سورة المائدة
5.Mâide Suresi
"Sofra"
120 Ayet
Mâide 5:41
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلرَّسُولُ
لَا
يَحْزُنكَ
ٱلَّذِينَ
يُسَـٰرِعُونَ
فِى
ٱلْكُفْرِ
مِنَ
ٱلَّذِينَ
قَالُوٓا۟
ءَامَنَّا
بِأَفْوَٰهِهِمْ
وَلَمْ
تُؤْمِن
قُلُوبُهُمْ ۛ
وَمِنَ
ٱلَّذِينَ
هَادُوا۟ ۛ
سَمَّـٰعُونَ
لِلْكَذِبِ
سَمَّـٰعُونَ
لِقَوْمٍ
ءَاخَرِينَ
لَمْ
يَأْتُوكَ ۖ
يُحَرِّفُونَ
ٱلْكَلِمَ
مِن
بَعْدِ
مَوَاضِعِهِ ۖ
يَقُولُونَ
إِنْ
أُوتِيتُمْ
هَـٰذَا
فَخُذُوهُ
وَإِن
لَّمْ
تُؤْتَوْهُ
فَٱحْذَرُوا۟ ۚ
وَمَن
يُرِدِ
ٱللَّهُ
فِتْنَتَهُ
فَلَن
تَمْلِكَ
لَهُ
مِنَ
ٱللَّهِ
شَيْـًٔا ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
لَمْ
يُرِدِ
ٱللَّهُ
أَن
يُطَهِّرَ
قُلُوبَهُمْ ۚ
لَهُمْ
فِى
ٱلدُّنْيَا
خِزْىٌ ۖ
وَلَهُمْ
فِى
ٱلْـَٔاخِرَةِ
عَذَابٌ
عَظِيمٌ
Ey Resul! Küfre koşuşanlar seni üzmesin. O kimseler ki ağızlarıyla iman ettik dedikleri halde, kalben iman etmediler. Ve bir de yalan uydurmak amacıyla kasıtlı dinleyen Yahudiler, sana gelmeyen başka bir halk adına casusluk yapmak için dinlerler. Sözleri bağlamlarından kopararak değiştiriyorlar: "Eğer bu size verilirse onu alın, eğer bu verilmezse sakının!" diyorlar. Allah, kimin fitneye düşmesini isterse, onun için Allah'a karşı elinden hiçbir şey gelmez. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arındırmak istemediği kimselerdir.[1] Onlar için dünyada aşağılanma, ahirette de büyük bir azap vardır.
Ya eyyuher resulu la yahzunkellezine yusariune fil kufri minellezine kalu amenna bi efvahihim ve lem tu'min kulubuhum, ve minellezine hadu semmaune lil kezibi semmaune li kavmin aharine lem ye'tuk yuharrifunel kelime min ba'di mevadııh, yekulune in utitum haza fe huzuhu ve in lem tu'tevhu fahzeru ve men yuridillahu fitnetehu fe len temlike lehu minallahi şey'a ulaikellezine lem yuridillahu en yutahhire kulubehum lehum fid dunya hızyun ve lehum fil ahıreti azabun azim.
Mâide 5:42
سَمَّـٰعُونَ
لِلْكَذِبِ
أَكَّـٰلُونَ
لِلسُّحْتِ ۚ
فَإِن
جَآءُوكَ
فَٱحْكُم
بَيْنَهُمْ
أَوْ
أَعْرِضْ
عَنْهُمْ ۖ
وَإِن
تُعْرِضْ
عَنْهُمْ
فَلَن
يَضُرُّوكَ
شَيْـًٔا ۖ
وَإِنْ
حَكَمْتَ
فَٱحْكُم
بَيْنَهُم
بِٱلْقِسْطِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يُحِبُّ
ٱلْمُقْسِطِينَ
Yalan uydurmak için can kulağı ile dinlerler ve sürekli suhtla[1] geçinirler. Eğer hüküm vermen için sana gelirlerse, aralarında hüküm ver veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında hakkaniyetle hüküm ver. Kuşkusuz, Allah, hakkaniyetli olanları sever.
Semmaune lil kezibi ekkalune lis suht fe in cauke fahkum beynehum ev a'rıd anhum, ve in tu'rıd anhum fe len yedurruke şey'a ve in hakemte fahkum beynehum bil kıst innallahe yuhıbbul muksıtin.
Mâide 5:43
وَكَيْفَ
يُحَكِّمُونَكَ
وَعِندَهُمُ
ٱلتَّوْرَىٰةُ
فِيهَا
حُكْمُ
ٱللَّهِ
ثُمَّ
يَتَوَلَّوْنَ
مِن
بَعْدِ
ذَٰلِكَ ۚ
وَمَآ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
بِٱلْمُؤْمِنِينَ
İçinde, Allah'ın hükmünün[1] bulunduğu Tevrat yanlarında olduğu halde, nasıl olur da sana hüküm verdiriyorlar? Sonra da o hükümden döneklik ediyorlar. Onlar, aslında inanmış değiller.
Ve keyfe yuhakkimuneke ve indehumut tevratu fiha hukmullahi summe yetevellevne min ba'di zalik ve ma ulaike bil mu'minin.
Mâide 5:44
إِنَّآ
أَنزَلْنَا
ٱلتَّوْرَىٰةَ
فِيهَا
هُدًى
وَنُورٌ ۚ
يَحْكُمُ
بِهَا
ٱلنَّبِيُّونَ
ٱلَّذِينَ
أَسْلَمُوا۟
لِلَّذِينَ
هَادُوا۟
وَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَ
وَٱلْأَحْبَارُ
بِمَا
ٱسْتُحْفِظُوا۟
مِن
كِتَـٰبِ
ٱللَّهِ
وَكَانُوا۟
عَلَيْهِ
شُهَدَآءَ ۚ
فَلَا
تَخْشَوُا۟
ٱلنَّاسَ
وَٱخْشَوْنِ
وَلَا
تَشْتَرُوا۟
بِـَٔايَـٰتِى
ثَمَنًا
قَلِيلًا ۚ
وَمَن
لَّمْ
يَحْكُم
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْكَـٰفِرُونَ
Kuşkusuz, Biz, doğru yola iletici ve aydınlatıcı olan Tevrat'ı indirdik. Teslim olmuş Yahudiler için Nebiler onunla hüküm veriyorlardı. Rabbaniler[1] ve ahbar[2] olanlar da Allah'ın kitabından ezberletilmiş olmasından dolayı, ona tanıklık ediyorlardı. Öyleyse siz insanlardan değil, Bana karşı gelmekten sakının. Benim ayetlerimi az bir bedele değişmeyin! Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, Kafirlerin[3] ta kendileridirler.
İnna enzelnet tevrate fiha huden ve nur, yahkumu bihen nebiyyunellezine eslemu lillezine hadu ver rabbaniyyune vel ahbaru bimestuhfizu min kitabillahi ve kanu aleyhi şuhedae, fe la tahşevun nase vahşevni ve la teşteru bi ayati semenen kalila ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul kafirun.
Mâide 5:45
وَكَتَبْنَا
عَلَيْهِمْ
فِيهَآ
أَنَّ
ٱلنَّفْسَ
بِٱلنَّفْسِ
وَٱلْعَيْنَ
بِٱلْعَيْنِ
وَٱلْأَنفَ
بِٱلْأَنفِ
وَٱلْأُذُنَ
بِٱلْأُذُنِ
وَٱلسِّنَّ
بِٱلسِّنِّ
وَٱلْجُرُوحَ
قِصَاصٌ ۚ
فَمَن
تَصَدَّقَ
بِهِ
فَهُوَ
كَفَّارَةٌ
لَّهُ ۚ
وَمَن
لَّمْ
يَحْكُم
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Ve Biz, onda, onların üzerine yazdık: "Cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe diş ve yaralamalarda kısas[1] vardır." Artık kim onunla tasadduk[2] ederse o, onun için bir kefarettir.[3] Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, zalimlerin ta kendileridirler.
Ve ketebna aleyhim fiha ennen nefse bin nefsi vel ayne bil ayni vel enfe bil enfi vel uzune bil uzuni ves sinne bis sinni vel curuha kısas fe men tesaddeka bihi fe huve keffaretun leh ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humuz zalimun.
Mâide 5:46
وَقَفَّيْنَا
عَلَىٰٓ
ءَاثَـٰرِهِم
بِعِيسَى
ٱبْنِ
مَرْيَمَ
مُصَدِّقًا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
ٱلتَّوْرَىٰةِ ۖ
وَءَاتَيْنَـٰهُ
ٱلْإِنجِيلَ
فِيهِ
هُدًى
وَنُورٌ
وَمُصَدِّقًا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
ٱلتَّوْرَىٰةِ
وَهُدًى
وَمَوْعِظَةً
لِّلْمُتَّقِينَ
Onların ardından, Tevrat'ı tasdik edici olarak, Meryem Oğlu İsa'yı gönderdik. Biz ona, içinde hidayet ve nur bulunan, Tevrat'ı tasdik eden, takva sahipleri için hidayet ve öğüt olan İncil'i verdik.
Ve kaffeyna ala asarihim bi isebni meryeme musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve ateynahul incile fihi huden ve nurun ve musaddıkan lima beyne yedeyhi minet tevrati ve huden ve mev'ızeten muttekin.
Mâide 5:47
وَلْيَحْكُمْ
أَهْلُ
ٱلْإِنجِيلِ
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
فِيهِ ۚ
وَمَن
لَّمْ
يَحْكُم
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْفَـٰسِقُونَ
İncil Ehli, Allah'ın onda indirdiği ile hükmetsinler. Ve kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte onlar Fasıklardır.[1]
Vel yahkum ehlul incili bima enzelallahu fih ve men lem yahkum bima enzelallahu fe ulaike humul fasıkun.
Mâide 5:48
وَأَنزَلْنَآ
إِلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ
بِٱلْحَقِّ
مُصَدِّقًا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
مِنَ
ٱلْكِتَـٰبِ
وَمُهَيْمِنًا
عَلَيْهِ ۖ
فَٱحْكُم
بَيْنَهُم
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ ۖ
وَلَا
تَتَّبِعْ
أَهْوَآءَهُمْ
عَمَّا
جَآءَكَ
مِنَ
ٱلْحَقِّ ۚ
لِكُلٍّ
جَعَلْنَا
مِنكُمْ
شِرْعَةً
وَمِنْهَاجًا ۚ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
لَجَعَلَكُمْ
أُمَّةً
وَٰحِدَةً
وَلَـٰكِن
لِّيَبْلُوَكُمْ
فِى
مَآ
ءَاتَىٰكُمْ ۖ
فَٱسْتَبِقُوا۟
ٱلْخَيْرَٰتِ ۚ
إِلَى
ٱللَّهِ
مَرْجِعُكُمْ
جَمِيعًا
فَيُنَبِّئُكُم
بِمَا
كُنتُمْ
فِيهِ
تَخْتَلِفُونَ
Biz sana, kendinden önceki Kitap'ı tasdik eden, onu düzenleyen[1] bu Kitap'ı hakk[2] olarak indirdik. O halde, aralarında Allah'ın indirdiği ile hükmet. Ve sakın sana gelen hakkı bırakıp onların hevalarına[3] uyma. Ve Biz, sizin her biriniz için, bir şeriat[4] ve yöntem belirledik. Allah dileseydi, sizi tek tip bir topluluk yapardı. Ancak sizlere verdiği ile sizi sınıyor.[5] O halde hayırlarda yarışın. Hepinizin dönüşü Allah'adır. Allah, üzerinde ayrılığa düştüğünüz şeyleri bildirecektir.
Ve enzelna ileykel kitabe bil hakkı musaddıkan lima beyne yedeyhi minel kitabi ve muheyminen aleyhi fahkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum amma caeke minel hakk li kullin cealna minkum şir'aten ve minhaca ve lev şaallahu le cealekum ummeten vahıdeten ve lakin li yebluvekum fi ma atakum festebikul hayrat ilallahi merciukum cemian fe yunebbiukum bima kuntum fihi tahtelifun.
Mâide 5:49
وَأَنِ
ٱحْكُم
بَيْنَهُم
بِمَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
وَلَا
تَتَّبِعْ
أَهْوَآءَهُمْ
وَٱحْذَرْهُمْ
أَن
يَفْتِنُوكَ
عَن
بَعْضِ
مَآ
أَنزَلَ
ٱللَّهُ
إِلَيْكَ ۖ
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَٱعْلَمْ
أَنَّمَا
يُرِيدُ
ٱللَّهُ
أَن
يُصِيبَهُم
بِبَعْضِ
ذُنُوبِهِمْ ۗ
وَإِنَّ
كَثِيرًا
مِّنَ
ٱلنَّاسِ
لَفَـٰسِقُونَ
Ve aralarında, Allah'ın sana indirdiğiyle hükmet. Onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiğinin bir kısmından seni şaşırtmalarından ve onlardan sakın. Eğer verdiğin kararlara uymazlarsa, bilesin ki Allah, bazı günahları nedeniyle onlara musibet isabet ettirmeyi istiyor. İnsanların pek çoğu elbette fasıktır.
Ve enıhkum beynehum bima enzelallahu ve la tettebi' ehvaehum vahzerhum en yeftinuke an ba'dı ma enzelallahu ileyk fe in tevellev fa'lem ennema yuridullahu en yusibehum bi ba'dı zunubihim ve inne kesiran minen nasi le fasıkun.
Mâide 5:50
أَفَحُكْمَ
ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ
يَبْغُونَ ۚ
وَمَنْ
أَحْسَنُ
مِنَ
ٱللَّهِ
حُكْمًا
لِّقَوْمٍ
يُوقِنُونَ
Cahiliye[1] hükmünü mü istiyorlar? Gerçeği kavramış bir toplum için, Allah'tan daha iyi hüküm veren kim olabilir?
E fe hukmel cahiliyyeti yebgun ve men ahsenu minallahi hukmen li kavmin yukınun.
Mâide 5:51
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَتَّخِذُوا۟
ٱلْيَهُودَ
وَٱلنَّصَـٰرَىٰٓ
أَوْلِيَآءَ ۘ
بَعْضُهُمْ
أَوْلِيَآءُ
بَعْضٍ ۚ
وَمَن
يَتَوَلَّهُم
مِّنكُمْ
فَإِنَّهُ
مِنْهُمْ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَهْدِى
ٱلْقَوْمَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ey İman Edenler! Yahudileri ve Nesara'yı[1] veliler[2] edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları mütevelli edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet[3] etmez.
Ya eyyuhellezine amenu la tettehızul yehude ven nasara evliyae ba'duhum evliyau ba'd ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallahe la yehdil kavmez zalimin.
Mâide 5:52
فَتَرَى
ٱلَّذِينَ
فِى
قُلُوبِهِم
مَّرَضٌ
يُسَـٰرِعُونَ
فِيهِمْ
يَقُولُونَ
نَخْشَىٰٓ
أَن
تُصِيبَنَا
دَآئِرَ ةٌ ۚ
فَعَسَى
ٱللَّهُ
أَن
يَأْتِىَ
بِٱلْفَتْحِ
أَوْ
أَمْرٍ
مِّنْ
عِندِهِ
فَيُصْبِحُوا۟
عَلَىٰ
مَآ
أَسَرُّوا۟
فِىٓ
أَنفُسِهِمْ
نَـٰدِمِينَ
Kalplerinde hastalık bulunanların, "Başımıza bir bela gelmesinden korkuyoruz." diyerek, onların aralarında koşuştuklarını görürsün. Olur ki, Allah bir fetih veya kendi katından bir emir getirir ve böylece onlar içlerinde gizledikleri şeyden pişman olurlar!
Fe terallezine fi kulubihim maradun yusariune fihim yekulune nahşa en tusibena daireh fe asallahu en ye'tiye bil fethi ev emrin min indihi fe yusbihu ala ma eserru fi enfusihim nadimin.
Mâide 5:53
وَيَقُولُ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوٓا۟
أَهَـٰٓؤُلَآءِ
ٱلَّذِينَ
أَقْسَمُوا۟
بِٱللَّهِ
جَهْدَ
أَيْمَـٰنِهِمْ ۙ
إِنَّهُمْ
لَمَعَكُمْ ۚ
حَبِطَتْ
أَعْمَـٰلُهُمْ
فَأَصْبَحُوا۟
خَـٰسِرِينَ
İman Edenler şöyle derler: "Bütün yeminleri[1] ile senin yanında olacaklarına dair Allah'a yemin edenler bunlar mı?" İşte onların yaptığı bütün işler boşa gitti. Ve hüsrana uğrayanlar oldular.
Ve yekulullezine amenu e haulaillezine aksemu billahi cehde eymanihim innehum le meakum habitat a'maluhum fe asbahu hasirin.
Mâide 5:54
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
مَن
يَرْتَدَّ
مِنكُمْ
عَن
دِينِهِ
فَسَوْفَ
يَأْتِى
ٱللَّهُ
بِقَوْمٍ
يُحِبُّهُمْ
وَيُحِبُّونَهُٓ
أَذِلَّةٍ
عَلَى
ٱلْمُؤْمِنِينَ
أَعِزَّةٍ
عَلَى
ٱلْكَـٰفِرِينَ
يُجَـٰهِدُونَ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَلَا
يَخَافُونَ
لَوْمَةَ
لَآئِمٍ ۚ
ذَٰلِكَ
فَضْلُ
ٱللَّهِ
يُؤْتِيهِ
مَن
يَشَآءُ ۚ
وَٱللَّهُ
وَٰسِعٌ
عَلِيمٌ
Ey İman Edenler! Sizden kim dininden dönerse[1] bilsin ki Allah, Kendisinin onları sevdiği ve onların da O'nu sevdiği; Mü'minlere karşı alçak gönüllü, Kafirlere karşı izzetli,[2] Allah yolunda cihad eden, kınayıcının kınamasından korkmayan bir halk getirir. İşte bu Allah'ın fazlıdır[3] ki o fazlı dilediğine verir. Ve Allah, Yardımı Çok Kapsamlı Olan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ya eyyuhellezine amenu men yertedde minkum an dinihi fe sevfe ye'tillahu bi kavmin yuhıbbuhum ve yuhıbbunehu ezilletin alal mu'minine eizzetin alal kafirin, yucahidune fi sebilillahi ve la yehafune levmete laim zalike fadlullahi yu'tihi men yeşa vallahu vasiun alim.
Mâide 5:55
إِنَّمَا
وَلِيُّكُمُ
ٱللَّهُ
وَرَسُولُهُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱلَّذِينَ
يُقِيمُونَ
ٱلصَّلَوٰةَ
وَيُؤْتُونَ
ٱلزَّكَوٰةَ
وَهُمْ
رَٰكِعُونَ
Sizin veliniz; ancak Allah, O'nun Resul'ü ve "salatı ikame edip ruku halinde zekat yapan[1]" Mü'minlerdir.
İnnema veliyyukumullahu ve resuluhu vellezine amenullezine yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve hum rakıun.
Mâide 5:56
وَمَن
يَتَوَلَّ
ٱللَّهَ
وَرَسُولَهُ
وَٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فَإِنَّ
حِزْبَ
ٱللَّهِ
هُمُ
ٱلْغَـٰلِبُونَ
Ve kim Allah'ı ve O'nun Resul'ünü ve Mü'minleri veli edinirse, Allah'ın taraftarları onlardır. Galip gelecek olanlar da onlardır.
Ve men yetevellallahe ve resulehu vellezine amenu fe inne hızbellahi humul galibun.
Mâide 5:57
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
لَا
تَتَّخِذُوا۟
ٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
دِينَكُمْ
هُزُوًا
وَلَعِبًا
مِّنَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
مِن
قَبْلِكُمْ
وَٱلْكُفَّارَ
أَوْلِيَآءَ ۚ
وَٱتَّقُوا۟
ٱللَّهَ
إِن
كُنتُم
مُّؤْمِنِينَ
Ey İman Edenler! Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden ve Kafirlerden,[1] dininizi alay ve eğlenceye alan kimseleri veliler[2] edinmeyin. Eğer iman etmiş kimselerseniz, Allah'a karşı takvalı olun.
Ya eyyuhellezine amenu la tettehızullezinettehazu dinekum huzuven ve leiben min ellezine utul kitabe min kablikum vel kuffara evliya, vettekullahe in kuntum mu'minin.
Mâide 5:58
وَإِذَا
نَادَيْتُمْ
إِلَى
ٱلصَّلَوٰةِ
ٱتَّخَذُوهَا
هُزُوًا
وَلَعِبًا ۚ
ذَٰلِكَ
بِأَنَّهُمْ
قَوْمٌ
لَّا
يَعْقِلُونَ
Salata[1] çağrıldığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların kesinlikle aklını kullanmayan bir topluluk olmalarındandır.
Ve iza nadeytum iles salatittehazuha huzuven ve leıba zalike bi ennehum kavmun la ya'kılun.
Mâide 5:59
قُلْ
يَـٰٓأَهْلَ
ٱلْكِتَـٰبِ
هَلْ
تَنقِمُونَ
مِنَّآ
إِلَّآ
أَنْ
ءَامَنَّا
بِٱللَّهِ
وَمَآ
أُنزِلَ
إِلَيْنَا
وَمَآ
أُنزِلَ
مِن
قَبْلُ
وَأَنَّ
أَكْثَرَكُمْ
فَـٰسِقُونَ
De ki: "Ey Kitap Ehli! Allah'a, bize indirilene ve bizden önce indirilene inandığımız için mi bizden nefret ediyorsunuz? Kuşkusuz, çoğunuz fasıksınız."
Kul ya ehlel kitabi hel tenkımune minna illa en amenna billahi ve ma unzile ileyna ve ma unzile min kablu ve enne ekserekum fasıkun.
Mâide 5:60
قُلْ
هَلْ
أُنَبِّئُكُم
بِشَرٍّ
مِّن
ذَٰلِكَ
مَثُوبَةً
عِندَ
ٱللَّهِ ۚ
مَن
لَّعَنَهُ
ٱللَّهُ
وَغَضِبَ
عَلَيْهِ
وَجَعَلَ
مِنْهُمُ
ٱلْقِرَدَةَ
وَٱلْخَنَازِيرَ
وَعَبَدَ
ٱلطَّـٰغُوتَ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
شَرٌّ
مَّكَانًا
وَأَضَلُّ
عَن
سَوَآءِ
ٱلسَّبِيلِ
De ki: "Allah'ın katında ceza olarak bunlardan daha kötüsünü size haber vereyim mi? Allah'ın lanet ettiği, gazabına uğrattığı ve onlardan maymunlar,[1] domuzlar[1] ve tağuta[2] kulluk eden kimseler yapmışsa, işte bunlar, durumları bakımından en kötü olan ve doğru yoldan sapmış olanlardır."
Kul hel unebbiukum bi şerrin min zalike mesubeten ındallah men leanehullahu ve gadıbe aleyhi ve ceale min humul kıredete vel hanazire ve abedet tagut ulaike şerrun mekanen ve edallu an sevais sebil.