Onların çoğu, ancak zanna[1] uyarlar. Kuşkusuz zan hakikatin yerini tutamaz. Allah, onların ne yaptıklarını çok iyi bilendir.
وَمَا
ve
يَتَّبِعُ
uymamaktadır
أَكْثَرُهُمْ
onların çoğu
إِلَّا
başkasına
ظَنًّا ۚ
zandan
إِنَّ
şüphesiz
ٱلظَّنَّ
zan ise
لَا
يُغْنِى
kazandırmaz
مِنَ
ٱلْحَقِّ
gerçek açısından
شَيْـًٔا ۚ
bir şey
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
عَلِيمٌ
bilmektedir
بِمَا
şeyleri
يَفْعَلُونَ
onların yaptıkları
Ve ma yettebiu ekseruhum illa zanna, innez zanne la yugni minel hakkı şey'a, innallahe alimun bima yef'alun.
Vahiy dışı bilgi. Zann kelimesi Cahiliye'de tahmin, sanı anlamında değil; kesin bilgi, doğru sonuç anlamında kullanılmaktadır. Kur'an, bu kelimeyi: Bilgisizlikten kaynaklanan şekk, kuşku, sanı anlamı ile ve kesin bilgi anlamı ile olmak üzere olumlu ve olumsuz iki anlamda da kullanmaktadır. Ayet, övgüden söz ediyorsa zann; "kesin bilgi/yakin" anlamında, yergiden söz ediyorsa "sanı" anlamındadır. Ayrıca kelimeden sonraki edatlar "inne" ve "enne" edatlarıysa zann kelimesi "kesinlik" ifade etmektedir; şayet "in", "en" edatları geliyorsa, zann kelimesi "sanı" anlamında anlaşılmalıdır. Ancak Kur'an, kendi bilgisi ile kıyasladığında kendi dışındaki bilgilerin tamamını bilgi değeri açısından kendi bilgisi yanında zann düzeyinde görmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve ma
|
ve | - |
| 2 |
yettebiu
|
uymamaktadır | تبع |
| 3 |
ekseruhum
|
onların çoğu | كثر |
| 4 |
illa
|
başkasına | - |
| 5 |
zennen
|
zandan | ظنن |
| 6 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 7 |
z-zenne
|
zan ise | ظنن |
| 8 |
la
|
- | |
| 9 |
yugni
|
kazandırmaz | غني |
| 10 |
mine
|
- | |
| 11 |
l-hakki
|
gerçek açısından | حقق |
| 12 |
şey'en
|
bir şey | شيا |
| 13 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 14 |
llahe
|
Allah | - |
| 15 |
alimun
|
bilmektedir | علم |
| 16 |
bima
|
şeyleri | - |
| 17 |
yef'alune
|
onların yaptıkları | فعل |