İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman, Rabb'ine yönelerek bütün benliğiyle O'na dua[1] eder. Sonra kendisine bir nimet lütfettiği zaman, daha önce O'na yöneldiği halini unutur. O'nun yolundan saptırmak için Allah'a ortaklar koşar. De ki: "Nankörlüğünle biraz daha yararlan. Kuşkusuz ki sen ateşin halkındansın."
وَإِذَا
zaman
مَسَّ
dokunduğu
ٱلْإِنسَـٰنَ
insana
ضُرٌّ
bir zarar
دَعَا
hemen du'a eder
رَبَّهُ
Rabbine
مُنِيبًا
içtenlikle yönelerek
إِلَيْهِ
O'na
ثُمَّ
sonra
إِذَا
zaman
خَوَّلَهُ
ona verdiği
نِعْمَةً
bir ni'met
مِّنْهُ
kendisinden
نَسِىَ
unutur
مَا
كَانَ
olduğunu
يَدْعُوٓا۟
yalvarmakta
إِلَيْهِ
O'na
مِن
قَبْلُ
önceden
وَجَعَلَ
ve koşar
لِلَّهِ
Allah'a
أَندَادًا
eşler
لِّيُضِلَّ
saptırmak için
عَن
-ndan
سَبِيلِهِ ۚ
O'nun yolu-
قُلْ
de ki
تَمَتَّعْ
yaşa
بِكُفْرِكَ
küfrünle
قَلِيلًا ۖ
azıcık
إِنَّكَ
şüphesiz sen
مِنْ
-ndan(sın)
أَصْحَـٰبِ
halkı-
ٱلنَّارِ
ateş
Ve iza messel insane durrun dea rabbehu muniben ileyhi summe iza havvelehu ni'meten minhu nesiye ma kane yed'u ileyhi min kablu ve ceale lillahi endaden li yudılle an sebilih, kul temetta' bi kufrike kalilen inneke min ashabin nar.
Dua; çağırmak, seslenmek, yardım istemek demektir. Dua, Allah'a istek ve ihtiyaçlarını arz ederek O'nun lütfunu desteğini, bağışlamasını ve yardımını istemektir (2:186). İnsan, dua etmeden önce kendisine düşeni yapmalıdır. Kendisine düşeni yapmadan Allah'tan bir şey istemek samimiyetsizliktir. Yine Allah'tan istenilen şeyin doğru bir şey olması gerekir: İstediği şeyi hak edip etmediğini, hakkı olup olmadığını dikkate almalıdır. Dua edenin, isteği kabul edildikten sonra, Allah'ı unutacak olması, duasının kabul edilmesine engeldir. Allah'ın yanı sıra başka bir kimseye veya şeye dua etmek şirktir (1:5).
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
ve iza
|
zaman | - |
| 2 |
messe
|
dokunduğu | مسس |
| 3 |
l-insane
|
insana | انس |
| 4 |
durrun
|
bir zarar | ضرر |
| 5 |
deaa
|
hemen du'a eder | دعو |
| 6 |
rabbehu
|
Rabbine | ربب |
| 7 |
muniben
|
içtenlikle yönelerek | نوب |
| 8 |
ileyhi
|
O'na | - |
| 9 |
summe
|
sonra | - |
| 10 |
iza
|
zaman | - |
| 11 |
havvelehu
|
ona verdiği | خول |
| 12 |
nia'meten
|
bir ni'met | نعم |
| 13 |
minhu
|
kendisinden | - |
| 14 |
nesiye
|
unutur | نسي |
| 15 |
ma
|
- | |
| 16 |
kane
|
olduğunu | كون |
| 17 |
yed'u
|
yalvarmakta | دعو |
| 18 |
ileyhi
|
O'na | - |
| 19 |
min
|
- | |
| 20 |
kablu
|
önceden | قبل |
| 21 |
ve ceale
|
ve koşar | جعل |
| 22 |
lillahi
|
Allah'a | - |
| 23 |
endaden
|
eşler | ندد |
| 24 |
liyudille
|
saptırmak için | ضلل |
| 25 |
an
|
-ndan | - |
| 26 |
sebilihi
|
O'nun yolu- | سبل |
| 27 |
kul
|
de ki | قول |
| 28 |
temettea'
|
yaşa | متع |
| 29 |
bikufrike
|
küfrünle | كفر |
| 30 |
kalilen
|
azıcık | قلل |
| 31 |
inneke
|
şüphesiz sen | - |
| 32 |
min
|
-ndan(sın) | - |
| 33 |
eshabi
|
halkı- | صحب |
| 34 |
n-nari
|
ateş | نور |