سورة النساء
4.Nisâ Suresi
"Kadınlar"
176 Ayet
Nisâ 4:121
أُو۟لَـٰٓئِكَ
مَأْوَىٰهُمْ
جَهَنَّمُ
وَلَا
يَجِدُونَ
عَنْهَا
مَحِيصًا
Onların varacakları yer Cehennem'dir ve oradan kurtulmak için hiçbir yol bulamayacaklar.
Ulaike me'vahum cehennemu ve la yecidune anha mahisa.
Nisâ 4:122
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
وَعَمِلُوا۟
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
سَنُدْخِلُهُمْ
جَنَّـٰتٍ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَآ
أَبَدًا ۖ
وَعْدَ
ٱللَّهِ
حَقًّا ۚ
وَمَنْ
أَصْدَقُ
مِنَ
ٱللَّهِ
قِيلًا
İman edip, salihatı[1] yapanları, içinde kesintisiz ve ebedi olarak kalacakları, altlarından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Allah'ın verdiği söz hakikattir. Allah'tan daha doğru sözlü kim olabilir?
Vellezine amenu ve amilus salihati se nudhiluhum cennatin tecri min tahtihal enharu halidine fiha ebeda. Va'dallahi hakka. Ve men asdaku minallahi kila.
Nisâ 4:123
لَّيْسَ
بِأَمَانِيِّكُمْ
وَلَآ
أَمَانِىِّ
أَهْلِ
ٱلْكِتَـٰبِ ۗ
مَن
يَعْمَلْ
سُوٓءًا
يُجْزَ
بِهِ
وَلَا
يَجِدْ
لَهُ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
وَلِيًّا
وَلَا
نَصِيرًا
Ne sizin kuruntularınız ne de Kitap Ehli'nin kuruntularına göre değil; kim bir kötülük yaparsa, onun karşılığını bulur. O, kendisine Allah'tan başka ne bir veli ne de bir yardımcı bulabilir.
Leyse bi emaniyyikum ve la emaniyyi ehlil kitab. Men ya'mel suen yucze bihi, ve la yecid lehu min dunillahi veliyyen ve la nasira.
Nisâ 4:124
وَمَن
يَعْمَلْ
مِنَ
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ
مِن
ذَكَرٍ
أَوْ
أُنثَىٰ
وَهُوَ
مُؤْمِنٌ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
يَدْخُلُونَ
ٱلْجَنَّةَ
وَلَا
يُظْلَمُونَ
نَقِيرًا
Erkek ve kadın; her kim Mü'min olarak salihatı[1] yaparsa, işte onlar Cennet'e gireceklerdir. Ve onlara zerre kadar haksızlık edilmeyecektir.
Ve men ya'mel mines salihati min zekerin ev unsa ve huve mu'minun fe ulaike yedhulunel cennete ve la yuzlemune nakira.
Nisâ 4:125
وَمَنْ
أَحْسَنُ
دِينًا
مِّمَّنْ
أَسْلَمَ
وَجْهَهُ
لِلَّهِ
وَهُوَ
مُحْسِنٌ
وَٱتَّبَعَ
مِلَّةَ
إِبْرَٰهِيمَ
حَنِيفًا ۗ
وَٱتَّخَذَ
ٱللَّهُ
إِبْرَٰهِيمَ
خَلِيلًا
Kimin dini, kendisini muhsin[1] olarak Allah'a teslim etmiş; hanif[2] olan İbrahim'in milletine[3] tabi olandan daha iyi olabilir? Allah, İbrahim'i "halil"[4] edinmişti.
Ve men ahsenu dinen mimmen esleme vechehu lillahi ve huve muhsinun vettebea millete ibrahime hanifa. Vettehazallahu ibrahime halila.
Nisâ 4:126
وَلِلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
بِكُلِّ
شَىْءٍ
مُّحِيطًا
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'a aittir. Ve Allah, Her Şeyi Kuşatmıştır.
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu bi kulli şey'in muhita.
Nisâ 4:127
وَيَسْتَفْتُونَكَ
فِى
ٱلنِّسَآءِ ۖ
قُلِ
ٱللَّهُ
يُفْتِيكُمْ
فِيهِنَّ
وَمَا
يُتْلَىٰ
عَلَيْكُمْ
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
فِى
يَتَـٰمَى
ٱلنِّسَآءِ
ٱلَّـٰتِى
لَا
تُؤْتُونَهُنَّ
مَا
كُتِبَ
لَهُنَّ
وَتَرْغَبُونَ
أَن
تَنكِحُوهُنَّ
وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ
مِنَ
ٱلْوِلْدَٰنِ
وَأَن
تَقُومُوا۟
لِلْيَتَـٰمَىٰ
بِٱلْقِسْطِ ۚ
وَمَا
تَفْعَلُوا۟
مِنْ
خَيْرٍ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِهِ
عَلِيمًا
Senden, o kadınlar[1] hakkında fetva istiyorlar[2]. De ki: "Onlar hakkında size fetvayı Allah vermektedir: Yazılmış olanı[3] vermediğiniz halde kendileri ile evlenmek istediğiniz yetim[4] kadınlarla zayıf, çaresiz çocukların ve yetimlerin haklarını hakkaniyetle vermeniz konusundaki hükümler size bu Kitap'ta okunuyor. Hayır adına ne yaparsanız Allah onu bilir."
Ve yesteftuneke fin nisai. Kulillahu yuftikum fihinne, ve ma yutla aleykum fil kitabi fi yetamen nisaillati la tu'tunehunne ma kutibe lehunne ve tergabune en tenkihuhunne vel mustad'afine minel vildani, ve en tekumu lil yetama bil kıst. Ve ma tef'alu min hayrin fe innallahe kane bihi alima.
Nisâ 4:128
وَإِنِ
ٱمْرَأَةٌ
خَافَتْ
مِن
بَعْلِهَا
نُشُوزًا
أَوْ
إِعْرَاضًا
فَلَا
جُنَاحَ
عَلَيْهِمَآ
أَن
يُصْلِحَا
بَيْنَهُمَا
صُلْحًا ۚ
وَٱلصُّلْحُ
خَيْرٌ ۗ
وَأُحْضِرَتِ
ٱلْأَنفُسُ
ٱلشُّحَّ ۚ
وَإِن
تُحْسِنُوا۟
وَتَتَّقُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرًا
Eğer bir kadın, kocasının nuşuzundan[1] veya kendisinden yüz çevirmesinden endişe ederse, uzlaşmaya çalışmalarında bir sakınca yoktur. Uzlaşmak, daha hayırlıdır. Zira benlikler bencilliğe[2] eğimlidir. Eğer arayı düzeltmek ister ve takvalı davranırsanız; Allah, Yaptığınız Her Şeyden Haberdar'dır.
Ve in imraetun hafet min ba'liha nuşuzen ev ı'radan fe la cunaha aleyhima en yuslıha beynehuma sulha. Ves sulhu hayr. Ve uhdıratil enfusuş şuhh. Ve in tuhsinu ve tetteku fe innallahe kane bi ma ta'melune habira.
Nisâ 4:129
وَلَن
تَسْتَطِيعُوٓا۟
أَن
تَعْدِلُوا۟
بَيْنَ
ٱلنِّسَآءِ
وَلَوْ
حَرَصْتُمْ ۖ
فَلَا
تَمِيلُوا۟
كُلَّ
ٱلْمَيْلِ
فَتَذَرُوهَا
كَٱلْمُعَلَّقَةِ ۚ
وَإِن
تُصْلِحُوا۟
وَتَتَّقُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
غَفُورًا
رَّحِيمًا
Ne kadar isteseniz de kadınlar arasında[1] tam anlamı ile adaletli olmaya kesinlikle güç yetiremezsiniz. O halde, anlaşmazlığı çözümsüz hale getirip, onları yüzüstü bırakmayın. Eğer, arayı düzelterek, takvalı davranırsanız kuşkusuz ki Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Ve len testatiu en ta'dilu beynen nisai ve lev harastum fe la temilu kullel meyli fe tezeruha kel muallakah. Ve in tuslihu ve tetteku fe innallahe kane gafuran rahima.
Nisâ 4:130
وَإِن
يَتَفَرَّقَا
يُغْنِ
ٱللَّهُ
كُلًّا
مِّن
سَعَتِهِ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
وَٰسِعًا
حَكِيمًا
Eğer karı-koca ayrılırlarsa, Allah, kudretiyle her birini kendi kendilerine yeterli kılar. Kuşkusuz Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Egemenlik Sahibi'dir.
Ve in yeteferreka yugnillahu kullen min seatihi. Ve kanallahu vasian hakima.
Nisâ 4:131
وَلِلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۗ
وَلَقَدْ
وَصَّيْنَا
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
مِن
قَبْلِكُمْ
وَإِيَّاكُمْ
أَنِ
ٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ ۚ
وَإِن
تَكْفُرُوا۟
فَإِنَّ
لِلَّهِ
مَا
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَمَا
فِى
ٱلْأَرْضِ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
غَنِيًّا
حَمِيدًا
Göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Ant olsun, sizden önce Kitap verilenlere ve size Allah'a karşı takvalı olun diye tavsiyede bulunduk. Eğer kafirlik ederseniz, göklerde ve yerde olan her şey yalnızca Allah'ındır. Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan, Övgüye Değer Yegane Varlık yalnızca Allah'tır.
Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve lekad vassaynallezine utul kitabe min kablikum ve iyyakum enittekullah. Ve in tekfuru fe inne lillahi ma fis semavati ve ma fil ard. Ve kanallahu ganiyyen hamida.
Nisâ 4:133
إِن
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
أَيُّهَا
ٱلنَّاسُ
وَيَأْتِ
بِـَٔاخَرِينَ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
عَلَىٰ
ذَٰلِكَ
قَدِيرًا
Ey insanlar! Eğer Allah dilerse sizi yok edip, yerinize başkalarını getirir. Kuşkusuz, Allah'ın bunu yapmaya gücü yeter.
İn yeşa' yuzhibkum eyyuhan nasu ve ye'ti bi aharin. Ve kanallahu ala zalike kadira.
Nisâ 4:134
مَّن
كَانَ
يُرِيدُ
ثَوَابَ
ٱلدُّنْيَا
فَعِندَ
ٱللَّهِ
ثَوَابُ
ٱلدُّنْيَا
وَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚ
وَكَانَ
ٱللَّهُ
سَمِيعًا
بَصِيرًا
Kim dünya sevabını[1] isterse; bilsin ki dünyanın da ahiretin de sevabı yalnızca Allah katındadır. Allah, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Men kane yuridu sevabed dunya fe indallahi sevabud dunya vel ahırah. Ve kanallahu semian basira.
Nisâ 4:135
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
كُونُوا۟
قَوَّٰمِينَ
بِٱلْقِسْطِ
شُهَدَآءَ
لِلَّهِ
وَلَوْ
عَلَىٰٓ
أَنفُسِكُمْ
أَوِ
ٱلْوَٰلِدَيْنِ
وَٱلْأَقْرَبِينَ ۚ
إِن
يَكُنْ
غَنِيًّا
أَوْ
فَقِيرًا
فَٱللَّهُ
أَوْلَىٰ
بِهِمَا ۖ
فَلَا
تَتَّبِعُوا۟
ٱلْهَوَىٰٓ
أَن
تَعْدِلُوا۟ ۚ
وَإِن
تَلْوُٓا۟
أَوْ
تُعْرِضُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
كَانَ
بِمَا
تَعْمَلُونَ
خَبِيرًا
Ey İman Edenler! Kendinizin, anne ve babanızın ve akrabalarınızın aleyhine bile olsa; tanıklık ettiğiniz kimseler, zengin de olsa, fakir de olsa, Allah için hakkaniyetli tanıklar olarak adaleti gerçek anlamıyla yerine getirin. Allah, onlara sizden daha yakındır. Haddi aşarak, tutkunuza tabi olmayın. Eğer gerçeği çarpıtıp, yüz çevirirseniz, Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Ya eyyuhallezine amenu kunu kavvamine bil kıstı şuhedae lillahi ve lev ala enfusıkum evil valideyni vel akrabin, in yekun ganiyyen ev fakiran fallahu evla bihima fe la tettebiul heva en ta'dilu, ve in telvu ev tu'rıdu fe innallahe kane bi ma ta'melune habira.
Nisâ 4:136
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
ءَامِنُوا۟
بِٱللَّهِ
وَرَسُولِهِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
ٱلَّذِى
نَزَّلَ
عَلَىٰ
رَسُولِهِ
وَٱلْكِتَـٰبِ
ٱلَّذِىٓ
أَنزَلَ
مِن
قَبْلُ ۚ
وَمَن
يَكْفُرْ
بِٱللَّهِ
وَمَلَـٰٓئِكَتِهِ
وَكُتُبِهِ
وَرُسُلِهِ
وَٱلْيَوْمِ
ٱلْـَٔاخِرِ
فَقَدْ
ضَلَّ
ضَلَـٰلًا
بَعِيدًا
Ey İman Edenler! Allah'a, Resul'üne ve Resul'üne indirdiği Kitap'a ve daha önce indirilmiş Kitaplara iman edin[1]. Kim, Allah'ı, meleklerini, kitaplarını, resullerini ve ahiret gününü küfrederse; o, çok derin bir sapkınlığa düşmüştür.
Ya eyyuhallezine amenu, aminu billahi ve resulihi vel kitabillezi nezzele ala resulihi vel kitabillezi enzele min kabl. Ve men yekfur billahi ve melaiketihi ve kutubihi ve rusulihi vel yevmil ahıri fe kad dalle dalalen baida.
Nisâ 4:137
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ثُمَّ
كَفَرُوا۟
ثُمَّ
ءَامَنُوا۟
ثُمَّ
كَفَرُوا۟
ثُمَّ
ٱزْدَادُوا۟
كُفْرًا
لَّمْ
يَكُنِ
ٱللَّهُ
لِيَغْفِرَ
لَهُمْ
وَلَا
لِيَهْدِيَهُمْ
سَبِيلًا
İman edip sonra küfreden,[1] sonra iman edip, tekrar küfreden; sonra küfründe ileri gidenleri,[2] Allah ne affedecek, ne de doğru yola iletecektir.
İnnellezine amenu, summe keferu, summe amenu, summe keferu, summezdadu kufran lem yekunillahu li yagfira lehum ve la li yehdiyehum sebila.
Nisâ 4:138
بَشِّرِ
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
بِأَنَّ
لَهُمْ
عَذَابًا
أَلِيمًا
Münafıklara duyur! Onlar için can yakıcı bir azap vardır.
Beşşiril munafikine bi enne lehum azaben elima.
Nisâ 4:139
ٱلَّذِينَ
يَتَّخِذُونَ
ٱلْكَـٰفِرِينَ
أَوْلِيَآءَ
مِن
دُونِ
ٱلْمُؤْمِنِينَ ۚ
أَيَبْتَغُونَ
عِندَهُمُ
ٱلْعِزَّةَ
فَإِنَّ
ٱلْعِزَّةَ
لِلَّهِ
جَمِيعًا
Çünkü onlar Mü'minlerin yanı sıra Kafirleri evliya[1] ediniyorlar. İzzeti[2] onların yanında mı arıyorlar! Kuşkusuz, izzet, tamamıyla Allah'ın yanındadır.
Ellezine yettehızunel kafirine evliyae min dunil mu'minin, e yebtegune indehumul izzete fe innel izzete lillahi cemia.
Nisâ 4:140
وَقَدْ
نَزَّلَ
عَلَيْكُمْ
فِى
ٱلْكِتَـٰبِ
أَنْ
إِذَا
سَمِعْتُمْ
ءَايَـٰتِ
ٱللَّهِ
يُكْفَرُ
بِهَا
وَيُسْتَهْزَأُ
بِهَا
فَلَا
تَقْعُدُوا۟
مَعَهُمْ
حَتَّىٰ
يَخُوضُوا۟
فِى
حَدِيثٍ
غَيْرِهِٓ ۚ
إِنَّكُمْ
إِذًا
مِّثْلُهُمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
جَامِعُ
ٱلْمُنَـٰفِقِينَ
وَٱلْكَـٰفِرِينَ
فِى
جَهَنَّمَ
جَمِيعًا
Ve O, size indirdiği Kitap'ta: "Ayetlerinin küfredildiğini ve alaya alındığını duyduğunuz zaman başka bir söze geçinceye kadar onlarla beraber bulunmayın, yoksa onlar gibi olursunuz." diye bildirdi. Kuşkusuz, Allah, bütün Münafıkları ve Kafirleri Cehennem'de toplayacaktır.
Ve kad nezzele aleykum fil kitabi en iza semi'tum ayatillahi yukferu biha ve yustehzeu biha fe la tak'udu meahum hatta yehudu fi hadisin gayrihi, innekum izen misluhum. İnnallahe camiul munafikine vel kafirine fi cehenneme cemia.