Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın Resul'üne verilenin benzeri bize de verilmedikçe asla inanmayız." derler. Allah, Resul'lük görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Suç işleyenlere, yaptıkları aldatmalar yüzünden, Allah katında bir aşağılanma ve şiddetli bir azap vardır.
وَإِذَا
ve zaman
جَآءَتْهُمْ
onlara geldiği
ءَايَةٌ
bir ayet
قَالُوا۟
dediler
لَن
نُّؤْمِنَ
kat'iyyen inanmayız
حَتَّىٰ
kadar
نُؤْتَىٰ
bize verilinceye
مِثْلَ
aynısı
مَآ
أُوتِىَ
verilenin
رُسُلُ
elçilerine
ٱللَّهِ ۘ
Allah'ın
ٱللَّهُ
Allah
أَعْلَمُ
daha iyi bilir
حَيْثُ
yeri
يَجْعَلُ
koyacağı
رِسَالَتَهُ ۗ
mesajını
سَيُصِيبُ
erişecektir
ٱلَّذِينَ
kimselere
أَجْرَمُوا۟
suç işleyen(lere)
صَغَارٌ
bir aşağılık
عِندَ
katında
ٱللَّهِ
Allah
وَعَذَابٌ
ve bir azab
شَدِيدٌ
çetin
بِمَا
karşı
كَانُوا۟
(yaptıkları)
يَمْكُرُونَ
hilelerine
Ve iza caethum ayetun kalu len nu'mine hatta nu'ta misle ma utiye rusulullah, allahu a'lemu haysu yec'alu risaleteh, seyusibullezine ecremu sagarun indallahi ve azabun şedidun bima kanu yemkurun.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iza
|
ve zaman | - |
| 2 |
ca'ethum
|
onlara geldiği | جيا |
| 3 |
ayetun
|
bir ayet | ايي |
| 4 |
kalu
|
dediler | قول |
| 5 |
len
|
- | |
| 6 |
nu'mine
|
kat'iyyen inanmayız | امن |
| 7 |
hatta
|
kadar | - |
| 8 |
nu'ta
|
bize verilinceye | اتي |
| 9 |
misle
|
aynısı | مثل |
| 10 |
ma
|
- | |
| 11 |
utiye
|
verilenin | اتي |
| 12 |
rusulu
|
elçilerine | رسل |
| 13 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 14 |
llahu
|
Allah | - |
| 15 |
ea'lemu
|
daha iyi bilir | علم |
| 16 |
haysu
|
yeri | حيث |
| 17 |
yec'alu
|
koyacağı | جعل |
| 18 |
risaletehu
|
mesajını | رسل |
| 19 |
seyusibu
|
erişecektir | صوب |
| 20 |
ellezine
|
kimselere | - |
| 21 |
ecramu
|
suç işleyen(lere) | جرم |
| 22 |
sagarun
|
bir aşağılık | صغر |
| 23 |
inde
|
katında | عند |
| 24 |
llahi
|
Allah | - |
| 25 |
ve azabun
|
ve bir azab | عذب |
| 26 |
şedidun
|
çetin | شدد |
| 27 |
bima
|
karşı | - |
| 28 |
kanu
|
(yaptıkları) | كون |
| 29 |
yemkurune
|
hilelerine | مكر |