سورة آل عمران
3.Âl-i İmrân Suresi
"İmran Ailesi"
200 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Âl-i İmrân 3:2
ٱللَّهُ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلْحَىُّ
ٱلْقَيُّومُ
Allah ki hayır ilaha ancak O, O diri olan O doğrultan.
Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum.
Âl-i İmrân 3:3
نَزَّلَ
عَلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ
بِٱلْحَقِّ
مُصَدِّقًا
لِّمَا
بَيْنَ
يَدَيْهِ
وَأَنزَلَ
ٱلتَّوْرَىٰةَ
وَٱلْإِنجِيلَ
İndirdi Üzerine senin o kitabı hak ile onaylanan arasında onun ellerinin ve indirdi Tevratı ve İncili
Nezzele aleykel kitabe bil hakkı musaddikan lima beyne yedeyhi ve enzelet tevrate vel incil.
Âl-i İmrân 3:4
مِن
قَبْلُ
هُدًى
لِّلنَّاسِ
وَأَنزَلَ
ٱلْفُرْقَانَ ۗ
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
بِـَٔايَـٰتِ
ٱللَّهِ
لَهُمْ
عَذَابٌ
شَدِيدٌ ۗ
وَٱللَّهُ
عَزِيزٌ
ذُو
ٱنتِقَامٍ
Ondan önce hidayet Nas için ve indirdi furkanı onlar ki örttüler ayetlerini Allahın onlar için vardır şiddetli azap ve Allah değerli intikam sahibidir
Min kablu huden lin nasi ve enzelel furkan, innellezine keferu bi ayatillahi lehum azabun şedid, vallahu azizun zuntikam.
Âl-i İmrân 3:5
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَخْفَىٰ
عَلَيْهِ
شَىْءٌ
فِى
ٱلْأَرْضِ
وَلَا
فِى
ٱلسَّمَآءِ
Kuşkusuz Allaha yoktur gizli üzerinde hiç bir şey yerde ya da gökte
İnnallahe la yahfa aleyhi şey'un fil ardı ve la fis sema'.
Âl-i İmrân 3:6
هُوَ
ٱلَّذِى
يُصَوِّرُكُمْ
فِى
ٱلْأَرْحَامِ
كَيْفَ
يَشَآءُ ۚ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
O’dur ki resim eder sizi rahimlerde nasıl inşa ediyorsa yoktur ilah ancak O değerli hükümdar
Huvellezi yusavvirukum fil erhami keyfe yeşa', la ilahe illa huvel azizul hakim.
Âl-i İmrân 3:7
هُوَ
ٱلَّذِىٓ
أَنزَلَ
عَلَيْكَ
ٱلْكِتَـٰبَ
مِنْهُ
ءَايَـٰتٌ
مُّحْكَمَـٰتٌ
هُنَّ
أُمُّ
ٱلْكِتَـٰبِ
وَأُخَرُ
مُتَشَـٰبِهَـٰتٌ ۖ
فَأَمَّا
ٱلَّذِينَ
فِى
قُلُوبِهِمْ
زَيْغٌ
فَيَتَّبِعُونَ
مَا
تَشَـٰبَهَ
مِنْهُ
ٱبْتِغَآءَ
ٱلْفِتْنَةِ
وَٱبْتِغَآءَ
تَأْوِيلِهِ ۗ
وَمَا
يَعْلَمُ
تَأْوِيلَهُٓ
إِلَّا
ٱللَّهُ ۗ
وَٱلرَّٰسِخُونَ
فِى
ٱلْعِلْمِ
يَقُولُونَ
ءَامَنَّا
بِهِ
كُلٌّ
مِّنْ
عِندِ
رَبِّنَا ۗ
وَمَا
يَذَّكَّرُ
إِلَّآ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Odur ki indiren üzerine senin o kitabın ondadır ayetler hüküm edici onlar anasıdır kitabın ve diğerleri Benzeşenlerdir ama o kimseler ki kalplerinde eğrilik vardır takip ederler benzeşenini onda istemek için ve fitnesini istemek için onun tevili ve bilmezler onun tevilini ancak Allah ve ilimde derinleşenler ise derler ki iman ettik ona hepsi Rabbimizdendır onu hatırlamaz ancak lob sahipleri
Huvellezi enzele aleykel kitabe minhu ayatun muhkematun hunne ummul kitabi ve uharu muteşabihat, fe emmellezine fi kulubihim zeygun fe yettebiune ma teşabehe minhubtigael fitneti vebtigae te'vilih, ve ma ya'lemu te'vilehu illallah, ver rasihune fil ilmi yekulune amenna bihi, kullun min indi rabbina, ve ma yezzekkeru illa ulul elbab.
Âl-i İmrân 3:8
رَبَّنَا
لَا
تُزِغْ
قُلُوبَنَا
بَعْدَ
إِذْ
هَدَيْتَنَا
وَهَبْ
لَنَا
مِن
لَّدُنكَ
رَحْمَةً ۚ
إِنَّكَ
أَنتَ
ٱلْوَهَّابُ
Rabbimiz eğriltme kalplerimizi bize hidayet verdikten sonra hibe et bize senden bir rahmet muhakkak ki sen hibe edensin
Rabbena la tuziğ kulubena ba'de iz hedeytena veheb lena min ledunke rahmeh, inneke entel vehhab.
Âl-i İmrân 3:9
رَبَّنَآ
إِنَّكَ
جَامِعُ
ٱلنَّاسِ
لِيَوْمٍ
لَّا
رَيْبَ
فِيهِ ۚ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يُخْلِفُ
ٱلْمِيعَادَ
Rabbimiz sen topluyorsun nası o güne yoktur onda kuşku ki Allah ihtilaf etmez randevüsüne
Rabbena inneke camiun nasi li yevmin la raybe fih, innallahe la yuhliful miad.
Âl-i İmrân 3:10
إِنَّ
ٱلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
لَن
تُغْنِىَ
عَنْهُمْ
أَمْوَٰلُهُمْ
وَلَآ
أَوْلَـٰدُهُم
مِّنَ
ٱللَّهِ
شَيْـًٔا ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمْ
وَقُودُ
ٱلنَّارِ
Küfredenlere yarar sağlamaz onların malları ve evlatları Allahtan hiç bir şey işte onlar ateşin yakıtıdır
İnnellezine keferu len tuğniye anhum emvaluhum ve la evladuhum minallahi şey'a, ve ulaike hum vekudun nar.
Âl-i İmrân 3:11
كَدَأْبِ
ءَالِ
فِرْعَوْنَ
وَٱلَّذِينَ
مِن
قَبْلِهِمْ ۚ
كَذَّبُوا۟
بِـَٔايَـٰتِنَا
فَأَخَذَهُمُ
ٱللَّهُ
بِذُنُوبِهِمْ ۗ
وَٱللَّهُ
شَدِيدُ
ٱلْعِقَابِ
Gidişatı gibi Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerde yalanladılar ayetlerimizi aldı onları Allah günahlarıyla ve Allah şiddetli azap edendir
Ke de'bi ali fir'avne, vellezine min kablihim kezzebu bi ayatina, fe ehazehumullahu bi zunubihim vallahu şedidul ıkab.
Âl-i İmrân 3:12
قُل
لِّلَّذِينَ
كَفَرُوا۟
سَتُغْلَبُونَ
وَتُحْشَرُونَ
إِلَىٰ
جَهَنَّمَ ۚ
وَبِئْسَ
ٱلْمِهَادُ
De kafirlere yenileceksiniz ve toplatılacaksınız cehenneme en sıkıntılı yerleşimdir
Kul lillezine keferu se tuglebune ve tuhşerune ila cehennem, ve bi'sel mihad.
Âl-i İmrân 3:13
قَدْ
كَانَ
لَكُمْ
ءَايَةٌ
فِى
فِئَتَيْنِ
ٱلْتَقَتَا ۖ
فِئَةٌ
تُقَـٰتِلُ
فِى
سَبِيلِ
ٱللَّهِ
وَأُخْرَىٰ
كَافِرَةٌ
يَرَوْنَهُم
مِّثْلَيْهِمْ
رَأْىَ
ٱلْعَيْنِ ۚ
وَٱللَّهُ
يُؤَيِّدُ
بِنَصْرِهِ
مَن
يَشَآءُ ۗ
إِنَّ
فِى
ذَٰلِكَ
لَعِبْرَةً
لِّأُو۟لِى
ٱلْأَبْصَـٰرِ
sizin için vardır bir ayet iki topluluğun karşılaşması bir toplum Allah yolunda savaşır ve diğeri kafirdir görürler onları kendilerinden iki misli görüşüle gözlerinin ve Allah destekler zafer ile dilediği kimseyi bunda bir ibret vardır görenler için
Kad kane lekum ayetun fi fieteynil tekata fietun tukatilu fi sebilillahi ve uhra kafiratun yeravnehum misleyhim ra'yel ayn, vallahu yueyyidu bi nasrihi men yeşa' inne fi zalike le ibreten li ulil ebsar.
Âl-i İmrân 3:14
زُيِّنَ
لِلنَّاسِ
حُبُّ
ٱلشَّهَوَٰتِ
مِنَ
ٱلنِّسَآءِ
وَٱلْبَنِينَ
وَٱلْقَنَـٰطِيرِ
ٱلْمُقَنطَرَةِ
مِنَ
ٱلذَّهَبِ
وَٱلْفِضَّةِ
وَٱلْخَيْلِ
ٱلْمُسَوَّمَةِ
وَٱلْأَنْعَـٰمِ
وَٱلْحَرْثِ ۗ
ذَٰلِكَ
مَتَـٰعُ
ٱلْحَيَوٰةِ
ٱلدُّنْيَا ۖ
وَٱللَّهُ
عِندَهُ
حُسْنُ
ٱلْمَـَٔابِ
Kadınlara, çocuklara, yığınlarla altın ve gümüşe, soylu atlara, davarlara ve ekinlere karşı tutkulu sevgi insanlara cazip gösterilmiştir. Bunlar, dünya hayatının geçimlikleridir. Oysa asıl iyi olan sonuç Allah'ın yanındadır.
Zuyyine lin nasi hubbuş şehevati minen nisai vel benine vel kanatiril mukantarati minez zehebi vel fıddati vel haylil musevvemeti vel en'ami vel hars, zalike metaul hayatid dunya, vallahu indehu HUSNUL MEAB.
Âl-i İmrân 3:15
قُلْ
أَؤُنَبِّئُكُم
بِخَيْرٍ
مِّن
ذَٰلِكُمْ ۚ
لِلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
عِندَ
رَبِّهِمْ
جَنَّـٰتٌ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ
خَـٰلِدِينَ
فِيهَا
وَأَزْوَٰجٌ
مُّطَهَّرَةٌ
وَرِضْوَٰنٌ
مِّنَ
ٱللَّهِ ۗ
وَٱللَّهُ
بَصِيرٌ
بِٱلْعِبَادِ
De ki: "Size bundan daha hayırlısını haber vereyim mi? Takva[1] sahipleri için, Rabb'lerinin katında, içinde sürekli kalacakları, içinden nehirlerin aktığı Cennetler, arındırılmış eşler ve Allah'ın rızası vardır." Kuşkusuz, Allah, kullarını Hakkıyla Gören'dir.
Kul e unebbiukum bi hayrın min zalikum, lillezinettekav inde rabbihim cennatun tecri min tahtıhel enharu halidine fiha ve ezvacun mutahharatun ve rıdvanun minallah, vallahu basirun bil ıbad.
Âl-i İmrân 3:16
ٱلَّذِينَ
يَقُولُونَ
رَبَّنَآ
إِنَّنَآ
ءَامَنَّا
فَٱغْفِرْ
لَنَا
ذُنُوبَنَا
وَقِنَا
عَذَابَ
ٱلنَّارِ
Bu kimseler: "Rabb'imiz! Biz, Sana iman ettik. Suçlarımızı bağışla, ateşin azabından bizi koru." derler;
Ellezine yekulune rabbena innena amenna fagfir lena zunubena ve kına azaben nar.
Âl-i İmrân 3:17
ٱلصَّـٰبِرِينَ
وَٱلصَّـٰدِقِينَ
وَٱلْقَـٰنِتِينَ
وَٱلْمُنفِقِينَ
وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ
بِٱلْأَسْحَارِ
Bunlar: Sabreden, dürüst olan, gönülden bağlı olan, infak eden ve seher vaktinde bağışlanma dileyenlerdir.
Es sabirine ves sadıkine vel kanitine vel munfikine vel mustagfirine bil eshar.
Âl-i İmrân 3:18
شَهِدَ
ٱللَّهُ
أَنَّهُ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ
وَأُو۟لُوا۟
ٱلْعِلْمِ
قَآئِمًا
بِٱلْقِسْطِ ۚ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْحَكِيمُ
Kendisinden başka ilah[1] olmadığına Allah tanıktır. Melekler ve hakkaniyeti gözeten ilim sahipleri[2] de tanıktırlar ki: O'ndan başka ilah yoktur. O, Mutlak Üstün Olan ve En Doğru Hüküm Veren'dir.
Şehidallahu ennehu la ilahe illa huve, vel melaiketu ve ulul ilmi kaimen bil kıst, la ilahe illa huvel azizul hakim.
Âl-i İmrân 3:19
إِنَّ
ٱلدِّينَ
عِندَ
ٱللَّهِ
ٱلْإِسْلَـٰمُ ۗ
وَمَا
ٱخْتَلَفَ
ٱلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
إِلَّا
مِن
بَعْدِ
مَا
جَآءَهُمُ
ٱلْعِلْمُ
بَغْيًا
بَيْنَهُمْ ۗ
وَمَن
يَكْفُرْ
بِـَٔايَـٰتِ
ٱللَّهِ
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
سَرِيعُ
ٱلْحِسَابِ
Kuşkusuz, Allah katında din,[1] İslam'dır. Kitap verilenler, kendilerine bilgi geldikten sonra ihtirasları nedeniyle ihtilafa düştüler. Kim, Allah'ın ayetlerini kabul etmezse bilsin ki, kuşkusuz Allah, Hesabı Çabuk Gören'dir.
İnned dine indallahil islam, ve mahtelefellezine utul kitabe illa min ba'di ma caehumulılmu bagyen beynehum, ve men yekfur bi ayatillahi fe innallahe seriul hısab.
Âl-i İmrân 3:20
فَإِنْ
حَآجُّوكَ
فَقُلْ
أَسْلَمْتُ
وَجْهِىَ
لِلَّهِ
وَمَنِ
ٱتَّبَعَنِ ۗ
وَقُل
لِّلَّذِينَ
أُوتُوا۟
ٱلْكِتَـٰبَ
وَٱلْأُمِّيِّـنَ
ءَأَسْلَمْتُمْ ۚ
فَإِنْ
أَسْلَمُوا۟
فَقَدِ
ٱهْتَدَوا۟ ۖ
وَّإِن
تَوَلَّوْا۟
فَإِنَّمَا
عَلَيْكَ
ٱلْبَلَـٰغُ ۗ
وَٱللَّهُ
بَصِيرٌ
بِٱلْعِبَادِ
Eğer, seninle tartışırlarsa de ki: "Ben, bütün benliğimle Allah'a teslim oldum, bana tabi olanlar da." Kendilerine kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere: "Siz de teslim oldunuz mu?" de. Eğer teslim olmuşlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah, Kullarını Hakkıyla Gören'dir.
Fe in haccuke fe kul eslemtu vechiye lillahi ve menittebean, ve kul lillezine utul kitabe vel ummiyyine e eslemtum, fe in eslemu fe kadihtedev, ve in tevellev fe innema aleykel belag, vallahu basirun bil ibad.