ضَرَبَ
misal verdi
لَكُم
size
مَّثَلًا
bir benzetmeyle
مِّنْ
-den
أَنفُسِكُمْ ۖ
kendiniz-
هَل
-mı dır?
لَّكُم
sizin için var-
مِّن
-dan
مَّا
مَلَكَتْ
malik olduklarınız
أَيْمَـٰنُكُم
yeminlerinizle
مِّن
-dan
شُرَكَآءَ
ortaklar-
فِى
مَا
şeylerde
رَزَقْنَـٰكُمْ
sizi rızıklandırdığımız
فَأَنتُمْ
sizinle
فِيهِ
onda
سَوَآءٌ
eşit olan
تَخَافُونَهُمْ
onlardan çekindiğiniz
كَخِيفَتِكُمْ
çekindiğiniz gibi
أَنفُسَكُمْ ۚ
birbirinizden
كَذَٰلِكَ
işte böyle
نُفَصِّلُ
biz açıklıyoruz
ٱلْـَٔايَـٰتِ
ayetleri
لِقَوْمٍ
bir toplum için
يَعْقِلُونَ
aklını kullanan
: Darabe lekum meselen min enfusikum, hel lekum min ma meleket eymanukum min şurekae fi ma rezaknakum fe entum fihi sevaun tehafunehum ke hifetikum enfusekum, kezalike nufassılul ayati li kavmin ya'kılun.
Bkz. 24:31. ayetin 6. dipnotu.
Bu ayette, Rabb'imiz; rızkı yaratan da rızkın gerçek sahibi olan da Ben'im diyor. Ve diyor ki: "Siz yeminle hak sahibi olduğunuz kimseleri malınıza ortak ediyor musunuz ki Ben kullarımı rızıklandırırken bu rızıklandırmamda ilahlarınızı (Lat, Uzza, Menat vb.) Kendime ortak edeyim? Ve onlar aracılığıyla veya onlarla birlikte size rızık vereyim." Diğer bir anlatımla, rızık verici olan yalnızca Ben'im demektedir. Hiçbir fabrika sahibi, fabrikasında çalışan bir işçiyi malda ve yönetimde kendisiyle eşit görmez. Aynı içerikte bir diğer ayet de şudur: "Allah, rızık konusunda kiminizi kiminize üstün kıldı. Üstün kılınanlar; rızıklarını yeminle hak sahibi oldukları kimselere aktarıyorlar da onlar, onda eşit oluyorlar mı? O halde, Allah'ın nimetini mi inkar ediyorlar (16:71)?"
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
derabe
|
misal verdi | ضرب |
| 2 |
lekum
|
size | - |
| 3 |
meselen
|
bir benzetmeyle | مثل |
| 4 |
min
|
-den | - |
| 5 |
enfusikum
|
kendiniz- | نفس |
| 6 |
hel
|
-mı dır? | - |
| 7 |
lekum
|
sizin için var- | - |
| 8 |
min
|
-dan | - |
| 9 |
ma
|
- | |
| 10 |
meleket
|
malik olduklarınız | ملك |
| 11 |
eymanukum
|
yeminlerinizle | يمن |
| 12 |
min
|
-dan | - |
| 13 |
şuraka'e
|
ortaklar- | شرك |
| 14 |
fi
|
- | |
| 15 |
ma
|
şeylerde | - |
| 16 |
razeknakum
|
sizi rızıklandırdığımız | رزق |
| 17 |
feentum
|
sizinle | - |
| 18 |
fihi
|
onda | - |
| 19 |
seva'un
|
eşit olan | سوي |
| 20 |
tehafunehum
|
onlardan çekindiğiniz | خوف |
| 21 |
kehifetikum
|
çekindiğiniz gibi | خوف |
| 22 |
enfusekum
|
birbirinizden | نفس |
| 23 |
kezalike
|
işte böyle | - |
| 24 |
nufessilu
|
biz açıklıyoruz | فصل |
| 25 |
l-ayati
|
ayetleri | ايي |
| 26 |
likavmin
|
bir toplum için | قوم |
| 27 |
yea'kilune
|
aklını kullanan | عقل |