سورة هود
11.Hûd Suresi
"Hud"
123 Ayet
Hûd 11:21
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
وَضَلَّ
عَنْهُم
مَّا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
İşte onlar, kendilerine yazık eden kimselerdir. Uydurdukları şeyler de kendilerini terk edip kaybolmuştur.
Ulaikellezine hasiru enfusehum ve dalle anhum ma kanu yefterun.
Hûd 11:22
لَا
جَرَمَ
أَنَّهُمْ
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
هُمُ
ٱلْأَخْسَرُونَ
Onlar ahirette en büyük kayba uğrayanlardır.
La cereme ennehum fil ahıreti humul ahserun.
Hûd 11:23
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
وَأَخْبَتُوٓا۟
إِلَىٰ
رَبِّهِمْ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلْجَنَّةِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
İman edip, salihatı[1] yapanlar, Rabb'lerine içtenlikle bağlı olanlar; Cennet ehlidirler. Onlar, orada sürekli kalacaklardır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati ve ahbetu ila rabbihim ulaike ashabul cenneh, hum fiha halidun.
Hûd 11:24
مَثَلُ
ٱلْفَرِيقَيْنِ
كَٱلْأَعْمَىٰ
وَٱلْأَصَمِّ
وَٱلْبَصِيرِ
وَٱلسَّمِيعِ ۚ
هَلْ
يَسْتَوِيَانِ
مَثَلًا ۚ
أَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
Bu iki grubun durumu; kör ve sağır ile gören ve duyanın durumu gibidir. Bunlar hiç bir olur mu? Niçin düşünüp öğüt almıyorsunuz?
Meselul ferikayni kel a'ma vel esammi vel basiri ves semi' hel yesteviyani mesela e fe la tezekkerun.
Hûd 11:25
وَلَقَدْ
أَرْسَلْنَا
نُوحًا
إِلَىٰ
قَوْمِهِٓ
إِنِّى
لَكُمْ
نَذِيرٌ
مُّبِينٌ
Ant olsun ki! Biz, Nuh'u kendi halkına göndermiştik. "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım;"
Ve lekad erselna nuhan ila kavmihi inni lekum nezirun mubin.
Hûd 11:27
فَقَالَ
ٱلْمَلَأُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
مِن
قَوْمِهِ
مَا
نَرَىٰكَ
إِلَّا
بَشَرًا
مِّثْلَنَا
وَمَا
نَرَىٰكَ
ٱتَّبَعَكَ
إِلَّا
ٱلَّذِينَ
هُمْ
أَرَاذِلُنَا
بَادِىَ
ٱلرَّأْىِ
وَمَا
نَرَىٰ
لَكُمْ
عَلَيْنَا
مِن
فَضْلٍ
بَلْ
نَظُنُّكُمْ
كَـٰذِبِينَ
Bunun üzerine halkının kafir meleleri[1]: "Biz, seni kendimiz gibi bir beşer[2] olarak görüyoruz. Görüyoruz ki, sana tabi olanlar, bizim toplumun en zayıf ve sefil olanlarıdır. Sizin, bize karşı bir üstünlüğünüzü görmüyoruz. Bilakis sizin yalancılardan olduğunuzu düşünüyoruz." dediler.
Fe kalel meleullezine keferu min kavmihi ma nerake illa beşeren mislena ve ma nerakettebeake illellezine hum eraziluna badiyer re'y, ve ma nera lekum aleyna min fadlin bel nezunnukum kazibin.
Hûd 11:28
قَالَ
يَـٰقَوْمِ
أَرَءَيْتُمْ
إِن
كُنتُ
عَلَىٰ
بَيِّنَةٍ
مِّن
رَّبِّى
وَءَاتَىٰنِى
رَحْمَةً
مِّنْ
عِندِهِ
فَعُمِّيَتْ
عَلَيْكُمْ
أَنُلْزِمُكُمُوهَا
وَأَنتُمْ
لَهَا
كَـٰرِهُونَ
Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim?"
Kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve atani rahmeten min indihi fe ummiyet aleykum, e nulzimukumuha ve entum leha karihun.
Hûd 11:29
وَيَـٰقَوْمِ
لَآ
أَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
مَالًا ۖ
إِنْ
أَجْرِىَ
إِلَّا
عَلَى
ٱللَّهِ ۚ
وَمَآ
أَنَا۠
بِطَارِدِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟ ۚ
إِنَّهُم
مُّلَـٰقُوا۟
رَبِّهِمْ
وَلَـٰكِنِّىٓ
أَرَىٰكُمْ
قَوْمًا
تَجْهَلُونَ
"Ey halkım! Buna karşı sizden herhangi bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnızca Allah'a aittir. Siz, hor görüyorsunuz diye, iman edenleri yanımdan kovacak değilim. Onlar, Rabb'lerine kavuşacaklardır. Fakat ben, sizi cahillik eden bir halk olarak görüyorum."
Ve ya kavmi la es'elukum aleyhi mala, in ecriye illa alallahi ve ma ene bi taridillezine amenu, innehum mulaku rabbihim ve lakinni erakum kavmen techelun.
Hûd 11:30
وَيَـٰقَوْمِ
مَن
يَنصُرُنِى
مِنَ
ٱللَّهِ
إِن
طَرَدتُّهُمْ ۚ
أَفَلَا
تَذَكَّرُونَ
"Ey halkım! Eğer onları yanımdan kovacak olursam, Allah'a karşı bana kim yardımcı olacak? Hiç düşünmüyor musunuz?"
Ve ya kavmi men yansuruni minallahi in taredtuhum, e fe la tezekkerun.
Hûd 11:31
وَلَآ
أَقُولُ
لَكُمْ
عِندِى
خَزَآئِنُ
ٱللَّهِ
وَلَآ
أَعْلَمُ
ٱلْغَيْبَ
وَلَآ
أَقُولُ
إِنِّى
مَلَكٌ
وَلَآ
أَقُولُ
لِلَّذِينَ
تَزْدَرِىٓ
أَعْيُنُكُمْ
لَن
يُؤْتِيَهُمُ
ٱللَّهُ
خَيْرًا ۖ
ٱللَّهُ
أَعْلَمُ
بِمَا
فِىٓ
أَنفُسِهِمْ ۖ
إِنِّىٓ
إِذًا
لَّمِنَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
"Ben size, "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum. Ben[1] gaybı da bilmem. Yine "Ben meleğim." de demiyorum. Hor gördüğünüz kimseler için, "Allah, onlara hiçbir hayır vermeyecektir." de demiyorum. İçlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Böyle bir şey yaptığım takdirde zalimlerden olurum."
Ve la ekulu lekum indi hazainullahi ve la a'lemul gaybe ve la ekulu inni melekun ve la ekulu lillezine tezderi a'yunukum len yu'tiyehumullahu hayra, allahu a'lemu bima fi enfusihim, inni izen le minez zalimin.
Hûd 11:32
قَالُوا۟
يَـٰنُوحُ
قَدْ
جَـٰدَلْتَنَا
فَأَكْثَرْتَ
جِدَٰلَنَا
فَأْتِنَا
بِمَا
تَعِدُنَآ
إِن
كُنتَ
مِنَ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
Dediler ki: "Ey Nuh! Bizimle mücadele ettin. Üstelik bu mücadelede çok ileri gittin. Eğer doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi getir de görelim!"
Kalu ya nuhu kad cadeltena fe ekserte cidalena fe'tina bi ma teiduna in kunte mines sadikin.
Hûd 11:33
قَالَ
إِنَّمَا
يَأْتِيكُم
بِهِ
ٱللَّهُ
إِن
شَآءَ
وَمَآ
أَنتُم
بِمُعْجِزِينَ
Dedi ki: "Onu size dilediği takdirde ancak Allah getirir. Ve siz, O'nu asla aciz bırakamazsınız."
Kale innema ye'tikum bihillahu in şae ve ma entum bi mu'cizin.
Hûd 11:34
وَلَا
يَنفَعُكُمْ
نُصْحِىٓ
إِنْ
أَرَدتُّ
أَنْ
أَنصَحَ
لَكُمْ
إِن
كَانَ
ٱللَّهُ
يُرِيدُ
أَن
يُغْوِيَكُمْ ۚ
هُوَ
رَبُّكُمْ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
"Eğer Allah sizi azdırmayı dilerse[1], size öğüt versem de öğüdüm yarar sağlamaz. Rabb'iniz O'dur, O'na döndürüleceksiniz."
Ve la yenfeukum nushi in eredtu en ensaha lekum in kanallahu yuridu en yugviyekum, huve rabbukum ve ileyhi turceun.
Hûd 11:35
أَمْ
يَقُولُونَ
ٱفْتَرَىٰهُ ۖ
قُلْ
إِنِ
ٱفْتَرَيْتُهُ
فَعَلَىَّ
إِجْرَامِى
وَأَنَا۠
بَرِىٓءٌ
مِّمَّا
تُجْرِمُونَ
Mu diyorlar uydurdu onu de ki eğer uydursaydım onu üzerime olurdu suçum ve ben beriyim sizin suçlamanızdan
Em yekulunefterah, kul iniftereytuhu fe aleyye icrami ve ene beriun mimma tucrimun.
Hûd 11:36
وَأُوحِىَ
إِلَىٰ
نُوحٍ
أَنَّهُ
لَن
يُؤْمِنَ
مِن
قَوْمِكَ
إِلَّا
مَن
قَدْ
ءَامَنَ
فَلَا
تَبْتَئِسْ
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْعَلُونَ
Nuh'a vahyedildi: "Şu ana kadar iman etmiş olanların dışında, senin halkından kesinlikle kimse inanmayacak. Onların yaptıklarından dolayı tasalanma;"
Ve uhiye ila nuhın ennehu len yu'mine min kavmike illa men kad amene fe la tebteis bi ma kanu yef'alun.
Hûd 11:37
وَٱصْنَعِ
ٱلْفُلْكَ
بِأَعْيُنِنَا
وَوَحْيِنَا
وَلَا
تُخَـٰطِبْنِى
فِى
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوٓا۟ ۚ
إِنَّهُم
مُّغْرَقُونَ
"Bizim gözetimimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Zalimler hakkında benden bir istekte bulunma. Onlar boğulacaklardır."
Vasnaıl fulke bi a'yunina ve vahyina ve la tuhatıbni fillezine zalemu, innehum mugrekun.
Hûd 11:38
وَيَصْنَعُ
ٱلْفُلْكَ
وَكُلَّمَا
مَرَّ
عَلَيْهِ
مَلَأٌ
مِّن
قَوْمِهِ
سَخِرُوا۟
مِنْهُ ۚ
قَالَ
إِن
تَسْخَرُوا۟
مِنَّا
فَإِنَّا
نَسْخَرُ
مِنكُمْ
كَمَا
تَسْخَرُونَ
Gemiyi yapıyordu. Halkının meleleri, onun yanından ne zaman geçseler, onunla alay ediyorlardı. Dedi ki: "Alay edin bakalım! Görürsünüz, sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz."
Ve yasneul fulke ve kullema merre aleyhi meleun min kavmihi sehıru minh, kale in tesharu minna fe inna nesharu minkum kema tesharun.
Hûd 11:39
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
مَن
يَأْتِيهِ
عَذَابٌ
يُخْزِيهِ
وَيَحِلُّ
عَلَيْهِ
عَذَابٌ
مُّقِيمٌ
"Alçaltıcı azabın kime geleceğini ve kalıcı azaba kimin uğrayacağını yakında bileceksiniz."
Fe sevfe ta'lemune men ye'tihi azabun yuhzihi ve yehıllu aleyhi azabun mukim.
Hûd 11:40
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءَ
أَمْرُنَا
وَفَارَ
ٱلتَّنُّورُ
قُلْنَا
ٱحْمِلْ
فِيهَا
مِن
كُلٍّ
زَوْجَيْنِ
ٱثْنَيْنِ
وَأَهْلَكَ
إِلَّا
مَن
سَبَقَ
عَلَيْهِ
ٱلْقَوْلُ
وَمَنْ
ءَامَنَ ۚ
وَمَآ
ءَامَنَ
مَعَهُٓ
إِلَّا
قَلِيلٌ
Buyruğumuz gelip tandır kaynamaya[1] başladığı zaman, Biz dedik ki: "Her cinsten birer çift[2] ve aleyhlerinde hüküm verilmiş olanlar hariç aileni ve İman Edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok az kimse iman etmişti.
Hatta iza cae emruna ve faret tennuru kulnahmil fiha min kullin zevceynisneyni ve ehleke illa men sebeka aleyhil kavlu ve men amen, ve ma amene meahu illa kalil.