Antlaşma ile sahip olduğunuz kimseler[1] hariç muhsenat[2] kadınlar Allah'ın üzerinize yasasıdır. Bunların dışında kalanlar ise; muhsin olanlar,[3] musafihin[4] olmayanları, mallarınızla almanız size helal kılındı. O halde, onlardan hangisiyle yararlandıysanız,[5] ücretlerini farz kıldığınız şekilde verin. Anlaşma yaptığınız miktar üzerinde, karşılıklı olarak değişiklik yapmanızda bir sakınca yoktur. Allah, Her Şeyi Bilen'dir ve En İyi Hüküm Veren'dir.
وَٱلْمُحْصَنَـٰتُ
muhsenat olanlar
مِنَ
-dan
ٱلنِّسَآءِ
kadınlar-
إِلَّا
dışında
مَا
مَلَكَتْ
malik olduklarınız
أَيْمَـٰنُكُمْ ۖ
yeminlerinizle
كِتَـٰبَ
yazdıklarıdır
ٱللَّهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ ۚ
size
وَأُحِلَّ
ve helal kılındı
لَكُم
size
مَّا
وَرَآءَ
ötesi
ذَٰلِكُمْ
bunlardan
أَن
تَبْتَغُوا۟
istemeniz
بِأَمْوَٰلِكُم
mallarınızla
مُّحْصِنِينَ
iffetli yaşamak
غَيْرَ
مُسَـٰفِحِينَ ۚ
zina etmemek
فَمَا
ٱسْتَمْتَعْتُم
yararlanmanıza karşılık
بِهِ
مِنْهُنَّ
onlardan
فَـَٔاتُوهُنَّ
onlara verin
أُجُورَهُنَّ
kesilen ücretlerini
فَرِيضَةً ۚ
bir hak olarak
وَلَا
yoktur
جُنَاحَ
bir günah
عَلَيْكُمْ
üzerinize
فِيمَا
hakkında
تَرَٰضَيْتُم
karşılıklı anlaşmanız
بِهِ
مِن
بَعْدِ
sonra
ٱلْفَرِيضَةِ ۚ
hakkın kesiminden
إِنَّ
şüphesiz
ٱللَّهَ
Allah
كَانَ
عَلِيمًا
bilendir
حَكِيمًا
hüküm ve hikmet sahibidir
Vel muhsanatu minen nisai illa ma meleket eymanukum, kitaballahi aleykum, ve uhille lekum ma varae zalikum en tebtegu bi emvalikum muhsinine gayra musafihin. Fe mastemta'tum bihi minhunne fe atuhunne ucurehunne faridah. Ve la cunaha aleykum fima teradaytum bihi min ba'dil faridah. İnnallahe kane alimen hakima.
Bkz. 4:3. ayetin 6. dipnotu.
Hür kadınlar. Korunan: İffetini, edebini, namusunu, özgürlüğünü koruyan. Bir kadın; evlilikle, özgür olmakla ve iffetli olmakla; korunmayı, sakınmayı ve engel olmayı sağlamaktadır. Muhsenat, kök anlamı itibariyle saklamak, korumak, engel olmak demektir. Bu kelime, Arapça'da hür kadın, namuslu/iffetli kadın anlamlarına gelmektedir. Muhsenat, hür kadın anlamında (4:4; 4:25), iffet ve namus sahibi anlamında (21:91; 66:12) ayetlerinde geçmektedir.
İffet ve namusunu koruyanlar.
Evlilik dışı ilişkide bulunan, metres hayatı yaşayanlar.
Mut'a yaptıysanız: ayette geçen "istemta'tum" kelimesi, yararlanma anlamına gelmekte olup, "mut'a" kelimesinin mastarıdır. Mut'a, "mta" kökünden gelmekte olup, mastar olarak yararlanmak, zevk almak anlamına gelmektedir. "Meta"; kelime anlamı olarak mal, eşya, zevk demektir. Terim olarak, bir erkeğin bir kadınla "belli bir karşılık" ve "belli bir süreyle" anlaşarak, nikahlı bir evlilik yapması demektir. Bu ayette yer alan "muhsin olanlar, musafihin olmayanlar" tanımlaması sadece "özel koşullara bağlı olan" evliliklerle ilgili ayetlerde yer alması önemli bir ayrıntıdır. Süre koşulu aranmaksızın hür olma statüsüne sahip olanların evliliklerinden söz eden hiçbir ayette "muhsin olan, musafihin olmayan" ibareleri yer almamaktadır. Bu da koşullu ve özel bir evlilik çeşidi olan Mut'a evliliğinden söz edildiğini göstermektedir. Bu evlilik türünde yaşanan sapkınlıklar, bu evliliğin amacının ve kapsamının dışına çıkmalar, yani uygulamada yaşanan yanlışlıklara bakarak, mut'a evliliğinin meşruiyetini geçersiz saymak doğru değildir. İnsanlar, meşru olan bir şeyi istismar ediyorlar diye, o şey meşruiyetini yitirmez. Mut'a evliliğinde yaşanan sapıklıklara, ahlaksızlıklara ve gayri meşru uygulamalara bakarak bu evliliği sorgulamak ve sapkınlık olarak görmekle; ahlaksız ve sapık kimselerin, ahlaksızlıklarının ve sapıklıklarının önüne geçilebileceği sanılıyorsa, bu yanılmaktan, gerçeği görmezden gelmekten başka bir şey olmaz. Amacına uygun gerçekleştrilmesi durumunda bu evliliğin toplumsal ve sosyal açıdan önemli bir ihtiyacı karşıladığı görülecektir.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
velmuhsanatu
|
muhsenat olanlar | حسن |
| 2 |
mine
|
-dan | - |
| 3 |
n-nisa'i
|
kadınlar- | نسو |
| 4 |
illa
|
dışında | - |
| 5 |
ma
|
- | |
| 6 |
meleket
|
malik olduklarınız | ملك |
| 7 |
eymanukum
|
yeminlerinizle | يمن |
| 8 |
kitabe
|
yazdıklarıdır | كتب |
| 9 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 10 |
aleykum
|
size | - |
| 11 |
ve uhille
|
ve helal kılındı | حلل |
| 12 |
lekum
|
size | - |
| 13 |
ma
|
- | |
| 14 |
vera'e
|
ötesi | وري |
| 15 |
zalikum
|
bunlardan | - |
| 16 |
en
|
- | |
| 17 |
tebtegu
|
istemeniz | بغي |
| 18 |
biemvalikum
|
mallarınızla | مول |
| 19 |
muhsinine
|
iffetli yaşamak | حسن |
| 20 |
gayra
|
غير | |
| 21 |
musafihine
|
zina etmemek | سفح |
| 22 |
fema
|
- | |
| 23 |
stemtea'tum
|
yararlanmanıza karşılık | متع |
| 24 |
bihi
|
- | |
| 25 |
minhunne
|
onlardan | - |
| 26 |
fe atuhunne
|
onlara verin | اتي |
| 27 |
ucurahunne
|
kesilen ücretlerini | اجر |
| 28 |
ferideten
|
bir hak olarak | فرض |
| 29 |
ve la
|
yoktur | - |
| 30 |
cunaha
|
bir günah | جنح |
| 31 |
aleykum
|
üzerinize | - |
| 32 |
fima
|
hakkında | - |
| 33 |
teradeytum
|
karşılıklı anlaşmanız | رضو |
| 34 |
bihi
|
- | |
| 35 |
min
|
- | |
| 36 |
bea'di
|
sonra | بعد |
| 37 |
l-ferideti
|
hakkın kesiminden | فرض |
| 38 |
inne
|
şüphesiz | - |
| 39 |
llahe
|
Allah | - |
| 40 |
kane
|
كون | |
| 41 |
alimen
|
bilendir | علم |
| 42 |
hakimen
|
hüküm ve hikmet sahibidir | حكم |