سورة فصلت
41.Fussilet Suresi
"Açıklanmış"
54 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Fussilet 41:2
تَنزِيلٌ
مِّنَ
ٱلرَّحْمَـٰنِ
ٱلرَّحِيمِ
Rahmeti Bol ve Kesintisiz olan tarafından indirilmiştir.
Tenzilun miner rahmanir rahim.
Fussilet 41:4
بَشِيرًا
وَنَذِيرًا
فَأَعْرَضَ
أَكْثَرُهُمْ
فَهُمْ
لَا
يَسْمَعُونَ
Haber verici ve uyarıcı olarak. Fakat insanların çoğu ondan yüz çevirmekte ve onu dinlememektedirler.
Beşiren ve nezira, fe a'rada ekseruhum fehum la yesmeun.
Fussilet 41:5
وَقَالُوا۟
قُلُوبُنَا
فِىٓ
أَكِنَّةٍ
مِّمَّا
تَدْعُونَآ
إِلَيْهِ
وَفِىٓ
ءَاذَانِنَا
وَقْرٌ
وَمِن
بَيْنِنَا
وَبَيْنِكَ
حِجَابٌ
فَٱعْمَلْ
إِنَّنَا
عَـٰمِلُونَ
"Bizi kendisine çağırdığın şeye karşı, kalplerimiz örtülü, kulaklarımızda bir ağırlık ve bizimle senin aranda bir perde vardır. Artık sen, bildiğini yap, biz de bildiğimizi yapacağız." dediler.
Ve kalu kulubuna fi ekinnetin mimma ted'una ileyhi ve fi azanina vakrun ve min beynina ve beynike hicabun fa'mel innena amilun.
Fussilet 41:6
قُلْ
إِنَّمَآ
أَنَا۠
بَشَرٌ
مِّثْلُكُمْ
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ
أَنَّمَآ
إِلَـٰهُكُمْ
إِلَـٰهٌ
وَٰحِدٌ
فَٱسْتَقِيمُوٓا۟
إِلَيْهِ
وَٱسْتَغْفِرُوهُ ۗ
وَوَيْلٌ
لِّلْمُشْرِكِينَ
De ki: "Ben de sizin gibi bir beşerim.[1] Bana vahyolunuyor ki, sizin ilahınız,[2] bir tek ilahtır. Öyleyse doğrudan O'na yönelin ve yalnızca O'ndan bağışlanma dileyin. Müşriklerin vay haline!"
Kul innema ene beşerun mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahun vahidun festekimu ileyhi vestagfiruh, ve veylun lil muşrikin.
Fussilet 41:8
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
لَهُمْ
أَجْرٌ
غَيْرُ
مَمْنُونٍ
İman eden ve salihatı yapanlar için minnet altında bırakmayan bir ödül vardır.
İnnellezine amenu ve amilus salihati lehum ecrun gayru memnun.
Fussilet 41:9
قُلْ
أَئِنَّكُمْ
لَتَكْفُرُونَ
بِٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلْأَرْضَ
فِى
يَوْمَيْنِ
وَتَجْعَلُونَ
لَهُٓ
أَندَادًا ۚ
ذَٰلِكَ
رَبُّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
De ki: "Gerçekten de yeri iki günde yaratana mı nankörlük ediyorsunuz? O'na denk olanlar mı görüyorsunuz? O, alemlerin Rabb'idir."
Kul e innekum le tekfurune billezi halakal arda fi yevmeyni ve tec'alune lehu endada, zalike rabbul alemin.
Fussilet 41:10
وَجَعَلَ
فِيهَا
رَوَٰسِىَ
مِن
فَوْقِهَا
وَبَـٰرَكَ
فِيهَا
وَقَدَّرَ
فِيهَآ
أَقْوَٰتَهَا
فِىٓ
أَرْبَعَةِ
أَيَّامٍ
سَوَآءً
لِّلسَّآئِلِينَ
Orada; onun üzerinde ağır baskılar oluşturdu. Ve orayı bereketli kıldı. Orada rızkını temin etmek isteyenler için, rızıkları, fark gözetmeden dört gün içinde takdir etti.
Ve ceale fiha revasiye min fevkıha ve bareke fiha ve kaddere fiha akvateha fi erbeati eyyam, sevaen lis sailin.
Fussilet 41:11
ثُمَّ
ٱسْتَوَىٰٓ
إِلَى
ٱلسَّمَآءِ
وَهِىَ
دُخَانٌ
فَقَالَ
لَهَا
وَلِلْأَرْضِ
ٱئْتِيَا
طَوْعًا
أَوْ
كَرْهًا
قَالَتَآ
أَتَيْنَا
طَآئِعِينَ
Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne: "İsteyerek veya istemeyerek gelin!" dedi. İkisi de: "İsteyerek geldik." dediler.[1]
Summesteva iles semai ve hiye duhanun fe kale leha ve lil ardı'tiya tav'an ev kerha, kaleta eteyna taiin.
Fussilet 41:12
فَقَضَىٰهُنَّ
سَبْعَ
سَمَـٰوَاتٍ
فِى
يَوْمَيْنِ
وَأَوْحَىٰ
فِى
كُلِّ
سَمَآءٍ
أَمْرَهَا ۚ
وَزَيَّنَّا
ٱلسَّمَآءَ
ٱلدُّنْيَا
بِمَصَـٰبِيحَ
وَحِفْظًا ۚ
ذَٰلِكَ
تَقْدِيرُ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْعَلِيمِ
Böylece onları iki günde yedi gök olarak tamamladı. Ve her göğe işini vahyetti.[1] Ve dünya göğünü kandillerle süsleyip koruduk. İşte bu, Mutlak Üstün Olan ve Her Şeyi Bilen'in takdiridir.
Fe kadahunne seb'a semavatin fi yevmeyni ve evha fi kulli semain emreha ve zeyyennes semaed dunya bi mesabiha ve hıfza, zalike takdirul azizil alim.
Fussilet 41:13
فَإِنْ
أَعْرَضُوا۟
فَقُلْ
أَنذَرْتُكُمْ
صَـٰعِقَةً
مِّثْلَ
صَـٰعِقَةِ
عَادٍ
وَثَمُودَ
Eğer hala yüz çevirirlerse, onlara de ki: "Ad ve Semud'un yıldırımı gibi bir yıldırıma karşı sizi uyardım."
Fe in a'radu fe kul enzertukum saıkaten misle saıkati adin ve semud.
Fussilet 41:14
إِذْ
جَآءَتْهُمُ
ٱلرُّسُلُ
مِن
بَيْنِ
أَيْدِيهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
أَلَّا
تَعْبُدُوٓا۟
إِلَّا
ٱللَّهَ ۖ
قَالُوا۟
لَوْ
شَآءَ
رَبُّنَا
لَأَنزَلَ
مَلَـٰٓئِكَةً
فَإِنَّا
بِمَآ
أُرْسِلْتُم
بِهِ
كَـٰفِرُونَ
Hani! Onlara, onlardan önceki ve sonrakilere, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin." diye Resuller gelmişti. Onlar, "Eğer Rabb'imiz isteseydi kesinlikle melekler indirirdi. O halde biz kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeylere kafirlik[1] ediyoruz." demişlerdi.
İz caethumur rusulu min beyni eydihim ve min halfihim ella ta'budu illallah, kalu lev şae rabbuna le enzele melaiketen fe inna bima ursiltum bihi kafirun.
Fussilet 41:15
فَأَمَّا
عَادٌ
فَٱسْتَكْبَرُوا۟
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَقَالُوا۟
مَنْ
أَشَدُّ
مِنَّا
قُوَّةً ۖ
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
ٱلَّذِى
خَلَقَهُمْ
هُوَ
أَشَدُّ
مِنْهُمْ
قُوَّةً ۖ
وَكَانُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
يَجْحَدُونَ
Ad'a gelince, onlar yeryüzünde haksız yere büyüklük tasladılar: "Bizden daha güçlü kim olabilir?" dediler. Kendilerini yaratan Allah'ın, kendilerinden daha güçlü olduğunu görmediler mi? Ayetlerimizi bile bile reddediyorlardı.
Fe emma adun festekberu fil ardı bi gayril hakkı ve kalu men eşeddu minna kuvveh, e ve lem yerev ennellahellezi halakahum huve eşeddu minhum kuvveh ve kanu bi ayatina yechadun.
Fussilet 41:16
فَأَرْسَلْنَا
عَلَيْهِمْ
رِيحًا
صَرْصَرًا
فِىٓ
أَيَّامٍ
نَّحِسَاتٍ
لِّنُذِيقَهُمْ
عَذَابَ
ٱلْخِزْىِ
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
وَلَعَذَابُ
ٱلْـَٔاخِرَةِ
أَخْزَىٰ ۖ
وَهُمْ
لَا
يُنصَرُونَ
Bunun üzerine, dünya hayatında zillet azabını onlara tattırmamız için, o bahtsız günlerde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Ahiret azabı ise elbette daha rezil edicidir. Ve onlara yardım da olunmaz.
Fe erselna aleyhim rihan sarsaran fi eyyamin nahisatin li nuzikahum azabel hizyi fil hayatid dunya, ve le azabul ahireti ahza ve hum la yunsarun.
Fussilet 41:17
وَأَمَّا
ثَمُودُ
فَهَدَيْنَـٰهُمْ
فَٱسْتَحَبُّوا۟
ٱلْعَمَىٰ
عَلَى
ٱلْهُدَىٰ
فَأَخَذَتْهُمْ
صَـٰعِقَةُ
ٱلْعَذَابِ
ٱلْهُونِ
بِمَا
كَانُوا۟
يَكْسِبُونَ
Semud halkına gelince, onlara doğru yolu göstermiştik. Fakat onlar körlüğü doğru yola tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları şeyler nedeniyle, alçaltıcı azabın yıldırımı onları yakaladı.
Ve emma semudu fe hedeynahum festehabbul ama alel huda fe ehazethum saıkatul azabil huni bima kanu yeksibun.
Fussilet 41:18
وَنَجَّيْنَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَكَانُوا۟
يَتَّقُونَ
Biz, iman eden ve takvalı davranan kimseleri kurtardık.
Ve necceynellezine amenu ve kanu yettekun.
Fussilet 41:19
وَيَوْمَ
يُحْشَرُ
أَعْدَآءُ
ٱللَّهِ
إِلَى
ٱلنَّارِ
فَهُمْ
يُوزَعُونَ
O Gün, Allah'ın düşmanları bir araya getirilip topluca ateşe sürülecekler.
Ve yevme yuhşeru a'daullahi ilen nari fe hum yuzeun.
Fussilet 41:20
حَتَّىٰٓ
إِذَا
مَا
جَآءُوهَا
شَهِدَ
عَلَيْهِمْ
سَمْعُهُمْ
وَأَبْصَـٰرُهُمْ
وَجُلُودُهُم
بِمَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Nihayet oraya geldikleri zaman, yapmış oldukları şeylere; işitme, görme duyuları ve bedenleri kendi aleyhlerine tanıklık ederler.
Hatta iza ma cauha şehide aleyhim sem'uhum ve ebsaruhum ve culuduhum bima kanu ya'melun.