سورة طه
20.Tâhâ Suresi
"Ta-Ha"
135 Ayet
Tâhâ 20:42
ٱذْهَبْ
أَنتَ
وَأَخُوكَ
بِـَٔايَـٰتِى
وَلَا
تَنِيَا
فِى
ذِكْرِى
"Sen ve kardeşin, ayetlerimle gidin. Öğütlerimi duyurmada gevşeklik göstermeyin."
İzheb ente ve ehuke bi ayati ve la teniya fi zikri.
Tâhâ 20:43
ٱذْهَبَآ
إِلَىٰ
فِرْعَوْنَ
إِنَّهُ
طَغَىٰ
"İkiniz de Firavun'a gidin. Kuşkusuz o azgınlaştı."
İzheba ila fir'avne innehu taga.
Tâhâ 20:45
قَالَا
رَبَّنَآ
إِنَّنَا
نَخَافُ
أَن
يَفْرُطَ
عَلَيْنَآ
أَوْ
أَن
يَطْغَىٰ
"Rabb'imiz! Onun bize karşı aşırı gitmesinden veya azgınlık yapmasından çekiniyoruz." dediler.
Kala rabbena innena nehafu en yefruta aleyna ev en yatga.
Tâhâ 20:46
قَالَ
لَا
تَخَافَآ ۖ
إِنَّنِى
مَعَكُمَآ
أَسْمَعُ
وَأَرَىٰ
"Korkmayın! Kuşkusuz Ben sizinle birlikteyim. İşitir ve görürüm." dedi.
Kale la tehafa inneni meakuma esmau ve era.
Tâhâ 20:47
فَأْتِيَاهُ
فَقُولَآ
إِنَّا
رَسُولَا
رَبِّكَ
فَأَرْسِلْ
مَعَنَا
بَنِىٓ
إِسْرَٰٓءِيلَ
وَلَا
تُعَذِّبْهُمْ ۖ
قَدْ
جِئْنَـٰكَ
بِـَٔايَةٍ
مِّن
رَّبِّكَ ۖ
وَٱلسَّلَـٰمُ
عَلَىٰ
مَنِ
ٱتَّبَعَ
ٱلْهُدَىٰٓ
"Hemen ona gidin: "Kuşkusuz ki biz Rabb'inin iki Resul'üyüz. Artık İsrailoğulları'nı bizimle gönder ve onlara azap etme. Doğrusu biz sana bir ayet[1] ile geldik. Selam[2] doğru yola[3] uyanlaradır."
Fe'tiyahu fe kula inna resula rabbike fe ersil meana beni israile ve la tuazzibhum, kad ci'nake bi ayetin min rabbik, ves selamu ala menittebeal huda.
Tâhâ 20:48
إِنَّا
قَدْ
أُوحِىَ
إِلَيْنَآ
أَنَّ
ٱلْعَذَابَ
عَلَىٰ
مَن
كَذَّبَ
وَتَوَلَّىٰ
"Bize, yalanlayıp aldırmayanların azaba uğrayacakları vahyolundu."
İnna kad uhıye ileyna ennel azabe ala men kezzebe ve tevella.
Tâhâ 20:49
قَالَ
فَمَن
رَّبُّكُمَا
يَـٰمُوسَىٰ
Firavun: "Ey Musa! Rabb'iniz kimdir?" dedi.
Kale fe men rabbukuma ya musa.
Tâhâ 20:51
قَالَ
فَمَا
بَالُ
ٱلْقُرُونِ
ٱلْأُولَىٰ
Firavun: "Öyleyse ilk nesillerin durumu ne olacak?" dedi.
Kale fe ma balul kurunil ula.
Tâhâ 20:52
قَالَ
عِلْمُهَا
عِندَ
رَبِّى
فِى
كِتَـٰبٍ ۖ
لَّا
يَضِلُّ
رَبِّى
وَلَا
يَنسَى
"Onun bilgisi Rabb'imin yanında yazılıdır. Rabb'im yanlış yapmaz ve unutmaz." dedi.
Kale ilmuha inde rabbi fi kitab, la yadıllu rabbi ve la yensa.
Tâhâ 20:53
ٱلَّذِى
جَعَلَ
لَكُمُ
ٱلْأَرْضَ
مَهْدًا
وَسَلَكَ
لَكُمْ
فِيهَا
سُبُلًا
وَأَنزَلَ
مِنَ
ٱلسَّمَآءِ
مَآءً
فَأَخْرَجْنَا
بِهِٓ
أَزْوَٰجًا
مِّن
نَّبَاتٍ
شَتَّىٰ
Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, orada sizin için yollar açan ve gökten su indiren O'dur. Onunla her türlü bitkiden çiftler[1] yetiştirdik.
Ellezi ceale lekumul arda mehden ve seleke lekum fiha subulen ve enzele mines semai maa, fe ahrecna bihi ezvacen min nebatin şetta.
Tâhâ 20:57
قَالَ
أَجِئْتَنَا
لِتُخْرِجَنَا
مِنْ
أَرْضِنَا
بِسِحْرِكَ
يَـٰمُوسَىٰ
"Ey Musa! Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" dedi.
Kale e ci'tena li tuhricena min ardına bi sihrike ya musa.
Tâhâ 20:58
فَلَنَأْتِيَنَّكَ
بِسِحْرٍ
مِّثْلِهِ
فَٱجْعَلْ
بَيْنَنَا
وَبَيْنَكَ
مَوْعِدًا
لَّا
نُخْلِفُهُ
نَحْنُ
وَلَآ
أَنتَ
مَكَانًا
سُوًى
"O halde biz de sana, senin sihrine benzer bir sihirle karşılık vereceğiz. Şimdi üzerinde birlikte anlaşacağımız uygun bir yer ve zaman belirle."
Fe le ne'tiyenneke bi sıhrin mislihi fec'al beynena ve beyneke mev'ıden la nuhlifuhu nahnu ve la ente mekanen suva.
Tâhâ 20:60
فَتَوَلَّىٰ
فِرْعَوْنُ
فَجَمَعَ
كَيْدَهُ
ثُمَّ
أَتَىٰ
Bunun üzerine Firavun dönüp gitti ve yapacağı hileleri hazırlattıktan sonra belirlenen yere geldi.
Fe tevella fir'avnu fe cemea keydehu summe eta.