سورة الأعراف
7.A'râf Suresi
"Yüksek Yerler"
206 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
A'râf 7:2
كِتَـٰبٌ
أُنزِلَ
إِلَيْكَ
فَلَا
يَكُن
فِى
صَدْرِكَ
حَرَجٌ
مِّنْهُ
لِتُنذِرَ
بِهِ
وَذِكْرَىٰ
لِلْمُؤْمِنِينَ
Kitap indirildi sana olmasın göğsümde bir sıkıntı ondan uyarasın onunla ve hatırlatma müminler için
Kitabun unzile ileyke fe la yekun fi sadrike haracun minhu litunzire bihi ve zikra lil mu'minin.
A'râf 7:3
ٱتَّبِعُوا۟
مَآ
أُنزِلَ
إِلَيْكُم
مِّن
رَّبِّكُمْ
وَلَا
تَتَّبِعُوا۟
مِن
دُونِهِٓ
أَوْلِيَآءَ ۗ
قَلِيلًا
مَّا
تَذَكَّرُونَ
Takip edin size indirilene Rabbinizden takip etmeyin onun aşağısından evliyaları az hatırlıyorsunuz
Ittebiu ma unzile ileykum min rabbikum ve la tettebiu min dunihi evliya, kalilen ma tezekkerun.
A'râf 7:5
فَمَا
كَانَ
دَعْوَىٰهُمْ
إِذْ
جَآءَهُم
بَأْسُنَآ
إِلَّآ
أَن
قَالُوٓا۟
إِنَّا
كُنَّا
ظَـٰلِمِينَ
Azabımız onlara geldiğinde tek feryatları, "Biz gerçekten zalimlermişiz." demelerinden başka bir şey olmadı.
Fe ma kane da'vahum iz caehum be'suna illa en kalu inna kunna zalimin.
A'râf 7:6
فَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلَّذِينَ
أُرْسِلَ
إِلَيْهِمْ
وَلَنَسْـَٔلَنَّ
ٱلْمُرْسَلِينَ
Kendilerine elçi gönderilenlere de gönderilen elçilere de mutlaka soracağız.
Fe le nes'elennellezine ursile ileyhim ve le nes'elennel murselin.
A'râf 7:7
فَلَنَقُصَّنَّ
عَلَيْهِم
بِعِلْمٍ ۖ
وَمَا
كُنَّا
غَآئِبِينَ
Kesin bir bilgi ile onlara yaptıklarını anlatacağız. Zira Biz yaptıkları hiçbir şeyden habersiz değiliz.
Fe le nekussanne aleyhim bi ilmin ve ma kunna gaibin.
A'râf 7:9
وَمَنْ
خَفَّتْ
مَوَٰزِينُهُ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُم
بِمَا
كَانُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
يَظْلِمُونَ
Kimin de tartısı hafif gelirse, işte onlar, ayetlerimize haksızlık etmelerinden[1] dolayı kendilerine yazık edenlerdir.[2]
Ve men haffet mevazinuhu fe ulaikellezine hasiru enfusehum bima kanu biayatina yazlimun.
A'râf 7:10
وَلَقَدْ
مَكَّنَّـٰكُمْ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَجَعَلْنَا
لَكُمْ
فِيهَا
مَعَـٰيِشَ ۗ
قَلِيلًا
مَّا
تَشْكُرُونَ
Gercekte biz sizi mekanlastirdik yeryuzunde ve olusturduk size orada gecimlikler ne az sukrediyorsunuz
Ve lekad mekkennakum fil ardı ve cealna lekum fiha maayiş', kalilen ma teşkurun.
A'râf 7:11
وَلَقَدْ
خَلَقْنَـٰكُمْ
ثُمَّ
صَوَّرْنَـٰكُمْ
ثُمَّ
قُلْنَا
لِلْمَلَـٰٓئِكَةِ
ٱسْجُدُوا۟
لِـَٔادَمَ
فَسَجَدُوٓا۟
إِلَّآ
إِبْلِيسَ
لَمْ
يَكُن
مِّنَ
ٱلسَّـٰجِدِينَ
Ant olsun ki sizi Biz yarattık. Sonra size şekil verdik. Sonra meleklere, "Adem'e secde[1] edin." dedik. İblis[2] hariç hepsi secde ettiler. O, secde edenlerden olmadı.
Ve lekad halaknakum summe savvernakum summe kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis, lem yekun mines sacidin.
A'râf 7:12
قَالَ
مَا
مَنَعَكَ
أَلَّا
تَسْجُدَ
إِذْ
أَمَرْتُكَ ۖ
قَالَ
أَنَا۠
خَيْرٌ
مِّنْهُ
خَلَقْتَنِى
مِن
نَّارٍ
وَخَلَقْتَهُ
مِن
طِينٍ
"Sana buyurduğum halde, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" dedi. "Ben ondan hayırlıyım, beni ateşten onu çamurdan yarattın." dedi.
Kale ma meneake ella tescude iz emertuk, kale ene hayrun minh, halakteni min narin ve halaktehu min tin.
A'râf 7:13
قَالَ
فَٱهْبِطْ
مِنْهَا
فَمَا
يَكُونُ
لَكَ
أَن
تَتَكَبَّرَ
فِيهَا
فَٱخْرُجْ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلصَّـٰغِرِينَ
"Hemen oradan in; orada büyüklük taslamak haddin değil. Hemen oradan çık. Sen aşağılanmışlardansın!" dedi.
Kale fehbit minha fe ma yekunu leke en tetekebbere fiha fahruc inneke mines sagirin.
A'râf 7:17
ثُمَّ
لَـَٔاتِيَنَّهُم
مِّن
بَيْنِ
أَيْدِيهِمْ
وَمِنْ
خَلْفِهِمْ
وَعَنْ
أَيْمَـٰنِهِمْ
وَعَن
شَمَآئِلِهِمْ ۖ
وَلَا
تَجِدُ
أَكْثَرَهُمْ
شَـٰكِرِينَ
"Sonra, ant olsun ki onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve Sen onların çoğunu şükrediciler olarak bulamayacaksın."
Summe le atiyennehum min beyni eydihim ve min halfihim ve an eymanihim ve an şemailihim, ve la tecidu ekserehum şakirin.
A'râf 7:18
قَالَ
ٱخْرُجْ
مِنْهَا
مَذْءُومًا
مَّدْحُورًا ۖ
لَّمَن
تَبِعَكَ
مِنْهُمْ
لَأَمْلَأَنَّ
جَهَنَّمَ
مِنكُمْ
أَجْمَعِينَ
"Kovulmuş ve kınanmış olarak oradan çık. Onlardan kim sana uyarsa, Cehennem'i onlarla dolduracağım." dedi.
Kalehruc minha mez'umen medhura, le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmain.
A'râf 7:19
وَيَـٰٓـَٔادَمُ
ٱسْكُنْ
أَنتَ
وَزَوْجُكَ
ٱلْجَنَّةَ
فَكُلَا
مِنْ
حَيْثُ
شِئْتُمَا
وَلَا
تَقْرَبَا
هَـٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةَ
فَتَكُونَا
مِنَ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Ey Adem! "Sen ve eşin cennete[1] yerleşin, dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca[2] yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz."
Ve ya ademuskun ente ve zevcukel cennete fe kula min haysu şi'tuma ve la takreba hazihiş şecerete fe tekuna minez zalimin.
A'râf 7:20
فَوَسْوَسَ
لَهُمَا
ٱلشَّيْطَـٰنُ
لِيُبْدِىَ
لَهُمَا
مَا
وُرِىَ
عَنْهُمَا
مِن
سَوْءَٰتِهِمَا
وَقَالَ
مَا
نَهَىٰكُمَا
رَبُّكُمَا
عَنْ
هَـٰذِهِ
ٱلشَّجَرَةِ
إِلَّآ
أَن
تَكُونَا
مَلَكَيْنِ
أَوْ
تَكُونَا
مِنَ
ٱلْخَـٰلِدِينَ
Derken şeytan, kötülüklerini[1] kendilerine göstermek için onlara fısıldadı. Rabb'iniz size bu ağacı melik[2] olmayasınız veya kalıcılardan olmayasınız diye yasakladı." dedi.
Fe vesvese lehumuş şeytanu li yubdiye lehuma ma vuriye anhuma min sev'atihima ve kale ma nehakuma rabbukuma an hazihiş şecereti illa en tekuna melekeyni ev tekuna minel halidin.