سورة فصلت
41.Fussilet Suresi
"Açıklanmış"
54 Ayet
Fussilet 41:21
وَقَالُوا۟
لِجُلُودِهِمْ
لِمَ
شَهِدتُّمْ
عَلَيْنَا ۖ
قَالُوٓا۟
أَنطَقَنَا
ٱللَّهُ
ٱلَّذِىٓ
أَنطَقَ
كُلَّ
شَىْءٍ
وَهُوَ
خَلَقَكُمْ
أَوَّلَ
مَرَّةٍ
وَإِلَيْهِ
تُرْجَعُونَ
Bedenlerine, "Niçin aleyhimize tanıklık ettiniz?" dediler. Bedenleri de: "Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi ilk defa O yarattı ve O'na döndürülüyorsunuz."
Ve kalu li culudihim lime şehidtum aleyna, kalu entakanallahullezi entaka kulle şey'in ve huve halakakum evvele merretin ve ileyhi turceun.
Fussilet 41:22
وَمَا
كُنتُمْ
تَسْتَتِرُونَ
أَن
يَشْهَدَ
عَلَيْكُمْ
سَمْعُكُمْ
وَلَآ
أَبْصَـٰرُكُمْ
وَلَا
جُلُودُكُمْ
وَلَـٰكِن
ظَنَنتُمْ
أَنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَعْلَمُ
كَثِيرًا
مِّمَّا
تَعْمَلُونَ
"İşitme ve görme duyunuz ve bedeniniz aleyhinize tanıklık eder diye sakınmıyordunuz. Yapmakta olduğunuz birçok şeyi Allah'ın bilmediğini zannediyordunuz."
Ve ma kuntum testetirune en yeşhede aleykum sem'ukum ve la ebsarukum ve la culudukum ve lakin zanentum ennellahe la ya'lemu kesiren mimma ta'melun.
Fussilet 41:23
وَذَٰلِكُمْ
ظَنُّكُمُ
ٱلَّذِى
ظَنَنتُم
بِرَبِّكُمْ
أَرْدَىٰكُمْ
فَأَصْبَحْتُم
مِّنَ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
"İşte Rabb'iniz hakkındaki bu zannınız, sizi helake sürükledi. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldunuz."
Ve zalikum zannukumullezi zanentum bi rabbikum erdakum fe asbahtum minel hasirin.
Fussilet 41:24
فَإِن
يَصْبِرُوا۟
فَٱلنَّارُ
مَثْوًى
لَّهُمْ ۖ
وَإِن
يَسْتَعْتِبُوا۟
فَمَا
هُم
مِّنَ
ٱلْمُعْتَبِينَ
Artık dayanabilirlerse,[1] onlar için konaklama yeri ateştir. Eğer özür beyan edip[2] af isteseler de onlar affedilecek olanlardan değillerdir.
Fe in yasbiru fen naru mesven lehum ve in yesta'tibu fe ma hum minel mu'tebin.
Fussilet 41:25
وَقَيَّضْنَا
لَهُمْ
قُرَنَآءَ
فَزَيَّنُوا۟
لَهُم
مَّا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَحَقَّ
عَلَيْهِمُ
ٱلْقَوْلُ
فِىٓ
أُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِن
قَبْلِهِم
مِّنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ ۖ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
خَـٰسِرِينَ
Biz, onlara birtakım yandaşlar musallat ettik. Yaptıklarını ve yapacaklarını onlara süslü gösterdiler. Cinn ve insten[1], kendilerinden önce gelip geçmiş topluluklarda yürürlükte olan "söz[2]" üzerlerine gerçekleşti. Onlar hüsrana uğrayan kimselerdir.
Ve kayyadna lehum kurenae fe zeyyenu lehum ma beyne eydihim ve ma halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fi umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins, innehum kanu hasirin.
Fussilet 41:27
فَلَنُذِيقَنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
عَذَابًا
شَدِيدًا
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ
أَسْوَأَ
ٱلَّذِى
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Böylesi Kafirlere şiddetli bir azap tattıracağız. Ve onları yaptıklarının en kötüsü ile kesinlikle cezalandıracağız.
Fe le nuzikannellezine keferu azaben şediden ve le necziyennehum esveellezi kanu ya'melun.
Fussilet 41:28
ذَٰلِكَ
جَزَآءُ
أَعْدَآءِ
ٱللَّهِ
ٱلنَّارُ ۖ
لَهُمْ
فِيهَا
دَارُ
ٱلْخُلْدِ ۖ
جَزَآءً
بِمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
يَجْحَدُونَ
İşte böyle! Allah'ın düşmanlarının cezası ateştir. Ayetlerimizi bilerek reddetmeleri nedeniyle ceza olarak, onlar için orada ebedilik yurdu vardır.
Zalike cezau a'daillahin nar, lehum fiha darul huld, cezaen bimakanu bi ayatina yechadun.
Fussilet 41:29
وَقَالَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
رَبَّنَآ
أَرِنَا
ٱلَّذَيْنِ
أَضَلَّانَا
مِنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
نَجْعَلْهُمَا
تَحْتَ
أَقْدَامِنَا
لِيَكُونَا
مِنَ
ٱلْأَسْفَلِينَ
Kafirler: "Rabb'imiz! Cinn ve insten[1] bizi saptıranları bize göster. Aşağılanmışlardan olmaları için onları ayaklarımızın altına alalım." dediler.
Ve kalellezine keferu rabbena erinellezeyni edallana minel cinni vel insi nec'al huma tahte akdamina li yekuna minel esfelin.
Fussilet 41:30
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
قَالُوا۟
رَبُّنَا
ٱللَّهُ
ثُمَّ
ٱسْتَقَـٰمُوا۟
تَتَنَزَّلُ
عَلَيْهِمُ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
أَلَّا
تَخَافُوا۟
وَلَا
تَحْزَنُوا۟
وَأَبْشِرُوا۟
بِٱلْجَنَّةِ
ٱلَّتِى
كُنتُمْ
تُوعَدُونَ
"Rabb'imiz Allah'tır." deyip, dosdoğru olanlara gelince, onlara melekler gelerek: "Korkmayın ve üzülmeyin. Söz verildiğiniz Cennet'le sevinin!" derler.
İnnellezine kalu rabbunallahu summestekamu tetenezzelu aleyhimul melaiketu ella tehafu ve la tahzenu ve ebşiru bil cennetilleti kuntum tuadun.
Fussilet 41:31
نَحْنُ
أَوْلِيَآؤُكُمْ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
وَفِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَا
تَشْتَهِىٓ
أَنفُسُكُمْ
وَلَكُمْ
فِيهَا
مَا
تَدَّعُونَ
"Biz, dünya hayatında ve ahirette sizin evliyanızız.[1] Orada canlarınızın istediği her şey vardır ve istediğiniz her şey emrinizdedir."
Nahnu evliyaukum fil hayatid dunya ve fil ahireh, ve lekum fiha ma teştehi enfusukum ve lekum fiha ma teddeun.
Fussilet 41:32
نُزُلًا
مِّنْ
غَفُورٍ
رَّحِيمٍ
"Çok Bağışlayıcı ve Rahmeti Kesintisiz olan tarafından bir ikram olarak."
Nuzulen min gafurin rahim.
Fussilet 41:33
وَمَنْ
أَحْسَنُ
قَوْلًا
مِّمَّن
دَعَآ
إِلَى
ٱللَّهِ
وَعَمِلَ
صَـٰلِحًا
وَقَالَ
إِنَّنِى
مِنَ
ٱلْمُسْلِمِينَ
Allah'a çağıran, salihatı yapan ve "Ben Müslüm[1] olanlardanım." diyen kimseden daha iyi sözlü kim vardır?
Ve men ahsenu kavlen mimmen dea ilallahi ve amile salihan ve kale inneni minel muslimin.
Fussilet 41:34
وَلَا
تَسْتَوِى
ٱلْحَسَنَةُ
وَلَا
ٱلسَّيِّئَةُ ۚ
ٱدْفَعْ
بِٱلَّتِى
هِىَ
أَحْسَنُ
فَإِذَا
ٱلَّذِى
بَيْنَكَ
وَبَيْنَهُ
عَدَٰوَةٌ
كَأَنَّهُ
وَلِىٌّ
حَمِيمٌ
İyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü iyilikle sav.[1] Bir de bakmışsın ki seninle arasında düşmanlık olan kişi, candan velin[2] oluvermiş.
Ve la testevil hasenetu ve les seyyieh, idfa' billeti hiye ahsenu fe izellezi beyneke ve beynehu adavetun ke ennehu veliyyun hamim.
Fussilet 41:36
وَإِمَّا
يَنزَغَنَّكَ
مِنَ
ٱلشَّيْطَـٰنِ
نَزْغٌ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ ۖ
إِنَّهُ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş[1] ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve imma yenzeganneke mineş şeytani nezgun festeız billah, innehu huves semiul alim.
Fussilet 41:37
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِ
ٱلَّيْلُ
وَٱلنَّهَارُ
وَٱلشَّمْسُ
وَٱلْقَمَرُ ۚ
لَا
تَسْجُدُوا۟
لِلشَّمْسِ
وَلَا
لِلْقَمَرِ
وَٱسْجُدُوا۟
لِلَّهِ
ٱلَّذِى
خَلَقَهُنَّ
إِن
كُنتُمْ
إِيَّاهُ
تَعْبُدُونَ
Gece ve gündüz; Güneş ve Ay O'nun ayetlerindendir[1]. Güneş'e ve Ay'a secde[2] etmeyin. Eğer yalnızca O'na kulluk ediyorsanız, onları yaratmış olana secde edin.
Ve min ayatihil leylu ven neharu veş şemsu vel kamer, la tescudu liş şemsi ve la lil kameri vescudu lillahillezi halakahunne in kuntum iyyahu ta'budun.
Fussilet 41:38
فَإِنِ
ٱسْتَكْبَرُوا۟
فَٱلَّذِينَ
عِندَ
رَبِّكَ
يُسَبِّحُونَ
لَهُ
بِٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَهُمْ
لَا
يَسْـَٔمُونَ ۩
Eğer kibirlenirlerse, bilsinler ki, Rabb'inin katında bulunanlar, gece gündüz[1], O'nu tesbih[2] ederler ve onlar hiç usanmazlar.
Fe inistekberu fellezine inde rabbike yusebbihune lehu bil leyli ven nehari ve hum la yes'emun.
Fussilet 41:39
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِٓ
أَنَّكَ
تَرَى
ٱلْأَرْضَ
خَـٰشِعَةً
فَإِذَآ
أَنزَلْنَا
عَلَيْهَا
ٱلْمَآءَ
ٱهْتَزَّتْ
وَرَبَتْ ۚ
إِنَّ
ٱلَّذِىٓ
أَحْيَاهَا
لَمُحْىِ
ٱلْمَوْتَىٰٓ ۚ
إِنَّهُ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
قَدِيرٌ
Kupkuru olarak gördüğün yeryüzünün, sonradan üzerine su indirdiğimiz zaman harekete geçmesi ve nemalanıp kabarması da O'nun ayetlerindendir.[1] Ona hayat veren, elbette ki ölüleri de diriltir. O, Her Şeye Gücü Yeten'dir.
Ve min ayatihi enneke terel arda haşiaten fe iza enzelna aleyhel maehtezzet ve rebet, innellezi ahyaha le muhyil mevta, innehu ala kulli şey'in kadir.
Fussilet 41:40
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
يُلْحِدُونَ
فِىٓ
ءَايَـٰتِنَا
لَا
يَخْفَوْنَ
عَلَيْنَآ ۗ
أَفَمَن
يُلْقَىٰ
فِى
ٱلنَّارِ
خَيْرٌ
أَم
مَّن
يَأْتِىٓ
ءَامِنًا
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۚ
ٱعْمَلُوا۟
مَا
شِئْتُمْ ۖ
إِنَّهُ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
بَصِيرٌ
Ayetlerimizde saptırma yapanlar, Bize gizli kalmazlar. O halde kıyamet günü ateşe atılan kimse mi yoksa Bize güven içinde gelenler mi hayırlıdır? Dilediğinizi yapın. Kuşkusuz O, yaptığınız şeyleri en iyi görendir.
İnnellezine yulhıdune fi ayatina la yahfevne aleyna, e fe men yulka fin nari hayrun em men ye'ti aminen yevmel kıyameh, i'melu ma şi'tum innehu bima ta'melune basir.