سورة الأعراف
7.A'râf Suresi
"Yüksek Yerler"
206 Ayet
A'râf 7:21
وَقَاسَمَهُمَآ
إِنِّى
لَكُمَا
لَمِنَ
ٱلنَّـٰصِحِينَ
Ve ikisine: "Ben gerçekten ikinizin de iyiliğini istemekteyim." diye yemin etti.
Ve kasemehuma inni lekuma le minen nasıhin.
A'râf 7:22
فَدَلَّىٰهُمَا
بِغُرُورٍ ۚ
فَلَمَّا
ذَاقَا
ٱلشَّجَرَةَ
بَدَتْ
لَهُمَا
سَوْءَٰتُهُمَا
وَطَفِقَا
يَخْصِفَانِ
عَلَيْهِمَا
مِن
وَرَقِ
ٱلْجَنَّةِ ۖ
وَنَادَىٰهُمَا
رَبُّهُمَآ
أَلَمْ
أَنْهَكُمَا
عَن
تِلْكُمَا
ٱلشَّجَرَةِ
وَأَقُل
لَّكُمَآ
إِنَّ
ٱلشَّيْطَـٰنَ
لَكُمَا
عَدُوٌّ
مُّبِينٌ
Böylece ikisini aldatıp baştan çıkardı. O ağaçtan tadınca,[1] çirkinlikleri açığa çıktı.[2] Cennet yapraklarını[3] üst üste koyup örtünmeye başladılar.[4] Rabb'leri onlara: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi? Bu şeytan size apaçık bir düşmandır demedim mi?" diye seslendi.
Fedellahuma bi gurur, fe lemma zakaş şecerete bedet lehuma sev'atuhuma ve tafika yahsıfani aleyhima min varakıl cenneh, ve nadahuma rabbuhuma e lem enhekuma an tilkumeş şecereti ve ekul lekuma inneş şeytane lekuma aduvvun mubin.
A'râf 7:23
قَالَا
رَبَّنَا
ظَلَمْنَآ
أَنفُسَنَا
وَإِن
لَّمْ
تَغْفِرْ
لَنَا
وَتَرْحَمْنَا
لَنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
"Ey Rabb'imiz! Biz, kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve merhamet etmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz." dediler.
Kala rabbena zalemna enfusena ve in lem tagfirlena ve terhamna le nekunenne minel hasirin.
A'râf 7:24
قَالَ
ٱهْبِطُوا۟
بَعْضُكُمْ
لِبَعْضٍ
عَدُوٌّ ۖ
وَلَكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
مُسْتَقَرٌّ
وَمَتَـٰعٌ
إِلَىٰ
حِينٍ
"Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin." dedi. Yeryüzünde, size belli bir süreye kadar yerleşme ve yararlanma imkanı vardır." dedi.
Kalehbitu ba'dukum li ba'dın aduvv, ve lekum fil'ardı mustekarrun ve metaun ila hin.
A'râf 7:25
قَالَ
فِيهَا
تَحْيَوْنَ
وَفِيهَا
تَمُوتُونَ
وَمِنْهَا
تُخْرَجُونَ
De ki: "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve oradan çıkarılacaksınız."
Kale fiha tahyevne ve fiha temutune ve minha tuhrecun.
A'râf 7:26
يَـٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
قَدْ
أَنزَلْنَا
عَلَيْكُمْ
لِبَاسًا
يُوَٰرِى
سَوْءَٰتِكُمْ
وَرِيشًا ۖ
وَلِبَاسُ
ٱلتَّقْوَىٰ
ذَٰلِكَ
خَيْرٌ ۚ
ذَٰلِكَ
مِنْ
ءَايَـٰتِ
ٱللَّهِ
لَعَلَّهُمْ
يَذَّكَّرُونَ
Ey Ademoğulları! Cesetlerinizi[1] örtecek ve sizi süsleyecek libas[2] indirdik.[3] Takva libası[4] ise daha hayırlıdır. İşte bu Allah'ın ayetlerindendir. Umulur ki düşünüp öğüt alırlar.
Ya beni ademe kad enzelna aleykum libasen yuvari sev'atikum ve rişa ve libasut takva zalike hayr, zalike min ayatillahi leallehum yezzekkerun.
A'râf 7:27
يَـٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
لَا
يَفْتِنَنَّكُمُ
ٱلشَّيْطَـٰنُ
كَمَآ
أَخْرَجَ
أَبَوَيْكُم
مِّنَ
ٱلْجَنَّةِ
يَنزِعُ
عَنْهُمَا
لِبَاسَهُمَا
لِيُرِيَهُمَا
سَوْءَٰتِهِمَآ ۗ
إِنَّهُ
يَرَىٰكُمْ
هُوَ
وَقَبِيلُهُ
مِنْ
حَيْثُ
لَا
تَرَوْنَهُمْ ۗ
إِنَّا
جَعَلْنَا
ٱلشَّيَـٰطِينَ
أَوْلِيَآءَ
لِلَّذِينَ
لَا
يُؤْمِنُونَ
Ey ademoğulları![1] Şeytan kötülüklerini onlara göstermek için, libaslarını[2] soyarak[2], ana babanızı cennetten[3] çıkardığı gibi sizi de bir fitneye düşürmesin. O ve taraftarları, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları iman etmeyenlere evliya[4] kıldık.
Ya beni ademe la yeftinennekumuş şeytanu kema ahrece ebeveykum minel cenneti yenziu anhuma libasehuma li yuriyehuma sev'atihima innehu yerakum huve ve kabiluhu min haysu la terevnehum inna cealneş şeyatine evliyae lillezine la yu'minun.
A'râf 7:28
وَإِذَا
فَعَلُوا۟
فَـٰحِشَةً
قَالُوا۟
وَجَدْنَا
عَلَيْهَآ
ءَابَآءَنَا
وَٱللَّهُ
أَمَرَنَا
بِهَا ۗ
قُلْ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَأْمُرُ
بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ
أَتَقُولُونَ
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
Onlar bir fuhuş[1] yaptıkları zaman, "Atalarımızdan böyle gördük ve Allah bize böyle emretti." derler. De ki: "Allah fuhşu emretmez. Hakkında bilginiz olmayan şeyleri mi Allah'a yakıştırıyorsunuz?"
Ve iza faalu fahişeten kalu vecedna aleyha abaena vallahu emerena biha kul innallahe la ye'muru bil fahşa, e tekulune alallahi ma la ta'lemun.
A'râf 7:29
قُلْ
أَمَرَ
رَبِّى
بِٱلْقِسْطِ ۖ
وَأَقِيمُوا۟
وُجُوهَكُمْ
عِندَ
كُلِّ
مَسْجِدٍ
وَٱدْعُوهُ
مُخْلِصِينَ
لَهُ
ٱلدِّينَ ۚ
كَمَا
بَدَأَكُمْ
تَعُودُونَ
De ki: "Rabb'im bana haktan yana olmayı emretti." Her mescitte yüzlerinizi[1] O'na doğrultun ve dini yalnızca O'na has kılarak[2] dua edin. Sizi ilk yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz.
Kul emere rabbi bil kıst ve ekimu vucuhekum inde kulli mescidin ved'uhu muhlisine lehud din, kema bedeekum teudun.
A'râf 7:30
فَرِيقًا
هَدَىٰ
وَفَرِيقًا
حَقَّ
عَلَيْهِمُ
ٱلضَّلَـٰلَةُ ۗ
إِنَّهُمُ
ٱتَّخَذُوا۟
ٱلشَّيَـٰطِينَ
أَوْلِيَآءَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
وَيَحْسَبُونَ
أَنَّهُم
مُّهْتَدُونَ
Bir kısmını[1] doğru yola iletti. Bir kısmı da sapkın yolu hak etti. Zira onlar, Allah'ın yanı sıra şeytanları[2] evliya[3] edindiler. Ve kendilerini de doğru yolda olduklarını sanıyorlar!
Ferikan hada ve ferikan hakka aleyhimud dalaletu, innehumuttehazuş şeyatine evliyae min dunillahi ve yahsebune ennehum muhtedun.
A'râf 7:31
يَـٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
خُذُوا۟
زِينَتَكُمْ
عِندَ
كُلِّ
مَسْجِدٍ
وَكُلُوا۟
وَٱشْرَبُوا۟
وَلَا
تُسْرِفُوٓا۟ ۚ
إِنَّهُ
لَا
يُحِبُّ
ٱلْمُسْرِفِينَ
Ey Ademoğulları! Her secde edilen yerde[1] ziynetlerinizi[2] alın. Yiyin, için fakat israf[3] etmeyin. Zira O, israf edenleri sevmez.
Ya beni ademe huzu zinetekum inde kulli mescidin ve kulu veşrebu ve la tusrifu, innehu la yuhıbbul musrifin.
A'râf 7:32
قُلْ
مَنْ
حَرَّمَ
زِينَةَ
ٱللَّهِ
ٱلَّتِىٓ
أَخْرَجَ
لِعِبَادِهِ
وَٱلطَّيِّبَـٰتِ
مِنَ
ٱلرِّزْقِ ۚ
قُلْ
هِىَ
لِلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
فِى
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا
خَالِصَةً
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
كَذَٰلِكَ
نُفَصِّلُ
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لِقَوْمٍ
يَعْلَمُونَ
De ki: "Allah'ın kulları için çıkardığı ziyneti[1] ve temiz rızıkları kim haram etmiş?" De ki: "Bunlar dünya hayatında iman edenlerindir; kıyamet günü ise yalnız onlara aittir." Bilen bir topluma ayetleri böyle detaylı olarak açıklıyoruz.
Kul men harreme zinetallahilleti ahrece li ibadihi vet tayyibati miner rızk, kul hiye lillezine amenu fil hayatid dunya halisaten yevmel kıyameh, kezalike nufassılul ayati li kavmin ya'lemun.
A'râf 7:33
قُلْ
إِنَّمَا
حَرَّمَ
رَبِّىَ
ٱلْفَوَٰحِشَ
مَا
ظَهَرَ
مِنْهَا
وَمَا
بَطَنَ
وَٱلْإِثْمَ
وَٱلْبَغْىَ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَأَن
تُشْرِكُوا۟
بِٱللَّهِ
مَا
لَمْ
يُنَزِّلْ
بِهِ
سُلْطَـٰنًا
وَأَن
تَقُولُوا۟
عَلَى
ٱللَّهِ
مَا
لَا
تَعْلَمُونَ
De ki: "Rabb'im şunları kesinlikle haram kılmıştır: Fuhuşların[1] açık olanını ve gizli olanını, günahları, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir belge indirmediği herhangi bir şeyi Allah'a ortak koşmayı ve Allah'a, bilmediğiniz şeyleri yakıştırmanızı."
Kul innema harreme rabbiyel fevahişe ma zahere minha ve ma batane vel isme vel bagye bi gayril hakkı ve en tuşriku billahi ma lem yunezzil bihi sultanen ve en tekulu alallahi ma la ta'lemun.
A'râf 7:34
وَلِكُلِّ
أُمَّةٍ
أَجَلٌ ۖ
فَإِذَا
جَآءَ
أَجَلُهُمْ
لَا
يَسْتَأْخِرُونَ
سَاعَةً ۖ
وَلَا
يَسْتَقْدِمُونَ
Ve li kulli ummetin ecel, fe iza cae eceluhum la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun.
A'râf 7:35
يَـٰبَنِىٓ
ءَادَمَ
إِمَّا
يَأْتِيَنَّكُمْ
رُسُلٌ
مِّنكُمْ
يَقُصُّونَ
عَلَيْكُمْ
ءَايَـٰتِى ۙ
فَمَنِ
ٱتَّقَىٰ
وَأَصْلَحَ
فَلَا
خَوْفٌ
عَلَيْهِمْ
وَلَا
هُمْ
يَحْزَنُونَ
Ey Adem oğulları! Size, içinizden ayetlerimi anlatan elçiler geldiğinde, her kim takvalı davranır ve kendisini düzeltirse, onlara kaygı yoktur ve onlar üzülmeyecekler de.
Ya beni ademe imma ye'tiyennekum rusulun minkum yekussune aleykum ayati fe menitteka ve asleha fe la havfun aleyhim ve la hum yahzenun.
A'râf 7:36
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
عَنْهَآ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
أَصْحَـٰبُ
ٱلنَّارِ ۖ
هُمْ
فِيهَا
خَـٰلِدُونَ
Büyüklük taslayarak, ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar ateş halkıdırlar. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.
Vellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha ulaike ashabun nar, hum fiha halidun.
A'râf 7:37
فَمَنْ
أَظْلَمُ
مِمَّنِ
ٱفْتَرَىٰ
عَلَى
ٱللَّهِ
كَذِبًا
أَوْ
كَذَّبَ
بِـَٔايَـٰتِهِٓ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
يَنَالُهُمْ
نَصِيبُهُم
مِّنَ
ٱلْكِتَـٰبِ ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
جَآءَتْهُمْ
رُسُلُنَا
يَتَوَفَّوْنَهُمْ
قَالُوٓا۟
أَيْنَ
مَا
كُنتُمْ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ ۖ
قَالُوا۟
ضَلُّوا۟
عَنَّا
وَشَهِدُوا۟
عَلَىٰٓ
أَنفُسِهِمْ
أَنَّهُمْ
كَانُوا۟
كَـٰفِرِينَ
Allah'a iftira eden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Kitap'taki nasipleri onlara erişecektir.[1] Nihayet Resullerimiz[2], canlarını almak için onlara geldiğinde, "Allah'tan başka yakardığınız ilahlar nerede?" dediklerinde; onlar da: "Onlar bizden uzaklaşıp gittiler." dediler. Kafir olduklarına dair kendi aleyhlerinde tanıklık ettiler.
Fe men azlemu mimmeniftera alallahi keziben ev kezzebe bi ayatih ulaike yenaluhum nasibuhum minel kitab, hatta iza caethum rusuluna yeteveffevnehum kalu eyne ma kuntum ted'une min dunillah kalu dallu anna ve şehidu ala enfusihim ennehum kanu kafirin.
A'râf 7:38
قَالَ
ٱدْخُلُوا۟
فِىٓ
أُمَمٍ
قَدْ
خَلَتْ
مِن
قَبْلِكُم
مِّنَ
ٱلْجِنِّ
وَٱلْإِنسِ
فِى
ٱلنَّارِ ۖ
كُلَّمَا
دَخَلَتْ
أُمَّةٌ
لَّعَنَتْ
أُخْتَهَا ۖ
حَتَّىٰٓ
إِذَا
ٱدَّارَكُوا۟
فِيهَا
جَمِيعًا
قَالَتْ
أُخْرَىٰهُمْ
لِأُولَىٰهُمْ
رَبَّنَا
هَـٰٓؤُلَآءِ
أَضَلُّونَا
فَـَٔاتِهِمْ
عَذَابًا
ضِعْفًا
مِّنَ
ٱلنَّارِ ۖ
قَالَ
لِكُلٍّ
ضِعْفٌ
وَلَـٰكِن
لَّا
تَعْلَمُونَ
Buyurdu ki: "Sizden önceki cinn[1] ve insten[1] ümmetler[2] arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe, yoldaşlarına lanet etti. Birbiri ardına hepsi orada toplandığı zaman; sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabb'imiz! Bunlar bizi saptırdılar, bunlara ateşten bir kat daha azap ver." "Hepsi için bir kat fazla vardır, ama siz bilmezsiniz."[3] dedi.
Kaledhulu fi umemin kad halet min kablikum minel cinni vel insi fin nar, kullema dehalet ummetun leanet uhteha, hatta izeddareku fiha cemian kalet uhrahum li ulahum rabbena haulai edalluna fe atihim azaben di'fen minen nar kale li kullin di'fun ve lakin la ta'lemun.
A'râf 7:39
وَقَالَتْ
أُولَىٰهُمْ
لِأُخْرَىٰهُمْ
فَمَا
كَانَ
لَكُمْ
عَلَيْنَا
مِن
فَضْلٍ
فَذُوقُوا۟
ٱلْعَذَابَ
بِمَا
كُنتُمْ
تَكْسِبُونَ
Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
Ve kalet ulahum li uhrahum fe ma kane lekum aleyna min fadlin fe zukul azabe bima kuntum teksibun.
A'râf 7:40
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
وَٱسْتَكْبَرُوا۟
عَنْهَا
لَا
تُفَتَّحُ
لَهُمْ
أَبْوَٰبُ
ٱلسَّمَآءِ
وَلَا
يَدْخُلُونَ
ٱلْجَنَّةَ
حَتَّىٰ
يَلِجَ
ٱلْجَمَلُ
فِى
سَمِّ
ٱلْخِيَاطِ ۚ
وَكَذَٰلِكَ
نَجْزِى
ٱلْمُجْرِمِينَ
Ayetlerimizi yalanlayan ve büyüklenenler var ya, onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar deve[1] iğnenin deliğinden geçmedikçe, Cennet'e giremeyeceklerdir. Mücrimleri[2] böyle cezalandırırız.
İnnellezine kezzebu bi ayatina vestekberu anha la tufettehu lehum ebvabus semai ve la yedhulunel cennete hatta yelicel cemelu fi semmil hiyat ve kezalike neczil mucrimin.