Ha-Vav-Tı

HwT
Korumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana acımak veya sevgi beslemek, bir insanın işlerini üstlenmek/gözetmek/idare etmek, uzaklaşmak, ayrılmak ve karşı gelmek, akraba bağını korumak ve sahiplenmek, bir şeyi kendine çekmek veya sıkıştırmak ve korumak, bir şeyi çevrelemek/kuşatmak, bir şeyi kendi hakimiyet ve himayesi altında tutmak, bir şeyi tekeline almak, bir insanı bir şeye yönlendirmeye veya eğilmeye çalışmak, bir insanı hileli veya kurnazca bir şekilde kandırmaya çalışmak (yani ondan istediği ve reddedildiği bir konuda), bir insanı veya şeyi çevrelemek/kuşatmak/sarmak/kapatmak/engellemek, bir insanın veya şeyin yanlarını kucaklamak veya kuşatmak, bir şeyi veya birini kendi hakimiyetinde veya gücünde tutmak, yok etmek veya yıkıma neden olmak, bir şeyin her yanını kuşatmak (ve kaçış olanağı bırakmamak), bir şeyi tamamen kendine almak ve başkalarını bundan mahrum bırakmak, bir şeyi dışarıdan ve içeriden tümüyle kavramak veya bilmek, bir şeyin en ince ayrıntısına varmak, bir şeyi kapsamlı ve eksiksiz bilmek, sağduyuyla veya öngörüyle veya iyi muhakemeyle bir rotayı veya bir şeyi takip etmek, tedbir almak, en güvenli yolu seçmek, en başarılı yolları aramak, en güvenli yöntemi seçmek.

İlgili Ayetler

Bu kök kelime (33) ayette yer almaktadır.
Bakara / 2:19:18
مُحِيطٌۢ
muhitun
tamamen kuşatmıştır
Bakara / 2:81:5
وَأَحَـٰطَتْ
ve ehatat
ve kuşatmış olursa
Bakara / 2:255:34
يُحِيطُونَ
yuhitune
kavrayamazlar
Âl-i İmrân / 3:120:21
مُحِيطٌۭ
muhitun
kuşatmıştır
Nisâ / 4:108:21
مُحِيطًا
muhiten
kuşatmıştır
Nisâ / 4:126:12
مُّحِيطًۭا
muhiten
kuşatmıştır
A'râf / 7:163:14
حِيتَانُهُمْ
hitanuhum
balıkları
Enfâl / 8:47:17
مُحِيطٌۭ
muhitun
kuşatmıştı
Tevbe / 9:49:14
لَمُحِيطَةٌۢ
lemuhitatun
kuşatacaktır
Yûnus / 10:22:28
أُحِيطَ
uhita
kuşatıldıklarına
Yûnus / 10:39:5
يُحِيطُوا۟
yuhitu
kavrayamadıkları
Hûd / 11:84:26
مُّحِيطٍۢ
muhitin
çepeçevre kuşatıcı
Hûd / 11:92:15
مُحِيطٌۭ
muhitun
kuşatmıştır
Yûsuf / 12:66:14
يُحَاطَ
yuhata
kuşatılıp engellenmeniz
İsrâ / 17:60:6
أَحَاطَ
ehata
kuşatmıştır
Kehf / 18:29:15
أَحَاطَ
ehata
kuşatmıştır
Kehf / 18:42:1
وَأُحِيطَ
ve uhita
derken yok edildi
Kehf / 18:61:6
حُوتَهُمَا
hutehuma
balıklarını
Kehf / 18:63:9
ٱلْحُوتَ
l-hute
balığı
Kehf / 18:68:6
تُحِطْ
tuhit
kavrayamadığın
Kehf / 18:91:3
أَحَطْنَا
ehatna
biliyorduk
Tâhâ / 20:110:8
يُحِيطُونَ
yuhitune
onlar ise kavrayamazlar
Neml / 27:22:5
أَحَطتُ
ehattu
ben gördüm
Neml / 27:22:8
تُحِطْ
tuhit
senin görmediğin
Neml / 27:84:8
تُحِيطُوا۟
tuhitu
anlamadığınız halde
Ankebût / 29:54:5
لَمُحِيطَةٌۢ
lemuhitatun
kuşatmış iken
Sâffât / 37:142:2
ٱلْحُوتُ
l-hutu
balık
Fussilet / 41:54:12
مُّحِيطٌۢ
muhitun
kuşatmıştır
Fetih / 48:21:6
أَحَاطَ
ehata
kuşatmıştır
Talâk / 65:12:22
أَحَاطَ
ehata
kuşatmış bulunduğunu
Kalem / 68:48:7
ٱلْحُوتِ
l-huti
balık
Cin / 72:28:7
وَأَحَاطَ
ve ehata
ve kuşatmıştır
Burûc / 85:20:4
مُّحِيطٌۢ
muhitun
kuşatmıştır