Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk[1] ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.
وَمَا
ظَلَمْنَـٰهُمْ
biz onlara zulmetmedik
وَلَـٰكِن
ama
ظَلَمُوٓا۟
onlar zulmettiler
أَنفُسَهُمْ ۖ
kendilerine
فَمَآ
أَغْنَتْ
sağlayamadı
عَنْهُمْ
kendilerine
ءَالِهَتُهُمُ
onların ilahları
ٱلَّتِى
يَدْعُونَ
taptıkları
مِن
دُونِ
başka
ٱللَّهِ
Allah'tan
مِن
hiç bir
شَىْءٍ
şey
لَّمَّا
ne zaman ki
جَآءَ
gelince
أَمْرُ
emri
رَبِّكَ ۖ
Rabbinin
وَمَا
bir işe yaramadı
زَادُوهُمْ
artırmaktan
غَيْرَ
başka
تَتْبِيبٍ
kayıplarını
Ve ma zalemnahum ve lakin zalemu enfusehum fe ma agnet anhum alihetuhumulleti yed'une min dunillahi min şey'in lemma cae emru rabbik, ve ma zaduhum gayre tetbib.
Bkz. 10:104. ayetin dipnotu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve ma
|
- | |
| 2 |
zelemnahum
|
biz onlara zulmetmedik | ظلم |
| 3 |
velakin
|
ama | - |
| 4 |
zelemu
|
onlar zulmettiler | ظلم |
| 5 |
enfusehum
|
kendilerine | نفس |
| 6 |
fema
|
- | |
| 7 |
egnet
|
sağlayamadı | غني |
| 8 |
anhum
|
kendilerine | - |
| 9 |
alihetuhumu
|
onların ilahları | اله |
| 10 |
lleti
|
- | |
| 11 |
yed'une
|
taptıkları | دعو |
| 12 |
min
|
- | |
| 13 |
duni
|
başka | دون |
| 14 |
llahi
|
Allah'tan | - |
| 15 |
min
|
hiç bir | - |
| 16 |
şey'in
|
şey | شيا |
| 17 |
lemma
|
ne zaman ki | - |
| 18 |
ca'e
|
gelince | جيا |
| 19 |
emru
|
emri | امر |
| 20 |
rabbike
|
Rabbinin | ربب |
| 21 |
ve ma
|
bir işe yaramadı | - |
| 22 |
zaduhum
|
artırmaktan | زيد |
| 23 |
gayra
|
başka | غير |
| 24 |
tetbibin
|
kayıplarını | تبب |