وَقَيَّضْنَا
ve biz musallat ettik
لَهُمْ
onlara
قُرَنَآءَ
birtakım arkadaşlar
فَزَيَّنُوا۟
süslü gösterdiler
لَهُم
onlara
مَّا
bulunanı
بَيْنَ
onların önlerinde
أَيْدِيهِمْ
onların önlerinde
وَمَا
ve bulunanı
خَلْفَهُمْ
arkalarında
وَحَقَّ
ve gerekli oldu
عَلَيْهِمُ
kendilerine
ٱلْقَوْلُ
söz
فِىٓ
أُمَمٍ
topluluklarına
قَدْ
خَلَتْ
gelip geçmiş olan
مِن
قَبْلِهِم
kendilerinden önce
مِّنَ
-den
ٱلْجِنِّ
cin(ler)-
وَٱلْإِنسِ ۖ
ve insan(lardan)
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
كَانُوا۟
idiler
خَـٰسِرِينَ
ziyanda
Ve kayyadna lehum kurenae fe zeyyenu lehum ma beyne eydihim ve ma halfehum ve hakka aleyhimul kavlu fi umemin kad halet min kablihim minel cinni vel ins, innehum kanu hasirin.
"İns ve cinn", Kur'an'da birleşik bir ifade olarak kalıp şeklinde kullanılmaktadır. Bu terkibe, "insanlar ve cinler" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. İns ve Cinn terkip olarak: Yerli- yabancı, tanıdık- tanımadık, bilinen- bilinmeyen kimseler; diğer bir ifade ile her kes, her kim varsa hepsi demektir. Hazırda olanı olmayanı her kesi içine alan bir anlama sahiptir. Bu terkipteki cinn kelimesi, "görünmez olan, dumansız ateşten yaratılmış ontolojik varlık" anlamındaki cinn değildir. Kur'an'ın; Cahiliye'nin cinn algısı bağlamında, cinn kavramını kullanmış olmasının cinler hakkında ontolojik bilgi olarak görülmesi önemli bir yanılgıdır. Kur'an, Cahiliye'nin cinn algısını sapkınlık olarak nitelemekte ve Cahiliye'nin cinnlere atfettikleri nitelikleri reddetmektedir. Kur'an'a göre; cinnlerin, üstün varlıklar ve üstün güçlere sahip olduğu inancı cahili bir inançtır. Müşriklerin; Nebiye kahin, şair, mecnun lakabı takmaları, onların cinn inançlarının bir sonucudur. Cinn, kelime anlamı olarak, "kapalı, gözükmez varlık ve güç" demektir.
Azap sözü.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kayyedna
|
ve biz musallat ettik | قيض |
| 2 |
lehum
|
onlara | - |
| 3 |
kurana'e
|
birtakım arkadaşlar | قرن |
| 4 |
fezeyyenu
|
süslü gösterdiler | زين |
| 5 |
lehum
|
onlara | - |
| 6 |
ma
|
bulunanı | - |
| 7 |
beyne
|
onların önlerinde | بين |
| 8 |
eydihim
|
onların önlerinde | يدي |
| 9 |
ve ma
|
ve bulunanı | - |
| 10 |
halfehum
|
arkalarında | خلف |
| 11 |
ve hakka
|
ve gerekli oldu | حقق |
| 12 |
aleyhimu
|
kendilerine | - |
| 13 |
l-kavlu
|
söz | قول |
| 14 |
fi
|
- | |
| 15 |
umemin
|
topluluklarına | امم |
| 16 |
kad
|
- | |
| 17 |
halet
|
gelip geçmiş olan | خلو |
| 18 |
min
|
- | |
| 19 |
kablihim
|
kendilerinden önce | قبل |
| 20 |
mine
|
-den | - |
| 21 |
l-cinni
|
cin(ler)- | جنن |
| 22 |
vel'insi
|
ve insan(lardan) | انس |
| 23 |
innehum
|
çünkü onlar | - |
| 24 |
kanu
|
idiler | كون |
| 25 |
hasirine
|
ziyanda | خسر |