Musa onlara apaçık ayetlerimizi[1] iletince: "Bu, uydurulmuş bir sihirden başka bir şey değildir. Biz önceki atalarımızdan böyle bir şey duymadık." dediler.
فَلَمَّا
ne zaman ki
جَآءَهُم
onlara gelince
مُّوسَىٰ
Musa
بِـَٔايَـٰتِنَا
ayetlerimizle
بَيِّنَـٰتٍ
açık açık
قَالُوا۟
dediler
مَا
değildir
هَـٰذَآ
bu
إِلَّا
başka bir şey
سِحْرٌ
bir büyüden
مُّفْتَرًى
uydurulmuş
وَمَا
ve
سَمِعْنَا
işitmedik
بِهَـٰذَا
böyle bir şey
فِىٓ
arasında
ءَابَآئِنَا
atalarımız
ٱلْأَوَّلِينَ
ilk
Fe lemma caehum musa bi ayatina beyyinatin kalu ma haza illa sihrun mufteren ve ma semi'na bi haza fi abainel evvelin.
Mucizelerimizi, kanıtlarımızı, göstergelerimizi.
| # | Kelime | Anlam | Kök |
|---|---|---|---|
| 1 |
felemma
|
ne zaman ki | - |
| 2 |
ca'ehum
|
onlara gelince | جيا |
| 3 |
musa
|
Musa | - |
| 4 |
biayatina
|
ayetlerimizle | ايي |
| 5 |
beyyinatin
|
açık açık | بين |
| 6 |
kalu
|
dediler | قول |
| 7 |
ma
|
değildir | - |
| 8 |
haza
|
bu | - |
| 9 |
illa
|
başka bir şey | - |
| 10 |
sihrun
|
bir büyüden | سحر |
| 11 |
mufteran
|
uydurulmuş | فري |
| 12 |
ve ma
|
ve | - |
| 13 |
semia'na
|
işitmedik | سمع |
| 14 |
bihaza
|
böyle bir şey | - |
| 15 |
fi
|
arasında | - |
| 16 |
abaina
|
atalarımız | ابو |
| 17 |
l-evveline
|
ilk | اول |