Eğer, bir ümmet[1] için azabı onlardan belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, "Bunu engelleyen şey nedir ki?" derler. Bilesiniz ki, onlara azap geldiği gün, artık geri çevrilmez. Alaya aldıkları azap onları kuşatır.
وَلَئِنْ
ve şayet
أَخَّرْنَا
geciktirsek
عَنْهُمُ
onlardan
ٱلْعَذَابَ
azabı
إِلَىٰٓ
için
أُمَّةٍ
bir süre
مَّعْدُودَةٍ
sayılı
لَّيَقُولُنَّ
mutlaka derler
مَا
nedir?
يَحْبِسُهُٓ ۗ
onu alıkoyan
أَلَا
haberiniz olsun ki
يَوْمَ
gün
يَأْتِيهِمْ
o geldiği
لَيْسَ
değildir
مَصْرُوفًا
geri çevrilecek
عَنْهُمْ
kendilerinden
وَحَاقَ
ve kuşatır
بِهِم
onları
مَّا
şey
كَانُوا۟
oldukları
بِهِ
onu
يَسْتَهْزِءُونَ
alaya alıyor(lar)
Ve le in ahharna anhumul azabe ila ummetin ma'dudetin le yekulunne ma yahbisuh, e la yevme ye'tihim leyse masrufen anhum ve haka bi him ma kanu bihi yestehziun.
Toplum, topluluk. İnsan soyu. Amaç ve inanç birliği, ortak değer yargılarına ve aynı uygarlığa sahip olan İnsanların topluluğu. Ümmetin diğer bir anlamı da "yol"dur. Bu yol, amaçlanmış amaç edinilmiş, hedef olarak belirlenmiş yoldur. Ayni tür canlı topluluklarına da ümmet denmektedir. Örneğin: kuşlar bir ümmettir (Bkz.6:38).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velein
|
ve şayet | - |
| 2 |
ehharna
|
geciktirsek | اخر |
| 3 |
anhumu
|
onlardan | - |
| 4 |
l-azabe
|
azabı | عذب |
| 5 |
ila
|
için | - |
| 6 |
ummetin
|
bir süre | امم |
| 7 |
mea'dudetin
|
sayılı | عدد |
| 8 |
leyekulunne
|
mutlaka derler | قول |
| 9 |
ma
|
nedir? | - |
| 10 |
yehbisuhu
|
onu alıkoyan | حبس |
| 11 |
ela
|
haberiniz olsun ki | - |
| 12 |
yevme
|
gün | يوم |
| 13 |
ye'tihim
|
o geldiği | اتي |
| 14 |
leyse
|
değildir | ليس |
| 15 |
mesrufen
|
geri çevrilecek | صرف |
| 16 |
anhum
|
kendilerinden | - |
| 17 |
ve haka
|
ve kuşatır | حيق |
| 18 |
bihim
|
onları | - |
| 19 |
ma
|
şey | - |
| 20 |
kanu
|
oldukları | كون |
| 21 |
bihi
|
onu | - |
| 22 |
yestehziune
|
alaya alıyor(lar) | هزا |