Dedi ki: "Ey halkım! Bakın! Ya ben Rabb'imden açık bir kanıt üzerinde isem ve O'nun katından bana bir rahmet verilmişse ve siz de bunu görmüyorsanız; istemediğiniz halde, onu size zorla kabul ettirebilir miyim?"
قَالَ
dedi ki
يَـٰقَوْمِ
kavmim
أَرَءَيْتُمْ
Ne dersiniz?
إِن
eğer
كُنتُ
ben isem
عَلَىٰ
üzere
بَيِّنَةٍ
bir delil
مِّن
-den
رَّبِّى
Rabbim-
وَءَاتَىٰنِى
ve bana vermişse
رَحْمَةً
bir rahmet
مِّنْ
عِندِهِ
katından
فَعُمِّيَتْ
bu gizli bırakılmış ise
عَلَيْكُمْ
size
أَنُلْزِمُكُمُوهَا
biz sizi zorlayacak mıyız?
وَأَنتُمْ
siz
لَهَا
onu
كَـٰرِهُونَ
istemediğiniz halde
Kale ya kavmi e reeytum in kuntu ala beyyinetin min rabbi ve atani rahmeten min indihi fe ummiyet aleykum, e nulzimukumuha ve entum leha karihun.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kale
|
dedi ki | قول |
| 2 |
ya kavmi
|
kavmim | قوم |
| 3 |
eraeytum
|
Ne dersiniz? | راي |
| 4 |
in
|
eğer | - |
| 5 |
kuntu
|
ben isem | كون |
| 6 |
ala
|
üzere | - |
| 7 |
beyyinetin
|
bir delil | بين |
| 8 |
min
|
-den | - |
| 9 |
rabbi
|
Rabbim- | ربب |
| 10 |
ve atani
|
ve bana vermişse | اتي |
| 11 |
rahmeten
|
bir rahmet | رحم |
| 12 |
min
|
- | |
| 13 |
indihi
|
katından | عند |
| 14 |
feummiyet
|
bu gizli bırakılmış ise | عمي |
| 15 |
aleykum
|
size | - |
| 16 |
enulzimukumuha
|
biz sizi zorlayacak mıyız? | لزم |
| 17 |
veentum
|
siz | - |
| 18 |
leha
|
onu | - |
| 19 |
karihune
|
istemediğiniz halde | كره |