سورة الأنعام
6.En'âm Suresi
"Büyükbaş Hayvanlar"
165 Ayet
En'âm 6:121
وَلَا
تَأْكُلُوا۟
مِمَّا
لَمْ
يُذْكَرِ
ٱسْمُ
ٱللَّهِ
عَلَيْهِ
وَإِنَّهُ
لَفِسْقٌ ۗ
وَإِنَّ
ٱلشَّيَـٰطِينَ
لَيُوحُونَ
إِلَىٰٓ
أَوْلِيَآئِهِمْ
لِيُجَـٰدِلُوكُمْ ۖ
وَإِنْ
أَطَعْتُمُوهُمْ
إِنَّكُمْ
لَمُشْرِكُونَ
Üzerine Allah'ın adı anılmayanlardan yemeyin. Çünkü o fısktır.[1] Şeytanlar kendi evliyasına[2] sizinle mücadele etmelerini vahyederler,[3] eğer onlara uyarsanız kuşkusuz siz de Müşriklerden olursunuz.
Ve la te'kulu mimma lem yuzkerismullahi aleyhi ve innehu le fısk, ve inneş şeyatine le yuhune ila evliyaihim li yucadilukum ve in eta'tumuhum innekum le muşrikun.
En'âm 6:122
أَوَمَن
كَانَ
مَيْتًا
فَأَحْيَيْنَـٰهُ
وَجَعَلْنَا
لَهُ
نُورًا
يَمْشِى
بِهِ
فِى
ٱلنَّاسِ
كَمَن
مَّثَلُهُ
فِى
ٱلظُّلُمَـٰتِ
لَيْسَ
بِخَارِجٍ
مِّنْهَا ۚ
كَذَٰلِكَ
زُيِّنَ
لِلْكَـٰفِرِينَ
مَا
كَانُوا۟
يَعْمَلُونَ
Ölü iken[1] dirilttiğimiz;[1] ona, insanlar arasında, onunla yürüyeceği bir nur[2] verdiğimiz bir kimse; karanlıklar içinde kalıp bir türlü çıkamayan kimse gibi olur mu? Kafirlerin yaptıkları, kendilerine sevimli gösterildi.
E ve men kane meyten fe ahyeynahu ve cealna lehu nuren yemşi bihi fin nasi ke men meseluhu fiz zulumati leyse bi haricin minha, kezalike zuyyine lil kafirine ma kanu ya'melun.
En'âm 6:123
وَكَذَٰلِكَ
جَعَلْنَا
فِى
كُلِّ
قَرْيَةٍ
أَكَـٰبِرَ
مُجْرِمِيهَا
لِيَمْكُرُوا۟
فِيهَا ۖ
وَمَا
يَمْكُرُونَ
إِلَّا
بِأَنفُسِهِمْ
وَمَا
يَشْعُرُونَ
Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.
Ve kezalike cealna fi kulli karyetin ekabire mucrimiha li yemkuru fiha, ve ma yemkurune illa bi enfusihim ve ma yeş'urun.
En'âm 6:124
وَإِذَا
جَآءَتْهُمْ
ءَايَةٌ
قَالُوا۟
لَن
نُّؤْمِنَ
حَتَّىٰ
نُؤْتَىٰ
مِثْلَ
مَآ
أُوتِىَ
رُسُلُ
ٱللَّهِ ۘ
ٱللَّهُ
أَعْلَمُ
حَيْثُ
يَجْعَلُ
رِسَالَتَهُ ۗ
سَيُصِيبُ
ٱلَّذِينَ
أَجْرَمُوا۟
صَغَارٌ
عِندَ
ٱللَّهِ
وَعَذَابٌ
شَدِيدٌ
بِمَا
كَانُوا۟
يَمْكُرُونَ
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın Resul'üne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız." derler. Allah, Resul'lük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.
Ve iza caethum ayetun kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye rusulullah, allahu a'lemu haysu yec'alu risaleteh, seyusibullezine ecremu sagarun indallahi ve azabun şedidun bima kanu yemkurun.
En'âm 6:125
فَمَن
يُرِدِ
ٱللَّهُ
أَن
يَهْدِيَهُ
يَشْرَحْ
صَدْرَهُ
لِلْإِسْلَـٰمِ ۖ
وَمَن
يُرِدْ
أَن
يُضِلَّهُ
يَجْعَلْ
صَدْرَهُ
ضَيِّقًا
حَرَجًا
كَأَنَّمَا
يَصَّعَّدُ
فِى
ٱلسَّمَآءِ ۚ
كَذَٰلِكَ
يَجْعَلُ
ٱللَّهُ
ٱلرِّجْسَ
عَلَى
ٱلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Allah, kim hidayeti hak ederse[1] onun kalbini İslam'a açar; kime de sapkınlığı hak ederse[1] göğe çıkmaya çalışıyormuşçasına kalbini daraltır, sıkar. Allah, iman etmeyenleri işte böyle sıkıntı içinde bırakır.
Fe men yuridillahu en yehdiyehu yeşrah sadrehu lil islam, ve men yurid en yudıllehu yec'al sadrehu dayyikan haracen, ke ennema yassa'adu fis semai, kezalike yec'alullahur ricse alallezine la yu'minun.
En'âm 6:126
وَهَـٰذَا
صِرَٰطُ
رَبِّكَ
مُسْتَقِيمًا ۗ
قَدْ
فَصَّلْنَا
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لِقَوْمٍ
يَذَّكَّرُونَ
Rabb'inin dosdoğru yolu işte budur. Gerçekten öğüt alan bir halk için ayetleri ayrıntılı olarak açıkladık.
Ve haza sıratu rabbike mustekim, kad fassalnal ayati li kavmin yezzekkerun.
En'âm 6:128
وَيَوْمَ
يَحْشُرُهُمْ
جَمِيعًا
يَـٰمَعْشَرَ
ٱلْجِنِّ
قَدِ
ٱسْتَكْثَرْتُم
مِّنَ
ٱلْإِنسِ ۖ
وَقَالَ
أَوْلِيَآؤُهُم
مِّنَ
ٱلْإِنسِ
رَبَّنَا
ٱسْتَمْتَعَ
بَعْضُنَا
بِبَعْضٍ
وَبَلَغْنَآ
أَجَلَنَا
ٱلَّذِىٓ
أَجَّلْتَ
لَنَا ۚ
قَالَ
ٱلنَّارُ
مَثْوَىٰكُمْ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَآ
إِلَّا
مَا
شَآءَ
ٱللَّهُ ۗ
إِنَّ
رَبَّكَ
حَكِيمٌ
عَلِيمٌ
Hepsini bir araya topladığı gün: "Ey cinn[1] topluluğu! İnsten[1] çoğaldınız![2] Onların insten evliyası[3] da "Ey Rabb'imiz! Biz, birbirimizden yararlandık. Ve bizim için belirlediğin sürenin sonuna ulaştık." derler. "Ateş, varacağınız yerdir. Allah'ın dilemesi hariç orada devamlı kalacaksınız." der. Kuşkusuz Rabb'in En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve yevme yahşuruhum cemia, ya ma'şerel cinni kadisteksertum minel ins ve kale evliyauhum minel insi rabbenestemtea ba'duna biba'dın ve belagna ecelenellezi eccelte lena, kalen naru mesvakum halidine fiha illa ma şaallahu, inne rabbeke hakimun alim.
En'âm 6:130
يَـٰمَعْشَرَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
أَلَمْ
يَأْتِكُمْ
رُسُلٌ
مِّنكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
ءَايَـٰتِى
وَيُنذِرُونَكُمْ
لِقَآءَ
يَوْمِكُمْ
هَـٰذَا ۚ
قَالُوا۟
شَهِدْنَا
عَلَىٰٓ
أَنفُسِنَا ۖ
وَغَرَّتْهُمُ
ٱلْحَيَوٰةُ
ٱلدُّنْيَا
وَشَهِدُوا۟
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ
أَنَّهُمْ
كَانُوا۟
كَـٰفِرِينَ
"Ey cinn ve ins[1] topluluğu! İçinizden, size ayetlerimi aktaran ve bugünle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran Resuller gelmedi mi?" "Kendi aleyhimize tanığız" derler. Dünya hayatı onları aldattı, kendilerinin Kafirler[2] olduklarına tanıklık ettiler.
Ya ma'şerel cinni vel insi e lem ye'tikum rusulun minkum yakussune aleykum ayati ve yunzirunekum likae yevmikum haza, kalu şehidna ala enfusina ve garrethumul hayatud dunya ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.
En'âm 6:131
ذَٰلِكَ
أَن
لَّمْ
يَكُن
رَّبُّكَ
مُهْلِكَ
ٱلْقُرَىٰ
بِظُلْمٍ
وَأَهْلُهَا
غَـٰفِلُونَ
Gerçek şu ki: Rabb'in, gerçeklerden habersiz bir beldenin halkını haksız yere asla yok etmez.
Zalike en lem yekun rabbuke muhlikel kura bi zulmin ve ehluha gafilun.
En'âm 6:132
وَلِكُلٍّ
دَرَجَـٰتٌ
مِّمَّا
عَمِلُوا۟ ۚ
وَمَا
رَبُّكَ
بِغَـٰفِلٍ
عَمَّا
يَعْمَلُونَ
Herkesin yaptığı işe göre derecesi vardır. Rabb'in onların yaptıklarından habersiz değildir.
Ve li kullin derecatun mimma amilu, ve ma rabbukebi gafilin amma ya'melun.
En'âm 6:133
وَرَبُّكَ
ٱلْغَنِىُّ
ذُو
ٱلرَّحْمَةِ ۚ
إِن
يَشَأْ
يُذْهِبْكُمْ
وَيَسْتَخْلِفْ
مِن
بَعْدِكُم
مَّا
يَشَآءُ
كَمَآ
أَنشَأَكُم
مِّن
ذُرِّيَّةِ
قَوْمٍ
ءَاخَرِينَ
Rabb'in Hiçbir Şeye Muhtaç Olmayan'dır, Rahmeti Bol Olan'dır. Eğer dilerse sizi yok edip, yerinize dilediğini getirir. Tıpkı sizi başka toplumların soyundan var ettiği gibi.
Ve rabbukel ganiyyu zur rahmeh, in yeşe' yuzhibkum ve yestahlif min ba'dikum ma yeşau kema enşeekum min zurriyyeti kavmin aharin.
En'âm 6:134
إِنَّ
مَا
تُوعَدُونَ
لَـَٔاتٍ ۖ
وَمَآ
أَنتُم
بِمُعْجِزِينَ
Size yapılan uyarı kesinlikle yerine gelecektir. Siz bunu önleyemezsiniz.
İnne ma tuadune le atin ve ma entum bi mu'cizin.
En'âm 6:135
قُلْ
يَـٰقَوْمِ
ٱعْمَلُوا۟
عَلَىٰ
مَكَانَتِكُمْ
إِنِّى
عَامِلٌ ۖ
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
مَن
تَكُونُ
لَهُ
عَـٰقِبَةُ
ٱلدَّارِ ۗ
إِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
De ki: "Ey halkım! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. İleride göreceksiniz! Son yurt kimin olacak?" Kuşkusuz zalimler kurtuluşa eremezler.
Kul ya kavmi'melu ala ma kanetikum inni amil, fe sevfe ta'lemune men tekunu lehu akıbetud dar, innehu la yuflihuz zalimun.
En'âm 6:136
وَجَعَلُوا۟
لِلَّهِ
مِمَّا
ذَرَأَ
مِنَ
ٱلْحَرْثِ
وَٱلْأَنْعَـٰمِ
نَصِيبًا
فَقَالُوا۟
هَـٰذَا
لِلَّهِ
بِزَعْمِهِمْ
وَهَـٰذَا
لِشُرَكَآئِنَا ۖ
فَمَا
كَانَ
لِشُرَكَآئِهِمْ
فَلَا
يَصِلُ
إِلَى
ٱللَّهِ ۖ
وَمَا
كَانَ
لِلَّهِ
فَهُوَ
يَصِلُ
إِلَىٰ
شُرَكَآئِهِمْ ۗ
سَآءَ
مَا
يَحْكُمُونَ
Allah'ın var ettiği ziraat ürünlerinden ve hayvanlardan, O'na bir pay ayırıp, zanlarınca: "Bu Allah'a, bu da ortaklarımızadır." dediler. Ortakları için ayrılan, Allah'a ulaşmıyor, Allah için ayrılan, ortaklarına ulaşıyor.[1] Ne kötü hüküm veriyorlar.
Ve cealu lillahi mimma zeree minel harsi vel en'ami nasibenfe kalu haza lillahi bi za'mihim ve haza li şurekaina, fe ma kane li şurekaihim fe la yasılu ilallahi ve ma kane lillahi fe huve yasilu ila şurekaihim, sae ma yahkumun.
En'âm 6:137
وَكَذَٰلِكَ
زَيَّنَ
لِكَثِيرٍ
مِّنَ
ٱلْمُشْرِكِينَ
قَتْلَ
أَوْلَـٰدِهِمْ
شُرَكَآؤُهُمْ
لِيُرْدُوهُمْ
وَلِيَلْبِسُوا۟
عَلَيْهِمْ
دِينَهُمْ ۖ
وَلَوْ
شَآءَ
ٱللَّهُ
مَا
فَعَلُوهُ ۖ
فَذَرْهُمْ
وَمَا
يَفْتَرُونَ
Böylece ortakları,[1] Müşriklerden çoğuna evlatlarını öldürmeyi[2] hoş gösterdiler.[3] Hem onları mahvetmek hem de dinlerini karmakarışık etmek için. Eğer Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Öyleyse onları uydurduklarıyla baş başa bırak.
Ve kezalike zeyyene li kesirin minel muşrikine katle evladihim şurekauhum li yurduhum ve li yelbisu aleyhim dinehum, ve lev şaellahu ma fealuhu fe zerhum ve ma yefterun.
En'âm 6:138
وَقَالُوا۟
هَـٰذِهِٓ
أَنْعَـٰمٌ
وَحَرْثٌ
حِجْرٌ
لَّا
يَطْعَمُهَآ
إِلَّا
مَن
نَّشَآءُ
بِزَعْمِهِمْ
وَأَنْعَـٰمٌ
حُرِّمَتْ
ظُهُورُهَا
وَأَنْعَـٰمٌ
لَّا
يَذْكُرُونَ
ٱسْمَ
ٱللَّهِ
عَلَيْهَا
ٱفْتِرَآءً
عَلَيْهِ ۚ
سَيَجْزِيهِم
بِمَا
كَانُوا۟
يَفْتَرُونَ
Kendi zanlarınca: "Bu davarlar ve ekinler dokunulmazdır. Onları dilediklerimizden[1] başkası yiyemez. Şu davarların da sırtları haram edilmiştir.[2]" derler. O'na karşı iftira ederek bir kısım davarların da üzerine Allah'ın adını anmazlar. O, iftiraları yüzünden, Allah onları iftiraları ile cezalandıracaktır.
Ve kalu hazihi en'amun ve harsun hicrun la yat'amuha illa men neşau bi za'mihim ve en'amun hurrimet zuhuruha ve en'amun la yezkurunesmallahi aleyhaftiraen aleyh se yeczihim bima kanu yefterun.
En'âm 6:139
وَقَالُوا۟
مَا
فِى
بُطُونِ
هَـٰذِهِ
ٱلْأَنْعَـٰمِ
خَالِصَةٌ
لِّذُكُورِنَا
وَمُحَرَّمٌ
عَلَىٰٓ
أَزْوَٰجِنَا ۖ
وَإِن
يَكُن
مَّيْتَةً
فَهُمْ
فِيهِ
شُرَكَآءُ ۚ
سَيَجْزِيهِمْ
وَصْفَهُمْ ۚ
إِنَّهُ
حَكِيمٌ
عَلِيمٌ
"Bu davarların karınlarında bulunanlar yalnızca erkeklerimize ait olup, kadınlarımıza haram kılınmıştır. Eğer ölü doğarsa o zaman herkes onda ortaktır." dediler. Bu nitelendirmelerinin cezasını görecekler. O, En İyi Hüküm Veren'dir, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve kalu ma fi butuni hazihil en'ami halisatun li zukurina ve muharremun ala ezvacina, ve in yekun meyteten fe hum fihi şurekau, se yeczihim vasfehum, innehu hakimun alim.
En'âm 6:140
قَدْ
خَسِرَ
ٱلَّذِينَ
قَتَلُوٓا۟
أَوْلَـٰدَهُمْ
سَفَهًا
بِغَيْرِ
عِلْمٍ
وَحَرَّمُوا۟
مَا
رَزَقَهُمُ
ٱللَّهُ
ٱفْتِرَآءً
عَلَى
ٱللَّهِ ۚ
قَدْ
ضَلُّوا۟
وَمَا
كَانُوا۟
مُهْتَدِينَ
Bir bilgiye dayanmadan, akılsızca çocuklarını öldürenler ve Allah'ın rızık olarak verdiklerini, Allah adına iftira ederek haram sayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Gerçekten onlar sapkınlaşmışlar ve doğru yolu bulamamışlardır.
Kad hasirellezine katelu evladehum sefehan bi gayri ilmin ve harremu ma rezekahumullahuftiraen alallah, kad dallu ve ma kanu muhtedin.