فَـَٔاتِ
o halde ver
ذَا
ٱلْقُرْبَىٰ
akrabaya
حَقَّهُ
hakkını
وَٱلْمِسْكِينَ
ve yoksula
وَٱبْنَ
ٱلسَّبِيلِ ۚ
ve yolcuya
ذَٰلِكَ
bu
خَيْرٌ
daha hayırlıdır
لِّلَّذِينَ
için
يُرِيدُونَ
isteyenler
وَجْهَ
yüzünü (rızasını)
ٱللَّهِ ۖ
Allah'ın
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
ve işte
هُمُ
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ
başarıya erenlerdir
Fe ati zel kurba hakkahu vel miskine vebnes sebil, zalike hayrun lillezine yuridune vechallahi ve ulaike humul muflihun.
Çalışacak gücü ve işi olmayan, yerlerde sürünen yoksul, düşkün. Hiçbir şeyi olmayan.
"İbnu's-sebil," deyim olarak "yol oğlu" demektir. Bu deyime, "yolda kalanlar" anlamı verilmesi doğru değildir. Zira sebil, kara yolu anlamında "yol" demek değildir. Sebil, bir konuda seçim yapmak anlamında "iki yol" dan birini seçmektir, yani "tercih edilen yol" demektir. Hakk veya Batıl yollardan birini tercih etmektir. Bu deyimin anlamı, "yolda kalanlar" değil, bütün varlığı ile "Allah yolunda" çalışmayı seçmiş ve bundan dolayı yardıma muhtaç duruma düşmüş olanlar anlamındadır. Diğer bir anlamı da yaptığı herhangi bir şeyi imkansızlık nedeni ile yarım kalan kimselerdir.
Allah'ın yönü, rızası, iradesi, benliği. Tamamıyla Allah'a yönelmek. Allah'ın hoşnutluğu. O'nunla birlikte olma arzusunu.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
fe ati
|
o halde ver | اتي |
| 2 |
za
|
- | |
| 3 |
l-kurba
|
akrabaya | قرب |
| 4 |
hakkahu
|
hakkını | حقق |
| 5 |
velmiskine
|
ve yoksula | سكن |
| 6 |
vebne
|
بني | |
| 7 |
s-sebili
|
ve yolcuya | سبل |
| 8 |
zalike
|
bu | - |
| 9 |
hayrun
|
daha hayırlıdır | خير |
| 10 |
lillezine
|
için | - |
| 11 |
yuridune
|
isteyenler | رود |
| 12 |
veche
|
yüzünü (rızasını) | وجه |
| 13 |
llahi
|
Allah'ın | - |
| 14 |
ve ulaike
|
ve işte | - |
| 15 |
humu
|
onlar | - |
| 16 |
l-muflihune
|
başarıya erenlerdir | فلح |