Vardır onlardan dinliyorlar seni ta ki ne zaman çıktıklarında senin yanından dediler ki o kimselere ilim verilenlere ne dedi demin işte onlar o kimselerdir ki mühürledi Allah üzerine kalpleri onların ve uydular heveslerine
وَمِنْهُم
ve onlardan
مَّن
kimisi
يَسْتَمِعُ
seni dinler
إِلَيْكَ
gelip
حَتَّىٰٓ
nihayet
إِذَا
zaman
خَرَجُوا۟
çıktıkları
مِنْ
-dan
عِندِكَ
senin yanın-
قَالُوا۟
derler
لِلَّذِينَ
olanlara
أُوتُوا۟
verilmiş
ٱلْعِلْمَ
bilgi
مَاذَا
ne?
قَالَ
söyledi
ءَانِفًا ۚ
az önce
أُو۟لَـٰٓئِكَ
onlar
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
طَبَعَ
mühürlediği
ٱللَّهُ
Allah'ın
عَلَىٰ
üzerini
قُلُوبِهِمْ
kalbleri
وَٱتَّبَعُوٓا۟
ve ardına düşmüş
أَهْوَآءَهُمْ
keyiflerinin
Ve minhum men yestemiu ileyke, hatta iza harecu min indike kalu lillezine utul ilme maza kale anifa, ulaikellezine tabaallahu ala kulubihim vettebeu ehvaehum.
Münafık, içten "bitmiş, tükenmiş ve imanı kalmamış, omurgasız, onursuz ve iki yüzlü kimse demektir. Münafık, iman konusunda dürüst ve samimi olmayan, tıpkı tarla faresinin yuva değiştirdiği gibi, yer değiştiren: işlerine gelince Mü'min, işlerine gelince Kafir olan kimse.
Vahiyden haberi olan kimselere.
Hiçbir şey anlamadık diyerek alay ederler.
Tutku ve kuruntularına.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve minhum
|
ve onlardan | - |
| 2 |
men
|
kimisi | - |
| 3 |
yestemiu
|
seni dinler | سمع |
| 4 |
ileyke
|
gelip | - |
| 5 |
hatta
|
nihayet | - |
| 6 |
iza
|
zaman | - |
| 7 |
haracu
|
çıktıkları | خرج |
| 8 |
min
|
-dan | - |
| 9 |
indike
|
senin yanın- | عند |
| 10 |
kalu
|
derler | قول |
| 11 |
lillezine
|
olanlara | - |
| 12 |
utu
|
verilmiş | اتي |
| 13 |
l-ilme
|
bilgi | علم |
| 14 |
maza
|
ne? | - |
| 15 |
kale
|
söyledi | قول |
| 16 |
anifen
|
az önce | انف |
| 17 |
ulaike
|
onlar | - |
| 18 |
ellezine
|
kimselerdir | - |
| 19 |
tabea
|
mühürlediği | تبع |
| 20 |
llahu
|
Allah'ın | - |
| 21 |
ala
|
üzerini | - |
| 22 |
kulubihim
|
kalbleri | قلب |
| 23 |
vettebeu
|
ve ardına düşmüş | تبع |
| 24 |
ehva'ehum
|
keyiflerinin | هوي |