سورة الأعراف
7.A'râf Suresi
"Yüksek Yerler"
206 Ayet
A'râf 7:181
وَمِمَّنْ
خَلَقْنَآ
أُمَّةٌ
يَهْدُونَ
بِٱلْحَقِّ
وَبِهِ
يَعْدِلُونَ
Yarattıklarımız arasında öyle bir topluluk da var ki, hakka iletirler ve onunla adil olurlar.
Ve mimmen halakna ummetun yehdune bil hakkı ve bihi ya'dilun.
A'râf 7:182
وَٱلَّذِينَ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
سَنَسْتَدْرِجُهُم
مِّنْ
حَيْثُ
لَا
يَعْلَمُونَ
Ayetlerimizi yalanlayanları, hiç bilemeyecekleri bir şekilde adım adım yok olmaya yaklaştırırız.
Vellezine kezzebu bi ayatina se nestedricuhum min haysu la ya'lemun.
A'râf 7:183
وَأُمْلِى
لَهُمْ ۚ
إِنَّ
كَيْدِى
مَتِينٌ
Onlara süre veriyorum, ancak planım çok sağlamdır.
Ve umli lehum, inne keydi metin
A'râf 7:184
أَوَلَمْ
يَتَفَكَّرُوا۟ ۗ
مَا
بِصَاحِبِهِم
مِّن
جِنَّةٍ ۚ
إِنْ
هُوَ
إِلَّا
نَذِيرٌ
مُّبِينٌ
Arkadaşlarında, hiçbir delilik olmadığını düşünmüyorlar mı? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır.
E ve lem yetefekkeru ma bi sahıbihim min cinneh, in huve illa nezirun mubin.
A'râf 7:185
أَوَلَمْ
يَنظُرُوا۟
فِى
مَلَكُوتِ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَمَا
خَلَقَ
ٱللَّهُ
مِن
شَىْءٍ
وَأَنْ
عَسَىٰٓ
أَن
يَكُونَ
قَدِ
ٱقْتَرَبَ
أَجَلُهُمْ ۖ
فَبِأَىِّ
حَدِيثٍ
بَعْدَهُ
يُؤْمِنُونَ
Göklerin ve yerin melekutuna,[1] Allah'ın yaratmış olduğu şeylere, sürelerinin yaklaşmış olabileceği ihtimaline hiç bakmazlar mı? Bundan sonra artık hangi hadise[2] iman edecekler?
E ve lem yanzuru fi melekutis semavati vel ardı ve ma halakallahu min şey'in ve en asa en yekune kadıkterebe eceluhum, fe bi eyyi hadisin ba'dehu yu'minun.
A'râf 7:187
يَسْـَٔلُونَكَ
عَنِ
ٱلسَّاعَةِ
أَيَّانَ
مُرْسَىٰهَا ۖ
قُلْ
إِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِندَ
رَبِّى ۖ
لَا
يُجَلِّيهَا
لِوَقْتِهَآ
إِلَّا
هُوَ ۚ
ثَقُلَتْ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۚ
لَا
تَأْتِيكُمْ
إِلَّا
بَغْتَةً ۗ
يَسْـَٔلُونَكَ
كَأَنَّكَ
حَفِىٌّ
عَنْهَا ۖ
قُلْ
إِنَّمَا
عِلْمُهَا
عِندَ
ٱللَّهِ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
Sana Sa'at'ten soruyorlar. Ne zaman gerçekleşecek diye. De ki: "Onun bilgisi sadece Rabb'imin yanındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de, yere de ağır gelecektir. O size ansızın gelecek." Sanki sen biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi sadece Allah'ın yanındadır." Ancak insanların çoğu bu gerçeği bilmez.[1]
Yes'eluneke anis sa'ati eyyane mursaha, kul innema ilmuha inde rabbi, la yucelliha li vaktiha illa huv, sekulet fis semavati vel ard, la te'tikum illa bagtete, yes'eluneke ke enneke hafiyyun anha, kul innema ilmuha indallahi ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.
A'râf 7:188
قُل
لَّآ
أَمْلِكُ
لِنَفْسِى
نَفْعًا
وَلَا
ضَرًّا
إِلَّا
مَا
شَآءَ
ٱللَّهُ ۚ
وَلَوْ
كُنتُ
أَعْلَمُ
ٱلْغَيْبَ
لَٱسْتَكْثَرْتُ
مِنَ
ٱلْخَيْرِ
وَمَا
مَسَّنِىَ
ٱلسُّوٓءُ ۚ
إِنْ
أَنَا۠
إِلَّا
نَذِيرٌ
وَبَشِيرٌ
لِّقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
De ki: "Allah dilemedikçe, kendime bir yarar sağlamak ya da kendimden bir zararı uzaklaştırmak benim elimde değil. Eğer gaybı[1] bilseydim, elbette daha çok yararıma olan şeyi yapardım ve bana bir kötülük de dokunmazdı.[2] Ben, iman eden bir halk için sadece bir uyarıcı ve haber verenim."
Kul la emliku li nefsi nef'an ve la darran illa maşaallah, ve lev kuntu a'lemul gaybe lesteksertu minel hayri ve ma messeniyes suu in ene illa nezirun ve beşirun li kavmin yu'minun.
A'râf 7:189
هُوَ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُم
مِّن
نَّفْسٍ
وَٰحِدَةٍ
وَجَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
لِيَسْكُنَ
إِلَيْهَا ۖ
فَلَمَّا
تَغَشَّىٰهَا
حَمَلَتْ
حَمْلًا
خَفِيفًا
فَمَرَّتْ
بِهِ ۖ
فَلَمَّآ
أَثْقَلَت
دَّعَوَا
ٱللَّهَ
رَبَّهُمَا
لَئِنْ
ءَاتَيْتَنَا
صَـٰلِحًا
لَّنَكُونَنَّ
مِنَ
ٱلشَّـٰكِرِينَ
O, sizi bir tek nefisten[1] yarattı ve kendisi ile sükunet bulsun diye ondan[1] eşini var etti. Eşini sarıp örtünce, eşi hafif bir yük yüklendi. Bir müddet böyle geçti. Yükü ağırlaşınca her ikisi de Rabb'leri olan Allah'a: "Eğer bize Salih[2] bir evlat verirsen elbette Sana şükredenlerden olacağız." diye dua ettiler.
Huvellezi halakakum min nefsin vahıdetin ve ceale minha zevceha li yeskune ileyha, fe lemma tegaşşaha hamelet hamlen hafifen fe merret bihi, fe lemma eskalet deavallahe rabbehuma lein ateytena salihan le nekunenne mineş şakirin.
A'râf 7:190
فَلَمَّآ
ءَاتَىٰهُمَا
صَـٰلِحًا
جَعَلَا
لَهُ
شُرَكَآءَ
فِيمَآ
ءَاتَىٰهُمَا ۚ
فَتَعَـٰلَى
ٱللَّهُ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
Fakat onlara, salih bir evlat verince; kendilerine verilen şeyde ona ortaklar koşmaya başladılar. Allah, onların ortak koştukları şeyden yücedir.
Fe lemma atahuma salihan ceala lehu şurakae fima atahuma, fe tealallahu amma yuşrikun.
A'râf 7:191
أَيُشْرِكُونَ
مَا
لَا
يَخْلُقُ
شَيْـًٔا
وَهُمْ
يُخْلَقُونَ
Hiçbir şey yaratamayan, aksine kendisi de yaratılmış olan şeyleri mi ortak koşuyorlar?
E yuşrikune ma la yahluku şey'en ve hum yuhlekun.
A'râf 7:192
وَلَا
يَسْتَطِيعُونَ
لَهُمْ
نَصْرًا
وَلَآ
أَنفُسَهُمْ
يَنصُرُونَ
Oysa onlar, ne onlara yardım edebilirler ne de kendilerine yardım edebilirler.
Ve la yestetiune lehum nasran ve la enfusehum yansurun.
A'râf 7:193
وَإِن
تَدْعُوهُمْ
إِلَى
ٱلْهُدَىٰ
لَا
يَتَّبِعُوكُمْ ۚ
سَوَآءٌ
عَلَيْكُمْ
أَدَعَوْتُمُوهُمْ
أَمْ
أَنتُمْ
صَـٰمِتُونَ
Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.
Ve in ted'uhum ilel huda la yettebiukum, sevaun aleykum e deavtumuhum em entum samitun.
A'râf 7:194
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِ
ٱللَّهِ
عِبَادٌ
أَمْثَالُكُمْ ۖ
فَٱدْعُوهُمْ
فَلْيَسْتَجِيبُوا۟
لَكُمْ
إِن
كُنتُمْ
صَـٰدِقِينَ
Allah'tan başka dua ettikleriniz, sizin gibi kullardır. Eğer doğru sözlü kimselerseniz, haydi onlara dua edin de size karşılık versinler.
İnnellezine ted'une min dunillahi ıbadun emsalukum fed'uhum felyestecibu lekum in kuntum sadıkin.
A'râf 7:195
أَلَهُمْ
أَرْجُلٌ
يَمْشُونَ
بِهَآ ۖ
أَمْ
لَهُمْ
أَيْدٍ
يَبْطِشُونَ
بِهَآ ۖ
أَمْ
لَهُمْ
أَعْيُنٌ
يُبْصِرُونَ
بِهَآ ۖ
أَمْ
لَهُمْ
ءَاذَانٌ
يَسْمَعُونَ
بِهَا ۗ
قُلِ
ٱدْعُوا۟
شُرَكَآءَكُمْ
ثُمَّ
كِيدُونِ
فَلَا
تُنظِرُونِ
Onların, kendileriyle yürüyecek ayakları mı var? Veya tutacak elleri mi var? Veya görecek gözleri mi var? Ya da işitecek kulakları mı var? De ki: "Haydi çağırın ortaklarınızı, sonra göz açtırmaksızın bana tuzak kurun."
E lehum erculun yemşune biha, em lehum eydin yabtışune biha, em lehum a'yunun yubsırune biha, em lehum azanun yesmeune biha, kulid'u şurekaekum summe kiduni fe la tunzırun.
A'râf 7:197
وَٱلَّذِينَ
تَدْعُونَ
مِن
دُونِهِ
لَا
يَسْتَطِيعُونَ
نَصْرَكُمْ
وَلَآ
أَنفُسَهُمْ
يَنصُرُونَ
"O'ndan başka dua ettiklerinizin, ne size yardım etmeye güçleri yeter, ne de kendilerine yardım etmeye."
Vellezine ted'une min dunihi la yestetiune nasrakum ve la enfusehum yensurun.
A'râf 7:198
وَإِن
تَدْعُوهُمْ
إِلَى
ٱلْهُدَىٰ
لَا
يَسْمَعُوا۟ ۖ
وَتَرَىٰهُمْ
يَنظُرُونَ
إِلَيْكَ
وَهُمْ
لَا
يُبْصِرُونَ
Eğer onları doğru yola çağırsanız sizi duymazlar. Onların, sana baktıklarını sanırsın, oysa onlar görmezler.
Ve in ted'uhum ilel huda la yesme'u, ve terahum yenzurune ileyke ve hum la yubsırun.
A'râf 7:200
وَإِمَّا
يَنزَغَنَّكَ
مِنَ
ٱلشَّيْطَـٰنِ
نَزْغٌ
فَٱسْتَعِذْ
بِٱللَّهِ ۚ
إِنَّهُ
سَمِيعٌ
عَلِيمٌ
Ne zaman şeytan kötü bir dürtüş[1] ile seni dürtülecek olursa hemen Allah'a sığın. Kuşkusuz O, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Ve imma yenzeganneke mineş şeytani nezgun festeiz billah, innehu semiun alim.