sizin için vardır bir ayet iki topluluğun karşılaşması bir toplum Allah yolunda savaşır ve diğeri kafirdir görürler onları kendilerinden iki mislileri göz görüşü ve Allah destekler zafer ile dilediği kimseyi bunda bir ibret vardır görenler için
قَدْ
muhakak
كَانَ
لَكُمْ
sizin için vardır
ءَايَةٌ
bir ibret
فِى
فِئَتَيْنِ
şu iki toplulukta
ٱلْتَقَتَا ۖ
karşılaşan
فِئَةٌ
bir topluluk
تُقَـٰتِلُ
çarpışıyordu
فِى
سَبِيلِ
yolunda
ٱللَّهِ
Allah
وَأُخْرَىٰ
öteki de
كَافِرَةٌ
nankördü
يَرَوْنَهُم
onları görüyorlardı
مِّثْلَيْهِمْ
kendilerinin iki katı
رَأْىَ
görüşüyle
ٱلْعَيْنِ ۚ
gözlerinin
وَٱللَّهُ
Allah
يُؤَيِّدُ
destekler
بِنَصْرِهِ
yardımıyle
مَن
kimseyi
يَشَآءُ ۗ
dilediği
إِنَّ
elbette
فِى
ذَٰلِكَ
bunda
لَعِبْرَةً
bir ibret vardır
لِّأُو۟لِى
olanlar için
ٱلْأَبْصَـٰرِ
gözleri
Kad kane lekum ayetun fi fieteynil tekata fietun tukatilu fi sebilillahi ve uhra kafiratun yeravnehum misleyhim ra'yel ayn, vallahu yueyyidu bi nasrihi men yeşa' inne fi zalike le ibreten li ulil ebsar.
Bkz. 3:4 ayetin 2. dipnotu.
Müslimeri.
Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
kad
|
muhakak | - |
| 2 |
kane
|
كون | |
| 3 |
lekum
|
sizin için vardır | - |
| 4 |
ayetun
|
bir ibret | ايي |
| 5 |
fi
|
- | |
| 6 |
fieteyni
|
şu iki toplulukta | فاي |
| 7 |
t-tekata
|
karşılaşan | لقي |
| 8 |
fietun
|
bir topluluk | فاي |
| 9 |
tukatilu
|
çarpışıyordu | قتل |
| 10 |
fi
|
- | |
| 11 |
sebili
|
yolunda | سبل |
| 12 |
llahi
|
Allah | - |
| 13 |
ve uhra
|
öteki de | اخر |
| 14 |
kafiratun
|
nankördü | كفر |
| 15 |
yeravnehum
|
onları görüyorlardı | راي |
| 16 |
misleyhim
|
kendilerinin iki katı | مثل |
| 17 |
ra'ye
|
görüşüyle | راي |
| 18 |
l-ayni
|
gözlerinin | عين |
| 19 |
vallahu
|
Allah | - |
| 20 |
yu'eyyidu
|
destekler | ايد |
| 21 |
binesrihi
|
yardımıyle | نصر |
| 22 |
men
|
kimseyi | - |
| 23 |
yeşa'u
|
dilediği | شيا |
| 24 |
inne
|
elbette | - |
| 25 |
fi
|
- | |
| 26 |
zalike
|
bunda | - |
| 27 |
leibraten
|
bir ibret vardır | عبر |
| 28 |
liuli
|
olanlar için | اول |
| 29 |
l-ebsari
|
gözleri | بصر |