سورة الإسراء
17.İsrâ Suresi
"Gece Yürüyüşü"
111 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
İsrâ 17:1
سُبْحَـٰنَ
ٱلَّذِىٓ
أَسْرَىٰ
بِعَبْدِهِ
لَيْلًا
مِّنَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
إِلَى
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْأَقْصَا
ٱلَّذِى
بَـٰرَكْنَا
حَوْلَهُ
لِنُرِيَهُ
مِنْ
ءَايَـٰتِنَآ ۚ
إِنَّهُ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْبَصِيرُ
Yüzenleri olan O ki esirleri kulu ile geceleyin o uygulanan dan o haramı o uygulananın öbür ucuna ki bereketlendirdik çevresini göstertelim ona ayetlerimizden bu O O Dinleyendir O Görendir
Subhanellezi esra bi abdihi leylen minel mescidil harami ilel mescidil aksallezi barekna havlehu li nuriyehu min ayatina, innehu huves semiul basir.
İsrâ 17:2
وَءَاتَيْنَا
مُوسَى
ٱلْكِتَـٰبَ
وَجَعَلْنَـٰهُ
هُدًى
لِّبَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
أَلَّا
تَتَّخِذُوا۟
مِن
دُونِى
وَكِيلًا
Ve verdik Musa’ya o kitabı ve kıldık onu hidayet İsrailoğulları için ki edinmeyin diye benim aşağımdan bir vekil
Ve ateyna musel kitabe ve cealnahu huden li beni israile ella tettehızu min duni vekila.
İsrâ 17:3
ذُرِّيَّةَ
مَنْ
حَمَلْنَا
مَعَ
نُوحٍ ۚ
إِنَّهُ
كَانَ
عَبْدًا
شَكُورًا
Bir Zürriyet ki taşıdıklarımızdan Nuh’la beraber ki o şükreden bir kuldu
Zurriyyete men hamelna mea nuh, innehu kane abden şekura.
İsrâ 17:4
وَقَضَيْنَآ
إِلَىٰ
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
لَتُفْسِدُنَّ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مَرَّتَيْنِ
وَلَتَعْلُنَّ
عُلُوًّا
كَبِيرًا
Yargılandırdık İsrailoğulları’na kitapta bozguncu olacaksınız yeryüzünde iki kere üstünün üstü büyükleneceksiniz
Ve kadayna ila beni israile fil kitabi le tufsidunne fil ardı merreteyni ve le ta'lunne uluvven kebira.
İsrâ 17:5
فَإِذَا
جَآءَ
وَعْدُ
أُولَىٰهُمَا
بَعَثْنَا
عَلَيْكُمْ
عِبَادًا
لَّنَآ
أُو۟لِى
بَأْسٍ
شَدِيدٍ
فَجَاسُوا۟
خِلَـٰلَ
ٱلدِّيَارِ ۚ
وَكَانَ
وَعْدًا
مَّفْعُولًا
Birincisinin zamanı gelince çok güçlü kullarımızı üzerinize gönderdik. Yurtlarının içlerine kadar girdiler, işgal ettiler. Böylece yapılan uyarı gerçekleşmiş oldu.
Fe iza cae va'du ulahuma beasna aleykum ibaden lena ulibe'sin şedidin fe casu hılaled diyar, ve kane va'den mef'ula.
İsrâ 17:6
ثُمَّ
رَدَدْنَا
لَكُمُ
ٱلْكَرَّةَ
عَلَيْهِمْ
وَأَمْدَدْنَـٰكُم
بِأَمْوَٰلٍ
وَبَنِينَ
وَجَعَلْنَـٰكُمْ
أَكْثَرَ
نَفِيرًا
Sonra sizi, onlara karşı tekrar üstün kıldık. Size mallarla ve evlatlarla yardım ettik. Ve sayınızı çokça artırdık.
Summe rededna lekumul kerrete aleyhim ve emdednakum bi emvalin ve benine ve cealnakum eksere nefira.
İsrâ 17:7
إِنْ
أَحْسَنتُمْ
أَحْسَنتُمْ
لِأَنفُسِكُمْ ۖ
وَإِنْ
أَسَأْتُمْ
فَلَهَا ۚ
فَإِذَا
جَآءَ
وَعْدُ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
لِيَسُـٓـُٔوا۟
وُجُوهَكُمْ
وَلِيَدْخُلُوا۟
ٱلْمَسْجِدَ
كَمَا
دَخَلُوهُ
أَوَّلَ
مَرَّةٍ
وَلِيُتَبِّرُوا۟
مَا
عَلَوْا۟
تَتْبِيرًا
Eğer iyilik yaparsanız, kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötü olursanız, o da kendiniz içindir. Diğer bozgunculuğunuzun cezalandırma zamanı geldiğinde, sizi kötü duruma düşürmek için, ilk kez girdikleri gibi mescide[1] girsinler. Ve yücelttiğiniz şeyleri darmadağın edip mahvetsinler.
İn ahsentum ahsentum li enfusikum ve in ese'tum fe leha, fe iza cae va'dul ahıreti li yesuu vucuhekum ve li yedhulul mescide kema dehaluhu evvele merretin ve li yutebbiru ma alev tetbira.
İsrâ 17:8
عَسَىٰ
رَبُّكُمْ
أَن
يَرْحَمَكُمْ ۚ
وَإِنْ
عُدتُّمْ
عُدْنَا ۘ
وَجَعَلْنَا
جَهَنَّمَ
لِلْكَـٰفِرِينَ
حَصِيرًا
Umulur ki Rabb'iniz size merhamet eder. Eğer siz dönerseniz, Biz de döneriz.[1] Ve Biz Cehennem'i Kafirler[2] için kuşatıcı kıldık.
Asa rabbukum en yerhamekum, ve in udtum udna, ve cealna cehenneme lil kafirine hasira.
İsrâ 17:9
إِنَّ
هَـٰذَا
ٱلْقُرْءَانَ
يَهْدِى
لِلَّتِى
هِىَ
أَقْوَمُ
وَيُبَشِّرُ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
ٱلَّذِينَ
يَعْمَلُونَ
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
أَنَّ
لَهُمْ
أَجْرًا
كَبِيرًا
Kuşkusuz bu Kur'an, en doğru yolu gösterir. Salihatı yapan Mü'minlere kesinlikle büyük bir ödül olduğunu müjdeler.
İnne hazel kur'ane yehdi lilleti hiye akvemu ve yubeşşirul mu'mininellezine ya'melunes salihati enne lehum ecren kebira.
İsrâ 17:10
وَأَنَّ
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
أَعْتَدْنَا
لَهُمْ
عَذَابًا
أَلِيمًا
Ahirete iman etmeyenlere can yakıcı bir azap hazırlandığını haber verir.
Ve ennellezine la yu'minune bil ahıreti a'tedna lehum azaben elima.
İsrâ 17:11
وَيَدْعُ
ٱلْإِنسَـٰنُ
بِٱلشَّرِّ
دُعَآءَهُ
بِٱلْخَيْرِ ۖ
وَكَانَ
ٱلْإِنسَـٰنُ
عَجُولًا
İnsan hayra dua eder gibi, şerre dua ediyor. İnsan çok acelecidir.
Ve yed'ul insanu biş şerri duaehu bil hayr, ve kanel insanu acula.
İsrâ 17:12
وَجَعَلْنَا
ٱلَّيْلَ
وَٱلنَّهَارَ
ءَايَتَيْنِ ۖ
فَمَحَوْنَآ
ءَايَةَ
ٱلَّيْلِ
وَجَعَلْنَآ
ءَايَةَ
ٱلنَّهَارِ
مُبْصِرَةً
لِّتَبْتَغُوا۟
فَضْلًا
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَلِتَعْلَمُوا۟
عَدَدَ
ٱلسِّنِينَ
وَٱلْحِسَابَ ۚ
وَكُلَّ
شَىْءٍ
فَصَّلْنَـٰهُ
تَفْصِيلًا
Biz geceyi ve gündüzü iki ayet[1] yaptık. Sonra geceyi karanlık, gündüzü aydınlık yaptık ki Rabb'inizin bahşettiği nimetleri çalışıp kazanasınız ve yılların sayısını ve hesabını yapma imkanı bulasınız. Biz, her şeyi ayrıntılı olarak açıkladık.
Ve cealnel leyle ven nehare ayeteyni fe mehavna ayetel leyli ve cealna ayeten nehari mubsıraten li tebtegu fadlen min rabbikum ve li ta'lemu adedes sinine vel hisab, ve kulle şey'in fassalnahu tafsila.
İsrâ 17:13
وَكُلَّ
إِنسَـٰنٍ
أَلْزَمْنَـٰهُ
طَـٰٓئِرَهُ
فِى
عُنُقِهِ ۖ
وَنُخْرِجُ
لَهُ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ
كِتَـٰبًا
يَلْقَىٰهُ
مَنشُورًا
Her insanın kuşunu[1] kendi boynuna doladık.[1] Kıyamet Günü, yaptıklarının tamamını gösteren kitabı önüne koyarız.
Ve kulle insanin elzemnahu tairehu fi unukıh, ve nuhricu lehu yevmel kıyameti kitaben yelkahu menşura.
İsrâ 17:15
مَّنِ
ٱهْتَدَىٰ
فَإِنَّمَا
يَهْتَدِى
لِنَفْسِهِ ۖ
وَمَن
ضَلَّ
فَإِنَّمَا
يَضِلُّ
عَلَيْهَا ۚ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
أُخْرَىٰ ۗ
وَمَا
كُنَّا
مُعَذِّبِينَ
حَتَّىٰ
نَبْعَثَ
رَسُولًا
Kim doğru yolda olursa, ancak kendi iyiliği için doğru yolda olur. Kim de saparsa ancak kendi kötülüğü için sapmış olur. Ve hiçbir yük taşıyıcı, başkasının yükünü yüklenmez.[1] Ve Biz, bir Resul göndermedikçe azap edecek değiliz.
Menihteda fe innema yehtedi li nefsih, ve men dalle fe innema yadıllu aleyha, ve la teziru vaziretun vizre uhra, ve ma kunna muazzibine hatta neb'ase resula.
İsrâ 17:16
وَإِذَآ
أَرَدْنَآ
أَن
نُّهْلِكَ
قَرْيَةً
أَمَرْنَا
مُتْرَفِيهَا
فَفَسَقُوا۟
فِيهَا
فَحَقَّ
عَلَيْهَا
ٱلْقَوْلُ
فَدَمَّرْنَـٰهَا
تَدْمِيرًا
Biz bir beldeyi yok etmek istersek, varlık ve güç sahibi ileri gelenlerine uyarımızı yaparız, buna rağmen bozgunculuk yaparlarsa böylece söz[1] hak olur. Ve onu helak ederek yok ederiz.
Ve iza eredna en nuhlike karyeten emerna mutrafiha fe feseku fiha fe hakka aleyhel kavlu fe demmernaha tedmira.
İsrâ 17:17
وَكَمْ
أَهْلَكْنَا
مِنَ
ٱلْقُرُونِ
مِن
بَعْدِ
نُوحٍ ۗ
وَكَفَىٰ
بِرَبِّكَ
بِذُنُوبِ
عِبَادِهِ
خَبِيرًا
بَصِيرًا
Nuh'tan sonra böyle nice nesilleri yok ettik. Kullarının suçlarını görmede ve haberdar olmada tek başına Rabb'in yeter.
Ve kem ehlekna minel kuruni min ba'di nuh ve kefa bi rabbike bi zunubi ıbadihi habiren basira.
İsrâ 17:18
مَّن
كَانَ
يُرِيدُ
ٱلْعَاجِلَةَ
عَجَّلْنَا
لَهُ
فِيهَا
مَا
نَشَآءُ
لِمَن
نُّرِيدُ
ثُمَّ
جَعَلْنَا
لَهُ
جَهَنَّمَ
يَصْلَىٰهَا
مَذْمُومًا
مَّدْحُورًا
Kim aceleyi[1] isterse, hak eden[2] kimseye dilediğimiz şeyi çabuklaştırırız. Sonra onun için Cehennem'i mekan yaparız. Kınanmış ve kovulmuş olarak oraya girer.
Men kane yuridul acilete accelna lehu fiha ma neşau li men nuridu summe cealna lehu cehennem, yaslaha mezmumen medhura.
İsrâ 17:19
وَمَنْ
أَرَادَ
ٱلْـَٔاخِرَةَ
وَسَعَىٰ
لَهَا
سَعْيَهَا
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
كَانَ
سَعْيُهُم
مَّشْكُورًا
Kim de ahireti isterse ve Mü'min olarak onun gerektirdiği şekilde çalışırsa, işte onların çalışmaları meşkurdur.[1]
Ve men eradel ahırete ve saa leha sa'yeha ve huve mu'minun fe ulaike kane sa'yuhum meşkura.
İsrâ 17:20
كُلًّا
نُّمِدُّ
هَـٰٓؤُلَآءِ
وَهَـٰٓؤُلَآءِ
مِنْ
عَطَآءِ
رَبِّكَ ۚ
وَمَا
كَانَ
عَطَآءُ
رَبِّكَ
مَحْظُورًا
Biz, bu dünyayı isteyene de ahireti isteyene de veririz. Bu, Rabb'inin atalarındandır.[1] Rabb'inin ataları kısıtlanmış değildir.
Kullen numiddu haulai ve haulai min atai rabbik, ve ma kane atau rabbike mahzura.