سورة التوبة
9.Tevbe Suresi
"Tövbe"
129 Ayet
Tevbe 9:61
وَمِنْهُمُ
ٱلَّذِينَ
يُؤْذُونَ
ٱلنَّبِىَّ
وَيَقُولُونَ
هُوَ
أُذُنٌ ۚ
قُلْ
أُذُنُ
خَيْرٍ
لَّكُمْ
يُؤْمِنُ
بِٱللَّهِ
وَيُؤْمِنُ
لِلْمُؤْمِنِينَ
وَرَحْمَةٌ
لِّلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مِنكُمْ ۚ
وَٱلَّذِينَ
يُؤْذُونَ
رَسُولَ
ٱللَّهِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Onlardan bir kısmı, "O, bir kulaktır.[1]" diyerek, Nebi'yi incitiyorlar. De ki: "O, sizin için hayır kulağıdır." O, Allah'a inanır ve Mü'minlere inanır. İman Edenler için bir rahmettir. Allah'ın Resul'ünü incitenler için can yakıcı bir azap vardır.
Ve minhumullezine yu'zunen nebiyye ve yekulune huve uzun, kul uzunu hayrin lekum yu'minu billahi ve yu'minu lil mu'minine ve rahmetun lillezine amenu minkum, vellezine yu'zune resulallahi lehum azabun elim.
Tevbe 9:62
يَحْلِفُونَ
بِٱللَّهِ
لَكُمْ
لِيُرْضُوكُمْ
وَٱللَّهُ
وَرَسُولُهُٓ
أَحَقُّ
أَن
يُرْضُوهُ
إِن
كَانُوا۟
مُؤْمِنِينَ
Sizi hoşnut etmek için, Allah'a yemin ediyorlar. Oysaki gerçekten inanıyorlarsa, Allah ve Resul'ü hoşnut edilmeye daha layıktır.
Yahlifune billahi lekum li yurdukum, vallahu ve resuluhu ehakku en yurduhu in kanu mu'minin.
Tevbe 9:63
أَلَمْ
يَعْلَمُوٓا۟
أَنَّهُ
مَن
يُحَادِدِ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُ
فَأَنَّ
لَهُ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَـٰلِدًا
فِيهَا ۚ
ذَٰلِكَ
ٱلْخِزْىُ
ٱلْعَظِيمُ
Bilmediler mi ki: Kim Allah'a ve Resul'üne karşı haddi aşarsa, onun için, içinde sürekli kalacağı Cehennem ateşi vardır. İşte bu, büyük rezilliktir[1].
E lem ya'lemu ennehu men yuhadidillahe ve resulehu fe enne lehu nare cehenneme haliden fiha, zalikel hızyul azim.
Tevbe 9:64
يَحْذَرُ
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
أَن
تُنَزَّلَ
عَلَيْهِمْ
سُورَةٌ
تُنَبِّئُهُم
بِمَا
فِى
قُلُوبِهِمْ ۚ
قُلِ
ٱسْتَهْزِءُوٓا۟
إِنَّ
ٱللَّهَ
مُخْرِجٌ
مَّا
تَحْذَرُونَ
Münafıklar, kendileri hakkında kalplerinde olanı haber verecek bir surenin indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: "Alay edin bakalım! Kuşkusuz Allah, çekindiğiniz şeyi açığa çıkaracaktır."
Yahzerul munafikune en tunezzele aleyhim suretun tunebbiuhum bi ma fi kulubihim, kulistehziu, innallahe muhricun ma tahzerun.
Tevbe 9:65
وَلَئِن
سَأَلْتَهُمْ
لَيَقُولُنَّ
إِنَّمَا
كُنَّا
نَخُوضُ
وَنَلْعَبُ ۚ
قُلْ
أَبِٱللَّهِ
وَءَايَـٰتِهِ
وَرَسُولِهِ
كُنتُمْ
تَسْتَهْزِءُونَ
Eğer onlara soracak olsan, "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler. De ki: "Allah ile mi, O'nun ayetleri ve Resul'ü ile mi alay ediyordunuz?"
Ve lein se'eltehum le yekulunne innema kunna nahudu ve nel'ab, kul e billahi ve ayatihi ve resulihi kuntum testehziun .
Tevbe 9:66
لَا
تَعْتَذِرُوا۟
قَدْ
كَفَرْتُم
بَعْدَ
إِيمَـٰنِكُمْ ۚ
إِن
نَّعْفُ
عَن
طَآئِفَةٍ
مِّنكُمْ
نُعَذِّبْ
طَآئِفَةً
بِأَنَّهُمْ
كَانُوا۟
مُجْرِمِينَ
Hiç özür dilemeyin! Ant olsun siz iman ettikten sonra kafirlik ettiniz. Sizden bir kısmınızı affetsek bile, suç işlemelerinden dolayı bir kısmınıza da azap edeceğiz.
La ta'teziru kad kefertum ba'de imanikum, in na'fu an taifetin minkum nuazzib taifeten bi ennehum kanu mucrimin.
Tevbe 9:67
ٱلْمُنَـٰفِقُونَ
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتُ
بَعْضُهُم
مِّن
بَعْضٍ ۚ
يَأْمُرُونَ
بِٱلْمُنكَرِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
ٱلْمَعْرُوفِ
وَيَقْبِضُونَ
أَيْدِيَهُمْ ۚ
نَسُوا۟
ٱللَّهَ
فَنَسِيَهُمْ ۗ
إِنَّ
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
هُمُ
ٱلْفَـٰسِقُونَ
Münafık[1] erkekler ve Münafık kadınlar birbirlerindendirler; kötülüğü buyururlar, iyilikten alıkoyarlar. Ellerini sıkı tutarlar.[2] Onlar, Allah'ı unuttular, Allah da onları unuttu.[3] Münafıklar, fasıkların[4] ta kendileridir.
El munafikune vel munafikatu ba'duhum min ba'd, ye'murune bil munkeri ve yenhevne anil ma'rufi ve yakbidune eydiyehum nesullahe fe nesiyehum innel munafıkine humul fasikun.
Tevbe 9:68
وَعَدَ
ٱللَّهُ
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ
وَٱلْكُفَّارَ
نَارَ
جَهَنَّمَ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا ۚ
هِىَ
حَسْبُهُمْ ۚ
وَلَعَنَهُمُ
ٱللَّهُ ۖ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
مُّقِيمٌ
Allah, Münafık erkeklere ve Münafık kadınlara ve Kafirlere, Cehennem ateşini vadetmiştir. Orada sürekli kalıcıdırlar. Bu, onlara yeter. Allah, onları lanetlemiştir ve onlar için kalıcı bir azap vardır.
Vaadallahul munafikine vel munafikati vel kuffare nare cehenneme halidine fiha hiye hasbuhum, ve leanehumullah ve lehum azabun mukim .
Tevbe 9:69
كَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
كَانُوٓا۟
أَشَدَّ
مِنكُمْ
قُوَّةً
وَأَكْثَرَ
أَمْوَٰلًا
وَأَوْلَـٰدًا
فَٱسْتَمْتَعُوا۟
بِخَلَـٰقِهِمْ
فَٱسْتَمْتَعْتُم
بِخَلَـٰقِكُمْ
كَمَا
ٱسْتَمْتَعَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُم
بِخَلَـٰقِهِمْ
وَخُضْتُمْ
كَٱلَّذِى
خَاضُوٓا۟ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
حَبِطَتْ
أَعْمَـٰلُهُمْ
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْخَـٰسِرُونَ
Tıpkı sizden öncekiler gibisiniz. Onlar; kuvvetçe sizden daha güçlü, mal ve evlat bakımından sizden daha çoktular. Onlar, payları kadar bundan yararlandılar. Sizden öncekilerin paylarınca yararlandıkları gibi siz de payınızca yararlandınız. Ve onların daldığı[1] gibi siz de daldınız. İşte onların yaptıkları dünyada da ahirette de boşa gitmiştir. Onlar hüsrana uğrayanlardır.
Kellezine min kablikum kanu eşedde minkum kuvveten ve eksere emvalen ve evlada, festemteu bi halakihim, festemta'tum bi halakikum kemastemteallezine min kablikum bi halakihim ve hudtum kellezi hadu, ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahıreh, ve ulaike humul hasirun .
Tevbe 9:70
أَلَمْ
يَأْتِهِمْ
نَبَأُ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ
قَوْمِ
نُوحٍ
وَعَادٍ
وَثَمُودَ
وَقَوْمِ
إِبْرَٰهِيمَ
وَأَصْحَـٰبِ
مَدْيَنَ
وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتِ ۚ
أَتَتْهُمْ
رُسُلُهُم
بِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖ
فَمَا
كَانَ
ٱللَّهُ
لِيَظْلِمَهُمْ
وَلَـٰكِن
كَانُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
يَظْلِمُونَ
Onlara, kendilerinden öncekilerin; Nuh, Ad ve Semud halklarının, İbrahim halkının ve Medyen sahiplerinin ve mutefikelerin[1] haberi gelmedi mi? Resulleri onlara açık kanıtlar getirmişti. Allah, onlara haksızlık etmiş değildi. Fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
E lem ye'tihim nebeullezine min kablihim kavmi nuhin ve adn ve semude ve kavmi ibrahime ve ashabi medyene vel mu'tefikat, etethum rusuluhum bil beyyinat, fe ma kanallahu li yazlimehum ve lakin kanu enfusehum yazlimun.
Tevbe 9:71
وَٱلْمُؤْمِنُونَ
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتُ
بَعْضُهُمْ
أَوْلِيَآءُ
بَعْضٍ ۚ
يَأْمُرُونَ
بِٱلْمَعْرُوفِ
وَيَنْهَوْنَ
عَنِ
ٱلْمُنكَرِ
وَيُقِيمُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَيُؤْتُونَ
ٱلزَّكَوٰةَ
وَيُطِيعُونَ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُٓ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
سَيَرْحَمُهُمُ
ٱللَّهُ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
عَزِيزٌ
حَكِيمٌ
Mü'min erkekler ve Mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler.[1] Ma'ruf olanı yaparlar, münkerden sakındırırlar.[2] Salatı ikame ederler, zekatı yaparlar.[3] Allah'a ve Resul'üne itaat ederler.[4] İşte bunlara, Allah rahmet edecektir. Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Vel mu'minune vel mu'minatu ba'duhum evliyau ba'd, ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munkeri ve yukimunas salate ve yu'tunez zekate ve yutiunallahe ve resuleh, ulaike se yerhamuhumullah, innallahe azizun hakim.
Tevbe 9:72
وَعَدَ
ٱللَّهُ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
جَنَّـٰتٍ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا
وَمَسَـٰكِنَ
طَيِّبَةً
فِى
جَنَّـٰتِ
عَدْنٍ ۚ
وَرِضْوَٰنٌ
مِّنَ
ٱللَّهِ
أَكْبَرُ ۚ
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْفَوْزُ
ٱلْعَظِيمُ
Allah, Mü'min erkeklere ve Mü'min kadınlara, içinden ırmaklar akan, içinde sürekli kalacakları Cennetler ve Adn Cennetleri'nde temiz yerleşim yerleri söz verdi. Allah'ın razı olması ise daha büyüktür.[1] İşte büyük başarı budur.
Vaadallahul mu'minine vel mu'minati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve mesakine tayyibeten fi cennati adn, ve rıdvanun minallahi ekber, zalike huvel fevzul azim.
Tevbe 9:73
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلنَّبِىُّ
جَـٰهِدِ
ٱلْكُفَّارَ
وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ
وَٱغْلُظْ
عَلَيْهِمْ ۚ
وَمَأْوَىٰهُمْ
جَهَنَّمُ ۖ
وَبِئْسَ
ٱلْمَصِيرُ
Ey Nebi! Kafirlerle ve Münafıklarla cihat et. Onlara karşı kararlılıkla mücadele et. Onların varacakları yer Cehennem'dir. O, ne kötü varış yeridir.
Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffare vel munafikine vagluz aleyhim, ve me'vahum cehennem, ve bi'sel masir.
Tevbe 9:74
يَحْلِفُونَ
بِٱللَّهِ
مَا
قَالُوا۟
وَلَقَدْ
قَالُوا۟
كَلِمَةَ
ٱلْكُفْرِ
وَكَفَرُوا۟
بَعْدَ
إِسْلَـٰمِهِمْ
وَهَمُّوا۟
بِمَا
لَمْ
يَنَالُوا۟ ۚ
وَمَا
نَقَمُوٓا۟
إِلَّآ
أَنْ
أَغْنَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُ
مِن
فَضْلِهِ ۚ
فَإِن
يَتُوبُوا۟
يَكُ
خَيْرًا
لَّهُمْ ۖ
وَإِن
يَتَوَلَّوْا۟
يُعَذِّبْهُمُ
ٱللَّهُ
عَذَابًا
أَلِيمًا
فِى
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
وَمَا
لَهُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مِن
وَلِىٍّ
وَلَا
نَصِيرٍ
Münafıklar söylemediklerine[1] dair Allah'a yemin ediyorlar. Ant olsun küfür sözünü[2] söylediler. İslam olduktan sonra Kafir oldular. Elde edemeyecekleri bir şeye yöneldiler. Öç almaya kalkışmaları da ancak Allah ve Resulü'nün kendi fazlından onları[3] zengin etmiş olmasındandır. Eğer tevbe ederlerse, haklarında hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette can yakıcı azaba uğratır. Ve onlar için yeryüzünde ne bir veli ne bir yardımcı vardır.
Yahlifune billahi ma kalu, ve lekad kalu kelimetel kufri ve keferu ba'de islamihim ve hemmu bi ma lem yenalu, ve ma nekamu illa en egnahumullahu ve resuluhu min fadlih, fe in yetubu yeku hayren lehum, ve in yetevellev yuazzibhumullahu azaben elimen fid dunya vel ahıreh, ve ma lehum fil ardı min veliyyin ve la nasir.
Tevbe 9:75
وَمِنْهُم
مَّنْ
عَـٰهَدَ
ٱللَّهَ
لَئِنْ
ءَاتَىٰنَا
مِن
فَضْلِهِ
لَنَصَّدَّقَنَّ
وَلَنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلصَّـٰلِحِينَ
Onlardan kimi de "Eğer lütfundan bize verirse, ant olsun sadaka vereceğiz ve ant olsun salihlerden[1] olacağız." diye Allah'a söz vermişlerdi.
Ve minhum men ahedallahe le in atana min fadlihi Le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihin.
Tevbe 9:77
فَأَعْقَبَهُمْ
نِفَاقًا
فِى
قُلُوبِهِمْ
إِلَىٰ
يَوْمِ
يَلْقَوْنَهُ
بِمَآ
أَخْلَفُوا۟
ٱللَّهَ
مَا
وَعَدُوهُ
وَبِمَا
كَانُوا۟
يَكْذِبُونَ
Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Kendisi ile karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine nifak[1] soktu.
Fe a'kabehum nifakan fi kulubihim ila yevmi yelkavnehu bi ma ahlefullahe ma vaaduhu ve bi ma kanu yekzibun.
Tevbe 9:78
أَلَمْ
يَعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَعْلَمُ
سِرَّهُمْ
وَنَجْوَىٰهُمْ
وَأَنَّ
ٱللَّهَ
عَلَّـٰمُ
ٱلْغُيُوبِ
Bilmiyorlar mı ki, Allah onların sırlarını da fısıldaşmalarını da bilmektedir. Allah, gaybı bilendir.
E lem ya'lemu ennallahe ya'lemu sırrehum ve necvahum ve ennallahe allamul guyub.
Tevbe 9:79
ٱلَّذِينَ
يَلْمِزُونَ
ٱلْمُطَّوِّعِينَ
مِنَ
ٱلْمُؤْمِنِينَ
فِى
ٱلصَّدَقَـٰتِ
وَٱلَّذِينَ
لَا
يَجِدُونَ
إِلَّا
جُهْدَهُمْ
فَيَسْخَرُونَ
مِنْهُمْ ۙ
سَخِرَ
ٱللَّهُ
مِنْهُمْ
وَلَهُمْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌ
Sadakalar[1] konusunda gönülden davranan Mü'minlere dil uzatanlar ve güçleri oranında verebilenleri alaya alanlar var ya, Allah da onları alaya alacaktır. Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Ellezine yelmizunel muttavviine minel mu'minine fis sadakati vellezine la yecidune illa cuhdehum fe yesharune minhum sehirallahu minhum, ve lehum azabun elim.
Tevbe 9:80
ٱسْتَغْفِرْ
لَهُمْ
أَوْ
لَا
تَسْتَغْفِرْ
لَهُمْ
إِن
تَسْتَغْفِرْ
لَهُمْ
سَبْعِينَ
مَرَّةً
فَلَن
يَغْفِرَ
ٱللَّهُ
لَهُمْ ۚ
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
كَفَرُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرَسُولِهِ ۗ
وَٱللَّهُ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلْفَـٰسِقِينَ
Onlar için ister bağışlanma dile ister dileme. Onlar için yetmiş defa[1] bağışlanma dilesen de yine Allah onları bağışlamayacaktır. Bu, onların Allah'ı ve Resul'ünü inkar etmelerindendir. Allah, fasık olan halkı doğru yola iletmez.
İstagfir lehum ev la testagfir lehum, in testagfir lehum seb'ine merreten fe len yagfirallahu lehum, zalike bi ennehum keferu billahi ve resulih, vallahu la yehdil kavmel fasikin.