سورة يوسف
12. Yûsuf suresi
111 Ayet
61
قَالُوا۟
سَنُرَٰوِدُ
عَنْهُ
أَبَاهُ
وَإِنَّا
لَفَـٰعِلُونَ
"Babasını ikna etmeye çalışacağız. Bunu mutlaka yapacağız." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
62
وَقَالَ
لِفِتْيَـٰنِهِ
ٱجْعَلُوا۟
بِضَـٰعَتَهُمْ
فِى
رِحَالِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَعْرِفُونَهَآ
إِذَا
ٱنقَلَبُوٓا۟
إِلَىٰٓ
أَهْلِهِمْ
لَعَلَّهُمْ
يَرْجِعُونَ
Yusuf adamlarına: "Verdiklerini, yüklerinin içine koyun. Umulur ki ailelerine döndüklerinde bunu görür ve geri gelirler." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
63
فَلَمَّا
رَجَعُوٓا۟
إِلَىٰٓ
أَبِيهِمْ
قَالُوا۟
يَـٰٓأَبَانَا
مُنِعَ
مِنَّا
ٱلْكَيْلُ
فَأَرْسِلْ
مَعَنَآ
أَخَانَا
نَكْتَلْ
وَإِنَّا
لَهُۥ
لَحَـٰفِظُونَ
Babalarının yanına vardıklarında: "Ey babamız! Kardeşimizi bizimle birlikte gönder ki tahıl alalım. Yoksa bize tahıl verilmeyecek. Onu mutlaka koruruz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
64
قَالَ
هَلْ
ءَامَنُكُمْ
عَلَيْهِ
إِلَّا
كَمَآ
أَمِنتُكُمْ
عَلَىٰٓ
أَخِيهِ
مِن
قَبْلُ ۖ
فَٱللَّهُ
خَيْرٌ
حَـٰفِظًۭا ۖ
وَهُوَ
أَرْحَمُ
ٱلرَّٰحِمِينَ
"Size güvenir miyim hiç? Bundan önce kardeşiniz hakkında da size güvenmiştim! Ama en iyi koruyucu Allah'tır ve O, merhamet edenlerin en merhametlisidir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
65
وَلَمَّا
فَتَحُوا۟
مَتَـٰعَهُمْ
وَجَدُوا۟
بِضَـٰعَتَهُمْ
رُدَّتْ
إِلَيْهِمْ ۖ
قَالُوا۟
يَـٰٓأَبَانَا
مَا
نَبْغِى ۖ
هَـٰذِهِۦ
بِضَـٰعَتُنَا
رُدَّتْ
إِلَيْنَا ۖ
وَنَمِيرُ
أَهْلَنَا
وَنَحْفَظُ
أَخَانَا
وَنَزْدَادُ
كَيْلَ
بَعِيرٍۢ ۖ
ذَٰلِكَ
كَيْلٌۭ
يَسِيرٌۭ
Tahıl yüklerini açtıklarında verdikleri bedelin kendilerine geri verilmiş olduğunu gördüler. "Ey babamız! Bak sermayemiz bize geri verilmiş. Daha ne istiyoruz! Onunla da kendimize tahıl getiririz. Kardeşimizi de koruruz. Fazladan bir deve yükü daha alırız. Zaten bu bize yetmez." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
66
قَالَ
لَنْ
أُرْسِلَهُۥ
مَعَكُمْ
حَتَّىٰ
تُؤْتُونِ
مَوْثِقًۭا
مِّنَ
ٱللَّهِ
لَتَأْتُنَّنِى
بِهِۦٓ
إِلَّآ
أَن
يُحَاطَ
بِكُمْ ۖ
فَلَمَّآ
ءَاتَوْهُ
مَوْثِقَهُمْ
قَالَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
مَا
نَقُولُ
وَكِيلٌۭ
"Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." dedi. Onlar, söz verince: "Allah söylediklerimize vekildir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
67
وَقَالَ
يَـٰبَنِىَّ
لَا
تَدْخُلُوا۟
مِنۢ
بَابٍۢ
وَٰحِدٍۢ
وَٱدْخُلُوا۟
مِنْ
أَبْوَٰبٍۢ
مُّتَفَرِّقَةٍۢ ۖ
وَمَآ
أُغْنِى
عَنكُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِن
شَىْءٍ ۖ
إِنِ
ٱلْحُكْمُ
إِلَّا
لِلَّهِ ۖ
عَلَيْهِ
تَوَكَّلْتُ ۖ
وَعَلَيْهِ
فَلْيَتَوَكَّلِ
ٱلْمُتَوَكِّلُونَ
Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül[1] ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
68
وَلَمَّا
دَخَلُوا۟
مِنْ
حَيْثُ
أَمَرَهُمْ
أَبُوهُم
مَّا
كَانَ
يُغْنِى
عَنْهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
مِن
شَىْءٍ
إِلَّا
حَاجَةًۭ
فِى
نَفْسِ
يَعْقُوبَ
قَضَىٰهَا ۚ
وَإِنَّهُۥ
لَذُو
عِلْمٍۢ
لِّمَا
عَلَّمْنَـٰهُ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Babalarının istediği şekilde girdiler. Ya'kub, eğer Allah, haklarında bir şey takdir etmiş olsaydı, içinden gelen bu dileğin onlara fayda vermeyeceğini bilmekteydi. O, kendisine öğrettiğimiz için ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler.
Detay ve Kelime Analizi
69
وَلَمَّا
دَخَلُوا۟
عَلَىٰ
يُوسُفَ
ءَاوَىٰٓ
إِلَيْهِ
أَخَاهُ ۖ
قَالَ
إِنِّىٓ
أَنَا۠
أَخُوكَ
فَلَا
تَبْتَئِسْ
بِمَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Kardeşleri Yusuf'un yanına girince, o, öz kardeşini yanına alarak, "Ben senin öz kardeşinim, onların yapmış oldukları şeylerden dolayı artık üzülme." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
70
فَلَمَّا
جَهَّزَهُم
بِجَهَازِهِمْ
جَعَلَ
ٱلسِّقَايَةَ
فِى
رَحْلِ
أَخِيهِ
ثُمَّ
أَذَّنَ
مُؤَذِّنٌ
أَيَّتُهَا
ٱلْعِيرُ
إِنَّكُمْ
لَسَـٰرِقُونَ
Yüklerini yükletirken su kabını öz kardeşinin yükü içine koydurttu. Sonra bir çağırıcı: "Ey kervancılar! Siz hırsız kimselersiniz." diye seslendi.
Detay ve Kelime Analizi
71
قَالُوا۟
وَأَقْبَلُوا۟
عَلَيْهِم
مَّاذَا
تَفْقِدُونَ
Döndüler ve çağırıcıya, "Ne kaybettiniz?" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
72
قَالُوا۟
نَفْقِدُ
صُوَاعَ
ٱلْمَلِكِ
وَلِمَن
جَآءَ
بِهِۦ
حِمْلُ
بَعِيرٍۢ
وَأَنَا۠
بِهِۦ
زَعِيمٌۭ
"Hükümdarın su kabını arıyoruz. Onu bulana bir deve yükü ödül var." dediler. Çağırıcı: "Ben buna garanti veriyorum." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
73
قَالُوا۟
تَٱللَّهِ
لَقَدْ
عَلِمْتُم
مَّا
جِئْنَا
لِنُفْسِدَ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَمَا
كُنَّا
سَـٰرِقِينَ
Yusuf'un kardeşleri: "Vallahi buraya bozgunculuk yapmaya gelmedik; hırsız olmadığımızı da kesin olarak biliyorsunuz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
74
قَالُوا۟
فَمَا
جَزَٰٓؤُهُۥٓ
إِن
كُنتُمْ
كَـٰذِبِينَ
"Peki! Eğer yalan söylüyorsanız bunun cezasının ne olduğunu biliyor musunuz?" dediler.
Detay ve Kelime Analizi
75
قَالُوا۟
جَزَٰٓؤُهُۥ
مَن
وُجِدَ
فِى
رَحْلِهِۦ
فَهُوَ
جَزَٰٓؤُهُۥ ۚ
كَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلظَّـٰلِمِينَ
"Su kabı kimin yükünde bulunursa, bunun cezası, yük sahibinin kendisidir.[1] Biz haksızları böyle cezalandırırız." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
76
فَبَدَأَ
بِأَوْعِيَتِهِمْ
قَبْلَ
وِعَآءِ
أَخِيهِ
ثُمَّ
ٱسْتَخْرَجَهَا
مِن
وِعَآءِ
أَخِيهِ ۚ
كَذَٰلِكَ
كِدْنَا
لِيُوسُفَ ۖ
مَا
كَانَ
لِيَأْخُذَ
أَخَاهُ
فِى
دِينِ
ٱلْمَلِكِ
إِلَّآ
أَن
يَشَآءَ
ٱللَّهُ ۚ
نَرْفَعُ
دَرَجَـٰتٍۢ
مَّن
نَّشَآءُ ۗ
وَفَوْقَ
كُلِّ
ذِى
عِلْمٍ
عَلِيمٌۭ
Bunun üzerine, kardeşinin yükünden önce diğerlerinin yükünü aramaya başladı. Sonra su kabını öz kardeşinin yükünden bulup çıkardı. İşte Yusuf için böyle bir tedbir aldık. Allah, böyle dilemeseydi hükümdarın dinine[1] göre kardeşini alıkoyamayacaktı. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Her bilenin üstünde bir bilen vardır.
Detay ve Kelime Analizi
77
قَالُوٓا۟
إِن
يَسْرِقْ
فَقَدْ
سَرَقَ
أَخٌۭ
لَّهُۥ
مِن
قَبْلُ ۚ
فَأَسَرَّهَا
يُوسُفُ
فِى
نَفْسِهِۦ
وَلَمْ
يُبْدِهَا
لَهُمْ ۚ
قَالَ
أَنتُمْ
شَرٌّۭ
مَّكَانًۭا ۖ
وَٱللَّهُ
أَعْلَمُ
بِمَا
تَصِفُونَ
"Eğer o çalmışsa, zaten daha önce kardeşi de çalmıştı." dediler. Yusuf, içinden geçeni onlara açmadı. Kendi kendine, "Asıl kötü olan sizlersiniz ve anlattığınız şeyin iç yüzünü Allah biliyor." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
78
قَالُوا۟
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلْعَزِيزُ
إِنَّ
لَهُۥٓ
أَبًۭا
شَيْخًۭا
كَبِيرًۭا
فَخُذْ
أَحَدَنَا
مَكَانَهُۥٓ ۖ
إِنَّا
نَرَىٰكَ
مِنَ
ٱلْمُحْسِنِينَ
Kardeşleri: "Ey soylu Aziz! Emin ol ki, bunun çok yaşlı bir babası var. Onun yerine bizden birini alıkoy. Senin iyilik edenlerden olduğunu görüyoruz." dediler.
Detay ve Kelime Analizi
79
قَالَ
مَعَاذَ
ٱللَّهِ
أَن
نَّأْخُذَ
إِلَّا
مَن
وَجَدْنَا
مَتَـٰعَنَا
عِندَهُۥٓ
إِنَّآ
إِذًۭا
لَّظَـٰلِمُونَ
"Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. Yoksa haksızlık etmiş oluruz." dedi.
Detay ve Kelime Analizi
80
فَلَمَّا
ٱسْتَيْـَٔسُوا۟
مِنْهُ
خَلَصُوا۟
نَجِيًّۭا ۖ
قَالَ
كَبِيرُهُمْ
أَلَمْ
تَعْلَمُوٓا۟
أَنَّ
أَبَاكُمْ
قَدْ
أَخَذَ
عَلَيْكُم
مَّوْثِقًۭا
مِّنَ
ٱللَّهِ
وَمِن
قَبْلُ
مَا
فَرَّطتُمْ
فِى
يُوسُفَ ۖ
فَلَنْ
أَبْرَحَ
ٱلْأَرْضَ
حَتَّىٰ
يَأْذَنَ
لِىٓ
أَبِىٓ
أَوْ
يَحْكُمَ
ٱللَّهُ
لِى ۖ
وَهُوَ
خَيْرُ
ٱلْحَـٰكِمِينَ
Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmaya başladılar. Büyükleri: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını ve daha önce Yusuf konusunda da sınırı aşmış olduğunuzu bilmez misiniz? Babam izin verinceye veya Allah hakkımda hüküm verinceye kadar buradan ayrılmam. O, hüküm verenlerin en iyisidir." dedi.
Detay ve Kelime Analizi