O Gün, onların hepsini toplarız. Sonra şirk[1] koşanlara, "Siz ve şirk koştuklarınız, olduğunuz yerde durun." diyeceğiz. Artık onları birbirinden ayıracağız. Şirk koşulanlar, şöyle diyecekler: "Siz, bize kulluk etmiyordunuz."
وَيَوْمَ
ve o gün
نَحْشُرُهُمْ
onları biraraya toplarız
جَمِيعًا
tümünü
ثُمَّ
sonra
نَقُولُ
deriz
لِلَّذِينَ
kimselere
أَشْرَكُوا۟
ortak koşan(lara)
مَكَانَكُمْ
(haydi) yerlerinize!
أَنتُمْ
siz
وَشُرَكَآؤُكُمْ ۚ
ve ortak koştuklarınız
فَزَيَّلْنَا
böylece ayırırız
بَيْنَهُمْ ۖ
onları birbirlerinden
وَقَالَ
ve (şöyle) derler
شُرَكَآؤُهُم
koştukları ortaklar
مَّا
كُنتُمْ
siz değildiniz
إِيَّانَا
bize
تَعْبُدُونَ
ibadet ediyor
Ve yevme nahsuruhum cemian summe nekulu lillezine eşreku mekanekum entum ve şurekaukum, fe zeyyelna beynehum, ve kale şurekauhum ma kuntum iyyana ta'budun.
Şirk: Allah'ın; yetki, nitelik ve imtiyazlarını, O'nun yanı sıra soyut ya da somut başka birilerine -Nebilere, alimlere, mürşidlere, kişi ve kurumlara- vermek demektir. Allah'a ait; -gaybı bilmek, dinde hüküm koymak, şefaat etmek, yol göstermek gibi- nitelikleri Allah'ın yanı sıra başka bir varlıkta görmektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve yevme
|
ve o gün | يوم |
| 2 |
nehşuruhum
|
onları biraraya toplarız | حشر |
| 3 |
cemian
|
tümünü | جمع |
| 4 |
summe
|
sonra | - |
| 5 |
nekulu
|
deriz | قول |
| 6 |
lillezine
|
kimselere | - |
| 7 |
eşraku
|
ortak koşan(lara) | شرك |
| 8 |
mekanekum
|
(haydi) yerlerinize! | كون |
| 9 |
entum
|
siz | - |
| 10 |
ve şuraka'ukum
|
ve ortak koştuklarınız | شرك |
| 11 |
fezeyyelna
|
böylece ayırırız | زيل |
| 12 |
beynehum
|
onları birbirlerinden | بين |
| 13 |
ve kale
|
ve (şöyle) derler | قول |
| 14 |
şuraka'uhum
|
koştukları ortaklar | شرك |
| 15 |
ma
|
- | |
| 16 |
kuntum
|
siz değildiniz | كون |
| 17 |
iyyana
|
bize | - |
| 18 |
tea'budune
|
ibadet ediyor | عبد |