سورة الروم
30.Rûm Suresi
"Rumlar"
60 Ayet
Rûm 30:21
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِٓ
أَنْ
خَلَقَ
لَكُم
مِّنْ
أَنفُسِكُمْ
أَزْوَٰجًا
لِّتَسْكُنُوٓا۟
إِلَيْهَا
وَجَعَلَ
بَيْنَكُم
مَّوَدَّةً
وَرَحْمَةً ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّقَوْمٍ
يَتَفَكَّرُونَ
O'nun ayetlerinden[1] biri de sizin için kendi cinsinizden eşler yaratmasıdır. Siz, onunla dinginleşir huzur bulursunuz. Birbirinize karşı, aranızda sevgi ve rahmet oluşturdu. Düşünen bir toplum için bunda nice ayetler[1] vardır.
Ve min ayatihi en halaka lekum min enfusikum ezvacen li teskunu ileyha ve ceale beynekum meveddeten ve rahmeh, inne fi zalike le ayatin li kavmin yetefekkerun.
Rûm 30:22
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِ
خَلْقُ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ
وَٱخْتِلَـٰفُ
أَلْسِنَتِكُمْ
وَأَلْوَٰنِكُمْ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّلْعَـٰلِمِينَ
Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklı oluşu O'nun ayetlerindendir[1] Bunda bilenler[2] için ayetler[3] vardır.
Ve min ayatihi halkus semavati vel ardı vahtilafu elsinetikum ve elvanikum, inne fi zalike le ayatin lil alimin.
Rûm 30:23
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِ
مَنَامُكُم
بِٱلَّيْلِ
وَٱلنَّهَارِ
وَٱبْتِغَآؤُكُم
مِّن
فَضْلِهِٓ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّقَوْمٍ
يَسْمَعُونَ
Yine gece uyumanız, gündüz O'nun fazlından[1] rızık aramanız O'nun ayetlerindendir.[2] Bunda, anlayan bir halk için ayetler vardır.
Ve min ayatihi menamukum bil leyli ven nehari vebtigaukum min fadlih, inne fi zalike le ayatin li kavmin yesmeun.
Rûm 30:24
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِ
يُرِيكُمُ
ٱلْبَرْقَ
خَوْفًا
وَطَمَعًا
وَيُنَزِّلُ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
فَيُحْىِ
بِهِ
ٱلْأَرْضَ
بَعْدَ
مَوْتِهَآ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Size, bir yandan korku veren bir yandan da yağmurun belirtisi olarak umut veren şimşeği göstermesi ve gökten su indirerek, ölmüş yeryüzüne hayat vermesi O'nun ayetlerindendir.[1] Bunda aklını kullanan bir kavim için kesinlikle ayetler vardır.
Ve min ayatihi yurikumul berka havfen ve tamaan, ve yunezzilu mines semai maen fe yuhyi bihil arda ba'de mevtiha, inne fi zalike le ayatin li kavmin ya'kılun.
Rûm 30:25
وَمِنْ
ءَايَـٰتِهِٓ
أَن
تَقُومَ
ٱلسَّمَآءُ
وَٱلْأَرْضُ
بِأَمْرِهِ ۚ
ثُمَّ
إِذَا
دَعَاكُمْ
دَعْوَةً
مِّنَ
ٱلْأَرْضِ
إِذَآ
أَنتُمْ
تَخْرُجُونَ
Göklerin ve yerin, buyruğu ile durması,[1] O'nun ayetlerindendir.[2] Sonra bir tek çağırışla çağırdığı zaman yerden derhal çıkacaksınız.[3]
Ve min ayatihi en tekumes semau vel ardu bi emrih, summe iza deakum da'veten minel ardı iza entum tahrucun.
Rûm 30:26
وَلَهُ
مَن
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۖ
كُلٌّ
لَّهُ
قَـٰنِتُونَ
Göklerde ve yerde olanların tamamı O'nundur. Hepsi O'nun yasalarına bağlıdır.
Ve lehu men fis semavati vel ard, kullun lehu kanitun.
Rûm 30:27
وَهُوَ
ٱلَّذِى
يَبْدَؤُا۟
ٱلْخَلْقَ
ثُمَّ
يُعِيدُهُ
وَهُوَ
أَهْوَنُ
عَلَيْهِ ۚ
وَلَهُ
ٱلْمَثَلُ
ٱلْأَعْلَىٰ
فِى
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضِ ۚ
وَهُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Yaratmayı ilk kez başlatan, sonra onu tekrar eden[1] O'dur. Bu, O'nun için çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce nitelikler O'nundur. O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ve huvellezi yebdeul halka summe yuiduhu, ve huve ehvenu aleyh, ve lehul meselul a'la fis semavati vel ard, ve huvel azizul hakim.
Rûm 30:28
ضَرَبَ
لَكُم
مَّثَلًا
مِّنْ
أَنفُسِكُمْ ۖ
هَل
لَّكُم
مِّن
مَّا
مَلَكَتْ
أَيْمَـٰنُكُم
مِّن
شُرَكَآءَ
فِى
مَا
رَزَقْنَـٰكُمْ
فَأَنتُمْ
فِيهِ
سَوَآءٌ
تَخَافُونَهُمْ
كَخِيفَتِكُمْ
أَنفُسَكُمْ ۚ
كَذَٰلِكَ
نُفَصِّلُ
ٱلْـَٔايَـٰتِ
لِقَوْمٍ
يَعْقِلُونَ
Kendinizden, size bir örnek vermektedir: "Size verdiğimiz mallarda yeminle hak sahibi olduğunuz[1] kimselerden ortaklarınız var mı? Siz ve onlar bu mallarda eşit misiniz? Onları, birbirinizi saydığınız gibi sayar mısınız? Aklını kullanan bir kavim için ayetleri işte böyle açıklıyoruz."[2]
: Darabe lekum meselen min enfusikum, hel lekum min ma meleket eymanukum min şurekae fi ma rezaknakum fe entum fihi sevaun tehafunehum ke hifetikum enfusekum, kezalike nufassılul ayati li kavmin ya'kılun.
Rûm 30:29
بَلِ
ٱتَّبَعَ
ٱلَّذِينَ
ظَلَمُوٓا۟
أَهْوَآءَهُم
بِغَيْرِ
عِلْمٍ ۖ
فَمَن
يَهْدِى
مَنْ
أَضَلَّ
ٱللَّهُ ۖ
وَمَا
لَهُم
مِّن
نَّـٰصِرِينَ
Hayır, zalimler körü körüne hevalarına[1] uydular. Bundan sonra[2] Allah'ın şaşırttığını kim doğru yola iletebilir? Ve onların yardımcıları da yoktur.
Belittebeallezine zalemu ehvaehum bi gayri ilm, fe men yehdi men edallallah, ve ma lehum min nasırin.
Rûm 30:30
فَأَقِمْ
وَجْهَكَ
لِلدِّينِ
حَنِيفًا ۚ
فِطْرَتَ
ٱللَّهِ
ٱلَّتِى
فَطَرَ
ٱلنَّاسَ
عَلَيْهَا ۚ
لَا
تَبْدِيلَ
لِخَلْقِ
ٱللَّهِ ۚ
ذَٰلِكَ
ٱلدِّينُ
ٱلْقَيِّمُ
وَلَـٰكِنَّ
أَكْثَرَ
ٱلنَّاسِ
لَا
يَعْلَمُونَ
O halde hanif[1] olarak dine yüzünü[2] ikame et[3]. İnsanları, üzerinde yaratmış olduğu Allah'ın fıtratına.[4] Allah'ın yaratmasında değişme olmaz. Kayyum[5] olan din budur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
Fe ekim vecheke lid dini hanifa, fıtratallahilleti fataran nase aleyha, la tebdile li halkıllah, zaliked dinul kayyimu ve lakinne ekseren nasi la ya'lemun.
Rûm 30:32
مِنَ
ٱلَّذِينَ
فَرَّقُوا۟
دِينَهُمْ
وَكَانُوا۟
شِيَعًا ۖ
كُلُّ
حِزْبٍ
بِمَا
لَدَيْهِمْ
فَرِحُونَ
Dinlerini parçalara bölen,[1] gruplara ayrılan ve her grubun kendi yanındakiyle böbürlendiği kimselerden olmayın.
Minellezine ferraku dinehum ve kanu şiyea, kullu hızbin bima ledeyhim ferihun.
Rûm 30:33
وَإِذَا
مَسَّ
ٱلنَّاسَ
ضُرٌّ
دَعَوْا۟
رَبَّهُم
مُّنِيبِينَ
إِلَيْهِ
ثُمَّ
إِذَآ
أَذَاقَهُم
مِّنْهُ
رَحْمَةً
إِذَا
فَرِيقٌ
مِّنْهُم
بِرَبِّهِمْ
يُشْرِكُونَ
İnsanların başlarına bir sıkıntı gelince, Rabb'lerine yönelerek O'na dua ederler. Sonra, onlara kendinden bir rahmet tattırınca, onlardan bir kısmı Rabb'lerine şirk koşarlar.
Ve iza messen nase durrun deav rabbehum munibine ileyhi summe iza ezakahum minhu rahmeten iza ferikun minhum bi rabbihim yuşrikun.
Rûm 30:34
لِيَكْفُرُوا۟
بِمَآ
ءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚ
فَتَمَتَّعُوا۟
فَسَوْفَ
تَعْلَمُونَ
Kendilerine verdiğimiz şeylere nankörlük ederler. İstediğiniz gibi yaşayın bakalım! İleride gerçeği göreceksiniz.
Li yekfuru bima ateynahum, fe temetteu fe sevfe ta'lemun.
Rûm 30:36
وَإِذَآ
أَذَقْنَا
ٱلنَّاسَ
رَحْمَةً
فَرِحُوا۟
بِهَا ۖ
وَإِن
تُصِبْهُمْ
سَيِّئَةٌ
بِمَا
قَدَّمَتْ
أَيْدِيهِمْ
إِذَا
هُمْ
يَقْنَطُونَ
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla şımarırlar. Kendi yaptıklarından dolayı başlarına bir kötülük gelirse, o zaman hemen umutsuzluğa kapılırlar.
Ve iza ezaknen nase rahmeten ferihu biha, ve in tusıbhum seyyietun bima kaddemet eydihim iza hum yaknetun.
Rûm 30:37
أَوَلَمْ
يَرَوْا۟
أَنَّ
ٱللَّهَ
يَبْسُطُ
ٱلرِّزْقَ
لِمَن
يَشَآءُ
وَيَقْدِرُ ۚ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَـَٔايَـٰتٍ
لِّقَوْمٍ
يُؤْمِنُونَ
Allah'ın dilediği kimse için rızkı genişlettiğini ve ölçülendirdiğini bilmediler mi? Bunda iman eden bir halk için ayetler[1] vardır.
EE ve lem yerev ennellahe yebsutur rızka li men yeşau ve yakdir, inne fi zalike le ayatin li kavmin yu'minun.
Rûm 30:38
فَـَٔاتِ
ذَا
ٱلْقُرْبَىٰ
حَقَّهُ
وَٱلْمِسْكِينَ
وَٱبْنَ
ٱلسَّبِيلِ ۚ
ذَٰلِكَ
خَيْرٌ
لِّلَّذِينَ
يُرِيدُونَ
وَجْهَ
ٱللَّهِ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُفْلِحُونَ
Öyleyse; yakınlara, miskine[1] ve yol oğluna[2] hakkını ver. Bu, Allah'ın yüzünü[3] dileyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Fe ati zel kurba hakkahu vel miskine vebnes sebil, zalike hayrun lillezine yuridune vechallahi ve ulaike humul muflihun.
Rûm 30:39
وَمَآ
ءَاتَيْتُم
مِّن
رِّبًا
لِّيَرْبُوَا۟
فِىٓ
أَمْوَٰلِ
ٱلنَّاسِ
فَلَا
يَرْبُوا۟
عِندَ
ٱللَّهِ ۖ
وَمَآ
ءَاتَيْتُم
مِّن
زَكَوٰةٍ
تُرِيدُونَ
وَجْهَ
ٱللَّهِ
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمُ
ٱلْمُضْعِفُونَ
İnsanların mallarında artsın diye ribadan[1] verdiğiniz, Allah'ın katında artmaz. Allah'ın yüzünü[2] dileyerek zekattan[3] verenler, işte bunu yapanlar kat kat arttıranlardır.
Ve ma ateytum min riben li yerbuve fi emvalin nasi fe la yerbu indallah, ve ma ateytum min zekatin turidune vechallahi fe ulaike humul mud'ıfun.
Rûm 30:40
ٱللَّهُ
ٱلَّذِى
خَلَقَكُمْ
ثُمَّ
رَزَقَكُمْ
ثُمَّ
يُمِيتُكُمْ
ثُمَّ
يُحْيِيكُمْ ۖ
هَلْ
مِن
شُرَكَآئِكُم
مَّن
يَفْعَلُ
مِن
ذَٰلِكُم
مِّن
شَىْءٍ ۚ
سُبْحَـٰنَهُ
وَتَعَـٰلَىٰ
عَمَّا
يُشْرِكُونَ
O Allah ki, sizi yaratan, sonra sizi yaşatan, sonra sizi öldüren, sonra sizi diriltendir. Ortak koştuklarınızdan bunları yapacak olan var mı? Allah, onların şirk koştuklarından münezzehtir, yüceler yücesidir.
Allahullezi halakakum summe rezekakum summe yumitukum summe yuhyikum, hel min şurekaikum men yef'alu min zalikum min şey', subhanehu ve teala amma yuşrikun.