Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, Kendisi ile karşılaşacakları güne kadar onların kalplerine nifak[1] soktu.
فَأَعْقَبَهُمْ
sokmuştur
نِفَاقًا
iki yüzlülük
فِى
içine
قُلُوبِهِمْ
onların kalblerine
إِلَىٰ
kadar
يَوْمِ
güne
يَلْقَوْنَهُ
kendisiyle karşılaşacakları
بِمَآ
dolayı
أَخْلَفُوا۟
döndüklerinden
ٱللَّهَ
Allah
مَا
nedeniyle
وَعَدُوهُ
verdikleri sözden
وَبِمَا
ve dolayı
كَانُوا۟
olduklarından
يَكْذِبُونَ
yalan söylüyor(lar)
Fe a'kabehum nifakan fi kulubihim ila yevmi yelkavnehu bi ma ahlefullahe ma vaaduhu ve bi ma kanu yekzibun.
Nifak, birden çok inanca sahip olmak, inanmadığı halde çıkarı için ve çeşitli nedenlerle inanıyor gibi görünmek; ikircikli davranmak, Müslümlere olan düşmanlığını gizlemek demektir. Kertenkele ve yaban faresinin yer altında birçok yuvası olduğu ve bu yuvalardan hangisine gittiği bilinmediği için, bunların yuvalarına da "nufeka" ve "nafika" denmektedir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
feea'kabehum
|
sokmuştur | عقب |
| 2 |
nifakan
|
iki yüzlülük | نفق |
| 3 |
fi
|
içine | - |
| 4 |
kulubihim
|
onların kalblerine | قلب |
| 5 |
ila
|
kadar | - |
| 6 |
yevmi
|
güne | يوم |
| 7 |
yelkavnehu
|
kendisiyle karşılaşacakları | لقي |
| 8 |
bima
|
dolayı | - |
| 9 |
ehlefu
|
döndüklerinden | خلف |
| 10 |
llahe
|
Allah | - |
| 11 |
ma
|
nedeniyle | - |
| 12 |
veaduhu
|
verdikleri sözden | وعد |
| 13 |
ve bima
|
ve dolayı | - |
| 14 |
kanu
|
olduklarından | كون |
| 15 |
yekzibune
|
yalan söylüyor(lar) | كذب |