سورة الزمر
39.Zümer Suresi
"Zümreler"
75 Ayet
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
Zümer 39:1
تَنزِيلُ
ٱلْكِتَـٰبِ
مِنَ
ٱللَّهِ
ٱلْعَزِيزِ
ٱلْحَكِيمِ
Kitap'ın indirilmesi, Mutlak Üstün Olan, En İyi Hüküm Veren Allah tarafındandır.
Tenzilul kitabi minallahil azizil hakim.
Zümer 39:3
أَلَا
لِلَّهِ
ٱلدِّينُ
ٱلْخَالِصُ ۚ
وَٱلَّذِينَ
ٱتَّخَذُوا۟
مِن
دُونِهِٓ
أَوْلِيَآءَ
مَا
نَعْبُدُهُمْ
إِلَّا
لِيُقَرِّبُونَآ
إِلَى
ٱللَّهِ
زُلْفَىٰٓ
إِنَّ
ٱللَّهَ
يَحْكُمُ
بَيْنَهُمْ
فِى
مَا
هُمْ
فِيهِ
يَخْتَلِفُونَ ۗ
إِنَّ
ٱللَّهَ
لَا
يَهْدِى
مَنْ
هُوَ
كَـٰذِبٌ
كَفَّارٌ
Dikkat edin! Halis[1] din yalnızca Allah'a aittir. O'nun yanı sıra veliler[2] edinenler: "Onlara, bizi Allah'a daha yakın bir seviyeye yaklaştırsınlar diye kulluk[3] ediyoruz." diyorlar. Allah, hakkında tartıştıkları şey için hükmünü verecektir. Allah, yalancı ve azılı nankörleri doğru yola iletmez.
E la lillahid dinul halis, vellezinettehazu min dunihi evliya, ma na'buduhum illa li yukarribuna ilallahi zulfa, innallahe yahkumu beynehum fi ma hum fihi yahtelifun, innallahe la yehdi men huve kazibun keffar.
Zümer 39:4
لَّوْ
أَرَادَ
ٱللَّهُ
أَن
يَتَّخِذَ
وَلَدًا
لَّٱصْطَفَىٰ
مِمَّا
يَخْلُقُ
مَا
يَشَآءُ ۚ
سُبْحَـٰنَهُ ۖ
هُوَ
ٱللَّهُ
ٱلْوَٰحِدُ
ٱلْقَهَّارُ
Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, yaratacağından dilediğini seçerdi. O, bundan münezzehtir. O Allah, Eşsiz ve Benzersiz Tek Olan'dır, Varlığın Üzerinde Mutlak Egemen'dir.
Lev eradallahu en yettehıze veleden lastafa mimma yahluku ma yeşau subhaneh, huvallahul vahıdul kahhar.
Zümer 39:5
خَلَقَ
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ
وَٱلْأَرْضَ
بِٱلْحَقِّ ۖ
يُكَوِّرُ
ٱلَّيْلَ
عَلَى
ٱلنَّهَارِ
وَيُكَوِّرُ
ٱلنَّهَارَ
عَلَى
ٱلَّيْلِ ۖ
وَسَخَّرَ
ٱلشَّمْسَ
وَٱلْقَمَرَ ۖ
كُلٌّ
يَجْرِى
لِأَجَلٍ
مُّسَمًّى ۗ
أَلَا
هُوَ
ٱلْعَزِيزُ
ٱلْغَفَّـٰرُ
Gökleri ve yeri Hakk ile yarattı. Geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Güneş'i ve Ay'ı buyruk altına almıştır. Hepsi belirlenmiş bir zamana akıp gitmektedir. İyi bilin ki O, Mutlak Üstün Olan'dır, Çok Bağışlayıcı'dır.
Halakas semavati vel arda bil hakk, yukevvirul leyle alen nehari ve yukevvirun nehare alel leyli ve sehhareş şemse vel kamer, kullun yecri li ecelin musemma, e la huvel azizul gaffar.
Zümer 39:6
خَلَقَكُم
مِّن
نَّفْسٍ
وَٰحِدَةٍ
ثُمَّ
جَعَلَ
مِنْهَا
زَوْجَهَا
وَأَنزَلَ
لَكُم
مِّنَ
ٱلْأَنْعَـٰمِ
ثَمَـٰنِيَةَ
أَزْوَٰجٍ ۚ
يَخْلُقُكُمْ
فِى
بُطُونِ
أُمَّهَـٰتِكُمْ
خَلْقًا
مِّن
بَعْدِ
خَلْقٍ
فِى
ظُلُمَـٰتٍ
ثَلَـٰثٍ ۚ
ذَٰلِكُمُ
ٱللَّهُ
رَبُّكُمْ
لَهُ
ٱلْمُلْكُ ۖ
لَآ
إِلَـٰهَ
إِلَّا
هُوَ ۖ
فَأَنَّىٰ
تُصْرَفُونَ
Sizi tek bir nefisten[1] yarattı. Sonra ondan[2] eşini meydana getirdi. Sizin için hayvanlardan sekiz eş bağışladı. Sizi annelerinizin karnında üç karanlık içinde, yaratılıştan sonra bir yaratılış ile yaratıyor. İşte bu sizin Rabb'iniz Allah'tır. Mülk, O'nundur. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse nasıl oluyor da başka şeylere yöneliyorsunuz?
Halakakum min nefsin vahıdetin summe ceale minha zevceha ve enzele lekum minel en'ami semaniyete ezvac, yahlukukum fi butuni ummehatikum halkan min ba'di halkın fi zulumatin selas, zalikumullahu rabbukum lehul mulk, la ilahe illa huve, fe enna tusrafun.
Zümer 39:7
إِن
تَكْفُرُوا۟
فَإِنَّ
ٱللَّهَ
غَنِىٌّ
عَنكُمْ ۖ
وَلَا
يَرْضَىٰ
لِعِبَادِهِ
ٱلْكُفْرَ ۖ
وَإِن
تَشْكُرُوا۟
يَرْضَهُ
لَكُمْ ۗ
وَلَا
تَزِرُ
وَازِرَةٌ
وِزْرَ
أُخْرَىٰ ۗ
ثُمَّ
إِلَىٰ
رَبِّكُم
مَّرْجِعُكُمْ
فَيُنَبِّئُكُم
بِمَا
كُنتُمْ
تَعْمَلُونَ ۚ
إِنَّهُ
عَلِيمٌ
بِذَاتِ
ٱلصُّدُورِ
Eğer Küfrederseniz[1]; bilin ki Allah'ın size hiçbir ihtiyacı yoktur. O, kullarının Küfründen[2] hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz[3] ondan hoşnut olur. Hiç kimse bir başkasının yükünü yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabb'inizedir. Böylece yapmış olduklarınızı size haber verecektir. Kuşkusuz O, sinelerde olanı en iyi bilendir.
İn tekfuru fe innallahe ganiyyun ankum, ve la yerda li ıbadihil kufr, ve in teşkuru yerdahu lekum, ve la teziru vaziretun vizra uhra, summe ila rabbikum merciukum fe yunebbiukum bima kuntum ta'melun, innehu alimun bi zatis sudur.
Zümer 39:8
وَإِذَا
مَسَّ
ٱلْإِنسَـٰنَ
ضُرٌّ
دَعَا
رَبَّهُ
مُنِيبًا
إِلَيْهِ
ثُمَّ
إِذَا
خَوَّلَهُ
نِعْمَةً
مِّنْهُ
نَسِىَ
مَا
كَانَ
يَدْعُوٓا۟
إِلَيْهِ
مِن
قَبْلُ
وَجَعَلَ
لِلَّهِ
أَندَادًا
لِّيُضِلَّ
عَن
سَبِيلِهِ ۚ
قُلْ
تَمَتَّعْ
بِكُفْرِكَ
قَلِيلًا ۖ
إِنَّكَ
مِنْ
أَصْحَـٰبِ
ٱلنَّارِ
İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua[1] eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."
Ve iza messel insane durrun dea rabbehu muniben ileyhi summe iza havvelehu ni'meten minhu nesiye ma kane yed'u ileyhi min kablu ve ceale lillahi endaden li yudılle an sebilih, kul temetta' bi kufrike kalilen inneke min ashabin nar.
Zümer 39:9
أَمَّنْ
هُوَ
قَـٰنِتٌ
ءَانَآءَ
ٱلَّيْلِ
سَاجِدًا
وَقَآئِمًا
يَحْذَرُ
ٱلْـَٔاخِرَةَ
وَيَرْجُوا۟
رَحْمَةَ
رَبِّهِ ۗ
قُلْ
هَلْ
يَسْتَوِى
ٱلَّذِينَ
يَعْلَمُونَ
وَٱلَّذِينَ
لَا
يَعْلَمُونَ ۗ
إِنَّمَا
يَتَذَكَّرُ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Gece saatlerinde secde ederek, kıyam durarak itaatkar olan, ahireti hesaba katan ve Rabb'inin rahmetini uman kimse, bu nankörlerle bir tutulur mu hiç? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu[1]?" Kesinlikle yalnızca temiz akıl sahipleri öğüt alırlar.
Em men huve kanitun anael leyli saciden ve kaimen yahzerul ahırete ve yercu rahmete rabbih, kul hel yestevillezine ya'lemune vellezine la ya'lemun, innema yetezekkeru ulul elbab.
Zümer 39:10
قُلْ
يَـٰعِبَادِ
ٱلَّذِينَ
ءَامَنُوا۟
ٱتَّقُوا۟
رَبَّكُمْ ۚ
لِلَّذِينَ
أَحْسَنُوا۟
فِى
هَـٰذِهِ
ٱلدُّنْيَا
حَسَنَةٌ ۗ
وَأَرْضُ
ٱللَّهِ
وَٰسِعَةٌ ۗ
إِنَّمَا
يُوَفَّى
ٱلصَّـٰبِرُونَ
أَجْرَهُم
بِغَيْرِ
حِسَابٍ
De ki: "Ey iman eden kullar! Rabb'inize karşı takvalı olun. Bu dünyada, iyi olanlar için iyilik vardır. Allah'ın arzı geniştir. Ancak sabredenlere[1] ödülleri hesapsız ödenir.
Kul ya ıbadıllezine amenutteku rabbekum, lillezine ahsenu fi hazihid dunya haseneh, ve ardullahi vasiah innema yuveffas sabirune ecrehum bi gayri hisab.
Zümer 39:13
قُلْ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
إِنْ
عَصَيْتُ
رَبِّى
عَذَابَ
يَوْمٍ
عَظِيمٍ
De ki: "Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."
Kul inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azim.
Zümer 39:15
فَٱعْبُدُوا۟
مَا
شِئْتُم
مِّن
دُونِهِ ۗ
قُلْ
إِنَّ
ٱلْخَـٰسِرِينَ
ٱلَّذِينَ
خَسِرُوٓا۟
أَنفُسَهُمْ
وَأَهْلِيهِمْ
يَوْمَ
ٱلْقِيَـٰمَةِ ۗ
أَلَا
ذَٰلِكَ
هُوَ
ٱلْخُسْرَانُ
ٱلْمُبِينُ
"Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk edin." De ki: "Asıl kaybedenler, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır." Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.
Fa'budu ma şi'tum min dunih, kul innel hasirine ellezine hasiru enfusehum ve ehlihim yevmel kıyameh e la zalike huvel husranul mubin.
Zümer 39:16
لَهُم
مِّن
فَوْقِهِمْ
ظُلَلٌ
مِّنَ
ٱلنَّارِ
وَمِن
تَحْتِهِمْ
ظُلَلٌ ۚ
ذَٰلِكَ
يُخَوِّفُ
ٱللَّهُ
بِهِ
عِبَادَهُ ۚ
يَـٰعِبَادِ
فَٱتَّقُونِ
Onların üstlerinde de altlarında da ateşten katmanlar vardır. İşte Allah'ın, kullarını uyarıp sakınmalarını istediği şey budur. Ey kullarım, Bana karşı takvalı olun!
Lehum min fevkıhim zulelun minen nari ve min tahtihim zulel, zalike yuhavvifullahu bihi ıbadeh, ya ıbadi fettekun.
Zümer 39:17
وَٱلَّذِينَ
ٱجْتَنَبُوا۟
ٱلطَّـٰغُوتَ
أَن
يَعْبُدُوهَا
وَأَنَابُوٓا۟
إِلَى
ٱللَّهِ
لَهُمُ
ٱلْبُشْرَىٰ ۚ
فَبَشِّرْ
عِبَادِ
Tağuta[1] kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a yönelenlere müjdeler olsun. O halde bu kullarımı müjdele.
Vellezinectenebut tagute en ya'buduha ve enabu ilallahi lehumul buşra, fe beşşir ıbad.
Zümer 39:18
ٱلَّذِينَ
يَسْتَمِعُونَ
ٱلْقَوْلَ
فَيَتَّبِعُونَ
أَحْسَنَهُٓ ۚ
أُو۟لَـٰٓئِكَ
ٱلَّذِينَ
هَدَىٰهُمُ
ٱللَّهُ ۖ
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ
هُمْ
أُو۟لُوا۟
ٱلْأَلْبَـٰبِ
Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.
Ellezine yestemiunel kavle fe yettebiune ahseneh, ulaikellezine hedahumullahu ve ulaike hum ulul elbab.
Zümer 39:19
أَفَمَنْ
حَقَّ
عَلَيْهِ
كَلِمَةُ
ٱلْعَذَابِ
أَفَأَنتَ
تُنقِذُ
مَن
فِى
ٱلنَّارِ
Hakkında azap kararı gerçekleşmiş olana gelince; ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
E fe men hakka aleyhi kelimetul azab, e fe ente tunkızu men fin nar.
Zümer 39:20
لَـٰكِنِ
ٱلَّذِينَ
ٱتَّقَوْا۟
رَبَّهُمْ
لَهُمْ
غُرَفٌ
مِّن
فَوْقِهَا
غُرَفٌ
مَّبْنِيَّةٌ
تَجْرِى
مِن
تَحْتِهَا
ٱلْأَنْهَـٰرُ ۖ
وَعْدَ
ٱللَّهِ ۖ
لَا
يُخْلِفُ
ٱللَّهُ
ٱلْمِيعَادَ
Fakat Rabb'lerine takvalı olanlar için kat kat bina edilmiş, önlerinde nehirler akan köşkler vardır. Bu Allah'ın verdiği sözdür. Allah verdiği sözden dönmez.
Lakinillezinettekav rabbehum lehum gurefun min fevkıha gurefun mebniyyetun tecri min tahtihel enhar, va'dallah, la yuhlifullahul miad.