Böylece her kentin ileri gelenlerini, aldatmalarından ötürü oranın suçluları yaptık. Onlar kendilerinden başkasını aldatmıyorlar ama bunun bilincinde değiller.
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
جَعَلْنَا
yaptık
فِى
كُلِّ
her
قَرْيَةٍ
kentin
أَكَـٰبِرَ
büyüklerini
مُجْرِمِيهَا
(oranın) suçluları
لِيَمْكُرُوا۟
tuzak kursunlar diye
فِيهَا ۖ
orada
وَمَا
(oysa)
يَمْكُرُونَ
onlar tuzak kurmazlar
إِلَّا
başkasına
بِأَنفُسِهِمْ
kendilerinden
وَمَا
يَشْعُرُونَ
ama farkında değillerdir
Ve kezalike cealna fi kulli karyetin ekabire mucrimiha li yemkuru fiha, ve ma yemkurune illa bi enfusihim ve ma yeş'urun.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kezalike
|
ve böylece | - |
| 2 |
cealna
|
yaptık | جعل |
| 3 |
fi
|
- | |
| 4 |
kulli
|
her | كلل |
| 5 |
karyetin
|
kentin | قري |
| 6 |
ekabira
|
büyüklerini | كبر |
| 7 |
mucrimiha
|
(oranın) suçluları | جرم |
| 8 |
liyemkuru
|
tuzak kursunlar diye | مكر |
| 9 |
fiha
|
orada | - |
| 10 |
ve ma
|
(oysa) | - |
| 11 |
yemkurune
|
onlar tuzak kurmazlar | مكر |
| 12 |
illa
|
başkasına | - |
| 13 |
bienfusihim
|
kendilerinden | نفس |
| 14 |
ve ma
|
- | |
| 15 |
yeş'urune
|
ama farkında değillerdir | شعر |