سورة الحج
22.Hac Suresi
"Hac"
78 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Hac 22:2
يَوْمَ
تَرَوْنَهَا
تَذْهَلُ
كُلُّ
مُرْضِعَةٍ
عَمَّآ
أَرْضَعَتْ
وَتَضَعُ
كُلُّ
ذَاتِ
حَمْلٍ
حَمْلَهَا
وَتَرَى
ٱلنَّاسَ
سُكَـٰرَىٰ
وَمَا
هُم
بِسُكَـٰرَىٰ
وَلَـٰكِنَّ
عَذَابَ
ٱللَّهِ
شَدِيدٌ
Onu gördüğünüz gün, her emzikli kadın, emzirdiğini unutur. Her hamile kadın, bebeğini düşürür. Ve İnsanları sarhoş olmadıkları halde, sarhoş gibi görürsün. Zira Allah'ın azabı çok şiddetlidir.
Yevme teravneha tezhelu kullu murdıatin amma erdaat ve tedau kullu zati hamlin hamleha ve teren nase sukara ve ma hum bi sukara ve lakinne azaballahi şedid.
Hac 22:3
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يُجَـٰدِلُ
فِى
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَيَتَّبِعُ
كُلَّ
شَيْطَـٰنٍ
مَّرِيدٍ
Ve İnsanlardan öyle kimseler vardır ki; hiçbir bilgisi olmadığı halde, Allah hakkında ileri geri konuşurlar ve bütün azgın şeytanların[1] peşinden giderler.
Ve minen nasi men yucadilu fillahi bi gayri ilmin ve yettebiu kulle şeytanin merid.
Hac 22:4
كُتِبَ
عَلَيْهِ
أَنَّهُ
مَن
تَوَلَّاهُ
فَأَنَّهُ
يُضِلُّهُ
وَيَهْدِيهِ
إِلَىٰ
عَذَابِ
ٱلسَّعِيرِ
Onun[1] hakkında yazıldı: ona uyan kesinlikle bilmelidir ki, şeytan onu saptırır. Ve onu Sair'in[2] azabına iletir.
Kutibe aleyhi ennehu men tevellahu fe ennehu yudılluhu ve yehdihi ila azabis sair.
Hac 22:5
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
إِن
كُنتُمْ
فِى
رَيْبٍ
مِّنَ
ٱلْبَعْثِ
فَإِنَّا
خَلَقْنَـٰكُم
مِّن
تُرَابٍ
ثُمَّ
مِن
نُّطْفَةٍ
ثُمَّ
مِنْ
عَلَقَةٍ
ثُمَّ
مِن
مُّضْغَةٍ
مُّخَلَّقَةٍ
وَغَيْرِ
مُخَلَّقَةٍ
لِّنُبَيِّنَ
لَكُمْ ۚ
وَنُقِرُّ
فِى
ٱلْأَرْحَامِ
مَا
نَشَآءُ
إِلَىٰٓ
أَجَلٍ
مُّسَمًّى
ثُمَّ
نُخْرِجُكُمْ
طِفْلًا
ثُمَّ
لِتَبْلُغُوٓا۟
أَشُدَّكُمْ ۖ
وَمِنكُم
مَّن
يُتَوَفَّىٰ
وَمِنكُم
مَّن
يُرَدُّ
إِلَىٰٓ
أَرْذَلِ
ٱلْعُمُرِ
لِكَيْلَا
يَعْلَمَ
مِن
بَعْدِ
عِلْمٍ
شَيْـًٔا ۚ
وَتَرَى
ٱلْأَرْضَ
هَامِدَةً
فَإِذَآ
أَنزَلْنَا
عَلَيْهَا
ٱلْمَآءَ
ٱهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ
وَأَنبَتَتْ
مِن
كُلِّ
زَوْجٍ
بَهِيجٍ
Ey İnsanlar! Eğer öldükten sonra yeniden dirilmekten kuşkunuz varsa; bilin ki Biz, sizi topraktan, sonra nutfeden,[1] sonra bir alakadan,[2] sonra yapısı belli belirsiz mudğadan[3] yarattık. Ne olduğunuzu bilin diye size açıklıyoruz. Ve Biz, dilediğimizi belli bir süreye kadar rahimlerde tutarız. Sonra sizi bir bebek olarak çıkarırız. Sonra kiminiz ergenlik çağına ulaşır. Ve sizden bir kısmınız vefat ettirilir. Kiminiz de ömrünün en kötü dönemine erişir; bir şey bilmez yaşlı bir bunak haline gelir. Yeryüzünü kurumuş ölmüş görürsün, ama üzerine su indirdiğimiz zaman yeniden hareketlenir, kabarır ve her bitkiden göz alıcı çiftler bitirir.
Ya eyyuhen nasu in kuntum fi raybin minel ba'si fe inna halaknakum min turabin summe min nutfetin summe min alakatin summe min mudgatin muhallekatin ve gayri muhallekatin li nubeyyine lekum, ve nukırru fil erhami ma neşau ila ecelin musemmen summe nuhricukum tıflen summe li teblugu eşuddekum ve minkum men yuteveffa ve minkum men yuraddu ila erzelil umuri li keyla ya'leme min ba'di ilmin şey'a, ve terel arda hamideten fe iza enzelna aleyhel maehtezzet ve rabet ve enbetet min kulli zevcin behic.
Hac 22:6
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْحَقُّ
وَأَنَّهُ
يُحْىِ
ٱلْمَوْتَىٰ
وَأَنَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
قَدِيرٌ
İşte Hakk olan Allah budur. O, ölüleri diriltir. Ve O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Zalike bi ennallahe huvel hakku ve ennehu yuhyil mevta ve ennehu ala kulli şey'in kadir.
Hac 22:8
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يُجَـٰدِلُ
فِى
ٱللَّهِ
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَلَا
هُدًى
وَلَا
كِتَـٰبٍ
مُّنِيرٍ
İnsanlardan bazıları, bir bilgiye, bir yol göstericiye ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın Allah hakkında tartışıyorlar.
Ve minen nasi men yucadilu fillahi bi gayri ilmin ve la huden ve la kitabin munir.
Hac 22:9
ثَانِىَ
عِطْفِهِ
لِيُضِلَّ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۖ
لَهُ
فِى
ٱلدُّنْيَا
خِزْىٌ ۖ
وَنُذِيقُهُ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
عَذَابَ
ٱلْحَرِيقِ
Allah'ın yolundan saptırmak için kıvırıp durur. Onun için dünyada rezillik vardır. Ve ona Kıyamet günü yakıcı ateşin azabını tattıracağız.
Saniye ıtfihi li yudılle an sebilillah, lehu fid dunya hızyun ve nuzikuhu yevmel kıyameti azabel harik.
Hac 22:10
ذَٰلِكَ
بِمَا
قَدَّمَتْ
يَدَاكَ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
لَيْسَ
بِظَلَّـٰمٍ
لِّلْعَبِيدِ
İşte bu kendi tercihinle yaptığın şeylerden dolayıdır. Kuşkusuz Allah, kullarına haksızlık edici değildir.
Zalike bima kaddemet yedake ve ennallahe leyse bi zallamin lil abid.
Hac 22:11
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَعْبُدُ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
حَرْفٍ ۖ
فَإِنْ
أَصَابَهُ
خَيْرٌ
ٱطْمَأَنَّ
بِهِ ۖ
وَإِنْ
أَصَابَتْهُ
فِتْنَةٌ
ٱنقَلَبَ
عَلَىٰ
وَجْهِهِ
خَسِرَ
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْـَٔاخِرَةَ ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْخُسْرَانُ
ٱلْمُبِينُ
İnsanlardan bazıları da iş olsun diye Allah'a kulluk eder. Onun yararına bir şey olursa onunla mutlu olur, eğer bir fitneyle[1] karşı karşıya kalırsa hemen yönünü değiştirir. O dünyada da ahirette de kaybedendir. İşte o apaçık bir kayıptır.
Ve minen nasi men ya'budullahe ala harf, fe in asabehu hayrunıtmeenne bih, ve in asabethu fitnetuninkalebe ala vechihi, hasired dunya vel ahıreh, zalike huvel husranul mubin.
Hac 22:12
يَدْعُوا۟
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
مَا
لَا
يَضُرُّهُ
وَمَا
لَا
يَنفَعُهُ ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلضَّلَـٰلُ
ٱلْبَعِيدُ
Allah'ın yanı sıra kendilerine zarar da fayda da veremeyecek olan şeylere dua[1] ediyorlar. İşte bu derin bir sapkınlıktır.
Yed'u min dunillahi ma la yedurruhu ve ma la yenfeuh, zalike huved dalalul baid.
Hac 22:14
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُدْخِلُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
جَنَّـٰتٍ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَفْعَلُ
مَا
يُرِيدُ
Allah, iman eden ve salihatı[1] yapanları altından ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Kuşkusuz Allah, Dilediği Şeyi Yapar.
İnnallahe yudhılullezine amenu ve amilus salihati cennatin tecri min tahtihel enhar, innallahe yef'alu ma yurid.
Hac 22:15
مَن
كَانَ
يَظُنُّ
أَن
لَّن
يَنصُرَهُ
ٱللَّهُ
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْـَٔاخِرَةِ
فَلْيَمْدُدْ
بِسَبَبٍ
إِلَى
ٱلسَّمَآءِ
ثُمَّ
لْيَقْطَعْ
فَلْيَنظُرْ
هَلْ
يُذْهِبَنَّ
كَيْدُهُ
مَا
يَغِيظُ
Kim Allah'ın, ona dünyada ve ahirette kesinlikle yardım etmeyeceğini zannediyorsa, o zaman semaya[1] bir araç uzatsın da sonra onu[2] kessin de baksın bakalım bu planı kendisini kızdıran şeyi giderecek mi?
Men kane yezunnu en len yensurehullahu fid dunya vel ahıreti felyemdud bi sebebin iles semai summel yakta' felyenzur hel yuzhibennekeyduhu ma yagiz.
Hac 22:17
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَٱلَّذِينَ
هَادُوا۟
وَٱلصَّـٰبِـِٔينَ
وَٱلنَّصَـٰرَىٰ
وَٱلْمَجُوسَ
وَٱلَّذِينَ
أَشْرَكُوٓا۟
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَفْصِلُ
بَيْنَهُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
شَهِيدٌ
Allah; İman Edenler, Yahudiler, Sabiiler,[1] Nesara,[2] Mecusiler ve Müşrik olanların Kıyamet günü aralarını ayıracaktır.[3] Allah, her şeye tanıktır.
İnnellezine amenu vellezine hadu ves sabiine ven nasara vel mecuse vellezine eşreku innallahe yafsılu beynehum yevmel kıyameh, innallahe ala kulli şey'in şehid.
Hac 22:18
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَسْجُدُ
لَهُ
مَن
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَن
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَٱلشَّمْسُ
وَٱلْقَمَرُ
وَٱلنُّجُومُ
وَٱلْجِبَالُ
وَٱلشَّجَرُ
وَٱلدَّوَآبُّ
وَكَثِيرٌ
مِّنَ
ٱلنَّاسِ ۖ
وَكَثِيرٌ
حَقَّ
عَلَيْهِ
ٱلْعَذَابُ ۗ
وَمَن
يُهِنِ
ٱللَّهُ
فَمَا
لَهُ
مِن
مُّكْرِمٍ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَفْعَلُ
مَا
يَشَآءُ ۩
Göklerde ve yerde ne varsa; Güneş'in, Ay'ın ve yıldızların, dağların, ağaçların, hayvanların ve İnsanların birçoğunun Allah'a secde[1] ettiklerini görmüyor musun?[2] Birçoğunun da[3] üzerine azap hak oldu. Ve Allah, kimi küçük düşürürse artık onun için bir yüceltici yoktur. Kuşkusuz Allah, dilediğini yapar.
E lem tera ennallahe yescudu lehu men fis semavati ve men fil ardı veş şemsu vel kameru ven nucumu vel cibalu veş şeceru ved devabbu ve kesirun minen nas, ve kesirun hakka aleyhil azab, ve men yuhinillahu fe ma lehu min mukrim, innallahe yef'alu ma yeşa'.
Hac 22:19
هَـٰذَانِ
خَصْمَانِ
ٱخْتَصَمُوا۟
فِى
رَبِّهِمْ ۖ
فَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
قُطِّعَتْ
لَهُمْ
ثِيَابٌ
مِّن
نَّارٍ
يُصَبُّ
مِن
فَوْقِ
رُءُوسِهِمُ
ٱلْحَمِيمُ
Bu iki karşıt taraf,[1] Rabb'leri hakkında mücadele eden, birbirlerine iki düşmandır. Bunlardan Kafirler için ateşten biçilmiş elbiseler vardır. Onların başlarının üstünden kaynar sular dökülecek!
Hazani hasmanihtesamu fi rabbihim fellezine keferu kuttıat lehum siyabun min nar, yusabbu min fevkı ruusihumul hamim.
Hac 22:20
يُصْهَرُ
بِهِ
مَا
فِى
بُطُونِهِمْ
وَٱلْجُلُودُ
Bununla iç organları ve derileri eritilecek.
Yusheru bihi ma fi butunihim vel culud.
Hac 22:21
وَلَهُم
مَّقَـٰمِعُ
مِنْ
حَدِيدٍ
Ve onlar için demirden topuzlar vardır.
Ve lehum makamıu min hadid.
Hac 22:22
كُلَّمَآ
أَرَادُوٓا۟
أَن
يَخْرُجُوا۟
مِنْهَا
مِنْ
غَمٍّ
أُعِيدُوا۟
فِيهَا
وَذُوقُوا۟
عَذَابَ
ٱلْحَرِيقِ
Azaptan kurtulmak için ne zaman oradan çıkmak isteyecek olurlarsa, yakıcı azabı tatmaları için oraya geri döndürülürler.
Kullema eradu en yahrucu minha min gammin uidu fiha ve zuku azabel harik.
Hac 22:23
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُدْخِلُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
جَنَّـٰتٍ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
يُحَلَّوْنَ
فِيهَا
مِنْ
أَسَاوِرَ
مِن
ذَهَبٍ
وَلُؤْلُؤًا ۖ
وَلِبَاسُهُمْ
فِيهَا
حَرِيرٌ
Allah, iman eden ve salihatı yapanları[1], içinden ırmaklar akan Cennetlere koyacak. Onlar, orada altından bilezikler ve inciler ile süslenirler. Elbiseleri ipektendir.
İnnallahe yudhılullezine amenu ve amilus salihati cennatin tecri min tahtihel enharu yuhallevne fiha min esavira min zehebin ve lu'lua, ve libasuhum fiha harir.
Hac 22:25
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَيَصُدُّونَ
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
ٱلَّذِى
جَعَلْنَـٰهُ
لِلنَّاسِ
سَوَآءً
ٱلْعَـٰكِفُ
فِيهِ
وَٱلْبَادِ ۚ
وَمَن
يُرِدْ
فِيهِ
بِإِلْحَادٍ
بِظُلْمٍ
نُّذِقْهُ
مِنْ
عَذَابٍ
أَلِيمٍ
Kafir olanlar ve Allah'ın yolundan ve Mescid-i Haram'dan engelleyenler -bilsinler ki- onu,[1] orada yerleşik olan ve dışarıdan gelen bütün İnsanların eşitçe adanmaları için yaptık. Kim orada haksızlıkla sapkınlık yaparsa, ona acı azaptan tattıracağız.
İnnellezine keferu ve yasuddune an sebilillahi vel mescidil haramillezi cealnahu lin nasi sevaenil akıfu fihi vel bad, ve men yurid fihi bi ilhadin bi zulmin nuzıkhu min azabin elim.
Hac 22:26
وَإِذْ
بَوَّأْنَا
لِإِبْرَٰهِيمَ
مَكَانَ
ٱلْبَيْتِ
أَن
لَّا
تُشْرِكْ
بِى
شَيْـًٔا
وَطَهِّرْ
بَيْتِىَ
لِلطَّآئِفِينَ
وَٱلْقَآئِمِينَ
وَٱلرُّكَّعِ
ٱلسُّجُودِ
Bir zamanlar İbrahim'e evin[1] yerini göstererek; "Bana hiçbir şeyi ortak koşma. Evimi tavaf edenler, kaim olanlar,[2] ruku[3] edenler, secde edenler[4] için arındır.[5]" demiştik.
Ve iz bevve'na li ibrahime mekanel beyti en la tuşrik bi şey'en ve tahhir beytiye lit taifine vel kaimine ver rukkais sucud.
Hac 22:27
وَأَذِّن
فِى
ٱلنَّاسِ
بِٱلْحَجِّ
يَأْتُوكَ
رِجَالًا
وَعَلَىٰ
كُلِّ
ضَامِرٍ
يَأْتِينَ
مِن
كُلِّ
فَجٍّ
عَمِيقٍ
İnsanları Hacca çağır. Gerek yaya gerek her türlü binek üzerinde, uzak-yakın her yerden sana gelsinler.
Ve ezzin fin nasi bil hacci ye'tuke ricalen ve ala kulli damirin ye'tine min kulli feccin amik.
Hac 22:28
لِّيَشْهَدُوا۟
مَنَـٰفِعَ
لَهُمْ
وَيَذْكُرُوا۟
ٱسْمَ
ٱللَّهِ
فِىٓ
أَيَّامٍ
مَّعْلُومَـٰتٍ
عَلَىٰ
مَا
رَزَقَهُم
مِّن
بَهِيمَةِ
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۖ
فَكُلُوا۟
مِنْهَا
وَأَطْعِمُوا۟
ٱلْبَآئِسَ
ٱلْفَقِيرَ
Bunun kendilerine sağlayacağı yararlara tanık olsunlar. Ve kendilerine rızık olarak verilen hayvanlar üzerine belli günlerde[1] Allah'ın adını[2] ansınlar. Böylece onlardan yiyin, muhtaç ve yoksul olanları doyurun.
Li yeşhedu menafia lehum ve yezkurusmallahi fi eyyamin ma'lumatin ala ma rezakahum min behimetil en'am, fe kulu minha ve at'ımul baisel fakir.
Hac 22:30
ذَٰلِكَ
وَمَن
يُعَظِّمْ
حُرُمَـٰتِ
ٱللَّهِ
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَّهُ
عِندَ
رَبِّهِ ۗ
وَأُحِلَّتْ
لَكُمُ
ٱلْأَنْعَـٰمُ
إِلَّا
مَا
يُتْلَىٰ
عَلَيْكُمْ ۖ
فَٱجْتَنِبُوا۟
ٱلرِّجْسَ
مِنَ
ٱلْأَوْثَـٰنِ
وَٱجْتَنِبُوا۟
قَوْلَ
ٱلزُّورِ
İşte böyle. Kim Rabb'inin yasaklarına uymada gerekli özeni gösterirse, bu onun için daha hayırlıdır. Size okunanlar[1] hariç, diğer hayvanlar helal kılındı. Artık putların pisliğinden[2] kaçının. Yalan sözden kaçının.
Zalike ve men yuazzım hurumatillahi fe huve hayrun lehu inde rabbih, ve uhıllet lekumul en'amu illa ma yutla aleykum fectenibur ricse minel evsani vectenibu kavlez zur.
Hac 22:31
حُنَفَآءَ
لِلَّهِ
غَيْرَ
مُشْرِكِينَ
بِهِ ۚ
وَمَن
يُشْرِكْ
بِٱللَّهِ
فَكَأَنَّمَا
خَرَّ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
فَتَخْطَفُهُ
ٱلطَّيْرُ
أَوْ
تَهْوِى
بِهِ
ٱلرِّيحُ
فِى
مَكَانٍ
سَحِيقٍ
Hanifler,[1] onunla[2] Allah'a şirk koşmayanlardır. Allah'a şirk koşan kimse, sanki gökten düşen ve kuşun kaptığı[3] veya rüzgarın uzak yerlere sürüklediği kimse gibidir.
Hunefae lillahi gayre muşrikine bih, ve men yuşrik billahi fe ke ennema harre mines semai fe tahtafuhut tayru ev tehvi bihir rihu fi mekanin sahik.
Hac 22:34
وَلِكُلِّ
أُمَّةٍ
جَعَلْنَا
مَنسَكًا
لِّيَذْكُرُوا۟
ٱسْمَ
ٱللَّهِ
عَلَىٰ
مَا
رَزَقَهُم
مِّن
بَهِيمَةِ
ٱلْأَنْعَـٰمِ ۗ
فَإِلَـٰهُكُمْ
إِلَـٰهٌ
وَٰحِدٌ
فَلَهُٓ
أَسْلِمُوا۟ ۗ
وَبَشِّرِ
ٱلْمُخْبِتِينَ
Rızık olarak verilen hayvanların üzerine Allah'ın adını anmaları için bütün ümmetlere mensek[1] tayin ettik. Sizin ilahınız bir tek ilahtır. Artık yalnızca ona teslim olun. Samimi İnsanları haberdar et.
Ve li kulli ummetin cealna menseken li yezkurusmallahi ala ma razakahum min behimetil en'am, fe ilahukum ilahun vahıdun fe lehu eslimu ve beşşiril muhbitin.
Hac 22:35
ٱلَّذِينَ
إِذَا
ذُكِرَ
ٱللَّهُ
وَجِلَتْ
قُلُوبُهُمْ
وَٱلصَّـٰبِرِينَ
عَلَىٰ
مَآ
أَصَابَهُمْ
وَٱلْمُقِيمِى
ٱلصَّلَوٰةِ
وَمِمَّا
رَزَقْنَـٰهُمْ
يُنفِقُونَ
Onlar ki[1] Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, başlarına gelene sabrederler,[2] salatı ikame ederler,[3] kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden infak[4] ederler.
Ellezine iza zukirallahu vecilet kulubuhum vas sabirine ala ma esabehum vel mukimis salati ve mimma razaknahum yunfikun.
Hac 22:36
وَٱلْبُدْنَ
جَعَلْنَـٰهَا
لَكُم
مِّن
شَعَـٰٓئِرِ
ٱللَّهِ
لَكُمْ
فِيهَا
خَيْرٌ ۖ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱسْمَ
ٱللَّهِ
عَلَيْهَا
صَوَآفَّ ۖ
فَإِذَا
وَجَبَتْ
جُنُوبُهَا
فَكُلُوا۟
مِنْهَا
وَأَطْعِمُوا۟
ٱلْقَانِعَ
وَٱلْمُعْتَرَّ ۚ
كَذَٰلِكَ
سَخَّرْنَـٰهَا
لَكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Büyükbaş hayvanları da[1] sizin için Allah'ın şiarlarından[2] kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Ayakları bağlı halde keserlerken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları üzerine düşünce onları yiyin. İsteyene de istemeyene de yedirin. Böylece onları yararlanmanıza sunduk. Umulur ki şükredersiniz.
Vel budne cealnaha lekum min şeairillahi lekum fiha hayr, fezkurusmallahi aleyha savaff, fe iza vecebet cunubuha fe kulu minha ve at'ımul kania vel mu'terr, kezalike sahharnaha lekum leallekum teşkurun.
Hac 22:37
لَن
يَنَالَ
ٱللَّهَ
لُحُومُهَا
وَلَا
دِمَآؤُهَا
وَلَـٰكِن
يَنَالُهُ
ٱلتَّقْوَىٰ
مِنكُمْ ۚ
كَذَٰلِكَ
سَخَّرَهَا
لَكُمْ
لِتُكَبِّرُوا۟
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
مَا
هَدَىٰكُمْ ۗ
وَبَشِّرِ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Onların[1] ne etleri ne de kanları asla Allah'a ulaşmaz. Ona ulaşacak olan sizin takvanızdır. Sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah'ı yüceltmeniz için onları sizin yararınıza sundu. İyi olan kimseleri müjdele.
Len yenalellahe luhumuha ve la dimauha ve lakin yenaluhut takva minkum, kezalike sahharaha lekum li tukebbirullahe ala ma hedakum, ve beşşiril muhsinin.
Hac 22:38
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُدَٰفِعُ
عَنِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
كُلَّ
خَوَّانٍ
كَفُورٍ
Allah, iman edenleri savunur. Allah, hain nankörleri sevmez.
İnnallahe yudafiu anillezine amenu, innallahe la yuhıbbu kulle havvanin kefur.
Hac 22:39
أُذِنَ
لِلَّذِينَ
يُقَـٰتَلُونَ
بِأَنَّهُمْ
ظُلِمُوا۟ ۚ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
نَصْرِهِمْ
لَقَدِيرٌ
Kendileriyle savaşılan kimselerin, zulme uğramaları nedeniyle, savaşmalarına izin verildi. Kuşkusuz Allah, onlara yardım etmeye kadirdir.
Uzine lillezine yukatelune bi ennehum zulim, ve innallahe ala nasrihim le kadir.
Hac 22:40
ٱلَّذِينَ
أُخْرِجُوا۟
مِن
دِيَـٰرِهِم
بِغَيْرِ
حَقٍّ
إِلَّآ
أَن
يَقُولُوا۟
رَبُّنَا
ٱللَّهُ ۗ
وَلَوْلَا
دَفْعُ
ٱللَّهِ
ٱلنَّاسَ
بَعْضَهُم
بِبَعْضٍ
لَّهُدِّمَتْ
صَوَٰمِعُ
وَبِيَعٌ
وَصَلَوَٰتٌ
وَمَسَـٰجِدُ
يُذْكَرُ
فِيهَا
ٱسْمُ
ٱللَّهِ
كَثِيرًا ۗ
وَلَيَنصُرَنَّ
ٱللَّهُ
مَن
يَنصُرُهُٓ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَقَوِىٌّ
عَزِيزٌ
Onlar, sadece "Rabb'imiz Allah'tır." dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, İnsanların bazılarını bazılarıyla savmasaydı, içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı sevamiu,[1] biyeun,[2] selavat,[3] mescitler mutlaka yıkılırdı. Allah, kendisine yardım edene[4] mutlaka yardım eder. Kuşkusuz Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
Ellezine uhricu min diyarihim bi gayri hakkın illa en yekulu rabbunallah, ve lev la def'ullahin nase ba'dahum bi ba'dın lehuddimet savamıu ve biyaun ve salavatun ve mesacidu yuzkeru fihesmullahi kesira, ve le yansurennallahu men yansuruh, innallahe le kaviyyun aziz.
Hac 22:41
ٱلَّذِينَ
إِن
مَّكَّنَّـٰهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
أَقَامُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتَوُا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَأَمَرُوا۟
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَنَهَوْا۟
عَنِ
ٱلْمُنكَرِ ۗ
وَلِلَّهِ
عَـٰقِبَةُ
ٱلْأُمُورِ
Eğer yeryüzünde onları egemen kılarsak, salatı ikame ederler[1], zekatı yaparlar[1], ma'ruf olanı yapar, münkerden sakındırırlar.[2] Bütün işlerin sonucu Allah'a dönecektir.
Ellezine in mekkennahum fil ardı ekamus salate ve atevuz zekate ve emeru bil ma'rufi ve nehev anil munker, ve lillahi akıbetul umur.
Hac 22:42
وَإِن
يُكَذِّبُوكَ
فَقَدْ
كَذَّبَتْ
قَبْلَهُمْ
قَوْمُ
نُوحٍ
وَعَادٌ
وَثَمُودُ
Eğer seni yalanlıyorlarsa, bil ki onlardan önce; Nuh, Ad ve Semud halkları da Nebilerini yalanlamışlardı.
Ve in yukezzibuke fe kad kezzebet kablehum kavmu nuhın ve adun ve semud.
Hac 22:43
وَقَوْمُ
إِبْرَٰهِيمَ
وَقَوْمُ
لُوطٍ
İbrahim ve Lut halkları da yalanlamışlardı.
Ve kavmu ibrahime ve kavmu lut.
Hac 22:44
وَأَصْحَـٰبُ
مَدْيَنَ ۖ
وَكُذِّبَ
مُوسَىٰ
فَأَمْلَيْتُ
لِلْكَـٰفِرِينَ
ثُمَّ
أَخَذْتُهُمْ ۖ
فَكَيْفَ
كَانَ
نَكِيرِ
Ve Medyen sahipleri de. Musa da yalanlandı. Fakat Kafirlere süre tanıdım. Sonra da onları yakaladım. Benim inkarım[1] nasılmış gördüler.
Ve ashabu medyen, ve kuzzibe musa fe emleytu lil kafirine summe ehaztuhum, fe keyfe kane nekir.
Hac 22:45
فَكَأَيِّن
مِّن
قَرْيَةٍ
أَهْلَكْنَـٰهَا
وَهِىَ
ظَالِمَةٌ
فَهِىَ
خَاوِيَةٌ
عَلَىٰ
عُرُوشِهَا
وَبِئْرٍ
مُّعَطَّلَةٍ
وَقَصْرٍ
مَّشِيدٍ
Böylece zulüm yapmalarından dolayı nice kentleri yok ettik. Çatıları çökmüş, duvarları yıkılmış; sahipsiz kalmış kuyular ve görkemli saraylar vardır.
Fe ke eyyin min karyetin ehleknaha ve hiye zalimetun fe hiye haviyetun ala uruşiha ve bi'rin muattalatin ve kasrın meşid.
Hac 22:46
أَفَلَمْ
يَسِيرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
فَتَكُونَ
لَهُمْ
قُلُوبٌ
يَعْقِلُونَ
بِهَآ
أَوْ
ءَاذَانٌ
يَسْمَعُونَ
بِهَا ۖ
فَإِنَّهَا
لَا
تَعْمَى
ٱلْأَبْصَـٰرُ
وَلَـٰكِن
تَعْمَى
ٱلْقُلُوبُ
ٱلَّتِى
فِى
ٱلصُّدُورِ
Onlar, yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki kendilerinin, kendisi ile akıl edecekleri kalpleri[1] veya kendisi ile işitecek kulakları olsun. Gerçek şu ki, kör olan gözler değildir, kör olan göğüslerde olan kalplerdir.
E fe lem yesiru fil ardı fe tekune lehum kulubun ya'kılune biha ev azanunyesmeune biha, fe inneha la ta'mal ebsaru ve lakin ta'mal kulubulleti fis sudur.
Hac 22:47
وَيَسْتَعْجِلُونَكَ
بِٱلْعَذَابِ
وَلَن
يُخْلِفَ
ٱللَّهُ
وَعْدَهُ ۚ
وَإِنَّ
يَوْمًا
عِندَ
رَبِّكَ
كَأَلْفِ
سَنَةٍ
مِّمَّا
تَعُدُّونَ
Ve senden azabı çabuklaştırmanı istiyorlar. Oysa Allah, sözünden asla dönmez. Kuşkusuz Rabb'ine göre bir gün, sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.
Ve yesta'ciluneke bil azabi ve len yuhlifallahu va'deh, ve inne yevmen inde rabbike ke elfi senetin mimma teuddun.
Hac 22:48
وَكَأَيِّن
مِّن
قَرْيَةٍ
أَمْلَيْتُ
لَهَا
وَهِىَ
ظَالِمَةٌ
ثُمَّ
أَخَذْتُهَا
وَإِلَىَّ
ٱلْمَصِيرُ
Zulmedip duran nice kentler vardı ki onlara süre vermiştim. Sonra onları yakaladım. Ve dönüş Bana'dır.
Ve ke eyyin min karyetin emleytu leha ve hiye zalimetun summe ehaztuha, ve ileyyel masir.
Hac 22:49
قُلْ
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
إِنَّمَآ
أَنَا۠
لَكُمْ
نَذِيرٌ
مُّبِينٌ
De ki: "Ey İnsanlar! Ben sizin için yalnızca apaçık bir uyarıcıyım."
Kul ya eyyuhen nasu innema ene lekum nezirun mubin.
Hac 22:51
وَٱلَّذِينَ
سَعَوْا۟
فِىٓ
ءَايَـٰتِنَا
مُعَـٰجِزِينَ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلْجَحِيمِ
Ayetlerimizi geçersiz bırakma yarışında olanlar, işte onlar Cehennem ehlidir.
Vellezine seav fi ayatina muacizine ulaike ashabul cehim.
Hac 22:52
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
مِن
قَبْلِكَ
مِن
رَّسُولٍ
وَلَا
نَبِىٍّ
إِلَّآ
إِذَا
تَمَنَّىٰٓ
أَلْقَى
ٱلشَّيْطَـٰنُ
فِىٓ
أُمْنِيَّتِهِ
فَيَنسَخُ
ٱللَّهُ
مَا
يُلْقِى
ٱلشَّيْطَـٰنُ
ثُمَّ
يُحْكِمُ
ٱللَّهُ
ءَايَـٰتِهِ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌ
Senden önce gönderdiğimiz her Resul ve Nebi, bir şey dilediği[1] zaman, şeytan[2] onun bu dileğine bir şeyler katmak istedi.[3] Fakat Allah, şeytanın kattığı şeyleri yok eder. Sonra Allah, kendi ayetlerini sağlamlaştırır. Ve Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ve ma erselna min kablike min resulin ve la nebiyyin illa iza temenna elkaş şeytanu fi umniyyetih, fe yensehullahu ma yulkış şeytanu summe yuhkimullahu ayatih, vallahu alimun hakim.
Hac 22:53
لِّيَجْعَلَ
مَا
يُلْقِى
ٱلشَّيْطَـٰنُ
فِتْنَةً
لِّلَّذِينَ
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌ
وَٱلْقَاسِيَةِ
قُلُوبُهُمْ ۗ
وَإِنَّ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
لَفِى
شِقَاقٍ
بَعِيدٍ
Kalplerinde hastalık olan ve kalpleri kararıp katılaşmış olanlara, şeytanın kattığı şeyi[1], sınav vesilesi kıldık. Zalimler derin bir yanılgı içindedirler.
Li yec'ale ma yulkış şeytanu fitneten lillezine fi kulubihim maradun vel kasiyeti kulubuhum, ve innez zalimine le fi şikakın baid.
Hac 22:54
وَلِيَعْلَمَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْعِلْمَ
أَنَّهُ
ٱلْحَقُّ
مِن
رَّبِّكَ
فَيُؤْمِنُوا۟
بِهِ
فَتُخْبِتَ
لَهُ
قُلُوبُهُمْ ۗ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَهَادِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِلَىٰ
صِرَٰطٍ
مُّسْتَقِيمٍ
İlim[1] verilen kimselerin[2], onun[3] Rabb'inden gelen bir gerçek olduğunu bilmeleri, ona iman etmeleri ve kalplerinin tatmin olması içindir. Allah, İman Edenler'e dosdoğru yolu gösterendir.
Ve li ya'lemellezine utul ılme ennehul hakku min rabbike fe yu'minu bihi fe tuhbite lehu kulubuhum, ve innallahe le hadillezine amenu ila sıratın mustakim.
Hac 22:55
وَلَا
يَزَالُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
فِى
مِرْيَةٍ
مِّنْهُ
حَتَّىٰ
تَأْتِيَهُمُ
ٱلسَّاعَةُ
بَغْتَةً
أَوْ
يَأْتِيَهُمْ
عَذَابُ
يَوْمٍ
عَقِيمٍ
Kafirler de Sa'at[1] ansızın gelinceye veya ardından başka bir gün olmayan günün azabı gelinceye kadar ondan[2] kuşku duymaya devam edeceklerdir.
Ve la yezalullezine keferu fi miryetin minhu hatta te'tiyehumus saatu bagteten ev ye'tiyehum azabu yevmin akim.
Hac 22:56
ٱلْمُلْكُ
يَوْمَئِذٍ
لِّلَّهِ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ ۚ
فَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
فِى
جَنَّـٰتِ
ٱلنَّعِيمِ
Egemenlik, O Gün[1] tamamen Allah'a aittir, İnsanlar arasında yalnızca O hüküm verir. Artık iman eden ve salihatı yapanlar, Nimet Cennetlerindedirler.
El mulku yevme izin lillah, yahkumu beynehum, fellezine amenu ve amilus salihati fi cennatin naim.
Hac 22:57
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
وَكَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
لَهُمْ
عَذَابٌ
مُّهِينٌ
Kafir olan ve ayetlerimizi yalanlayan kimseler için alçaltıcı bir azap vardır.
Vellezine keferu ve kezzebu bi ayatina fe ulaike lehum azabun muhin.
Hac 22:58
وَٱلَّذِينَ
هَاجَرُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
قُتِلُوٓا۟
أَوْ
مَاتُوا۟
لَيَرْزُقَنَّهُمُ
ٱللَّهُ
رِزْقًا
حَسَنًا ۚ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَهُوَ
خَيْرُ
ٱلرَّٰزِقِينَ
Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş ve ölmüş olanları, Allah kesinlikle iyi bir rızıkla rızıklandıracaktır. Kuşkusuz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
Vellezine haceru fi sebilillahi summe kutilu ev matu le yerzukannehumullahu rızkan hasena, ve innallahe le huve hayrur razikin.
Hac 22:59
لَيُدْخِلَنَّهُم
مُّدْخَلًا
يَرْضَوْنَهُ ۗ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَعَلِيمٌ
حَلِيمٌ
Onları kesinlikle hoşnut olacakları bir yere yerleştirecektir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
Le yudhılennehum mudhalen yerdavneh, ve innallahe le alimun halim.
Hac 22:60
ذَٰلِكَ
وَمَنْ
عَاقَبَ
بِمِثْلِ
مَا
عُوقِبَ
بِهِ
ثُمَّ
بُغِىَ
عَلَيْهِ
لَيَنصُرَنَّهُ
ٱللَّهُ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَعَفُوٌّ
غَفُورٌ
Bu böyledir! Kim kendisine yapılan haksız bir saldırıya aynı oranda karşılık verirse, sonra yine saldırıya uğrarsa Allah ona yardım eder. Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Zalik, ve men akabe bi misli ma ukıbe bihi summe bugıye aleyhi le yansurennehullah, innallahe le afuvvun gafur.
Hac 22:61
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
يُولِجُ
ٱلَّيْلَ
فِى
ٱلنَّهَارِ
وَيُولِجُ
ٱلنَّهَارَ
فِى
ٱلَّيْلِ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
بَصِيرٌ
Bu böyledir! Allah, geceyi gündüze, gündüzü de geceye döndürür. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Zalike bi ennallahe yulicul leyle fin nehari ve yulicun nehare fil leyli ve ennallahe semiun basir.
Hac 22:62
ذَٰلِكَ
بِأَنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْحَقُّ
وَأَنَّ
مَا
يَدْعُونَ
مِن
دُونِهِ
هُوَ
ٱلْبَـٰطِلُ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
هُوَ
ٱلْعَلِىُّ
ٱلْكَبِيرُ
İşte böyledir! Allah Hakk'ın[1] ta kendisidir. O'ndan başka yöneldikleriniz ise Batıl'dır. Allah, Çok Yüce'dir, Çok Büyük'tür.
Zalike bi ennallahe huvel hakku ve enne ma yed'une min dunihi huvel batılu ve ennallahe huvel aliyyul kebir.
Hac 22:63
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
أَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
فَتُصْبِحُ
ٱلْأَرْضُ
مُخْضَرَّةً ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَطِيفٌ
خَبِيرٌ
Allah'ın gökten indirdiği su ile yeryüzünü nasıl yeşerttiğini görmüyor musun? Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
E lem tere ennallahe enzele mines semai maen fe tusbihul ardu muhdarreh, innallahe latifun habir.
Hac 22:64
لَّهُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۗ
وَإِنَّ
ٱللَّهَ
لَهُوَ
ٱلْغَنِىُّ
ٱلْحَمِيدُ
Göklerde ve yeryüzünde olan her şey O'nundur. Kuşkusuz Allah, Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Övgüye Değer Yegane Varlık'tır.
Lehu ma fis semavati ve ma fil ard, ve innallahe le huvel ganiyyul hamid.
Hac 22:65
أَلَمْ
تَرَ
أَنَّ
ٱللَّهَ
سَخَّرَ
لَكُم
مَّا
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَٱلْفُلْكَ
تَجْرِى
فِى
ٱلْبَحْرِ
بِأَمْرِهِ
وَيُمْسِكُ
ٱلسَّمَآءَ
أَن
تَقَعَ
عَلَى
ٱلْأَرْضِ
إِلَّا
بِإِذْنِهِٓ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
بِٱلنَّاسِ
لَرَءُوفٌ
رَّحِيمٌ
Allah'ın, yeryüzünde olanları emrinize amade kıldığını görmedin mi? Ve gemiler denizde O'nun emri ile akıp gider. Yeryüzüne düşmesin diye göğü iradesiyle[1] O tutuyor. Kuşkusuz Allah, İnsanlara Çok Şefkatli'dir. Rahmeti Kesintisiz'dir.
E lem tere ennallahe sahhara lekum ma fil ardı vel fulke tecri fil bahri bi emrih, ve yumsikus semae en tekaa alel ardı illa bi iznih, innallahe bin nasi le raufun rahim.
Hac 22:66
وَهُوَ
ٱلَّذِىٓ
أَحْيَاكُمْ
ثُمَّ
يُمِيتُكُمْ
ثُمَّ
يُحْيِيكُمْ ۗ
إِنَّ
ٱلْإِنسَـٰنَ
لَكَفُورٌ
Ve size hayat veren, sonra sizi öldürecek olan, sonra da sizi diriltecek olan O'dur. İnsan[1] gerçekten çok nankördür.
Ve huvellezi ahyakum summe yumitukum summe yuhyikum, innel insane le kefur.
Hac 22:67
لِّكُلِّ
أُمَّةٍ
جَعَلْنَا
مَنسَكًا
هُمْ
نَاسِكُوهُ ۖ
فَلَا
يُنَـٰزِعُنَّكَ
فِى
ٱلْأَمْرِ ۚ
وَٱدْعُ
إِلَىٰ
رَبِّكَ ۖ
إِنَّكَ
لَعَلَىٰ
هُدًى
مُّسْتَقِيمٍ
Her ümmet[1] için bir mensek[2] belirledik. Herkes kendi mensekini[2] sürdürür. O halde bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabb'ine çağır. Kuşkusuz ki sen dosdoğru bir yol üzerindesin.
Li kulli ummetin cealna menseken hum nasikuhu fe la yunaziunneke fil emri ved'u ila rabbik, inneke le ala huden mustekim.
Hac 22:68
وَإِن
جَـٰدَلُوكَ
فَقُلِ
ٱللَّهُ
أَعْلَمُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
Eğer seninle tartışırlarsa, o zaman: "Allah yapmakta olduğunuz şeyleri en iyi bilendir." de.
Ve in cadeluke fe kulillahu a'lemu bima ta'melun.
Hac 22:69
ٱللَّهُ
يَحْكُمُ
بَيْنَكُمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
فِيمَا
كُنتُمْ
فِيهِ
تَخْتَلِفُونَ
Allah, Kıyamet Günü üzerinde görüş ayrılığına düştüğünüz konularda aranızda hüküm verecektir.
Allahu yahkumu beynekum yevmel kıyameti fima kuntum fihi tahtelifun.
Hac 22:70
أَلَمْ
تَعْلَمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
مَا
فِى
ٱلسَّمَآءِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
إِنَّ
ذَٰلِكَ
فِى
كِتَـٰبٍ ۚ
إِنَّ
ذَٰلِكَ
عَلَى
ٱللَّهِ
يَسِيرٌ
Allah'ın gökte ve yerde olan şeyleri kesinlikle bildiğini bilmez misin? Bu bir Kitap'tadır.[1] Bu Allah'a kolaydır.
E lem ta'lem ennallahe ya'lemu ma fis semai vel ard, inne zalike fi kitab, inne zalike alallahi yesir.
Hac 22:71
وَيَعْبُدُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِهِ
سُلْطَـٰنًا
وَمَا
لَيْسَ
لَهُم
بِهِ
عِلْمٌ ۗ
وَمَا
لِلظَّـٰلِمِينَ
مِن
نَّصِيرٍ
Onlar; Allah'ın yanı sıra O'nun kendileri hakkında bir sultan[1] indirmediği ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları şeylere kulluk ediyorlar. Zalimler için hiçbir yardım edici yoktur.
Ve ya'budune min dunillahi ma lem yunezzil bihi sultanen ve ma leyse lehum bihi ılm, ve ma liz zalimine min nasir.
Hac 22:72
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتُنَا
بَيِّنَـٰتٍ
تَعْرِفُ
فِى
وُجُوهِ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
ٱلْمُنكَرَ ۖ
يَكَادُونَ
يَسْطُونَ
بِٱلَّذِينَ
يَتْلُونَ
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتِنَا ۗ
قُلْ
أَفَأُنَبِّئُكُم
بِشَرٍّ
مِّن
ذَٰلِكُمُ ۗ
ٱلنَّارُ
وَعَدَهَا
ٱللَّهُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟ ۖ
وَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Onlara apaçık ayetlerimiz okunduğu zaman, o Kafirlerin yüzlerindeki hoşnutsuzluğu görürsün. Nerede ise kendilerine ayetlerimizi okuyanlara saldıracaklar. De ki: "Size bundan daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş! Allah'ın Kafirlere sözüdür. O, ne kötü bir varış yeridir."
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin ta'rifu fi vucuhillezine keferul munker, yekadune yestune billezine yetlune aleyhim ayatina, kul e fe unebbiukum bi şerrin min zalikum, en nar, vaadehallahullezine keferu, ve bi'sel masir.
Hac 22:73
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
ضُرِبَ
مَثَلٌ
فَٱسْتَمِعُوا۟
لَهُٓ ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
لَن
يَخْلُقُوا۟
ذُبَابًا
وَلَوِ
ٱجْتَمَعُوا۟
لَهُ ۖ
وَإِن
يَسْلُبْهُمُ
ٱلذُّبَابُ
شَيْـًٔا
لَّا
يَسْتَنقِذُوهُ
مِنْهُ ۚ
ضَعُفَ
ٱلطَّالِبُ
وَٱلْمَطْلُوبُ
Ey İnsanlar! Verilen örneği dikkatle dinleyin: Allah'ın yanı sıra kulluk ettikleriniz bir araya gelseler, kesinlikle bir sineği bile yaratamazlar. Değil yaratmak, sinek onlardan bir şey kapsa, onu bile kurtaramazlar. İsteyen de kendisinden istenen de ne kadar acizdir.
Ya eyyuhen nasu duribe meselun festemiu leh, innellezine ted'une min dunillahi len yahluku zubaben ve levictemeu leh, ve in yeslubhumuz zubabu şey'en la yestenkızuhu minh, daufat talibu vel matlub.
Hac 22:75
ٱللَّهُ
يَصْطَفِى
مِنَ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةِ
رُسُلًا
وَمِنَ
ٱلنَّاسِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
بَصِيرٌ
Allah; meleklerden de resuller seçer, İnsanlardan da. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyden Haberdar Olan'dır, Her Şeyi Gören'dir.
Allahu yastafi minel melaiketi rusulen ve minen nas, innallahe semiun basir.
Hac 22:76
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ ۗ
وَإِلَى
ٱللَّهِ
تُرْجَعُ
ٱلْأُمُورُ
Onların geçmişte yaptıklarını da gelecekte yapacaklarını da bilir. Ve işler yalnızca Allah'a döndürülür.
Ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum, ve ilallahi turceul umur.
Hac 22:77
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱرْكَعُوا۟
وَٱسْجُدُوا۟
وَٱعْبُدُوا۟
رَبَّكُمْ
وَٱفْعَلُوا۟
ٱلْخَيْرَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ ۩
Ey İman Edenler! Ruku[1] edin, secde[2] edin, Rabb'inize kulluk edin, hayır yapın ki kurtuluşa erebilesiniz.
Ya eyyuhellezine amenurkeu vescudu va'budu rabbekum vef'alul hayre leallekum tuflihun.
Hac 22:78
وَجَـٰهِدُوا۟
فِى
ٱللَّهِ
حَقَّ
جِهَادِهِ ۚ
هُوَ
ٱجْتَبَىٰكُمْ
وَمَا
جَعَلَ
عَلَيْكُمْ
فِى
ٱلدِّينِ
مِنْ
حَرَجٍ ۚ
مِّلَّةَ
أَبِيكُمْ
إِبْرَٰهِيمَ ۚ
هُوَ
سَمَّىٰكُمُ
ٱلْمُسْلِمِينَ
مِن
قَبْلُ
وَفِى
هَـٰذَا
لِيَكُونَ
ٱلرَّسُولُ
شَهِيدًا
عَلَيْكُمْ
وَتَكُونُوا۟
شُهَدَآءَ
عَلَى
ٱلنَّاسِ ۚ
فَأَقِيمُوا۟
ٱلصَّلَوٰةَ
وَءَاتُوا۟
ٱلزَّكَوٰةَ
وَٱعْتَصِمُوا۟
بِٱللَّهِ
هُوَ
مَوْلَىٰكُمْ ۖ
فَنِعْمَ
ٱلْمَوْلَىٰ
وَنِعْمَ
ٱلنَّصِيرُ
Allah yolunda gerektiği gibi cihad[1] edin. O sizi seçti. Dinde size bir zorluk yüklemedi. Bu atanız İbrahim'in milleti.[2] O, daha önce de şimdi de sizi Müslimler olarak isimlendirdi. Resul, size tanık olsun, siz de diğer İnsanlara. Öyleyse salatı ikame edin, zekatı yapın[3] ve Allah'a sımsıkı bağlanın. O, sizin mevlanızdır[4]. Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır.
Ve cahidu fillahi hakka cihadih, huvectebakum ve ma ceale aleykum fid dini min harac, millete ebikum ibrahim, huve semmakumul muslimine min kablu ve fi haza li yekuner resulu şehiden aleykum ve tekunu şuhedae alen nas, fe ekimus salate ve atuz zekate va'tesımu billah, huve mevlakum, fe ni'mel mevla ve ni'men nasir.