سورة هود
11.Hûd Suresi
"Hud"
123 Ayet
Hûd 11:41
وَقَالَ
ٱرْكَبُوا۟
فِيهَا
بِسْمِ
ٱللَّهِ
مَجْرىٰهَا
وَمُرْسَىٰهَآ ۚ
إِنَّ
رَبِّى
لَغَفُورٌ
رَّحِيمٌ
"Haydi, binin." dedi. "Onun gitmesi de durması da Allah'ın adıyladır. Elbette Rabb'im Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir."
Ve kalerkebu fiha bismillahi mecraha ve mursaha, inne rabbi le gafurun rahim.
Hûd 11:42
وَهِىَ
تَجْرِى
بِهِمْ
فِى
مَوْجٍ
كَٱلْجِبَالِ
وَنَادَىٰ
نُوحٌ
ٱبْنَهُ
وَكَانَ
فِى
مَعْزِلٍ
يَـٰبُنَىَّ
ٱرْكَب
مَّعَنَا
وَلَا
تَكُن
مَّعَ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
Gemi dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh, bir kenarda bekleyen oğluna:" Yavrum bizimle beraber sen de bin; Kafirlerle beraber kalma." diye seslendi.
Ve hiye tecri bihim fi mevcin kel cibali ve nada nuhunibnehu ve kane fi ma'zilin ya buneyyerkeb meana ve la tekun meal kafirin.
Hûd 11:43
قَالَ
سَـَٔاوِىٓ
إِلَىٰ
جَبَلٍ
يَعْصِمُنِى
مِنَ
ٱلْمَآءِ ۚ
قَالَ
لَا
عَاصِمَ
ٱلْيَوْمَ
مِنْ
أَمْرِ
ٱللَّهِ
إِلَّا
مَن
رَّحِمَ ۚ
وَحَالَ
بَيْنَهُمَا
ٱلْمَوْجُ
فَكَانَ
مِنَ
ٱلْمُغْرَقِينَ
O: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır." deyince; "Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur." dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.
Kale seavi ila cebelin ya'sımuni minel ma' kale la asımel yevme min emrillahi illa men rahim, ve hale beynehumal mevcu fe kane minel mugrakin.
Hûd 11:44
وَقِيلَ
يَـٰٓأَرْضُ
ٱبْلَعِى
مَآءَكِ
وَيَـٰسَمَآءُ
أَقْلِعِى
وَغِيضَ
ٱلْمَآءُ
وَقُضِىَ
ٱلْأَمْرُ
وَٱسْتَوَتْ
عَلَى
ٱلْجُودِىِّ ۖ
وَقِيلَ
بُعْدًا
لِّلْقَوْمِ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
"Ey yer, suyunu çek ve ey gök, suyunu kes." denildi. Su çekildi, iş bitirildi. Gemi Cudi'ye oturdu. "Zalimler topluluğu Allah'ın rahmetinden uzak olsun." denildi.[1]
Ve kile ya ardublei maeki ve ya semau aklii ve gidal mau ve kudıyel emru vestevet alal cudiyyi ve kile bu'den lil kavmiz zalimin.
Hûd 11:45
وَنَادَىٰ
نُوحٌ
رَّبَّهُ
فَقَالَ
رَبِّ
إِنَّ
ٱبْنِى
مِنْ
أَهْلِى
وَإِنَّ
وَعْدَكَ
ٱلْحَقُّ
وَأَنتَ
أَحْكَمُ
ٱلْحَـٰكِمِينَ
Nuh, Rabb'ine seslendi: "Ey Rabb'im! Oğlum benim ehlimdendir. Senin uyarın elbette gerçektir. Sen, hakimlerin hakimisin.[1]" dedi.
Ve nada nuhun rabbehu fe kale rabbi innebni min ehli ve inne va'dekel hakku ve ente ahkemul hakimin.
Hûd 11:46
قَالَ
يَـٰنُوحُ
إِنَّهُ
لَيْسَ
مِنْ
أَهْلِكَ ۖ
إِنَّهُ
عَمَلٌ
غَيْرُ
صَـٰلِحٍ ۖ
فَلَا
تَسْـَٔلْنِ
مَا
لَيْسَ
لَكَ
بِهِ
عِلْمٌ ۖ
إِنِّىٓ
أَعِظُكَ
أَن
تَكُونَ
مِنَ
ٱلْجَـٰهِلِينَ
Dedi ki: "Ey Nuh! O senin ehlinden değildir. Zira onun yaptığı doğru olmayan bir işti. Öyleyse hakkında bilgin olmayan[1] şeyi Benden isteme. Cahillerden[2] olmaktan seni sakındırıyorum."
Kale ya nuhu innehu leyse min ehlik, innehu amelun gayru salih, fe la tes'elni ma leyse leke bihi ilm, inni eızuke en tekune minel cahilin.
Hûd 11:47
قَالَ
رَبِّ
إِنِّىٓ
أَعُوذُ
بِكَ
أَنْ
أَسْـَٔلَكَ
مَا
لَيْسَ
لِى
بِهِ
عِلْمٌ ۖ
وَإِلَّا
تَغْفِرْ
لِى
وَتَرْحَمْنِىٓ
أَكُن
مِّنَ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
"Rabb'im! Bilmediğim bir şeyi Sen'den istemekten Sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan olurum." dedi.
Kale rabbi inni euzu bike en es'eleke ma leyse li bihi ilm, ve illa tagfirli ve terhamni ekun minel hasirin.
Hûd 11:48
قِيلَ
يَـٰنُوحُ
ٱهْبِطْ
بِسَلَـٰمٍ
مِّنَّا
وَبَرَكَـٰتٍ
عَلَيْكَ
وَعَلَىٰٓ
أُمَمٍ
مِّمَّن
مَّعَكَ ۚ
وَأُمَمٌ
سَنُمَتِّعُهُمْ
ثُمَّ
يَمَسُّهُم
مِّنَّا
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Dendi ki: "Ey Nuh! Katımızdan esenlikle in. Sana ve sana tabi olan topluluklara bereketler olsun. Ama öyle toplumlar da olacak ki, onları dünya nimetlerinden yararlandıracağız, sonra onlara Bizden can yakıcı bir azap dokunacaktır."
Kile ya nuhuhbıt bi selamin minna ve berekatin aleyke ve ala umemin mimmen meak, ve umemun se numettiuhum summe yemessuhum minna azabun elim.
Hûd 11:49
تِلْكَ
مِنْ
أَنبَآءِ
ٱلْغَيْبِ
نُوحِيهَآ
إِلَيْكَ ۖ
مَا
كُنتَ
تَعْلَمُهَآ
أَنتَ
وَلَا
قَوْمُكَ
مِن
قَبْلِ
هَـٰذَا ۖ
فَٱصْبِرْ ۖ
إِنَّ
ٱلْعَـٰقِبَةَ
لِلْمُتَّقِينَ
İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bunları ne sen ne de halkın daha önce bilmiyordunuz. O halde sabret. Sonuç, takva sahiplerinindir.
Tilke min enbail gaybi nuhiha ileyk, ma kunte ta'lemuha ente ve la kavmuke min kabli haza, fasbır, innel akıbete lil muttekin.
Hûd 11:50
وَإِلَىٰ
عَادٍ
أَخَاهُمْ
هُودًا ۚ
قَالَ
يَـٰقَوْمِ
ٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
لَكُم
مِّنْ
إِلَـٰهٍ
غَيْرُهُٓ ۖ
إِنْ
أَنتُمْ
إِلَّا
مُفْتَرُونَ
Ad halkına kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey halkım! Yalnızca Allah'a kulluk edin. Sizin ondan başka bir ilahınız yoktur; siz bu tutumunuzla iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz."
Ve ila adin ehahum huda, kale ya kavmi'budullahe ma lekum min ilahin gayruh, in entum illa mufterun.
Hûd 11:51
يَـٰقَوْمِ
لَآ
أَسْـَٔلُكُمْ
عَلَيْهِ
أَجْرًا ۖ
إِنْ
أَجْرِىَ
إِلَّا
عَلَى
ٱلَّذِى
فَطَرَنِىٓ ۚ
أَفَلَا
تَعْقِلُونَ
"Ey halkım! Bunun için sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, yalnızca bana bu benliği verene aittir. Aklınızı kullanmayacak mısınız?"[1]
Ya kavmi la es'elukum aleyhi ecra, in ecriye illa alellezi fetarani, e fe la ta'kılun.
Hûd 11:52
وَيَـٰقَوْمِ
ٱسْتَغْفِرُوا۟
رَبَّكُمْ
ثُمَّ
تُوبُوٓا۟
إِلَيْهِ
يُرْسِلِ
ٱلسَّمَآءَ
عَلَيْكُم
مِّدْرَارًا
وَيَزِدْكُمْ
قُوَّةً
إِلَىٰ
قُوَّتِكُمْ
وَلَا
تَتَوَلَّوْا۟
مُجْرِمِينَ
"Ey halkım! Rabb'inizden bağışlanma dileyin. Sonra O'na tevbe[1] edin, gökten üzerinize bol bol rahmet göndersin, gücünüze güç katsın. Mücrimler[2] olarak yüz çevirmeyin."
Ve ya kavmistagfiru rabbekum summe tubu ileyhi yursilis semae aleykum midraran ve yezidkum kuvveten ila kuvvetikum ve la tetevellev mucrimin.
Hûd 11:53
قَالُوا۟
يَـٰهُودُ
مَا
جِئْتَنَا
بِبَيِّنَةٍ
وَمَا
نَحْنُ
بِتَارِكِىٓ
ءَالِهَتِنَا
عَن
قَوْلِكَ
وَمَا
نَحْنُ
لَكَ
بِمُؤْمِنِينَ
Dediler ki: "Ey Hud! Bize kanıt içeren bir bilgi getirmedin; biz, senin sözünle ilahlarımızı terk edecek değiliz. Ve biz sana inanacak da değiliz."
Kalu ya hudu ma ci'tena bibeyyinetin ve ma nahnu bi tariki alihetina an kavlike ve ma nahnu leke bi muminin.
Hûd 11:54
إِن
نَّقُولُ
إِلَّا
ٱعْتَرَىٰكَ
بَعْضُ
ءَالِهَتِنَا
بِسُوٓءٍ ۗ
قَالَ
إِنِّىٓ
أُشْهِدُ
ٱللَّهَ
وَٱشْهَدُوٓا۟
أَنِّى
بَرِىٓءٌ
مِّمَّا
تُشْرِكُونَ
"İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış, demekten başka bir sözümüz yok." dediler. Hud da: "Ben Allah'ı tanık tutuyorum. Siz de tanık olun ki ben Müşriklerden değilim." dedi.
İn nekulu illa'terake ba'du alihetina bi su', kale inni uşhidullahe veşhedu enni beriun mimma tuşrikune.
Hûd 11:55
مِن
دُونِهِ ۖ
فَكِيدُونِى
جَمِيعًا
ثُمَّ
لَا
تُنظِرُونِ
"Haydi, hiç zaman kaybetmeden bana istediğiniz tuzağı kurun."
Min dunihi fe kiduni cemian summe la tunzırun.
Hûd 11:56
إِنِّى
تَوَكَّلْتُ
عَلَى
ٱللَّهِ
رَبِّى
وَرَبِّكُم ۚ
مَّا
مِن
دَآبَّةٍ
إِلَّا
هُوَ
ءَاخِذٌ
بِنَاصِيَتِهَآ ۚ
إِنَّ
رَبِّى
عَلَىٰ
صِرَٰطٍ
مُّسْتَقِيمٍ
"Ben, benim de Rabb'im sizin de Rabb'iniz olan Allah'a tevekkül[1] ettim. Hiçbir canlı yoktur ki O'nun buyruğunda/kontrolünde olmasın. Kuşkusuz Rabb'im dosdoğru bir yol üzerindedir."
İnni tevekkeltu alallahi rabbi ve rabbikum, ma min dabbetin illa huve ahızun bi nasıyetiha, inne rabbi ala sıratın mustekim.
Hûd 11:57
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَقَدْ
أَبْلَغْتُكُم
مَّآ
أُرْسِلْتُ
بِهِٓ
إِلَيْكُمْ ۚ
وَيَسْتَخْلِفُ
رَبِّى
قَوْمًا
غَيْرَكُمْ
وَلَا
تَضُرُّونَهُ
شَيْـًٔا ۚ
إِنَّ
رَبِّى
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
حَفِيظٌ
"Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki size iletmek üzere gönderildiğim mesajı size ilettim. Rabb'im, yerinize sizden başka bir halk getirebilir ve siz O'na hiçbir şekilde engel olamazsınız. Rabb'im, her şeyi koruyup gözetendir."
Fe in tevellev fe kad eblagtukum ma ursiltu bihi ileykum, ve yestahlifu rabbi kavmen gayrekum, ve la tedurrunehu şey'a, inne rabbi ala kulli şey'in hafiz.
Hûd 11:58
وَلَمَّا
جَآءَ
أَمْرُنَا
نَجَّيْنَا
هُودًا
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَعَهُ
بِرَحْمَةٍ
مِّنَّا
وَنَجَّيْنَـٰهُم
مِّنْ
عَذَابٍ
غَلِيظٍ
Buyruğumuz gerçekleşince, Hud'u ve beraberindeki İman Edenleri Bizden bir rahmetle kurtardık. Onları şiddeti çok ağır bir azaptan kurtardık.
Ve lemma cae emruna necceyna huden vellezine amenu meahu bi rahmetin minna, ve necceynahum min azabin galiz.
Hûd 11:59
وَتِلْكَ
عَادٌ ۖ
جَحَدُوا۟
بِـَٔايَـٰتِ
رَبِّهِمْ
وَعَصَوْا۟
رُسُلَهُ
وَٱتَّبَعُوٓا۟
أَمْرَ
كُلِّ
جَبَّارٍ
عَنِيدٍ
İşte Ad halkı Rabb'lerinin ayetlerini inkar ettiler ve Resullerine isyan ettiler. İnatçı zorbanın her buyruğuna uydular.
Ve tilke adun cehadu bi ayati rabbihim ve asav rusulehu vettebeu emre kulli cebbarin anid.
Hûd 11:60
وَأُتْبِعُوا۟
فِى
هَـٰذِهِ
ٱلدُّنْيَا
لَعْنَةً
وَيَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
أَلَآ
إِنَّ
عَادًا
كَفَرُوا۟
رَبَّهُمْ ۗ
أَلَا
بُعْدًا
لِّعَادٍ
قَوْمِ
هُودٍ
Bu dünyada da kıyamet gününde de lanete tabi tutuldular. İyi bilin ki gerçekten Ad halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İşte böyle yok olup gitti Hud halkı Ad.
Ve utbiu fi hazihid dunya la'neten ve yevmel kıyameh, e la inne aden keferu rabbehum, e la bu'den li adin kavmi hud.