سورة يونس
10.Yûnus Suresi
"Yunus"
109 Ayet
Yûnus 10:41
وَإِن
كَذَّبُوكَ
فَقُل
لِّى
عَمَلِى
وَلَكُمْ
عَمَلُكُمْ ۖ
أَنتُم
بَرِيٓـُٔونَ
مِمَّآ
أَعْمَلُ
وَأَنَا۠
بَرِىٓءٌ
مِّمَّا
تَعْمَلُونَ
Eğer seni yalanlarlarsa, de ki: "Benim yaptıklarım bana, sizin yaptıklarınız da sizedir. Siz benim yaptıklarımdan sorumlu değilsiniz ben de sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim."
Ve in kezzebuke fe kul li ameli ve lekum amelukum, entum beriune mimma a'melu ve ene beriun mimma ta'melun.
Yûnus 10:42
وَمِنْهُم
مَّن
يَسْتَمِعُونَ
إِلَيْكَ ۚ
أَفَأَنتَ
تُسْمِعُ
ٱلصُّمَّ
وَلَوْ
كَانُوا۟
لَا
يَعْقِلُونَ
Onlardan seni dinleyenler de var. Ancak sağırlara duyurabilir misin? Üstelik akıllarını da kullanmıyorlarsa!
Ve minhum men yestemiune ileyk, e fe ente tusmius summe ve lev kanu la ya'kilun.
Yûnus 10:44
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَظْلِمُ
ٱلنَّاسَ
شَيْـًٔا
وَلَـٰكِنَّ
ٱلنَّاسَ
أَنفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Allah, insanlara haksızlık yapmaz. Ancak insanlar kendi kendilerine haksızlık yaparlar.
İnnallahe la yazlimun nase şey'en ve lakinnen nase enfusehum yazlimun.
Yûnus 10:45
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
كَأَن
لَّمْ
يَلْبَثُوٓا۟
إِلَّا
سَاعَةً
مِّنَ
ٱلنَّهَارِ
يَتَعَارَفُونَ
بَيْنَهُمْ ۚ
قَدْ
خَسِرَ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِلِقَآءِ
ٱللَّهِ
وَمَا
كَانُوا۟
مُهْتَدِينَ
Onları toplayacağımız gün; dünyada, ancak birbirleri ile tanışabilecekleri kadar kısa olan, gündüzün bir saati kadar yaşamış gibi gelecek kendilerine. Allah'a kavuşmayı yalanlayıp, doğru yola yönelmemiş olanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır.[1]
Ve yevme yahşuruhum keen lem yelbesu illa saaten minen nehari yete arefune beynehum, kad hasirellezine kezzebu bi likaillahi ve ma kanu muhtedin.
Yûnus 10:46
وَإِمَّا
نُرِيَنَّكَ
بَعْضَ
ٱلَّذِى
نَعِدُهُمْ
أَوْ
نَتَوَفَّيَنَّكَ
فَإِلَيْنَا
مَرْجِعُهُمْ
ثُمَّ
ٱللَّهُ
شَهِيدٌ
عَلَىٰ
مَا
يَفْعَلُونَ
Onlara yaptığımız uyarının[1] bir kısmını sana göstersek de göstermeden vefat ettirsek de onların dönüşü Bizedir. Allah, onların ne yaptıklarına tanıktır.
Ve imma nuriyenneke ba'dellezi naıduhum ev neteveffeyenneke fe ileyna merciuhum summallahu şehidun ala ma yef'alun.
Yûnus 10:47
وَلِكُلِّ
أُمَّةٍ
رَّسُولٌ ۖ
فَإِذَا
جَآءَ
رَسُولُهُمْ
قُضِىَ
بَيْنَهُم
بِٱلْقِسْطِ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Her ümmetin[1] bir resulü[2] vardır. Resulleri geldiği zaman aralarında hakkaniyetle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar.
Ve likulli ummetin resul, feiza cae resuluhum kudıye beynehum bil kıstı ve hum la yuzlamun.
Yûnus 10:48
وَيَقُولُونَ
مَتَىٰ
هَـٰذَا
ٱلْوَعْدُ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
"Eğer doğru söylüyorsanız, yaptığınız bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin.
Yûnus 10:49
قُل
لَّآ
أَمْلِكُ
لِنَفْسِى
ضَرًّا
وَلَا
نَفْعًا
إِلَّا
مَا
شَآءَ
ٱللَّهُ ۗ
لِكُلِّ
أُمَّةٍ
أَجَلٌ ۚ
إِذَا
جَآءَ
أَجَلُهُمْ
فَلَا
يَسْتَـْٔخِرُونَ
سَاعَةً ۖ
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
De ki: "Ben, kendime dahi Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlama ne de bir zarar verme gücüne sahibim." Her ümmetin bir süresi vardır. Süreleri gelince ne bir saat öne alınırlar ne de geriye bırakılırlar.
Kul la emliku li nefsi darran ve la nef'an illa ma şaallah, li kulli ummetin ecel, iza cae eceluhum fe la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.
Yûnus 10:50
قُلْ
أَرَءَيْتُمْ
إِنْ
أَتَىٰكُمْ
عَذَابُهُ
بَيَـٰتًا
أَوْ
نَهَارًا
مَّاذَا
يَسْتَعْجِلُ
مِنْهُ
ٱلْمُجْرِمُونَ
De ki: "Söyleyin bakalım! O'nun azabı ister gece uykuda ister gündüz gelsin. Suçlular neden bunu acele istiyorlar?"
Kul ereeytum in etakum azabuhu beyaten ev neharen maza yesta'cilu minhul mucrimun.
Yûnus 10:51
أَثُمَّ
إِذَا
مَا
وَقَعَ
ءَامَنتُم
بِهِٓ ۚ
ءَآلْـَٔـٰنَ
وَقَدْ
كُنتُم
بِهِ
تَسْتَعْجِلُونَ
Gerçekleşmesi için acele istediğiniz azaba gerçekleşince mi inanacaksınız yoksa şimdi mi?"
E summe iza ma vakaa amentum bih, al'ane ve kad kuntum bihi testa'cilun.
Yûnus 10:52
ثُمَّ
قِيلَ
لِلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
ذُوقُوا۟
عَذَابَ
ٱلْخُلْدِ
هَلْ
تُجْزَوْنَ
إِلَّا
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْسِبُونَ
Sonra zulmedenlere, "Süresiz azabı tadın." denir. "Kazandığınızdan başka bir karşılık mı bekliyordunuz?"
Summe kile lillezine zalemu zuku azabel huld, hel tuczevne illa bima kuntum teksibun.
Yûnus 10:53
وَيَسْتَنبِـُٔونَكَ
أَحَقٌّ
هُوَ ۖ
قُلْ
إِى
وَرَبِّىٓ
إِنَّهُ
لَحَقٌّ ۖ
وَمَآ
أَنتُم
بِمُعْجِزِينَ
Sana "Bu gerçek midir?" diye soruyorlar. De ki: "Rabb'ime yemin ederim ki o gerçektir. Ve siz onu engelleyemezsiniz."
Ve yestenbiuneke ehakkun hu, kul i ve rabbi innehu le hakkun ve ma entum bi mu'cizin.
Yûnus 10:54
وَلَوْ
أَنَّ
لِكُلِّ
نَفْسٍ
ظَلَمَتْ
مَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
لَٱفْتَدَتْ
بِهِ ۗ
وَأَسَرُّوا۟
ٱلنَّدَامَةَ
لَمَّا
رَأَوُا۟
ٱلْعَذَابَ ۖ
وَقُضِىَ
بَيْنَهُم
بِٱلْقِسْطِ ۚ
وَهُمْ
لَا
يُظْلَمُونَ
Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle[1] hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.
Ve lev enne li kulli nefsin zalemet ma fil ardı leftedet bih, ve eserrun nedamete lemma reevul azab, ve kudıye beynehum bil kıstı ve hum la yuzlemun.
Yûnus 10:55
أَلَآ
إِنَّ
لِلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۗ
أَلَآ
إِنَّ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقٌّ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
İyi bilin ki, göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Yine iyi bilin ki, Allah'ın uyarısı gerçektir. Fakat onların çoğu bu gerçeği anlamıyor.
E la inne lillahi ma fis semavati vel ard, e la inne va'dallahi hakkun ve lakinne ekserehum la ya'lemun.
Yûnus 10:56
هُوَ
يُحْىِ
وَيُمِيتُ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Dirilten de öldüren de O'dur. Ve O'na döndürüleceksiniz.
Huve yuhyi ve yumitu ve ileyhi turceun.
Yûnus 10:57
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
قَدْ
جَآءَتْكُم
مَّوْعِظَةٌ
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَشِفَآءٌ
لِّمَا
فِى
ٱلصُّدُورِ
وَهُدًى
وَرَحْمَةٌ
لِّلْمُؤْمِنِينَ
Ey insanlar! Rabb'inizden size bir öğüt; göğüslerde olana bir şifa, Mü'minler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.
Ya eyyuhen nasu kad caetkum mev'ızatun min rabbikum ve şifaun lima fis suduri ve huden ve rahmetun lil mu'minin.
Yûnus 10:58
قُلْ
بِفَضْلِ
ٱللَّهِ
وَبِرَحْمَتِهِ
فَبِذَٰلِكَ
فَلْيَفْرَحُوا۟
هُوَ
خَيْرٌ
مِّمَّا
يَجْمَعُونَ
De ki: "Allah'ın fazlı[1] ve rahmetiyle gönül huzuruna kavuşsunlar. Bu onların toplayıp biriktirdiklerinden daha hayırlıdır."
Kul bi fadlillahi ve bi rahmetihi fe bi zalike felyefrehu, huve hayrun mimma yecmeun.
Yûnus 10:59
قُلْ
أَرَءَيْتُم
مَّآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
لَكُم
مِّن
رِّزْقٍ
فَجَعَلْتُم
مِّنْهُ
حَرَامًا
وَحَلَـٰلًا
قُلْ
ءَآللَّهُ
أَذِنَ
لَكُمْ ۖ
أَمْ
عَلَى
ٱللَّهِ
تَفْتَرُونَ
De ki: "Allah'ın size rızık olarak indirdiklerinin bir kısmını helal, bir kısmını haram yaptığınızı[1] görmüyor musunuz?" De ki: "Allah mı size izin verdi, yoksa Allah'a iftira mı ediyorsunuz?"
Kul e reeytum ma enzelallahu lekum min rızkın fe cealtum minhu haramen ve halala, kul allahu ezine lekum em alallahi tefterun.
Yûnus 10:60
وَمَا
ظَنُّ
ٱلَّذِينَ
يَفْتَرُونَ
عَلَى
ٱللَّهِ
ٱلْكَذِبَ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَذُو
فَضْلٍ
عَلَى
ٱلنَّاسِ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَشْكُرُونَ
Allah'a karşı yalan uyduranlar, kıyamet gününü ne sanıyorlar? Doğrusu Allah, insanlara karşı bol bağış sahibidir. Ancak onların çoğu yine de şükretmezler.
Ve ma zannullezine yefterune alallahil kezibe yevmel kıyameh, innallahe le zu fadlın alen nasi ve lakinne ekserehum la yeşkurun.