سورة القصص
28.Kasas Suresi
"Kıssa"
88 Ayet
Kasas 28:21
فَخَرَجَ
مِنْهَا
خَآئِفًا
يَتَرَقَّبُ ۖ
قَالَ
رَبِّ
نَجِّنِى
مِنَ
ٱلْقَوْمِ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Bunun üzerine korku içinde etrafı kollayarak oradan ayrıldı: "Rabb'im! Beni bu zalim halktan kurtar." dedi.
Fe harece minha haifen yeterakkabu, kale rabbi neccini minel kavmiz zalimin.
Kasas 28:22
وَلَمَّا
تَوَجَّهَ
تِلْقَآءَ
مَدْيَنَ
قَالَ
عَسَىٰ
رَبِّىٓ
أَن
يَهْدِيَنِى
سَوَآءَ
ٱلسَّبِيلِ
Medyen tarafına yöneldiğinde: "Umarım Rabb'im bana bir çıkış yolu gösterir." dedi.
Ve lemma teveccehe tilkae medyene kale asa rabbi en yehdiyeni sevaes sebil.
Kasas 28:23
وَلَمَّا
وَرَدَ
مَآءَ
مَدْيَنَ
وَجَدَ
عَلَيْهِ
أُمَّةً
مِّنَ
ٱلنَّاسِ
يَسْقُونَ
وَوَجَدَ
مِن
دُونِهِمُ
ٱمْرَأَتَيْنِ
تَذُودَانِ ۖ
قَالَ
مَا
خَطْبُكُمَا ۖ
قَالَتَا
لَا
نَسْقِى
حَتَّىٰ
يُصْدِرَ
ٱلرِّعَآءُ ۖ
وَأَبُونَا
شَيْخٌ
كَبِيرٌ
Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulamakta olan birçok İnsan gördü. Bir de sürülerini sulamayı gözetleyen iki kadın vardı. Onlara: "Neden böyle duruyorsunuz?" dedi. "Çobanlar sulayıp çekilmeden biz sulayamayız. Babamız çok ihtiyardır." dediler.
Ve lemma verede mae medyene vecede aleyhi ummeten minen nasi yeskun, ve vecede min dunihimumreeteyni tezudan, kale ma hatbukuma, kaleta la neski hatta yusdirar riau ve ebuna şeyhun kebir.
Kasas 28:24
فَسَقَىٰ
لَهُمَا
ثُمَّ
تَوَلَّىٰٓ
إِلَى
ٱلظِّلِّ
فَقَالَ
رَبِّ
إِنِّى
لِمَآ
أَنزَلْتَ
إِلَىَّ
مِنْ
خَيْرٍ
فَقِيرٌ
Bunun üzerine ikisi için hayvanları suladı. Sonra gölgeye çekildi. "Rabb'im! Ben, bana hayır olarak bağışlayacağın her şeye muhtacım." dedi.
Fe seka lehuma summe tevella ilez zılli fe kale rabbi inni lima enzelte ileyye min hayrin fakir.
Kasas 28:25
فَجَآءَتْهُ
إِحْدَىٰهُمَا
تَمْشِى
عَلَى
ٱسْتِحْيَآءٍ
قَالَتْ
إِنَّ
أَبِى
يَدْعُوكَ
لِيَجْزِيَكَ
أَجْرَ
مَا
سَقَيْتَ
لَنَا ۚ
فَلَمَّا
جَآءَهُ
وَقَصَّ
عَلَيْهِ
ٱلْقَصَصَ
قَالَ
لَا
تَخَفْ ۖ
نَجَوْتَ
مِنَ
ٱلْقَوْمِ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Derken, iki kızdan biri utana utana Musa'ya geldi: "Babam, bizim yerimize sulamanın karşılığını vermek için seni çağırıyor." dedi. Musa, yanına vararak başından geçenleri anlattı. "Korkma! Zalimlerden kurtuldun." dedi.
Fe caethu ıhdahuma temşi alestihyain, kalet inne ebi yed'uke li yecziyeke ecra ma sekayte lena, fe lemma caehu ve kassa aleyhil kasasa kale la tehaf, necevte minel kavmiz zalimin.
Kasas 28:26
قَالَتْ
إِحْدَىٰهُمَا
يَـٰٓأَبَتِ
ٱسْتَـْٔجِرْهُ ۖ
إِنَّ
خَيْرَ
مَنِ
ٱسْتَـْٔجَرْتَ
ٱلْقَوِىُّ
ٱلْأَمِينُ
İki kızından biri: "Ey babacığım! Onu ücretle tut. Gerçekten o, ücretle tutacaklarının en iyisi, güçlüsü ve güvenilirdir." dedi.
Kalet ıhdahuma ya ebetiste'cirhu inne hayra meniste'certel kaviyyul emin.
Kasas 28:27
قَالَ
إِنِّىٓ
أُرِيدُ
أَنْ
أُنكِحَكَ
إِحْدَى
ٱبْنَتَىَّ
هَـٰتَيْنِ
عَلَىٰٓ
أَن
تَأْجُرَنِى
ثَمَـٰنِىَ
حِجَجٍ ۖ
فَإِنْ
أَتْمَمْتَ
عَشْرًا
فَمِنْ
عِندِكَ ۖ
وَمَآ
أُرِيدُ
أَنْ
أَشُقَّ
عَلَيْكَ ۚ
سَتَجِدُنِىٓ
إِن
شَآءَ
ٱللَّهُ
مِنَ
ٱلصَّـٰلِحِينَ
Bu iki kızımdan birini, bana sekiz hacc[1] boyunca çalışmana karşılık seninle evlendirmek istiyorum. Eğer on yıla tamamlarsan sen bilirsin. Sana rahatsızlık vermek istemem. İnşaallah beni salihlerden[2] bulacaksın." dedi.
Kale inni uridu en unkihake ihdebneteyye hateyni ala en te'cureni semaniye hıcec, fe in etmemte aşran fe min indik, ve ma uridu en eşukka aleyk, seteciduni in şaallahu mines salihin.
Kasas 28:28
قَالَ
ذَٰلِكَ
بَيْنِى
وَبَيْنَكَ ۖ
أَيَّمَا
ٱلْأَجَلَيْنِ
قَضَيْتُ
فَلَا
عُدْوَٰنَ
عَلَىَّ ۖ
وَٱللَّهُ
عَلَىٰ
مَا
نَقُولُ
وَكِيلٌ
"Bu ikimizin arasındadır. Bu iki süreden hangisini tamamlarsam tamamlıyayım bana kırgınlık olmasın. Konuştuklarımıza Allah tanıktır." dedi.
Kale zalike beyni ve beynek, eyyemel eceleyni kadaytu fe la udvane aleyy, vallahu ala ma nekulu vekil.
Kasas 28:29
فَلَمَّا
قَضَىٰ
مُوسَى
ٱلْأَجَلَ
وَسَارَ
بِأَهْلِهِٓ
ءَانَسَ
مِن
جَانِبِ
ٱلطُّورِ
نَارًا
قَالَ
لِأَهْلِهِ
ٱمْكُثُوٓا۟
إِنِّىٓ
ءَانَسْتُ
نَارًا
لَّعَلِّىٓ
ءَاتِيكُم
مِّنْهَا
بِخَبَرٍ
أَوْ
جَذْوَةٍ
مِّنَ
ٱلنَّارِ
لَعَلَّكُمْ
تَصْطَلُونَ
Musa, süresini tamamlayınca, ailesi ile yola çıktı. Tur tarafında bir ateş fark etti. Ailesine: "Bekleyin. Ben bir ateş gördüm. Belki size ondan bir haber veya ısınmanız için bir ateş getiririm." dedi.
Fe lemma kada musel ecele ve sare bi ehlihi anese min canibit turi nara, kale li ehlihimkusu inni anestu naren lealli atikum minha bi haberin ev cezvetin minen nari leallekum testalun.
Kasas 28:30
فَلَمَّآ
أَتَىٰهَا
نُودِىَ
مِن
شَـٰطِئِ
ٱلْوَادِ
ٱلْأَيْمَنِ
فِى
ٱلْبُقْعَةِ
ٱلْمُبَـٰرَكَةِ
مِنَ
ٱلشَّجَرَةِ
أَن
يَـٰمُوسَىٰٓ
إِنِّىٓ
أَنَا
ٱللَّهُ
رَبُّ
ٱلْعَـٰلَمِينَ
Oraya vardığında, kutlu yerdeki vadinin sağ kıyısındaki bir ağaçtan kendisine seslenildi: "Ey Musa! Ben, alemlerin Rabb'i Allah'ım."
Fe lemma etaha nudiye min şatııl vadil eymeni fil buk'atil mubareketi mineş şecerati en ya musa inni enallahu rabbul alemin.
Kasas 28:31
وَأَنْ
أَلْقِ
عَصَاكَ ۖ
فَلَمَّا
رَءَاهَا
تَهْتَزُّ
كَأَنَّهَا
جَآنٌّ
وَلَّىٰ
مُدْبِرًا
وَلَمْ
يُعَقِّبْ ۚ
يَـٰمُوسَىٰٓ
أَقْبِلْ
وَلَا
تَخَفْ ۖ
إِنَّكَ
مِنَ
ٱلْـَٔامِنِينَ
"Asanı yere bırak!" Onun yılan gibi hareket ettiğini görünce, dönüp arkasına bakmadan kaçtı. "Ey Musa, dön! Korkma, güvende olanlardansın."
Ve en elkı asak, fe lemma reaha tehtezzu keenneha cannun vella mudbiren ve lem yuakkıb, ya musa akbil ve la tehaf, inneke minel aminin.
Kasas 28:32
ٱسْلُكْ
يَدَكَ
فِى
جَيْبِكَ
تَخْرُجْ
بَيْضَآءَ
مِنْ
غَيْرِ
سُوٓءٍ
وَٱضْمُمْ
إِلَيْكَ
جَنَاحَكَ
مِنَ
ٱلرَّهْبِ ۖ
فَذَٰنِكَ
بُرْهَـٰنَانِ
مِن
رَّبِّكَ
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
وَمَلَإِي۟هِٓ ۚ
إِنَّهُمْ
كَانُوا۟
قَوْمًا
فَـٰسِقِينَ
"Elini koynuna sok, kusursuz beyaz olarak çıkar. Telaşlanma, kollarını kendine çek. Bu ikisi, senin Rabb'inden, Firavun ve onun melelerine[1] iki burhandır.[2] Kuşkusuz ki onlar, sapkın bir kavimdir."
Usluk yedeke fi ceybike tahruc beydae min gayri su, vadmum ileyke cenahake miner rehbi fe zanike burhanani min rabbike ila fir'avne ve melaih, innehum kanu kavmen fasikin.
Kasas 28:33
قَالَ
رَبِّ
إِنِّى
قَتَلْتُ
مِنْهُمْ
نَفْسًا
فَأَخَافُ
أَن
يَقْتُلُونِ
"Rabb'im! Onlardan birisini öldürdüm. Onların da beni öldürmelerinden korkuyorum." dedi.
Kale rabbi inni kateltu minhum nefsen fe ehafu en yaktulun.
Kasas 28:34
وَأَخِى
هَـٰرُونُ
هُوَ
أَفْصَحُ
مِنِّى
لِسَانًا
فَأَرْسِلْهُ
مَعِىَ
رِدْءًا
يُصَدِّقُنِىٓ ۖ
إِنِّىٓ
أَخَافُ
أَن
يُكَذِّبُونِ
"Kardeşim Harun'un konuşması benden daha düzgündür. Onu da beni doğrulayan bir yardımcı olarak, benimle birlikte gönder. Doğrusu beni yalanlamalarından korkuyorum."
Ve ahi harunu huve efsahu minni lisanen fe ersilhu maiye rid'en yusaddıkuni, inni ehafu en yukezzibun.
Kasas 28:35
قَالَ
سَنَشُدُّ
عَضُدَكَ
بِأَخِيكَ
وَنَجْعَلُ
لَكُمَا
سُلْطَـٰنًا
فَلَا
يَصِلُونَ
إِلَيْكُمَا ۚ
بِـَٔايَـٰتِنَآ
أَنتُمَا
وَمَنِ
ٱتَّبَعَكُمَا
ٱلْغَـٰلِبُونَ
"Senin gücünü kardeşinle arttıracağız. İkinizi de sultan[1] kılacağız. Onlar, ayetlerimizden[2] dolayı size karşı koyamayacaklar. Siz ikiniz ve sizi izleyenler kazanacaksınız." dedi.
Kale se neşuddu adudeke bi ahike ve nec'alu lekuma sultanen fe la yasılune ileykuma bi ayatina, entuma ve menittebeakumel galibun.
Kasas 28:36
فَلَمَّا
جَآءَهُم
مُّوسَىٰ
بِـَٔايَـٰتِنَا
بَيِّنَـٰتٍ
قَالُوا۟
مَا
هَـٰذَآ
إِلَّا
سِحْرٌ
مُّفْتَرًى
وَمَا
سَمِعْنَا
بِهَـٰذَا
فِىٓ
ءَابَآئِنَا
ٱلْأَوَّلِينَ
Musa onlara apaçık ayetlerimizi[1] iletince: "Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık." dediler.
Fe lemma caehum musa bi ayatina beyyinatin kalu ma haza illa sihrun mufteren ve ma semi'na bi haza fi abainel evvelin.
Kasas 28:37
وَقَالَ
مُوسَىٰ
رَبِّىٓ
أَعْلَمُ
بِمَن
جَآءَ
بِٱلْهُدَىٰ
مِنْ
عِندِهِ
وَمَن
تَكُونُ
لَهُ
عَـٰقِبَةُ
ٱلدَّارِ ۖ
إِنَّهُ
لَا
يُفْلِحُ
ٱلظَّـٰلِمُونَ
Musa: "Rabb'im, kimin kendi katından doğru yolu göstermek için geldiğini ve hayırlı sonucun kimin olacağını en iyi bilendir. Kuşkusuz zalimler kurtuluşa eremezler." dedi.
Ve kale musa rabbi a'lemu bi men cae bil huda min indihi ve men tekunu lehu akıbetud dar, innehu la yuflihuz zalimun.
Kasas 28:38
وَقَالَ
فِرْعَوْنُ
يَـٰٓأَيُّهَا
ٱلْمَلَأُ
مَا
عَلِمْتُ
لَكُم
مِّنْ
إِلَـٰهٍ
غَيْرِى
فَأَوْقِدْ
لِى
يَـٰهَـٰمَـٰنُ
عَلَى
ٱلطِّينِ
فَٱجْعَل
لِّى
صَرْحًا
لَّعَلِّىٓ
أَطَّلِعُ
إِلَىٰٓ
إِلَـٰهِ
مُوسَىٰ
وَإِنِّى
لَأَظُنُّهُ
مِنَ
ٱلْكَـٰذِبِينَ
Firavun: "Ey halkımın meleleri![1] Ben, sizin için benden başka ilah bilmiyorum.[2] Ey Haman, benim için çamur üzerine hemen bir ateş yak;[3] bana yüksek bir kule yap. Belki Musa'nın ilahı ile karşılaşırım. Onun yalancılardan olduğunu zannediyorum.[4]" dedi.
Ve kale fir'avnu ya eyyuhel meleu ma alimtu lekum min ilahin gayri, fe evkıd li ya hamanu alet tini fec'al li sarhan lealli attaliu ila ilahi musa ve inni le ezunnuhu minel kazibin.
Kasas 28:39
وَٱسْتَكْبَرَ
هُوَ
وَجُنُودُهُ
فِى
ٱلْأَرْضِ
بِغَيْرِ
ٱلْحَقِّ
وَظَنُّوٓا۟
أَنَّهُمْ
إِلَيْنَا
لَا
يُرْجَعُونَ
O ve ordusu yeryüzünde haksız yere büyüklendiler ve gerçekten de Biz'e döndürülmeyeceklerini sandılar.
Vestekbere huve ve cunuduhu fil ardı bi gayril hakkı ve zannu ennehum ileyna la yurceun.
Kasas 28:40
فَأَخَذْنَـٰهُ
وَجُنُودَهُ
فَنَبَذْنَـٰهُمْ
فِى
ٱلْيَمِّ ۖ
فَٱنظُرْ
كَيْفَ
كَانَ
عَـٰقِبَةُ
ٱلظَّـٰلِمِينَ
Sonra onu ve askerlerini yakalayıp suya gömdük. Bak bakalım, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna!
Fe ehaznahu ve cunudehu fe nebeznahum fil yemm, fanzur keyfe kane akıbetuz zalimin.