سورة البقرة
2.Bakara Suresi
"İnek"
286 Ayet
Bakara 2:181
فَمَن
بَدَّلَهُ
بَعْدَ مَا
سَمِعَهُ
فَإِنَّمَآ
إِثْمُهُ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
يُبَدِّلُونَهُٓ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Her kim, bu vasiyeti duyduktan sonra onu değiştirirse, doğrusu onun günahı değiştirenin üzerinedir. Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Fe men beddelehu ba'de ma semiahu fe innema ismuhu alellezine yubeddiluneh, innallahe semiun alim.
Bakara 2:182
فَمَنْ
خَافَ
مِن
مُّوصٍ
جَنَفًا
أَوْ
إِثْمًا
فَأَصْلَحَ
بَيْنَهُمْ
فَلَآ
إِثْمَ
عَلَيْهِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌ
رَّحِيمٌ
Kim, vasiyet edenin yanılacağından veya günaha gireceğinden endişe ederse, taraflar arasında uzlaşma sağlamasında, ona bir günah yoktur. Kuşkusuz Allah Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Fe men hafe min musın cenefen ev ismen fe aslaha beynehum fe la isme aleyh, innallahe gafurun rahim.
Bakara 2:183
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُتِبَ
عَلَيْكُمُ
ٱلصِّيَامُ
كَمَا
كُتِبَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
لَعَلَّكُمْ
تَتَّقُونَ
Ey İman Edenler! Sizden öncekilere yazıldığı[1] gibi, siyam[2] size de yazıldı. Umulur ki takva sahibi olursunuz.
Ya eyyuhellezine amenu kutibe aleykumus sıyamu kema kutibe alellezine min kablikum leallekum tettekun.
Bakara 2:184
أَيَّامًا
مَّعْدُودَٰتٍ ۚ
فَمَن
كَانَ
مِنكُم
مَّرِيضًا
أَوْ
عَلَىٰ
سَفَرٍ
فَعِدَّةٌ
مِّنْ
أَيَّامٍ
أُخَرَ ۚ
وَعَلَى
ٱلَّذِينَ
يُطِيقُونَهُ
فِدْيَةٌ
طَعَامُ
مِسْكِينٍ ۖ
فَمَن
تَطَوَّعَ
خَيْرًا
فَهُوَ
خَيْرٌ
لَّهُ ۚ
وَأَن
تَصُومُوا۟
خَيْرٌ
لَّكُمْ ۖ
إِن
كُنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Sayılı günlerdir.[1] Artık sizden kim hastalanır veya seferde olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Onu tutmaya gücü yetenlerin,[2] bir yoksulu doyuracak kadar fidye vermesi gerekir. Böyle olmakla birlikte, kim gönlünden gelerek daha fazlasını yaparsa, bu, onun için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, siyam yapmanız[3] sizin için hayırlı olandır.
Eyyamen ma'dudat, fe men kane minkum maridan ev ala seferin fe iddetun min eyyamin uhar ve alellezine yutikunehu fidyetun taamu miskin, fe men tatavvaa hayran fe huve hayrun leh, ve en tesumu hayrun lekum in kuntum ta'lemun.
Bakara 2:185
شَهْرُ
رَمَضَانَ
ٱلَّذِىٓ
أُنزِلَ
فِيهِ
ٱلْقُرْءَانُ
هُدًى
لِّلنَّاسِ
وَبَيِّنَـٰتٍ
مِّنَ
ٱلْهُدَىٰ
وَٱلْفُرْقَانِ ۚ
فَمَن
شَهِدَ
مِنكُمُ
ٱلشَّهْرَ
فَلْيَصُمْهُ ۖ
وَمَن
كَانَ
مَرِيضًا
أَوْ
عَلَىٰ
سَفَرٍ
فَعِدَّةٌ
مِّنْ
أَيَّامٍ
أُخَرَ ۗ
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
بِكُمُ
ٱلْيُسْرَ
وَلَا
يُرِيدُ
بِكُمُ
ٱلْعُسْرَ
وَلِتُكْمِلُوا۟
ٱلْعِدَّةَ
وَلِتُكَبِّرُوا۟
ٱللَّهَ
عَلَىٰ
مَا
هَدَىٰكُمْ
وَلَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ramazan ayı ki: İnsanlar için hidayet rehberi olan, doğru yola ileten, doğru ile yanlışı birbirinden ayıran; apaçık kanıtları içeren Kur'an o ayda indirildi. Sizden, kim bu aya erişirse savm/siyam yapsın[1]. Kim de hasta veya yolcu olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için zorluk değil kolaylık diler. Allah, belirlenen günlerin sayısını tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden, Kendisini yüceltmenizi ister ki böylece şükretmiş olursunuz.
Şehru ramadanellezi unzile fihil kur'anu huden lin nasi ve beyyinatin minel huda vel furkan, fe men şehide minkumuş şehra fel yesumh, ve men kane maridan ev ala seferin fe iddetun min eyyamin uhar yuridullahu bikumul yusra ve la yuridu bikumul usra, ve li tukmilul iddete ve li tukebbirullahe ala ma hedakum ve leallekum teşkurun.
Bakara 2:186
وَإِذَا
سَأَلَكَ
عِبَادِى
عَنِّى
فَإِنِّى
قَرِيبٌ ۖ
أُجِيبُ
دَعْوَةَ
ٱلدَّاعِ
إِذَا
دَعَانِ ۖ
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
لِى
وَلْيُؤْمِنُوا۟
بِى
لَعَلَّهُمْ
يَرْشُدُونَ
Kullarım sana, Ben'i sorarlarsa bilsinler ki Ben, yakınım. Bana dua edenin, duasına karşılık veririm. O halde onlar da Benim çağrıma uysunlar ve Bana gerçek anlamda iman etsinler. Böylece irşad[1] olurlar.[2]
Ve iza seeleke ıbadi anni fe inni karib ucibu da'veted dai iza deani, fel yestecibu li vel yu'minu bi leallehum yerşudun.
Bakara 2:187
أُحِلَّ
لَكُمْ
لَيْلَةَ
ٱلصِّيَامِ
ٱلرَّفَثُ
إِلَىٰ
نِسَآئِكُمْ ۚ
هُنَّ
لِبَاسٌ
لَّكُمْ
وَأَنتُمْ
لِبَاسٌ
لَّهُنَّ ۗ
عَلِمَ
ٱللَّهُ
أَنَّكُمْ
كُنتُمْ
تَخْتَانُونَ
أَنفُسَكُمْ
فَتَابَ
عَلَيْكُمْ
وَعَفَا
عَنكُمْ ۖ
فَٱلْـَٔـٰنَ
بَـٰشِرُوهُنَّ
وَٱبْتَغُوا۟
مَا
كَتَبَ
ٱللَّهُ
لَكُمْ ۚ
وَكُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
حَتَّىٰ
يَتَبَيَّنَ
لَكُمُ
ٱلْخَيْطُ
ٱلْأَبْيَضُ
مِنَ
ٱلْخَيْطِ
ٱلْأَسْوَدِ
مِنَ
ٱلْفَجْرِ ۖ
ثُمَّ
أَتِمُّوا۟
ٱلصِّيَامَ
إِلَى
ٱلَّيْلِ ۚ
وَلَا
تُبَـٰشِرُوهُنَّ
وَأَنتُمْ
عَـٰكِفُونَ
فِى
ٱلْمَسَـٰجِدِ ۗ
تِلْكَ
حُدُودُ
ٱللَّهِ
فَلَا
تَقْرَبُوهَا ۗ
كَذَٰلِكَ
يُبَيِّنُ
ٱللَّهُ
ءَايَـٰتِهِ
لِلنَّاسِ
لَعَلَّهُمْ
يَتَّقُونَ
Siyam[1] gecesinde kadınlarınıza yaklaşmanız sizin için helal kılındı. Onlar, sizin için örtüdür; siz de onlar için örtüsünüz. Allah, nefsinize sahip olmadığınızı bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık onlara yaklaşın, Allah'ın sizin için yazdığı[2] şeyi isteyin. Şafak vaktinin siyah ipliği, beyaz ipliğinden[3] ayırt edilme anına kadar, yiyin için. Sonra da geceye dek siyamı tamamlayın. Eğer mescitlerde itikaftaysanız[4] onlara yaklaşmayın. Bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır. Bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah, insanlara ayetlerini açıklar. Umulur ki takva sahibi olursunuz.
Uhılle lekum leyletes sıyamir refesu ila nisaikum hunne libasun lekum ve entum libasun lehun alimallahu ennekum kuntum tahtanune enfusekum fe tabe aleykum ve afa ankum, fel ane başiruhunne vebtegu ma keteballahu lekum, ve kulu veşrabu hatta yetebeyyene lekumul haytul ebyadu minel haytıl esvedi minel fecri, summe etimmus sıyame ilel leyli, ve la tubaşiruhunne ve entum akifune fil mesacid, tilke hududullahi fe la takrabuha kezalike yubeyyinullahu ayatihi lin nasi leallehum yettekun.
Bakara 2:188
وَلَا
تَأْكُلُوٓا۟
أَمْوَٰلَكُم
بَيْنَكُم
بِٱلْبَـٰطِلِ
وَتُدْلُوا۟
بِهَآ
إِلَى
ٱلْحُكَّامِ
لِتَأْكُلُوا۟
فَرِيقًا
مِّنْ
أَمْوَٰلِ
ٱلنَّاسِ
بِٱلْإِثْمِ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Birbirinizin mallarını haksız şekilde yemeyin. Günah olduğunu[1] bildiğiniz halde, başkasının bir kısım mallarına haksız yere sahip olabilmek için hukuki hileye başvurmayın.
Ve la te'kulu emvalekum beynekum bil batılı ve tudlu biha ilel hukkami li te'kulu ferikan min emvalin nasi bil ismi ve entum ta'lemun.
Bakara 2:189
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلْأَهِلَّةِ ۖ
قُلْ
هِىَ
مَوَٰقِيتُ
لِلنَّاسِ
وَٱلْحَجِّ ۗ
وَلَيْسَ
ٱلْبِرُّ
بِأَن
تَأْتُوا۟
ٱلْبُيُوتَ
مِن
ظُهُورِهَا
وَلَـٰكِنَّ
ٱلْبِرَّ
مَنِ
ٱتَّقَىٰ ۗ
وَأْتُوا۟
ٱلْبُيُوتَ
مِنْ
أَبْوَٰبِهَا ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
لَعَلَّكُمْ
تُفْلِحُونَ
Sana, ayın evrelerini soruyorlar. De ki: "O, insanlar ve hacc için bir zaman ölçüsüdür." Evlerinize arkalarından girmeniz birr[1] değildir; birr, takvalı davranmaktır. Öyleyse evlerinize kapılarından girin.[2] Allah'a karşı takvalı olun ki kurtuluşa erebilesiniz.
Yes'eluneke anil ehilleh, kul hiye mevakitu lin nasi vel hacc, ve leysel birru bi en te'tul buyute min zuhuriha ve lakinnel birre menitteka, ve'tul buyute min ebvabiha, vettekullahe leallekum tuflihun.
Bakara 2:190
وَقَـٰتِلُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
ٱلَّذِينَ
يُقَـٰتِلُونَكُمْ
وَلَا
تَعْتَدُوٓا۟ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْمُعْتَدِينَ
Sizinle savaşanlara karşı siz de Allah yolunda onlarla savaşın. Ama haddi aşmayın. Kuşkusuz Allah, haddi aşanları sevmez.
Ve katilu fi sebilillahillezine yukatilunekum ve la ta'tedu innallahe la yuhıbbul mu'tedin.
Bakara 2:191
وَٱقْتُلُوهُمْ
حَيْثُ
ثَقِفْتُمُوهُمْ
وَأَخْرِجُوهُم
مِّنْ
حَيْثُ
أَخْرَجُوكُمْ ۚ
وَٱلْفِتْنَةُ
أَشَدُّ
مِنَ
ٱلْقَتْلِ ۚ
وَلَا
تُقَـٰتِلُوهُمْ
عِندَ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
حَتَّىٰ
يُقَـٰتِلُوكُمْ
فِيهِ ۖ
فَإِن
قَـٰتَلُوكُمْ
فَٱقْتُلُوهُمْ ۗ
كَذَٰلِكَ
جَزَآءُ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
Onları yakaladığınız yerde öldürün.[1] Sizi çıkardıkları yerden siz de onları çıkartın. Zaten, fitne[2] öldürmekten daha kötüdür. Onlar, Mescid-i Haram çevresinde sizinle savaşmadıkça siz de onlarla savaşmayın. Eğer savaşırlarsa, siz de savaşın. İşte Kafirlere verilecek karşılık böyledir.
Vaktuluhum haysu sekıftumuhum ve ahricuhum min haysu ahracukum vel fitnetu eşeddu minel katli, ve la tukatiluhum indel mescidil harami hatta yukatilukum fih, fe in katelukum faktuluhum kezalike cezaul kafirin.
Bakara 2:192
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌ
رَّحِيمٌ
Eğer vazgeçerlerse, kuşkusuz, Allah, Bağışlayıcı, Rahmeti Kesintisiz Olan'dır.
Fe inintehev fe innallahe gafurun rahim.
Bakara 2:193
وَقَـٰتِلُوهُمْ
حَتَّىٰ
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
وَيَكُونَ
ٱلدِّينُ
لِلَّهِ ۖ
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَلَا
عُدْوَٰنَ
إِلَّا
عَلَى
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Fitne[1] kalmayıp, din[2] tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.
Ve katiluhum hatta la tekune fitnetun ve yekuned dinu lillah, fe inintehev fe la udvane illa alez zalimin.
Bakara 2:194
ٱلشَّهْرُ
ٱلْحَرَامُ
بِٱلشَّهْرِ
ٱلْحَرَامِ
وَٱلْحُرُمَـٰتُ
قِصَاصٌ ۚ
فَمَنِ
ٱعْتَدَىٰ
عَلَيْكُمْ
فَٱعْتَدُوا۟
عَلَيْهِ
بِمِثْلِ
مَا
ٱعْتَدَىٰ
عَلَيْكُمْ ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
مَعَ
ٱلْمُتَّقِينَ
Haram ay,[1] haram aya karşılıktır. Hürmetler de karşılıklıdır. Kim, size saldırırsa siz de onlara aynı şekilde karşılık verin. Allah'a karşı takvalı olun. Ve iyi bilin ki Allah, takvalı olanlarla beraberdir.
Eş şehrul haramu biş şehril harami vel hurumatu kısas, fe meni'teda aleykum fa'tedu aleyhi bi misli ma'teda aleykum, vettekullahe va'lemu ennellahe meal muttekin.
Bakara 2:195
وَأَنفِقُوا۟
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَلَا
تُلْقُوا۟
بِأَيْدِيكُمْ
إِلَى
ٱلتَّهْلُكَةِ ۛ
وَأَحْسِنُوٓا۟ ۛ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُحِبُّ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Allah yolunda malınızı infak[1] edin. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. İyilik yapın. Kuşkusuz, Allah, iyilik yapanları sever.
Ve enfiku fi sebilillahi ve la tulku bi eydikum ilet tehluketi, ve ahsinu, innallahe yuhıbbul muhsinin.
Bakara 2:196
وَأَتِمُّوا۟
ٱلْحَجَّ
وَٱلْعُمْرَةَ
لِلَّهِ ۚ
فَإِنْ
أُحْصِرْتُمْ
فَمَا
ٱسْتَيْسَرَ
مِنَ
ٱلْهَدْىِ ۖ
وَلَا
تَحْلِقُوا۟
رُءُوسَكُمْ
حَتَّىٰ
يَبْلُغَ
ٱلْهَدْىُ
مَحِلَّهُ ۚ
فَمَن
كَانَ
مِنكُم
مَّرِيضًا
أَوْ
بِهِٓ
أَذًى
مِّن
رَّأْسِهِ
فَفِدْيَةٌ
مِّن
صِيَامٍ
أَوْ
صَدَقَةٍ
أَوْ
نُسُكٍ ۚ
فَإِذَآ
أَمِنتُمْ
فَمَن
تَمَتَّعَ
بِٱلْعُمْرَةِ
إِلَى
ٱلْحَجِّ
فَمَا
ٱسْتَيْسَرَ
مِنَ
ٱلْهَدْىِ ۚ
فَمَن
لَّمْ
يَجِدْ
فَصِيَامُ
ثَلَـٰثَةِ
أَيَّامٍ
فِى
ٱلْحَجِّ
وَسَبْعَةٍ
إِذَا
رَجَعْتُمْ ۗ
تِلْكَ
عَشَرَةٌ
كَامِلَةٌ ۗ
ذَٰلِكَ
لِمَن
لَّمْ
يَكُنْ
أَهْلُهُ
حَاضِرِى
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Allah için haccı ve umreyi tam yapın. Eğer engellenirseniz, o zaman hediyeden[1] kolayınıza gelen şeyi gönderin! Ancak hediye yerine ulaşıncaya kadar başınızı tıraş etmeyin[2]. Sizden hasta olan veya başından bir rahatsızlığı bulunan; oruç tutmalı veya sadaka vermeli ya da nusuktan[3] sayılacak bir fidye[4] vermeli! Emin olduğunuz vakitte; kim, hacc vaktine kadar umre ile faydalanmak isterse, hediyeden kolayına geleni göndermeli! Fakat kim bulamazsa, hacc günlerinde üç, döndükten sonra da yedi gün olmak üzere toplam on gün oruç tutsun. Bu, ailesi Mescid-i Haram çevresinde oturmayanlar içindir. Allah'a karşı takvalı davranın. Ve bilin ki Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
Ve etimmul hacce vel umrete lillah, fe in uhsirtum fe mesteysera minel hedyi ve la tahliku ruusekum hatta yeblugal hedyu mahilleh, fe men kane minkum maridan ev bihi ezen min ra'sihi fe fidyetun min sıyamin ev sadakatin ev nusuk fe iza emintum, fe men temettea bil umreti ilel haccı fe mesteysera minel hedyi, fe men lem yecid fe sıyamu selaseti eyyamin fil haccı ve seb'atin iza reca'tum tilke aşaratun kamileh, zalike li men lem yekun ehluhu hadırıl mescidil haram, vettekullahe va'lemu ennellahe şedidul ikab.
Bakara 2:197
ٱلْحَجُّ
أَشْهُرٌ
مَّعْلُومَـٰتٌ ۚ
فَمَن
فَرَضَ
فِيهِنَّ
ٱلْحَجَّ
فَلَا
رَفَثَ
وَلَا
فُسُوقَ
وَلَا
جِدَالَ
فِى
ٱلْحَجِّ ۗ
وَمَا
تَفْعَلُوا۟
مِنْ
خَيْرٍ
يَعْلَمْهُ
ٱللَّهُ ۗ
وَتَزَوَّدُوا۟
فَإِنَّ
خَيْرَ
ٱلزَّادِ
ٱلتَّقْوَىٰ ۚ
وَٱتَّقُونِ
يَـٰٓأُو۟لِى
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Hacc, bilinen aylardır. Kim haccı farz edinirse;[1] o esnada, uygunsuz davranmak, fasıklık yapmak ve kavga etmek yoktur. Ne hayır işlerseniz Allah onu bilir. Azık edinin. Kuşkusuz azığın en hayırlısı takvadır. Ey selim akıl sahipleri! Bana karşı takvalı olun!
El haccu eşhurun ma'lumat, fe men farada fihinnel hacca fe la refese ve la fusuka ve la cidale fil hacc, ve ma tef'alu min hayrın ya'lemhullah, ve tezevvedu fe inne hayraz zadit takva, vettekuni ya ulil elbab.
Bakara 2:198
لَيْسَ
عَلَيْكُمْ
جُنَاحٌ
أَن
تَبْتَغُوا۟
فَضْلًا
مِّن
رَّبِّكُمْ ۚ
فَإِذَآ
أَفَضْتُم
مِّنْ
عَرَفَـٰتٍ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
عِندَ
ٱلْمَشْعَرِ
ٱلْحَرَامِ ۖ
وَٱذْكُرُوهُ
كَمَا
هَدَىٰكُمْ
وَإِن
كُنتُم
مِّن
قَبْلِهِ
لَمِنَ
ٱلضَّآلِّينَ
Rabb'inizden lütuf[1] istemenizde bir sakınca yoktur. Artık Arafat'tan ayrılıp, akın ettiğinizde Meş'ar-i Haram'da Allah'ı anın. O, size nasıl doğru yolu gösterdiyse, siz de O'nu öyle anın[2]. Kuşkusuz, O, doğru yolu göstermeden önce siz sapkınlardandınız.
Leyse aleykum cunahun en tebtegu fadlan min rabbikum fe iza efadtum min arafatin fezkurullahe indel meş'aril haram, vezkuruhu kema hedakum, ve in kuntum min kablihi le mined dallin.
Bakara 2:199
ثُمَّ
أَفِيضُوا۟
مِنْ
حَيْثُ
أَفَاضَ
ٱلنَّاسُ
وَٱسْتَغْفِرُوا۟
ٱللَّهَ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
غَفُورٌ
رَّحِيمٌ
Sonra, insanların dağıldığı yerden siz de dağılın. Allah'tan bağışlanma dileyin. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Summe efidu min haysu efadan nasu vestagfirullah, innallahe gafurun rahim.
Bakara 2:200
فَإِذَا
قَضَيْتُم
مَّنَـٰسِكَكُمْ
فَٱذْكُرُوا۟
ٱللَّهَ
كَذِكْرِكُمْ
ءَابَآءَكُمْ
أَوْ
أَشَدَّ
ذِكْرًا ۗ
فَمِنَ
ٱلنَّاسِ
مَن
يَقُولُ
رَبَّنَآ
ءَاتِنَا
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَمَا
لَهُ
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
مِنْ
خَلَـٰقٍ
Hacc menasiklerinizi[1] bitirince, atalarınızı andığınız gibi; hatta daha güçlü bir şekilde Allah'ı anın. Kimi insanlar; "Ey Rabb'imiz, bize dünyada ver." derler. Bu kimselerin ahirette bir payı yoktur.
Fe iza kadaytum menasikekum fezkurullahe ke zikrikum abaekum ev eşedde zikra, fe minen nasi men yekulu rabbena atina fid dunya ve ma lehu fil ahirati min halak.