سورة الأنبياء
21.Enbiyâ Suresi
"Peygamberler"
112 Ayet
Enbiyâ 21:21
أَمِ
ٱتَّخَذُوٓا۟
ءَالِهَةً
مِّنَ
ٱلْأَرْضِ
هُمْ
يُنشِرُونَ
Yoksa yeryüzünde birtakım ilahlar edindiler de ölüleri onlar mı diriltecek?
Emittehazu aliheten minel ardı hum yunşirun.
Enbiyâ 21:22
لَوْ
كَانَ
فِيهِمَآ
ءَالِهَةٌ
إِلَّا
ٱللَّهُ
لَفَسَدَتَا ۚ
فَسُبْحَـٰنَ
ٱللَّهِ
رَبِّ
ٱلْعَرْشِ
عَمَّا
يَصِفُونَ
Eğer ikisinde[1] de Allah'tan başka ilahlar olsaydı, ikisi de kesinlikle fesada uğrardı. Arşın[2] Rabb'i olan Allah, onların niteledikleri şeylerden münezzehtir.[3]
Lev kane fihima alihetun illallahu le fesedeta, fe subhanallahi rabbil arşi amma yasıfun.
Enbiyâ 21:23
لَا
يُسْـَٔلُ
عَمَّا
يَفْعَلُ
وَهُمْ
يُسْـَٔلُونَ
O, yaptıklarından dolayı sorgulanamaz. Ama onlar yaptıklarının hesabını vereceklerdir.
La yus'elu amma yef'alu ve hum yus'elun.
Enbiyâ 21:24
أَمِ
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِهِٓ
ءَالِهَةً ۖ
قُلْ
هَاتُوا۟
بُرْهَـٰنَكُمْ ۖ
هَـٰذَا
ذِكْرُ
مَن
مَّعِىَ
وَذِكْرُ
مَن
قَبْلِى ۗ
بَلْ
أَكْثَرُهُمْ
لَا
يَعْلَمُونَ
ٱلْحَقَّ ۖ
فَهُم
مُّعْرِضُونَ
Yoksa O'nun yanı sıra başka ilahlar mı edindiler? De ki: "Burhanınızı getirin.[1] Bu benimle beraber olanların ve benden öncekilerin öğüdüdür." Fakat onların çoğu gerçeği bilmezler ve onlar, ondan yüz çevirenlerdir.
Emittehazu min dunihi aliheh, kul hatu burhanekum, haza zikru men maiye ve zikru men kabli, bel ekseruhum la ya'lemunel hakka fehum mu'ridun.
Enbiyâ 21:25
وَمَآ
أَرْسَلْنَا
مِن
قَبْلِكَ
مِن
رَّسُولٍ
إِلَّا
نُوحِىٓ
إِلَيْهِ
أَنَّهُ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّآ
أَنَا۠
فَٱعْبُدُونِ
Senden önce hiçbir Resul göndermedik ki, kendisine, "Benden başka ilah yoktur. Onun için Bana kulluk[1] edin." diye vahyetmiş olmayalım.
Ve ma erselna min kablike min resulin illa nuhi ileyhi ennehu la ilahe illa ene fa'budun.
Enbiyâ 21:28
يَعْلَمُ
مَا
بَيْنَ
أَيْدِيهِمْ
وَمَا
خَلْفَهُمْ
وَلَا
يَشْفَعُونَ
إِلَّا
لِمَنِ
ٱرْتَضَىٰ
وَهُم
مِّنْ
خَشْيَتِهِ
مُشْفِقُونَ
Allah, onların bütün yapıp ettiklerini bilir. Ve onlar, rızasına ermiş olanlardan başkasına şefaat[1] edemezler. Onlar, O'na duydukları derin saygıdan titrerler.
Ya'lemu ma beyne eydihim ve ma halfehum ve la yeşfeune illa li menirteda ve hum min haşyetihi muşfikun.
Enbiyâ 21:29
وَمَن
يَقُلْ
مِنْهُمْ
إِنِّىٓ
إِلَـٰهٌ
مِّن
دُونِهِ
فَذَٰلِكَ
نَجْزِيهِ
جَهَنَّمَ ۚ
كَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Onlardan kim, "O'nun yanı sıra ben de ilahım." derse, işte o zaman onu Cehennem'le cezalandırırız. Biz, zalimleri böyle cezalandırırız.
Ve men yekul minhum inni ilahun min dunihi fe zalike neczihi cehennem, kezalike necziz zalimin.
Enbiyâ 21:30
أَوَلَمْ
يَرَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
أَنَّ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
كَانَتَا
رَتْقًا
فَفَتَقْنَـٰهُمَا ۖ
وَجَعَلْنَا
مِنَ
ٱلْمَآءِ
كُلَّ
شَىْءٍ
حَىٍّ ۖ
أَفَلَا
يُؤْمِنُونَ
Kafirler;[1] görmüyorlar mı[2] gökler ve yer bitişikti? Biz onları ayırdık. Suyu hayat kaynağı kıldık. Buna rağmen hala inanmıyorlar mı?
E ve lem yerellezine keferu ennes semavati vel arda kaneta retkan fe fetaknahuma, ve cealna minel mai kulle şey'in hayy, e fe la yu'minun.
Enbiyâ 21:31
وَجَعَلْنَا
فِى
ٱلْأَرْضِ
رَوَٰسِىَ
أَن
تَمِيدَ
بِهِمْ
وَجَعَلْنَا
فِيهَا
فِجَاجًا
سُبُلًا
لَّعَلَّهُمْ
يَهْتَدُونَ
Ve Biz, onları sarsmasın diye yeryüzüne ağır baskılar yerleştirdik. Orada yol bulmaları için geçitler yaptık.
Ve cealna fil ardı revasiye en temide bihim ve cealna fiha ficacen subulen leallehum yehtedun.
Enbiyâ 21:33
وَهُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَ
ٱلَّيْلَ
وَٱلنَّهَارَ
وَٱلشَّمْسَ
وَٱلْقَمَرَ ۖ
كُلٌّ
فِى
فَلَكٍ
يَسْبَحُونَ
Geceyi ve gündüzü, Güneş'i ve Ay'ı yaratan O'dur. Onların her biri kendi yörüngesinde yüzmektedir.
Ve huvellezi halakal leyle ven nehare veş şemse vel kamer, kullun fi felekin yesbehun.
Enbiyâ 21:34
وَمَا
جَعَلْنَا
لِبَشَرٍ
مِّن
قَبْلِكَ
ٱلْخُلْدَ ۖ
أَفَإِي۟ن
مِّتَّ
فَهُمُ
ٱلْخَـٰلِدُونَ
Biz, senden önce de hiçbir beşeri ölümsüz kılmadık. Sen öleceksin de onlar süresiz mi yaşayacaklar?
Ve ma cealna li beşerin min kablikel huld, e fe in mitte fe humul halidun.
Enbiyâ 21:35
كُلُّ
نَفْسٍ
ذَآئِقَةُ
ٱلْمَوْتِ ۗ
وَنَبْلُوكُم
بِٱلشَّرِّ
وَٱلْخَيْرِ
فِتْنَةً ۖ
وَإِلَيْنَا
تُرْجَعُونَ
Her nefs[1] ölümü tadıcıdır. Sizi sınav olarak, iyilik ve kötülükle sınarız. Ve siz, yalnız Bize döndürüleceksiniz.
Kullu nefsin zaikatul mevt, ve neblukum biş şerri vel hayri fitneh, ve ileyna turceun.
Enbiyâ 21:36
وَإِذَا
رَءَاكَ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوٓا۟
إِن
يَتَّخِذُونَكَ
إِلَّا
هُزُوًا
أَهَـٰذَا
ٱلَّذِى
يَذْكُرُ
ءَالِهَتَكُمْ
وَهُم
بِذِكْرِ
ٱلرَّحْمَـٰنِ
هُمْ
كَـٰفِرُونَ
Ve Kafirler seni gördükleri zaman: "İlahlarınızı zikreden[1] bu mu?" diye alaya alıyorlar. Onlar, Rahman'ın zikrini[2] küfredenlerdir.[3]
Ve iza reakellezine keferu in yettehızuneke illa huzuva, e hazellezi yezkuru alihetekum, ve hum bi zikrir rahmani hum kafirun.
Enbiyâ 21:38
وَيَقُولُونَ
مَتَىٰ
هَـٰذَا
ٱلْوَعْدُ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
"Eğer doğru söyleyenlerdenseniz bu uyarı ne zaman gerçekleşecek?" diyorlar.
Ve yekulune meta hazel va'du in kuntum sadıkin.
Enbiyâ 21:39
لَوْ
يَعْلَمُ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
حِينَ
لَا
يَكُفُّونَ
عَن
وُجُوهِهِمُ
ٱلنَّارَ
وَلَا
عَن
ظُهُورِهِمْ
وَلَا
هُمْ
يُنصَرُونَ
Kafirler, kendilerini her yönden saracak ateşi savamayacakları ve yardımsız kalacakları zamanı ah bir bilselerdi!
Lev ya'lemullezine keferu hine la yekuffune an vucuhihimun nare ve la an zuhurihim ve la hum yunsarun.
Enbiyâ 21:40
بَلْ
تَأْتِيهِم
بَغْتَةً
فَتَبْهَتُهُمْ
فَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
رَدَّهَا
وَلَا
هُمْ
يُنظَرُونَ
Aslında, onlara ansızın gelecek ve onları şaşkına çevirecek. Artık onu geri çevirmeye güçleri yetmeyecek ve onlara süre de verilmeyecek.
Bel te'tihim bagteten fe tebhetuhum fe la yesteti'une reddeha ve la hum yunzarun.