece mücrim[1] kimseler oldular.
Detay ve Kelime Analizi
117
وَمَا
كَانَ
رَبُّكَ
لِيُهْلِكَ
ٱلْقُرَىٰ
بِظُلْمٍۢ
وَأَهْلُهَا
مُصْلِحُونَ
Yoksa senin Rabb'in, o memleketleri, halkı düzelticiler oldukları halde, haksızlıkla yok edecek değildi!
Detay ve Kelime Analizi
118
وَلَوْ
شَآءَ
رَبُّكَ
لَجَعَلَ
ٱلنَّاسَ
أُمَّةًۭ
وَٰحِدَةًۭ ۖ
وَلَا
يَزَالُونَ
مُخْتَلِفِينَ
Rabb'in dileseydi[1], bütün insanları tek bir ümmet yapardı. İhtilaf edenler[2] olarak sürüp gitmezlerdi.
Detay ve Kelime Analizi
119
إِلَّا
مَن
رَّحِمَ
رَبُّكَ ۚ
وَلِذَٰلِكَ
خَلَقَهُمْ ۗ
وَتَمَّتْ
كَلِمَةُ
رَبِّكَ
لَأَمْلَأَنَّ
جَهَنَّمَ
مِنَ
ٱلْجِنَّةِ
وَٱلنَّاسِ
أَجْمَعِينَ
Ancak Rabb'inin rahmet ettikleri hariç.[1] Bunun için yarattı onları.[2] Kesinlikle Rabb'inin takdir ettiği, "Cehennem'i cinlerden ve insanlardan[3] dolduracağım" hükmü gerçekleşecektir.[4]
Detay ve Kelime Analizi
120
وَكُلًّۭا
نَّقُصُّ
عَلَيْكَ
مِنْ
أَنۢبَآءِ
ٱلرُّسُلِ
مَا
نُثَبِّتُ
بِهِۦ
فُؤَادَكَ ۚ
وَجَآءَكَ
فِى
هَـٰذِهِ
ٱلْحَقُّ
وَمَوْعِظَةٌۭ
وَذِكْرَىٰ
لِلْمُؤْمِنِينَ
Elçilerin haberlerinden, kalbini kuvvetlendirecek her şeyi sana anlatıyoruz. Bu hususta sana Hakk, Mü'minlere de öğüt ve hatırlatma geldi.
Detay ve Kelime Analizi