سورة الأنبياء
21.Enbiyâ Suresi
"Peygamberler"
112 Ayet
Enbiyâ 21:103
لَا
يَحْزُنُهُمُ
ٱلْفَزَعُ
ٱلْأَكْبَرُ
وَتَتَلَقَّىٰهُمُ
ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
هَـٰذَا
يَوْمُكُمُ
ٱلَّذِى
كُنتُمْ
تُوعَدُونَ
O en büyük dehşet, onları kaygılandırmayacak. Ve melekler, "İşte bu, size söz verilen gününüzdür." diye onları karşılayacaklar.
La yahzunuhumul fezeul ekberu ve tetelakkahumul melaikeh, haza yevmukumullezi kuntum tuadun.
Enbiyâ 21:104
يَوْمَ
نَطْوِى
ٱلسَّمَآءَ
كَطَىِّ
ٱلسِّجِلِّ
لِلْكُتُبِ ۚ
كَمَا
بَدَأْنَآ
أَوَّلَ
خَلْقٍ
نُّعِيدُهُ ۚ
وَعْدًا
عَلَيْنَآ ۚ
إِنَّا
كُنَّا
فَـٰعِلِينَ
O gün, kitap sayfalarını dürer gibi göğü düreriz. Onu[1] ilk yarattığımız gibi yeniden yaratacağız. Bu Bizim katımızdan verilmiş bir sözdür. Kuşkusuz sözümüzü yerine getiririz.
Yevme natvis semae ke tayyis sicilli lil kutub, kema bede'na evvele halkın nuiduh, va'den aleyna, inna kunna faılin.
Enbiyâ 21:105
وَلَقَدْ
كَتَبْنَا
فِى
ٱلزَّبُورِ
مِن
بَعْدِ
ٱلذِّكْرِ
أَنَّ
ٱلْأَرْضَ
يَرِثُهَا
عِبَادِىَ
ٱلصَّـٰلِحُونَ
Ve ant olsun ki Biz, zikirden[1] sonra zeburda[2], arza[3] salih[4] kullarımızın varis olacağını yazdık.
Ve lekad ketebna fiz zeburi min ba'diz zikri ennel arda yerisuha ıbadiyes salihun.
Enbiyâ 21:106
إِنَّ
فِى
هَـٰذَا
لَبَلَـٰغًا
لِّقَوْمٍ
عَـٰبِدِينَ
Bunda kulluk eden bir toplum için açık bir duyuru vardır.
İnne fi haza le belagan li kavmin abidin.
Enbiyâ 21:107
وَمَآ
أَرْسَلْنَـٰكَ
إِلَّا
رَحْمَةً
لِّلْعَـٰلَمِينَ
Biz, seni bütün insanlık için sadece bir rahmet olarak gönderdik.
Ve ma erselnake illa rahmeten lil alemin.
Enbiyâ 21:108
قُلْ
إِنَّمَا
يُوحَىٰٓ
إِلَىَّ
أَنَّمَآ
إِلَـٰهُكُمْ
إِلَـٰهٌ
وَٰحِدٌ ۖ
فَهَلْ
أَنتُم
مُّسْلِمُونَ
De ki: "Bana, sizin ilahınızın ancak tek bir ilah olduğu vahyolundu. Artık O'na teslim olacak mısınız?"
Kul innema yuha ileyye ennema ilahukum ilahun vahid, fe hel entum muslimun.
Enbiyâ 21:109
فَإِن
تَوَلَّوْا۟
فَقُلْ
ءَاذَنتُكُمْ
عَلَىٰ
سَوَآءٍ ۖ
وَإِنْ
أَدْرِىٓ
أَقَرِيبٌ
أَم
بَعِيدٌ
مَّا
تُوعَدُونَ
Buna rağmen yüz çevirirlerse, o zaman de ki: "Herkese eşit olarak duyurdum. Söz verilen şey yakın mı uzak mı orasını bilmiyorum!"
Fe in tevellev fe kul azentukum ala seva', ve in edri e karibun em baidun ma tuadun.
Enbiyâ 21:110
إِنَّهُ
يَعْلَمُ
ٱلْجَهْرَ
مِنَ
ٱلْقَوْلِ
وَيَعْلَمُ
مَا
تَكْتُمُونَ
"O, açıkça söylenen sözleri de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
İnnehu ya'lemul cehre minel kavli ve ya'lemu ma tektumun.
Enbiyâ 21:112
قَـٰلَ
رَبِّ
ٱحْكُم
بِٱلْحَقِّ ۗ
وَرَبُّنَا
ٱلرَّحْمَـٰنُ
ٱلْمُسْتَعَانُ
عَلَىٰ
مَا
تَصِفُونَ
Dedi ki: "Rabb'im! Aramızda Hakk ile hükmet. Ve Rabb'imiz, yakıştırmalarınıza karşı yardım istenecek Rahman'dır.[1]"
Kale rabbıhkum bil hakk, ve rabbuner rahmanul musteanu ala ma tasıfun.