سورة يوسف
12. Yûsuf suresi
111 Ayet
21
وَقَالَ
ٱلَّذِى
ٱشْتَرَىٰهُ
مِن
مِّصْرَ
لِٱمْرَأَتِهِۦٓ
أَكْرِمِى
مَثْوَىٰهُ
عَسَىٰٓ
أَن
يَنفَعَنَآ
أَوْ
نَتَّخِذَهُۥ
وَلَدًۭا ۚ
وَكَذَٰلِكَ
مَكَّنَّا
لِيُوسُفَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَلِنُعَلِّمَهُۥ
مِن
تَأْوِيلِ
ٱلْأَحَادِيثِ ۚ
وَٱللَّهُ
غَالِبٌ
عَلَىٰٓ
أَمْرِهِۦ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Onu satın alan Mısırlı, hanımına: "Ona iyi bak, bize faydası olabilir, belki de onu evlat ediniriz." dedi. Böylece Yusuf'u oraya yerleştirdik ki ona kimi hadislerin[1] yorumunu öğretelim. Allah, takdir ettiğini yapandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.
Detay ve Kelime Analizi
22
وَلَمَّا
بَلَغَ
أَشُدَّهُۥٓ
ءَاتَيْنَـٰهُ
حُكْمًۭا
وَعِلْمًۭا ۚ
وَكَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلْمُحْسِنِينَ
Olgunluk çağına erişince ona hükmetme yeteneği ve bilgi verdik. İşte Biz, iyi davrananları böyle ödüllendiririz.
Detay ve Kelime Analizi
23
وَرَٰوَدَتْهُ
ٱلَّتِى
هُوَ
فِى
بَيْتِهَا
عَن
نَّفْسِهِۦ
وَغَلَّقَتِ
ٱلْأَبْوَٰبَ
وَقَالَتْ
هَيْتَ
لَكَ ۚ
قَالَ
مَعَاذَ
ٱللَّهِ ۖ
إِنَّهُۥ
رَبِّىٓ
أَحْسَنَ
مَثْوَاىَ ۖ
إِنَّهُۥ
لَا
يُفْلِحُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Evinde kaldığı kadın, ona sahip olmak istedi. Ve kapıları sıkıca kapatıp onu yanına çağırdı. Yusuf: "Allah'a sığınırım. Rabbim[1] bana çok iyi davrandı.[2] Beni çok güzel bir konuma sahip kıldı. Haksızlık yapanlar kurtuluşa ermezler." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
24
وَلَقَدْ
هَمَّتْ
بِهِۦ ۖ
وَهَمَّ
بِهَا
لَوْلَآ
أَن
رَّءَا
بُرْهَـٰنَ
رَبِّهِۦ ۚ
كَذَٰلِكَ
لِنَصْرِفَ
عَنْهُ
ٱلسُّوٓءَ
وَٱلْفَحْشَآءَ ۚ
إِنَّهُۥ
مِنْ
عِبَادِنَا
ٱلْمُخْلَصِينَ
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı[1] sayesinde[2] kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu[3] çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles[4] kullarımızdandı.
Detay ve Kelime Analizi
25
وَٱسْتَبَقَا
ٱلْبَابَ
وَقَدَّتْ
قَمِيصَهُۥ
مِن
دُبُرٍۢ
وَأَلْفَيَا
سَيِّدَهَا
لَدَا
ٱلْبَابِ ۚ
قَالَتْ
مَا
جَزَآءُ
مَنْ
أَرَادَ
بِأَهْلِكَ
سُوٓءًا
إِلَّآ
أَن
يُسْجَنَ
أَوْ
عَذَابٌ
أَلِيمٌۭ
İkisi de kapıya doğru koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
26
قَالَ
هِىَ
رَٰوَدَتْنِى
عَن
نَّفْسِى ۚ
وَشَهِدَ
شَاهِدٌۭ
مِّنْ
أَهْلِهَآ
إِن
كَانَ
قَمِيصُهُۥ
قُدَّ
مِن
قُبُلٍۢ
فَصَدَقَتْ
وَهُوَ
مِنَ
ٱلْكَـٰذِبِينَ
Yusuf: "Kendisi bana sahip olmak istedi." dedi. Kadının ailesinden bir tanık durumu açığa çıkarmak için şöyle öneride bulundu: "Eğer gömleği ön taraftan yırtılmışsa, kadın doğru, Yusuf yalan söylemektedir."
Detay ve Kelime Analizi
27
وَإِن
كَانَ
قَمِيصُهُۥ
قُدَّ
مِن
دُبُرٍۢ
فَكَذَبَتْ
وَهُوَ
مِنَ
ٱلصَّـٰدِقِينَ
"Eğer gömlek arkadan yırtılmışsa, kadın yalan, O doğru söylemektedir."
Detay ve Kelime Analizi
28
فَلَمَّا
رَءَا
قَمِيصَهُۥ
قُدَّ
مِن
دُبُرٍۢ
قَالَ
إِنَّهُۥ
مِن
كَيْدِكُنَّ ۖ
إِنَّ
كَيْدَكُنَّ
عَظِيمٌۭ
Gömleğin arkadan yırtılmış olduğunu görünce: "Bu sizin oyununuzdur, gerçekten bu çok büyük bir oyundur." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
29
يُوسُفُ
أَعْرِضْ
عَنْ
هَـٰذَا ۚ
وَٱسْتَغْفِرِى
لِذَنۢبِكِ ۖ
إِنَّكِ
كُنتِ
مِنَ
ٱلْخَاطِـِٔينَ
"Yusuf![1] Bundan kimseye söz etme. Sen[2] de suçundan dolayı bağışlanma dile. Yanlış yapan sensin!" dedi.
Detay ve Kelime Analizi
30
وَقَالَ
نِسْوَةٌۭ
فِى
ٱلْمَدِينَةِ
ٱمْرَأَتُ
ٱلْعَزِيزِ
تُرَٰوِدُ
فَتَىٰهَا
عَن
نَّفْسِهِۦ ۖ
قَدْ
شَغَفَهَا
حُبًّا ۖ
إِنَّا
لَنَرَىٰهَا
فِى
ضَلَـٰلٍۢ
مُّبِينٍۢ
Ve şehirdeki birtakım kadınlar: "Aziz'in hanımı, genç hizmetlisiyle birlikte olmak istemiş; delikanlının sevgisi yüreğine işlemiş. Onu açıkça sapıtmış görüyoruz." diye dedikodu yaptılar.
Detay ve Kelime Analizi
31
فَلَمَّا
سَمِعَتْ
بِمَكْرِهِنَّ
أَرْسَلَتْ
إِلَيْهِنَّ
وَأَعْتَدَتْ
لَهُنَّ
مُتَّكَـًۭٔا
وَءَاتَتْ
كُلَّ
وَٰحِدَةٍۢ
مِّنْهُنَّ
سِكِّينًۭا
وَقَالَتِ
ٱخْرُجْ
عَلَيْهِنَّ ۖ
فَلَمَّا
رَأَيْنَهُۥٓ
أَكْبَرْنَهُۥ
وَقَطَّعْنَ
أَيْدِيَهُنَّ
وَقُلْنَ
حَـٰشَ
لِلَّهِ
مَا
هَـٰذَا
بَشَرًا
إِنْ
هَـٰذَآ
إِلَّا
مَلَكٌۭ
كَرِيمٌۭ
Kadın dedikoduları işitince, onları davet etti, onlar için güzel bir ortam ve ziyafet hazırlayarak her birine birer bıçak verdi. Yusuf'a "Kadınların karşılarına çık." dedi. Kadınlar, gördükleri karşısında adeta büyülendiler; şaşkınlıkla ellerini kestiler. "Aman Allah'ım! Bu bir beşer[1] değil, bu ancak şerefli bir melektir." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
32
قَالَتْ
فَذَٰلِكُنَّ
ٱلَّذِى
لُمْتُنَّنِى
فِيهِ ۖ
وَلَقَدْ
رَٰوَدتُّهُۥ
عَن
نَّفْسِهِۦ
فَٱسْتَعْصَمَ ۖ
وَلَئِن
لَّمْ
يَفْعَلْ
مَآ
ءَامُرُهُۥ
لَيُسْجَنَنَّ
وَلَيَكُونًۭا
مِّنَ
ٱلصَّـٰغِرِينَ
Kadın: "İşte! Bu gördüğünüz, beni, kendisi hakkında kınadığınız kimsedir. Ant olsun ki, onun benim olmasını istedim, ancak o reddetti. Ama ondan istediğim şeyi yapmazsa, zindana atılacak ve kesinlikle burnu yere sürtülenlerden olacaktır." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
33
قَالَ
رَبِّ
ٱلسِّجْنُ
أَحَبُّ
إِلَىَّ
مِمَّا
يَدْعُونَنِىٓ
إِلَيْهِ ۖ
وَإِلَّا
تَصْرِفْ
عَنِّى
كَيْدَهُنَّ
أَصْبُ
إِلَيْهِنَّ
وَأَكُن
مِّنَ
ٱلْجَـٰهِلِينَ
"Ey Rabb'im! Zindan bana, bunların istedikleri şeyi yapmaktan daha sevimlidir. Eğer onların tuzaklarını benden savmazsan, onlara kanıp cahillerden olurum." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
34
فَٱسْتَجَابَ
لَهُۥ
رَبُّهُۥ
فَصَرَفَ
عَنْهُ
كَيْدَهُنَّ ۚ
إِنَّهُۥ
هُوَ
ٱلسَّمِيعُ
ٱلْعَلِيمُ
Bunun üzerine Rabb'i dileğini kabul etti ve tuzaklarını ondan savdı. O' Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Detay ve Kelime Analizi
35
ثُمَّ
بَدَا
لَهُم
مِّنۢ
بَعْدِ
مَا
رَأَوُا۟
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لَيَسْجُنُنَّهُۥ
حَتَّىٰ
حِينٍۢ
Suçsuzluğuna dair kanıtlara rağmen yine de onu belli bir süre zindana atmaya karar verdiler.
Detay ve Kelime Analizi
36
وَدَخَلَ
مَعَهُ
ٱلسِّجْنَ
فَتَيَانِ ۖ
قَالَ
أَحَدُهُمَآ
إِنِّىٓ
أَرَىٰنِىٓ
أَعْصِرُ
خَمْرًۭا ۖ
وَقَالَ
ٱلْـَٔاخَرُ
إِنِّىٓ
أَرَىٰنِىٓ
أَحْمِلُ
فَوْقَ
رَأْسِى
خُبْزًۭا
تَأْكُلُ
ٱلطَّيْرُ
مِنْهُ ۖ
نَبِّئْنَا
بِتَأْوِيلِهِۦٓ ۖ
إِنَّا
نَرَىٰكَ
مِنَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Onunla birlikte iki genç daha zindana atıldı. Onlardan biri: "Ben, rüyamda kendimi sarhoş edici şey yaparken gördüm." dedi. Diğeri: "Ben de başımın üstünde ekmek taşıyordum, kuşların da onu yediklerini gördüm. Bize bunu yorumla. Doğrusu senin iyilik eden kimselerden olduğunu görüyoruz." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
37
قَالَ
لَا
يَأْتِيكُمَا
طَعَامٌۭ
تُرْزَقَانِهِۦٓ
إِلَّا
نَبَّأْتُكُمَا
بِتَأْوِيلِهِۦ
قَبْلَ
أَن
يَأْتِيَكُمَا ۚ
ذَٰلِكُمَا
مِمَّا
عَلَّمَنِى
رَبِّىٓ ۚ
إِنِّى
تَرَكْتُ
مِلَّةَ
قَوْمٍۢ
لَّا
يُؤْمِنُونَ
بِٱللَّهِ
وَهُم
بِٱلْـَٔاخِرَةِ
هُمْ
كَـٰفِرُونَ
"Yiyeceğiniz yemek daha gelmeden, ikinizin de rüyasını yorumlayacağım. Rüya yorumu yapmak Rabb'imin bana öğrettiği şeylerdendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen ve ahiret gününü yalanlayan bir halkın milletini[1] terk ettim." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
38
وَٱتَّبَعْتُ
مِلَّةَ
ءَابَآءِىٓ
إِبْرَٰهِيمَ
وَإِسْحَـٰقَ
وَيَعْقُوبَ ۚ
مَا
كَانَ
لَنَآ
أَن
نُّشْرِكَ
بِٱللَّهِ
مِن
شَىْءٍۢ ۚ
ذَٰلِكَ
مِن
فَضْلِ
ٱللَّهِ
عَلَيْنَا
وَعَلَى
ٱلنَّاسِ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَشْكُرُونَ
"Atalarım İbrahim, İshak ve Ya'kub'un milletini seçtim. Allah'a, herhangi bir şeyi ortak koşmak bize yakışmaz. Bu, Allah'ın bize ve insanlara olan lütfudur. Ne var ki, insanların çoğu yine de şükretmiyorlar!"
Detay ve Kelime Analizi
39
يَـٰصَـٰحِبَىِ
ٱلسِّجْنِ
ءَأَرْبَابٌۭ
مُّتَفَرِّقُونَ
خَيْرٌ
أَمِ
ٱللَّهُ
ٱلْوَٰحِدُ
ٱلْقَهَّارُ
"Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı rabler mi daha hayırlıdır, yoksa Kahhar[1] olan tek Allah mı?"
Detay ve Kelime Analizi
40
مَا
تَعْبُدُونَ
مِن
دُونِهِۦٓ
إِلَّآ
أَسْمَآءًۭ
سَمَّيْتُمُوهَآ
أَنتُمْ
وَءَابَآؤُكُم
مَّآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
بِهَا
مِن
سُلْطَـٰنٍ ۚ
إِنِ
ٱلْحُكْمُ
إِلَّا
لِلَّهِ ۚ
أَمَرَ
أَلَّا
تَعْبُدُوٓا۟
إِلَّآ
إِيَّاهُ ۚ
ذَٰلِكَ
ٱلدِّينُ
ٱلْقَيِّمُ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
"Sizin, O'nun yanı sıra kulluk[1] ettiğiniz şeyler, ancak sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulunmadı. Hüküm yalnızca Allah'ındır; kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir. Dosdoğru din yalnızca budur. Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmezler."
Detay ve Kelime Analizi