سورة النساء
4.Nisâ Suresi
"Kadınlar"
176 Ayet
Nisâ 4:21
وَكَيْفَ
تَأْخُذُونَهُ
وَقَدْ
أَفْضَىٰ
بَعْضُكُمْ
إِلَىٰ
بَعْضٍ
وَأَخَذْنَ
مِنكُم
مِّيثَـٰقًا
غَلِيظًا
Hem onu nasıl geri alacaksınız ki? Birbirinizle içli dışlı olmuştunuz ve sizden kesin bir söz almışlardı.
Ve keyfe te'huzunehu ve kad efda ba'dukum ila ba'dın ve ehazne minkum misakan galiza.
Nisâ 4:22
وَلَا
تَنكِحُوا۟
مَا
نَكَحَ
ءَابَآؤُكُم
مِّنَ
ٱلنِّسَآءِ
إِلَّا
مَا
قَدْ
سَلَفَ ۚ
إِنَّهُ
كَانَ
فَـٰحِشَةً
وَمَقْتًا
وَسَآءَ
سَبِيلًا
Babalarınızın daha önce evlenmiş oldukları kadınlarla evlenmeyin. Ancak geçmişte olanlar istisna. Bu utanç verici, çirkin ve kötü bir yoldur.
Ve la tenkihu ma nekaha abaukum minen nisai, illa ma kad selef. İnnehu kane fahışeten ve makta. Ve sae sebila.
Nisâ 4:23
حُرِّمَتْ
عَلَيْكُمْ
أُمَّهَـٰتُكُمْ
وَبَنَاتُكُمْ
وَأَخَوَٰتُكُمْ
وَعَمَّـٰتُكُمْ
وَخَـٰلَـٰتُكُمْ
وَبَنَاتُ
ٱلْأَخِ
وَبَنَاتُ
ٱلْأُخْتِ
وَأُمَّهَـٰتُكُمُ
ٱلَّـٰتِىٓ
أَرْضَعْنَكُمْ
وَأَخَوَٰتُكُم
مِّنَ
ٱلرَّضَـٰعَةِ
وَأُمَّهَـٰتُ
نِسَآئِكُمْ
وَرَبَـٰٓئِبُكُمُ
ٱلَّـٰتِى
فِى
حُجُورِكُم
مِّن
نِّسَآئِكُمُ
ٱلَّـٰتِى
دَخَلْتُم
بِهِنَّ
فَإِن
لَّمْ
تَكُونُوا۟
دَخَلْتُم
بِهِنَّ
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
وَحَلَـٰٓئِلُ
أَبْنَآئِكُمُ
ٱلَّذِينَ
مِنْ
أَصْلَـٰبِكُمْ
وَأَن
تَجْمَعُوا۟
بَيْنَ
ٱلْأُخْتَيْنِ
إِلَّا
مَا
قَدْ
سَلَفَ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
غَفُورًا
رَّحِيمًا
Annelerinız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, erkek kardeşlerinizin kızları, kız kardeşlerinizin kızları, sizi emziren süt anneleriniz, süt kız kardeşleriniz, hanımlarınızın anneleri, kendileriyle ilişkiye girdiğiniz hanımlarınızın himayeniz altında bulunan kızları[1], öz oğullarınızın hanımları ve aynı anda iki kız kardeşi birlikte almanız size haram kılındı. Evlenip de ilişkide bulunmadığınız hanımlarınızın kızlarını almanızda bir sakınca yoktur. Geçmişte olan geçmişte kalmıştır. Kuşkusuz, Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Hurrimet aleykum ummehatukum ve benatukum ve ehavatukum ve ammatukum ve halatukum ve benatul ahi ve benatul uhti ve ummehatukumullati erda'nekum ve ehavatukum miner radaati ve ummehatu nisaikum ve rabaibukumullati fi hucurikum min nisaikumullati dehaltum bihinn, fe in lem tekunu dehaltum bihinne fe la cunaha aleykum, ve halailu ebnaikumullezine min aslabikum, ve en tecmeu beynel uhteyni illa ma kad selef. İnnallahe kane gafuran rahima.
Nisâ 4:24
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
مِنَ
ٱلنِّسَآءِ
إِلَّا
مَا
مَلَكَتْ
أَيْمَـٰنُكُمْ ۖ
كِتَـٰبَ
ٱللَّهِ
عَلَيْكُمْ ۚ
وَأُحِلَّ
لَكُم
مَّا
وَرَآءَ
ذَٰلِكُمْ
أَن
تَبْتَغُوا۟
بِأَمْوَٰلِكُم
مُّحْصِنِينَ
غَيْرَ
مُسَـٰفِحِينَ ۚ
فَمَا
ٱسْتَمْتَعْتُم
بِهِ
مِنْهُنَّ
فَـَٔاتُوهُنَّ
أُجُورَهُنَّ
فَرِيضَةً ۚ
وَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْكُمْ
فِيمَا
تَرَٰضَيْتُم
بِهِ
مِن
بَعْدِ
ٱلْفَرِيضَةِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
عَلِيمًا
حَكِيمًا
Antlaşma ile sahip olduğunuz kimseler[1] hariç muhsenat[2] kadınlar Allah'ın üzerinize yasasıdır. Bunların dışında kalanlar ise; muhsin olanlar,[3] musafihin[4] olmayanları, mallarınızla almanız size helal kılındı. O halde, onlardan hangisiyle yararlandıysanız,[5] ücretlerini farz kıldığınız şekilde verin. Anlaşma yaptığınız miktar üzerinde, karşılıklı olarak değişiklik yapmanızda bir sakınca yoktur. Allah, Her Şeyi Bilen'dir ve En İyi Hüküm Veren'dir.
Vel muhsanatu minen nisai illa ma meleket eymanukum, kitaballahi aleykum, ve uhille lekum ma varae zalikum en tebtegu bi emvalikum muhsinine gayra musafihin. Fe mastemta'tum bihi minhunne fe atuhunne ucurehunne faridah. Ve la cunaha aleykum fima teradaytum bihi min ba'dil faridah. İnnallahe kane alimen hakima.
Nisâ 4:25
وَمَن
لَّمْ
يَسْتَطِعْ
مِنكُمْ
طَوْلًا
أَن
يَنكِحَ
ٱلْمُحْصَنَـٰتِ
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ
فَمِن
مَّا
مَلَكَتْ
أَيْمَـٰنُكُم
مِّن
فَتَيَـٰتِكُمُ
ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۚ
وَٱللَّهُ
أَعْلَمُ
بِإِيمَـٰنِكُم ۚ
بَعْضُكُم
مِّن
بَعْضٍ ۚ
فَٱنكِحُوهُنَّ
بِإِذْنِ
أَهْلِهِنَّ
وَءَاتُوهُنَّ
أُجُورَهُنَّ
بِٱلْمَعْرُوفِ
مُحْصَنَـٰتٍ
غَيْرَ
مُسَـٰفِحَـٰتٍ
وَلَا
مُتَّخِذَٰتِ
أَخْدَانٍ ۚ
فَإِذَآ
أُحْصِنَّ
فَإِنْ
أَتَيْنَ
بِفَـٰحِشَةٍ
فَعَلَيْهِنَّ
نِصْفُ
مَا
عَلَى
ٱلْمُحْصَنَـٰتِ
مِنَ
ٱلْعَذَابِ ۚ
ذَٰلِكَ
لِمَنْ
خَشِىَ
ٱلْعَنَتَ
مِنكُمْ ۚ
وَأَن
تَصْبِرُوا۟
خَيْرٌ
لَّكُمْ ۗ
وَٱللَّهُ
غَفُورٌ
رَّحِيمٌ
Sizden kim muhsenat[1] Mü'min kadınlarla evlenecek güce sahip değilse, yeminle sahip olduğunuz[2] Mü'min genç kadınlarla evlensin. Allah, imanınızı en iyi bilendir.[3] Sizler, birbirinizdensiniz. O halde iffetli, edepli, hayasızlık etmeyen ve gizli dost edinmemiş olanlarla; sorumlularının izni ve ücretlerini meşru bir şekilde vererek evlenin. Evlendikten sonra bir fuhuş yaparlarsa, onlara hür kadınlara verilen cezanın yarısı verilir. Bu içinizden günaha girme korkusu taşıyanlar içindir. Ancak sabretmeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve men lem yestetı' minkum tavlen en yenkıhal muhsanatil mu'minati fe min ma meleket eymanukum min feteyatikumul mu'minat. Vallahu a'lemu bi imanikum. Ba'dukum min ba'd, fenkihuhunne bi izni ehlihinne ve atuhunne ucurehunne bil ma'rufi muhsanatin gayra musafihatin ve la muttehızati ahdan, fe iza uhsinne fe in eteyne bi fahışetin fe aleyhinne nısfu ma alal muhsanati minel azab. Zalike li men haşiyel anete minkum. Ve en tasbiru hayrun lekum. Vallahu gafurun rahim.
Nisâ 4:26
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
لِيُبَيِّنَ
لَكُمْ
وَيَهْدِيَكُمْ
سُنَنَ
ٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِكُمْ
وَيَتُوبَ
عَلَيْكُمْ ۗ
وَٱللَّهُ
عَلِيمٌ
حَكِيمٌ
Allah, size açıklamak; sizi, sizden öncekilerin yasalarına iletmek ve tevbenizi kabul etmek ister. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
Yuridullahu li yubeyyine lekum ve yehdiyekum sunenellezine min kablikum ve yetube aleykum. Vallahu alimun hakim.
Nisâ 4:27
وَٱللَّهُ
يُرِيدُ
أَن
يَتُوبَ
عَلَيْكُمْ
وَيُرِيدُ
ٱلَّذِينَ
يَتَّبِعُونَ
ٱلشَّهَوَٰتِ
أَن
تَمِيلُوا۟
مَيْلًا
عَظِيمًا
Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister. Şehvetlerine tabi olanlar ise, sizin derin bir sapkınlığa düşmenizi isterler.
Vallahu yuridu en yetube aleykum ve yuridullezine yettebiuneş şehevati en temilu meylen azima.
Nisâ 4:28
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
أَن
يُخَفِّفَ
عَنكُمْ ۚ
وَخُلِقَ
ٱلْإِنسَـٰنُ
ضَعِيفًا
Allah, sorumluluğunuzu hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.
Yuridullahu en yuhaffife ankum, ve hulikal insanu daifa.
Nisâ 4:29
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَأْكُلُوٓا۟
أَمْوَٰلَكُم
بَيْنَكُم
بِٱلْبَـٰطِلِ
إِلَّآ
أَن
تَكُونَ
تِجَـٰرَةً
عَن
تَرَاضٍ
مِّنكُمْ ۚ
وَلَا
تَقْتُلُوٓا۟
أَنفُسَكُمْ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِكُمْ
رَحِيمًا
Ey İman Edenler! Birbirinizin mallarını karşılıklı rızaya dayanan ticaret yoluyla da olsa, haksız şekilde yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin.[1] Kuşkusuz, Allah, size karşı çok merhametlidir.
Ya eyyuhallezine amenu la te'kulu emvalekum beynekum bil batılı, illa en tekune ticaraten an teradın minkum, ve la taktulu enfusekum. İnnallahe kane bikum rahima.
Nisâ 4:30
وَمَن
يَفْعَلْ
ذَٰلِكَ
عُدْوَٰنًا
وَظُلْمًا
فَسَوْفَ
نُصْلِيهِ
نَارًا ۚ
وَكَانَ
ذَٰلِكَ
عَلَى
ٱللَّهِ
يَسِيرًا
Kim, düşmanlıkla ve haksızlıkla bunu yaparsa, onu yakında ateşe atacağız. Bu, Allah için pek kolaydır.
Ve men yef'al zalike udvanen ve zulmen fe sevfe nuslihi nara. Ve kane zalike alallahi yesira.
Nisâ 4:31
إِن
تَجْتَنِبُوا۟
كَبَآئِرَ
مَا
تُنْهَوْنَ
عَنْهُ
نُكَفِّرْ
عَنكُمْ
سَيِّـَٔاتِكُمْ
وَنُدْخِلْكُم
مُّدْخَلًا
كَرِيمًا
Eğer siz, yasaklananların büyüklerinden sakınırsanız, kötülüklerinizi küfrederiz.[1] Ve sizi şerefli bir meskene yerleştiririz.
İn tectenibu kebaira ma tunhevne anhu nukeffir ankum seyyiatikum ve nudhılkum mudhalen kerima.
Nisâ 4:32
وَلَا
تَتَمَنَّوْا۟
مَا
فَضَّلَ
ٱللَّهُ
بِهِ
بَعْضَكُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍ ۚ
لِّلرِّجَالِ
نَصِيبٌ
مِّمَّا
ٱكْتَسَبُوا۟ ۖ
وَلِلنِّسَآءِ
نَصِيبٌ
مِّمَّا
ٱكْتَسَبْنَ ۚ
وَسْـَٔلُوا۟
ٱللَّهَ
مِن
فَضْلِهِٓ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
عَلِيمًا
Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve la tetemennev ma faddalallahu bihi ba'dakum ala ba'd. Lir ricali nasibun mimmaktesebu ve lin nisai nasibun mimmaktesebn, ves'elullahe min fadlih innallahe kane bi kulli şey'in alima.
Nisâ 4:33
وَلِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مَوَٰلِىَ
مِمَّا
تَرَكَ
ٱلْوَٰلِدَانِ
وَٱلْأَقْرَبُونَ ۚ
وَٱلَّذِينَ
عَقَدَتْ
أَيْمَـٰنُكُمْ
فَـَٔاتُوهُمْ
نَصِيبَهُمْ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
عَلَىٰ
كُلِّ
شَىْءٍ
شَهِيدًا
Anne, baba ve akrabaların bıraktıklarına varisler belirledik. Yeminlerinizin bağladığı[1] kimselere paylarını verin. Kuşkusuz, Allah Her Şeye Tanık'tır.
Ve li kullin cealna mevaliye mimma terakel validani vel akrabun. Vellezine akadet eymanukum fe atuhum nasibehum. İnnallahe kane ala kulli şey'in şehida.
Nisâ 4:34
ٱلرِّجَالُ
قَوَّٰمُونَ
عَلَى
ٱلنِّسَآءِ
بِمَا
فَضَّلَ
ٱللَّهُ
بَعْضَهُمْ
عَلَىٰ
بَعْضٍ
وَبِمَآ
أَنفَقُوا۟
مِنْ
أَمْوَٰلِهِمْ ۚ
فَٱلصَّـٰلِحَـٰتُ
قَـٰنِتَـٰتٌ
حَـٰفِظَـٰتٌ
لِّلْغَيْبِ
بِمَا
حَفِظَ
ٱللَّهُ ۚ
وَٱلَّـٰتِى
تَخَافُونَ
نُشُوزَهُنَّ
فَعِظُوهُنَّ
وَٱهْجُرُوهُنَّ
فِى
ٱلْمَضَاجِعِ
وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ
فَإِنْ
أَطَعْنَكُمْ
فَلَا
تَبْغُوا۟
عَلَيْهِنَّ
سَبِيلًا ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
عَلِيًّا
كَبِيرًا
Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar.[1] Kendi mallarından infak[2] etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale[3] yapmıştır. İyi düzeltici kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan[4] endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın.[5] Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.
Er ricalu kavvamune alan nisai bi ma faddalallahu ba'dahum ala ba'dın ve bi ma enfeku min emvalihim. Fes salihatu kanitatun hafizatun lil gaybi bi ma hafizallah. Vellati tehafune nuşuzehunne fe ızuhunne vahcuruhunn fil medacıı vadrıbuhunne, fe in ata'nekum fe la tebgu aleyhinne sebila. İnnallahe kane aliyyen kebira.
Nisâ 4:35
وَإِنْ
خِفْتُمْ
شِقَاقَ
بَيْنِهِمَا
فَٱبْعَثُوا۟
حَكَمًا
مِّنْ
أَهْلِهِ
وَحَكَمًا
مِّنْ
أَهْلِهَآ
إِن
يُرِيدَآ
إِصْلَـٰحًا
يُوَفِّقِ
ٱللَّهُ
بَيْنَهُمَآ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
عَلِيمًا
خَبِيرًا
Eğer, her ikisinin arasının bozulmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem belirleyin, eğer uzlaşmak isterlerse, Allah onların aralarını bulur. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
Ve in hıftum şıkaka beynihima feb'asu hakemen min ehlihi ve hakemen min ehliha, in yurida ıslahan yuveffikıllahu beynehuma. İnnallahe kane alimen habira.
Nisâ 4:36
وَٱعْبُدُوا۟
ٱللَّهَ
وَلَا
تُشْرِكُوا۟
بِهِ
شَيْـًٔا ۖ
وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ
إِحْسَـٰنًا
وَبِذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْيَتَـٰمَىٰ
وَٱلْمَسَـٰكِينِ
وَٱلْجَارِ
ذِى
ٱلْقُرْبَىٰ
وَٱلْجَارِ
ٱلْجُنُبِ
وَٱلصَّاحِبِ
بِٱلْجَنبِ
وَٱبْنِ
ٱلسَّبِيلِ
وَمَا
مَلَكَتْ
أَيْمَـٰنُكُمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُحِبُّ
مَن
كَانَ
مُخْتَالًا
فَخُورًا
Allah'a kulluk edin. Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Anne ve babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yol oğluna,[1] yeminle hak sahibi olduğunuz kimselere[2] iyilik edin. Kuşkusuz Allah, kibirli ve kendini övenleri sevmez.
Va'budullahe ve la tuşriku bihi şeyen ve bil valideyni ihsanen ve bizil kurba vel yetama vel mesakini vel cari zil kurba vel caril cunubi ves sahıbi bil cenbi vebnis sebili, ve ma meleket eymanukum. İnnallahe la yuhıbbu men kane muhtalen fehura.
Nisâ 4:37
ٱلَّذِينَ
يَبْخَلُونَ
وَيَأْمُرُونَ
ٱلنَّاسَ
بِٱلْبُخْلِ
وَيَكْتُمُونَ
مَآ
ءَاتَىٰهُمُ
ٱللَّهُ
مِن
فَضْلِهِ ۗ
وَأَعْتَدْنَا
لِلْكَـٰفِرِينَ
عَذَابًا
مُّهِينًا
Cimrilik edenler, insanları da cimri olmaya teşvik ederler; Allah'ın kendi lütfundan verdiklerini gizlerler. Biz, o kafirler[1] için alçaltıcı bir azap hazırladık.
Ellezine yebhalune ve ye'murunen nase bil buhli ve yektumune ma atahumullahu min fadlıhi. Ve a'tedna lil kafirine azaben muhina.
Nisâ 4:38
وَٱلَّذِينَ
يُنفِقُونَ
أَمْوَٰلَهُمْ
رِئَآءَ
ٱلنَّاسِ
وَلَا
يُؤْمِنُونَ
بِٱللَّهِ
وَلَا
بِٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ ۗ
وَمَن
يَكُنِ
ٱلشَّيْطَـٰنُ
لَهُ
قَرِينًا
فَسَآءَ
قَرِينًا
Bunlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak eden, Allah'a ve ahiret gününe de iman etmeyen kimselerdir. Şeytan, kime arkadaşsa, o çok kötü arkadaş edinmiştir.
Vellezine yunfıkune emvalehum riaen nasi ve la yu'minune billahi ve la bil yevmil ahir. Ve men yekuniş şeytanu lehu karinen fe sae karina.
Nisâ 4:39
وَمَاذَا
عَلَيْهِمْ
لَوْ
ءَامَنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
وَأَنفَقُوا۟
مِمَّا
رَزَقَهُمُ
ٱللَّهُ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
بِهِمْ
عَلِيمًا
Onlara ne olurdu sanki, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi; Allah'ın verdiği rızıktan infak etselerdi. Allah, onları en iyi bilendir.
Ve maza aleyhim lev amenu billahi vel yevmil ahıri ve enfeku mimma razakahumullah. Ve kanallahu bihim alima.
Nisâ 4:40
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَظْلِمُ
مِثْقَالَ
ذَرَّةٍ ۖ
وَإِن
تَكُ
حَسَنَةً
يُضَـٰعِفْهَا
وَيُؤْتِ
مِن
لَّدُنْهُ
أَجْرًا
عَظِيمًا
Allah, zerre kadar haksızlık yapmaz. Yaptığınız iyiliği kat kat arttırır ve kendinden büyük bir ödül verir.
İnnallahe la yazlimu miskale zerreh, ve in teku haseneten yudaıfha ve yu'ti min ledunhu ecran azima.