Öncekiler de sonrakilere: "Sizin, bizden iyi bir tarafınız yoktu. O halde kazandıklarınıza karşılık azabı tadın." dediler.
وَقَالَتْ
dediler ki
أُولَىٰهُمْ
öncekiler
لِأُخْرَىٰهُمْ
sonrakilere
فَمَا
yoktur
كَانَ
لَكُمْ
sizin
عَلَيْنَا
bize
مِن
hiç
فَضْلٍ
üstünlüğünüz
فَذُوقُوا۟
o halde siz de tadın
ٱلْعَذَابَ
azabı
بِمَا
karşılık
كُنتُمْ
olduklarınıza
تَكْسِبُونَ
kazanıyor
Ve kalet ulahum li uhrahum fe ma kane lekum aleyna min fadlin fe zukul azabe bima kuntum teksibun.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve kalet
|
dediler ki | قول |
| 2 |
ulahum
|
öncekiler | اول |
| 3 |
liuhrahum
|
sonrakilere | اخر |
| 4 |
fema
|
yoktur | - |
| 5 |
kane
|
كون | |
| 6 |
lekum
|
sizin | - |
| 7 |
aleyna
|
bize | - |
| 8 |
min
|
hiç | - |
| 9 |
fedlin
|
üstünlüğünüz | فضل |
| 10 |
fezuku
|
o halde siz de tadın | ذوق |
| 11 |
l-azabe
|
azabı | عذب |
| 12 |
bima
|
karşılık | - |
| 13 |
kuntum
|
olduklarınıza | كون |
| 14 |
teksibune
|
kazanıyor | كسب |