سورة الأنفال
8.Enfâl Suresi
"Savaş Ganimetleri"
75 Ayet
Enfâl 8:23
وَلَوْ
عَلِمَ
ٱللَّهُ
فِيهِمْ
خَيْرًا
لَّأَسْمَعَهُمْ ۖ
وَلَوْ
أَسْمَعَهُمْ
لَتَوَلَّوا۟
وَّهُم
مُّعْرِضُونَ
Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.
Ve lev alimallahu fi him hayren le esmeahum, ve lev esmeahum le tevellev ve hum mu'ridune.
Enfâl 8:24
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱسْتَجِيبُوا۟
لِلَّهِ
وَلِلرَّسُولِ
إِذَا
دَعَاكُمْ
لِمَا
يُحْيِيكُمْ ۖ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَحُولُ
بَيْنَ
ٱلْمَرْءِ
وَقَلْبِهِ
وَأَنَّهُٓ
إِلَيْهِ
تُحْشَرُونَ
Ey İman Edenler! Sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah'a ve Resul'üne icabet edin. Bilin ki Allah, kişi ile kalbinin arasına girer.[1] Kuşkusuz hepiniz O'na dönüp toplanacaksınız.
Ya eyyuhellezine amenustecibu lillahi ve lir resuli iza deakum lima yuhyikum, va'lemu ennallahe yehulu beynel mer'i ve kalbihi ve ennehu ileyhi tuhşerun.
Enfâl 8:25
وَٱتَّقُوا۟
فِتْنَةً
لَّا
تُصِيبَنَّ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوا۟
مِنكُمْ
خَآصَّةً ۖ
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Yalnızca aranızdaki haksızlık edenlerin başlarına gelmekle sınırlı kalmayacak fitneye[1] karşı takva sahibi olun. Unutmayın ki Allah'ın azabı çok çetindir.
Vetteku fitneten la tusibennellezine zalemu minkum hassah, va'lemu ennallahe şedidul ikab.
Enfâl 8:26
وَٱذْكُرُوٓا۟
إِذْ
أَنتُمْ
قَلِيلٌ
مُّسْتَضْعَفُونَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
تَخَافُونَ
أَن
يَتَخَطَّفَكُمُ
ٱلنَّاسُ
فَـَٔاوَىٰكُمْ
وَأَيَّدَكُم
بِنَصْرِهِ
وَرَزَقَكُم
مِّنَ
ٱلطَّيِّبَـٰتِ
لَعَلَّكُمْ
تَشْكُرُونَ
Ve hatırlayın; bir zamanlar yeryüzünde sayıca azdınız ve mus'tezaf[1] kimselerdiniz. İnsanların sizi alıp götürmesinden korkuyordunuz. O, sizi barındırdı ve yardımıyla kuvvetlendirdi. Temiz şeylerden size rızık verdi. O halde şükretmelisiniz.
Vezkuru iz entum kalilun mustad'afune fil ardı tehafune en yetehattafekumun nasu fe avakum ve eyyedekum bi nasrihi ve rezekakum minet tayyibati leallekum teşkurun.
Enfâl 8:27
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَخُونُوا۟
ٱللَّهَ
وَٱلرَّسُولَ
وَتَخُونُوٓا۟
أَمَـٰنَـٰتِكُمْ
وَأَنتُمْ
تَعْلَمُونَ
Ey İman Edenler! Allah'a ve Resul'üne ihanet etmeyin. Yoksa bile bile emanetlerinize ihanet etmiş olursunuz.
Ya eyyuhellezine amenu la tehunullahe ver resule ve tehunu emanatikum ve entum ta'lemun.
Enfâl 8:28
وَٱعْلَمُوٓا۟
أَنَّمَآ
أَمْوَٰلُكُمْ
وَأَوْلَـٰدُكُمْ
فِتْنَةٌ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
عِندَهُٓ
أَجْرٌ
عَظِيمٌ
Bilin ki mallarınız ve evlatlarınız ancak birer fitnedir.[1] Kuşkusuz Allah'ın yanında çok büyük ödül vardır.
Va'lemu ennema emvalukum ve evladukum fitnetun ve ennallahe indehu ecrun azim.
Enfâl 8:29
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
إِن
تَتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
يَجْعَل
لَّكُمْ
فُرْقَانًا
وَيُكَفِّرْ
عَنكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَيَغْفِرْ
لَكُمْ ۗ
وَٱللَّهُ
ذُو
ٱلْفَضْلِ
ٱلْعَظِيمِ
Ey İman Edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan[1] verir, kötülüklerinize kafirlik eder[2] ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl[3] Sahibidir.
Ya eyyuhellezine amenu in tettekullahe yec'al lekum furkanen ve yukeffir ankum seyyiatikum ve yagfir lekum, vallahu zul fadlil azim.
Enfâl 8:30
وَإِذْ
يَمْكُرُ
بِكَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لِيُثْبِتُوكَ
أَوْ
يَقْتُلُوكَ
أَوْ
يُخْرِجُوكَ ۚ
وَيَمْكُرُونَ
وَيَمْكُرُ
ٱللَّهُ ۖ
وَٱللَّهُ
خَيْرُ
ٱلْمَـٰكِرِينَ
Kafirler seni tutuklamak, öldürmek veya sürgün etmek için plan yapıyorlardı. Onlar plan yaparlarken, Allah da plan yapıyordu. Allah, plan yapanların en hayırlısıdır.
Ve iz yemkuru bikellezine keferu li yusbituke ev yaktuluke ev yuhricuk ve yemkurune ve yemkurullah, vallahu hayrul makirin.
Enfâl 8:31
وَإِذَا
تُتْلَىٰ
عَلَيْهِمْ
ءَايَـٰتُنَا
قَالُوا۟
قَدْ
سَمِعْنَا
لَوْ
نَشَآءُ
لَقُلْنَا
مِثْلَ
هَـٰذَآ ۙ
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّآ
أَسَـٰطِيرُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.
Ve iza tutla aleyhim ayatuna kalu kad semi'na lev neşau le kulna misle haza in haza illa esatirul evvelin.
Enfâl 8:32
وَإِذْ
قَالُوا۟
ٱللَّهُمَّ
إِن
كَانَ
هَـٰذَا
هُوَ
ٱلْحَقَّ
مِنْ
عِندِكَ
فَأَمْطِرْ
عَلَيْنَا
حِجَارَةً
مِّنَ
ٱلسَّمَآءِ
أَوِ
ٱئْتِنَا
بِعَذَابٍ
أَلِيمٍ
Bir de dediler ki: "Allah'ım! Eğer bu Senin tarafından gelen bir gerçekse,[1] gökten üzerimize taş yağdır veya bize can yakıcı bir azap ver."
Ve iz kalullahumme in kane haza huvel hakka min indike fe emtir aleyna hıcareten mines semai evi'tina bi azabin elim.
Enfâl 8:33
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيُعَذِّبَهُمْ
وَأَنتَ
فِيهِمْ ۚ
وَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
مُعَذِّبَهُمْ
وَهُمْ
يَسْتَغْفِرُونَ
Sen onların içindeyken,[1] Allah, onlara azap etmez. Onlar, bağışlanma diledikleri sürece de Allah onlara azap edecek değildir.
Ve ma kanallahu li yuazzibehum ve ente fihim, ve ma kanallahu muazzibehum ve hum yestagfirun.
Enfâl 8:34
وَمَا
لَهُمْ
أَلَّا
يُعَذِّبَهُمُ
ٱللَّهُ
وَهُمْ
يَصُدُّونَ
عَنِ
ٱلْمَسْجِدِ
ٱلْحَرَامِ
وَمَا
كَانُوٓا۟
أَوْلِيَآءَهُٓ ۚ
إِنْ
أَوْلِيَآؤُهُٓ
إِلَّا
ٱلْمُتَّقُونَ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
Onlar, Mescid-i Haram'a girmeye engel oldukları halde ve onun velileri olmadıkları halde Allah neden onlara azap etmesin? Oysa oranın evliyası[1] muttakilerdir[2]. Fakat onların çoğu bilmezler.
Ve ma lehum ella yuazzibehumullahu ve hum yasuddune anil mescidil harami ve ma kanu evliyaehu, in evliyauhu illel muttekune ve lakinne ekserehum la ya'lemun.
Enfâl 8:35
وَمَا
كَانَ
صَلَاتُهُمْ
عِندَ
ٱلْبَيْتِ
إِلَّا
مُكَآءً
وَتَصْدِيَةً ۚ
فَذُوقُوا۟
ٱلْعَذَابَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْفُرُونَ
Onların, Beyt'in[1] yanındaki salatları,[2] ıslık çalmaktan ve el çırpmaktan başka bir şey değildir. Öyleyse küfrünüzden dolayı azabı tadın.
Ve ma kane salatuhum indel beyti illa mukaen ve tasdiyeh, fe zukul azabe bima kuntum tekfurun.
Enfâl 8:36
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمْ
لِيَصُدُّوا۟
عَن
سَبِيلِ
ٱللَّهِ ۚ
فَسَيُنفِقُونَهَا
ثُمَّ
تَكُونُ
عَلَيْهِمْ
حَسْرَةً
ثُمَّ
يُغْلَبُونَ ۗ
وَٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِلَىٰ
جَهَنَّمَ
يُحْشَرُونَ
Kafirler, Allah yolundan alıkoymak için mallarını harcarlar ve harcayacaklar da. Sonra, bu kendilerine pişmanlık olacak ve sonra mağlup olacaklar. Kafirler Cehennem'de toplanacaklardır.
İnnellezine keferu yunfikune emvalehum li yesuddu an sebilillah, fe seyunfikuneha summe tekunu aleyhim hasreten summe yuglebun, vellezine keferu ila cehenneme yuhşerun.
Enfâl 8:37
لِيَمِيزَ
ٱللَّهُ
ٱلْخَبِيثَ
مِنَ
ٱلطَّيِّبِ
وَيَجْعَلَ
ٱلْخَبِيثَ
بَعْضَهُ
عَلَىٰ
بَعْضٍ
فَيَرْكُمَهُ
جَمِيعًا
فَيَجْعَلَهُ
فِى
جَهَنَّمَ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَـٰسِرُونَ
Ki Allah, pis olanı temiz olandan ayırsın, pis olanları birbirinin üzerine koyup, hepsini bir araya getirsin, sonra hepsini Cehennem'e doldursun. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır.
Li yemizallahul habise minet tayyibi ve yec'alel habise ba'dahu ala ba'dın fe yerkumehu cemian fe yec'alehu fi cehennem, ulaike humul hasirun.
Enfâl 8:38
قُل
لِّلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِن
يَنتَهُوا۟
يُغْفَرْ
لَهُم
مَّا
قَدْ
سَلَفَ
وَإِن
يَعُودُوا۟
فَقَدْ
مَضَتْ
سُنَّتُ
ٱلْأَوَّلِينَ
Kafirlere de ki: Eğer vazgeçerlerse geçmişte yaptıkları bağışlanır. Eğer tekrar dönerlerse, evvelkilerin başına gelenler ortadadır.
Kul lillezine keferu in yentehu yugfer lehum ma kad selef, ve in yeudu fe kad madat sunnetul evvelin.
Enfâl 8:39
وَقَـٰتِلُوهُمْ
حَتَّىٰ
لَا
تَكُونَ
فِتْنَةٌ
وَيَكُونَ
ٱلدِّينُ
كُلُّهُ
لِلَّهِ ۚ
فَإِنِ
ٱنتَهَوْا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
بِمَا
يَعْمَلُونَ
بَصِيرٌ
Fitne[1] kalmayıp, din[2] tamamıyla Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse kuşkusuz Allah onların ne yaptığını görmektedir.
Ve katiluhum hatta la tekune fitnetun ve yekuned dinu kulluhu lillahi, fe inintehev fe innallahe bima ya'melune basir.